Güngör URAS / Milliyet
Geçen pazar karımla Beşiktaş’ta müze gezintisine çıktık. Önce İstanbul Resim Heykel Müzesi’ne gittik. Kapı duvar! Bir ara bahçe kapısı açıldı. Bir görevliye “Müze Pazar diye mi kapalı?” diye soracak olduk. Cevaba şaşırdık: “Dört yıldır kapalı. Tamir ediliyordu. Para bitti. Tamirat durdu. Söylendiğine göre 2-3 yıl sonra açılacakmış!”

Bu müze, 1937’de açıldı. Atatürk, Dolmabahçe Sarayı’nın Veliaht Dairesi’nin müze olarak düzenlenmesini emretti. Müzeyi bizzat açtı. Burada 10 bin yağlıboya tablo, 400 heykel var.
Binanın sorumlusu TBMM Milli Saraylar Dairesi. Müzenin sorumlusu ise Mimar Sinan Üniversitesi Rektörlüğü. Tamiratı başlatan ve durduran TBMM Başkanı’na bağlı Milli Saraylar Dairesi Başkanlığı.
1980’lerden bu yana İstanbul Resim Heykel Müzesi’ni canlı tutmak için çaba gösteren Resim ve Heykel Müzeleri Derneği Başkanı Leyla Belli ile konuştum. Bu kadar uzun süre kapalı kalan müzede, gerekli ısı ve ışık şartlarının sağlanamaması ve rutubet sonucu eserler zarar görmez mi diye sordum. Dernek olarak müzede olan biteni izleme şansları olmadığını, koruma ve kollamayı kimin yaptığını ve koleksiyonun durumunu bilemediklerini söyledi.

Eleştirmiyorum, rica ediyorum
Bu eleştiri yazısı değildir. Rica yazısıdır. Sanatçılar, sanatseverler, üniversitelerimizin güzel sanatlar bölümü hocaları, öğrencileri ve İstanbullular… Türkiye’nin ilk resim ve heykel müzesi en büyük koleksiyona sahip. Müze kapalı. Koleksiyonunun durumu bilinmiyor. Lütfen ilgileniniz.
Müzeye giremeyince, Beşiktaş’a doğru yürümeye başladık. Dolmabahçe Sarayı’nın Beşiktaş meydanına en yakın bölümündeki eski saray mutfakları Dolmabahçe Sanat Galerisi olarak düzenlenmiş. Galeride, Milli Saraylar Klasik Türk Sanatları Merkezi öğrencilerinin eserleri sergileniyormuş. Girip de gezelim dedik. Kapıdan girerken beklemediğimiz kadar ilgi çekici çalışmalar gördük. Milli Saraylar Daire Başkanlığı, klasik sanatların tanınması ve yeni nesillere aktarılabilmesi için, 2004’te Yıldız Sarayı-Ferhan binalarında, Klasik Türk Sanatları Merkezi’ni açmış.
Hat, tezhip, minyatür, ebru ve Osmanlı Türkçesi derslerinin verildiği bu merkezde öğrenciler, ön başvurudan sonra, yapılan bir sınavla seçiliyor. Eğitimin sonunda, Milli Eğitim Bakanlığı onaylı bir sertifika almaya hak kazanıyorlarmış.
Çadırlar meydanı kaplamış
Galeriden çıktık. Beşiktaş meydanına doğru yürüdük. Deniz Müzesi’ne girdik. Müzede Osmanlı Bahriyesi’nde Ahşap Sanatı Sergisi var. Sergilenen eserler etkileyici. Ne yazık ki hepsini bolca yaldıza bulamışlar. Görmemişin misafir odasındaki yaldızlı mobilyaları gibi pırıl pırıl parıldıyor. Deniz kenarında dev pavyonların inşaatı sürdüğü için birçok eser depoya kaldırılmış.
Sergi gezileri bitti. Beşiktaş’ta meydana indik. Barbaros Hayrettin Paşa’nın mezarının bahçe kapısında kocaman bir kilit asılı. Meydanın bir köşesindeki Barbaros heykeli ne kadar güzelse öte köşesindeki çadır altı kahveler de o kadar çirkin. Düzce Panayırı’na dönmüş.
Deniz kenarında bir çay bahçesi aradık. Çay bahçelerinin hepsi “cafe” olmuş. Bizim bildiğimiz tahta çay bahçesi iskelelerinin yerini koltuklar, kanepeler almış. Deniz kenarında demli çay içme keyfi yapamadık.
Kaynak : Milliyet



1 Yorum
Şemsettin Sami
“Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Resim Heykel Müzesinin yeni bir mekâna kavuşması için Mimar Sinan Üniversitesine proje teklif ettiğini söyledi. “” Yani şimdiki müze yeri evvelden ne idi ? :
” Dolmabahçe Sarayının Veliaht Dairesi ” ,,,,,,,,,, eee tabii yeni veliahtlar da babaları gibi oraya yerleşip, gemiciklerine oradan bakacaklar.
Kim takar Atatürk müze yapmışı… Dört yılda unutturabilirsek politikası; unuttururlar unuttururlar.. Zaten müzeye ne gerek var ki ????????????????