Süleyman BOZ
Sanat üç farklı anlamda tanımlanıyor; 1. Bir duygunun, tasarının ya da güzelliğin anlatımında kullanılan yöntemlerin tümü ya da bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık; bir meslekte uyulması gereken kuralların tümü. 2. Belli bir uygarlığın anlayış ve beğeni ölçülerine uygun olarak yaratılmış anlatım; Örneğin Mısır Sanatı, 3. Bir şey yapmada gösterilen ustalık
Sanat eseri ise 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda; “ Eser: Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri” olarak tanımlanıyor. Aynı kanunun 2. Maddesinin birinci fıkrasının 3. Bendinde; “Bedii vasfı bulunmayan her nevi teknik ve ilmi mahiyette fotoğraf eserleriyle, her nevi haritalar, planlar, projeler, krokiler, resimler, coğrafya ve topoğrafyaya ait maket ve benzerleri, her çeşit mimarlık ve şehircilik tasarım ve projeleri, mimari maketler, endüstri, çevre ve sahne tasarım ve projeleri.” Şeklinde, İlim ve Edebiyat eserleri tanımlanmış. Mimarlık da bu tanımlanmış sanat eserleri içinde yer alıyor.
* * *

Mimarlığın tanımını açarsak: Binaları ve diğer fiziki yapıları(hastane, gökdelen, hava alanı ..vb.) tasarlama ve kurma sanatı ve bilimidir. İnsanların yaşamasını kolaylaştırmak ve barınma, dinlenme, çalışma, eğlenme gibi eylemlerini sürdürebilmelerini sağlamak üzere gerekli mekânları, işlevsel gereksinmeleri ekonomik ve teknik olanaklarla bağdaştırarak estetik yaratıcılıkla inşa etme sanatıdır. Mimarlık ve yapı sektörü birbiriyle direkt ilgilidirler. Bunun yanında bu mesleğin mensupları; inşaat mühendisliği, makina mühendisliği, elektrik mühendisliği, şehir plancılığı, peyzaj mimarlığı ve iç mimarlık gibi disiplinleri yönlendirerek sağlıklı bir çalışma ortamı oluşturur, ortaya bir proje çıkması için gerekecek sistemli organizasyonu yaparak, bu disiplinler tarafından planlanan, tasarlanan ve üretilen çeşitli ölçek ve kapsamdaki projelerin organizasyonu yapar.
Mimarların yarattığı mimarlık eserleri 5846 sayılı yasa ile telif eser olarak koruma altına alınmıştır. Mimarının izni alınmadıkça proje ve yapı üzerinde değişiklikler, düzeltmeler, ekleme ve çıkartmalar, çoğaltmalar yapılamaz. Mimari eser üzerindeki tüm fikri, manevi, mali, denetleme hakları eser sahibine aittir. Bu yüzden iskan ruhsatlarında (Yapıların bitiminde) mimarlardan “bu yapı, projesine uygundur” anlamında imza alınır.
Bilhassa mimari ve mimarları koruyan bu yasa bazı egemen çevreleri, büyük yapı müteahhitlerini, iktidar sahiplerini rahatsız ediyordu. İktidarlar, müteahhitler, bazı mal sahipleri proje ve yapılarda keyfi, paşa “gönüllerine göre” değişiklik yapmak istiyorlar, mimarlardan da izin alamadıklarında itilaflar doğuyordu.

YASA TASARISI KAPIDA
Şimdi iktidar, 5846 sayılı yasada, imar kanununda ve yapı denetim kanununda değişiklik yapan bir tasarı hazırladı. Tasarı yasallaştığında yerel yönetimler bünyesinde oluşturulacak “Mimari Estetik Kurulları” tarafından “özgün fikir ifade ettiğine karar verilmeyen” mimari eserler üzerinde her tür değişiklik yapma serbest bırakılacak. Yani bir mimari eser üzerinde müteahhidin, mal sahibinin ya da kamunun istediği değişikliği başka bir mimar yapabilecek!..
Son yıllarda yarışmalarla elde edilen projeleri, kamunun yaptırdığı devasa simge yapıları, özel sektörün bilhassa İstanbul’da yaptırdığı yapıları gözünüzün önünden geçirin. Bunların her birisi bir mimarın eseri. Ticari çıkar kaygıları ile bunlar üzerinde değişiklik yapılmak isteniyor. Mimarı da ya hakkını alamadığı için ya da kendi özgün sanatsal yaratısına aykırı olduğundan bu değişikliklere olur vermiyor. Bir evrensel insan hakkı olan, eser üzerindeki hakların izinsiz devredilemeyeceği kuralı şimdi bir yasa ile gasp edilmek isteniyor!
İktidarın unuttuğu bir şey var. Daha önce tahkim yasaları çıkardı. Uluslar arası yasaları meclisten geçirdi. Uluslararası telif haklarına ve patent haklarına uyacağını garanti etti. Bilgisayar programları, müzik eserleri, sanat eserleri, sinema, edebiyat eserlerinin korsan basımı, çoğaltılmasına karşı ağır yasalar çıkardı. İnsanlığın ilk üç temel sanatı (Resim-Heykel-Mimari) arasına giren mimarlık sanatı eserleri üzerindeki sanatçının –Mimarının- telif haklarını ortadan kaldırıcı bu girişim Amerika, Avrupa ve hatta Birleşmiş Milletler’den geri dönecektir.
Siz Zeki Müren’in şarkısını, Lütfü Ö. Akadın filmini, Orhan Pamuk’un romanını, Necip Fazıl’ın şiirini, İbrahim Çallı’nın resmini nasıl değiştiremez, bir sözcüğünü oynatamazsanız, Behruz Çinici’nin ya da Sedat Hakkı’nın mimari eser üzerindeki bir penceresini de izni olmadıkça değiştiremezsiniz. Bu sizin anlayacağınız dilden bir kul hakkı yemektir. Evrensel hukuk açısından ise bir temel hakkın gaspı anlamına gelir. Tasarıda bir madde daha var ki asla kabul edilemez; “..proje müellifi vefat ettiğinde, kalıcı olarak temyiz kudretini kaybettiğinde veya gaipliğine hükmedildiğinde telif hakkı son bulur.” Mevcut yasada telif hakkı miras yolu ile geçiyordu. Düşünebiliyor musunuz, Bill Gates ölecek ve öldükten sonra tüm patent hakları, telif hakları ortadan kalkacak, Windows, anonim “ortalık malı” olacak! Bu şekilde Telif ve patent haklarına dayalı Amerikan ve dolayısıyla dünya ekonomisi çöker!
Fay hatlarını Belediye Meclis Kararlarıyla birkaç kilometre öteleyen belediyeler görmüştük ama evrensel bir sanatı sanat olmaktan çıkaracak yasa hazırlayan bir iktidarı ilk kez göreceğiz!.. İktidar bu tehlikeli oyundan vazgeçmeli, “3194 SAYILI İMAR KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI”NI geri çekmelidir.
Kaynak : www.deha20.com



2 Yorum
taner alpaslan
İktidar hayatımızdan o kadar çok şey çıkarmaya başladı ki, önceleri birşey olmaz diyenler şimdi ne diyorlardır bilemiyorum. Özel hayata, kamusal hayata ve bütün yasalara sert bir müdahale söz konusu.
Selma Aksoy
İktidarın mimarlık yapmayı basitleştirip ve fikir sanat kurallarına ait bir iş olmanın dışına çıkarmak gibi bir düşüncesi var. Eski Toki başkanı karadenizli bakan zaten mimarlara değer vermeyen eski tip karadenizli müteahhit gibi konuşuyor. Zaten zihniyet olarak düşünen insanlardan hazzetmiyorlar. Mimarların bir karşı duruşu olmalı.