Yerel Siyasetin Sol Derinliği

5 Dakika Okuma Süresi

GÜRKAN AKGÜN / Birgün

(…) derinlikten, derinliğe ilerlemekten korkmanın böcekçe korkusudur. (…) kişilik kazanmamış bir yarı aydınlar ortamında kimsenin yarım yamalak düşünce ve duygu “müktesabat”ını irdelemeye, kendi edinimleriyle hesaplaşmaya niyeti yoktur çünkü. Herkes kendinden o kadar memnundur ki, bütün endişesi esnaflığını nasıl sürdürebileceğidir…

Oğuz Atay-Günlük

(Türk romanı üzerine düşüncelerinden alıntılanmıştır)

Görünen o ki, kimi yerlerde çeşitli çabalar olsa dahi sol, yerel seçimlere ciddi bir mevzi kaybı ile girecek gözüküyor. Son dönemlerde toplumsal muhalefetin çeşitli alanlarında görülmeye başlanan kıpırdanmalar, yerel seçimlere dair derli toplu bir politika yapma zeminini oluşturamadı maalesef. Siyasal öznelerin dağınıklığı, solun uzun dönemden beri ülke gündemini etkileme, yönlendirme konusunda muktedir olamaması; yükselen AKP karşıtı muhalefeti seçimler ekseninde, toplumun geniş kesimleri önünde görünür kılamadı. Hatta kimi yerlerde bu muhalefetin sinik bir şekilde, CHP arkasına mevzilenmesine dahi yol verdiği söylenebilir.

Yıkıcı bir yaratıcılık
Yanlış anlaşılmasın, burada yerel seçimlere dair yaptığım vurgu, solda siyaset yapmanın kendisini yalnızca iktidar perspektifine indirgemek, onu sınırlandırmak amacını gütmüyor. Ancak unutulmamalı ki seçimler, kazanma ve kaybetmenin ötesinde, siyasetlerin iddialarını, projelerini, hedeflerini kamuoyuna ulaştırmada, kamuoyu nezdinde bunları sınama ve tartışmada halen daha önemli araçlardır. Bu noktada insana, doğaya, yaşadığı çevreye dair sözünü, iddiasını kaybeden bir soldan bahsetmek bize yakışmaz. Çünkü şayet biz “var” isek bu durum; partilerin, sendikaların, platformların, derneklerin… yan yana gelmesinden ibaret değil (ki bunu birçok seçim işbirliği göstermiştir), “biz”i, toplumun ezilen, üreten, dışlanan, yoksul bırakılanın ta kendisinden ibaret gördüğümüzden, görmemiz gerektiğinden ileri gelir. Dolayısıyla bu yazıdaki satırlar da bir umutsuzluğun ve nihilizmin yansıması değil, geleceğe dönük bir kırılmayı ve kıvılcımı amaç edinmekte. Önümüzdeki döneme dair umudu sınıfın kendisinden, aşağıdan; yapıcı bir eleştirellikte değil, yıkıcı bir yaratıcılıkta beklemekte. Çünkü bugün sol, doğruları dile getirse dahi, bir yandan hüzünlü ama bir yandan da kendi içerisinde kendini iyi hisseden bir cemaate, malları tükenene kadar iş yapan entellektüel bir esnaflığa indirgenemez. Burada ancak ezber bozmanın kendisi bir ezbere dönüşür ya da geçmiş zaman olur ki ağıtlarına yaslanılır. Oysa bizim onca zamandır biriktirdiğimiz ve şimdi toplumla yan yana, gündelik yaşam içerisinde bıkmadan usanmadan sınamamız gereken politikalara ve eylemliliğe ihtiyacımız bulunuyor.

Memlekette yerel seçimlere yönelik siyaset, merkez yürütme kurullarının belirleyiciliğinde, büyük ölçüde yereldeki sorunlardan kopuk ve özellikle yolsuzluk-seçim rüşvetleri tartışmaları zemininde şekilleniyor. Toplumun önünde, geleceğe yönelik program ve somut önerilerin konuşulmuyor oluşu, esasında mevcut düzen partilerinin ufak nüanslar dışında birbirine benzer zihniyetle şekillenmesinden kaynaklanıyor. Yarışmacılık, kamusal hizmetlerin işletmeciliği, yönetişim, imar rantlarının sermaye birikimi aracı haline getirilmesi gibi “vizyon”lar dışında ortaya herhangi bir şeyin konulduğunu göremiyoruz. İdare anlayışında eğitimden, sağlığa; kentsel hizmetlerden, barınmaya kadar halkı her şeyin karşılığında bedel ödemesi gereken müşterilere indirgeyenler, yatırımcıya hizmet söz konusu olunca bunu tamamen ücretsiz olarak sunabilmekte; vergi, izin, harç gibi “zorluk”ları devletin kendisi kolayca çözümleyebilmektedir (bkz. kalkınma ajanslarının varoluş amaçları ve kanun metni).

Seçimlerin ötesinde
Evet, bizlerin önünde bu yerel seçimlerin de ötesinde eşitlikçi, özgürlükçü bir siyaseti inşa etmenin, başka bir hayatı kurmanın yakıcılığı durmaya devam ediyor. Yerel yönetimlerde mahalle komiteleri oluşturmaktan, söz ve yetkiyi tabana yaymaktan, şeffaf, katılımcı bütçe oluşturmaktan, bütüncül kent planlanlamasından, etkin bir toplutaşıma sistemi kurgulamaktan, 3. köprüye sadece, evet sadece “hayır” demekten, en küçük yaşam birimlerinde afet yönetim birimleri kurmaktan, kriz karşısında dayanışma ağları, istihdam alanları oluşturmaktan, kültürel ve doğal çevreyi korumaktan… yana birçok politikamız elimizin altında bulunuyor. Yıllarca odaların raporlarında, üniversitelerin tezlerinde, parti bildirgelerinde, sempozyum sonuçlarında, mahalle komisyonlarında bunları ortaya koymuşuzdur. Demek ki, bilgi üretmenin ötesinde tüm bunları sokakta yaşayan insanın hayatında anlamlı kılabilecek bir politik inşaya ihtiyacımız var bugün. Ve başta da söylediğim gibi önümüzdeki dönem yeni bir şeyleri dayatmaya meyilli gözüküyor.

[email protected]

1 Yorum

  1. coşkun kılıç

    sol adaylara gerçekten gereksinim var. sol seçmene de üstelik. toplumda ciddi sol seçenek çok zayıf bulunduğu için malesef şimdi bu ortaya çıkan kişiler azınlıkta kalmak mecburiyetinde. işin hüzünlü tarafı belki.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir