Yenikapı için başka türlü bir merak!

3 Dakika Okuma Süresi

Elif Özdemir
Mimar

Yenikapı için başka türlü bir merak!

Derin teorik analizler yapmak, bilinenleri kopyalayıp yapıştırmak, özetle lafı uzatmak istemiyorum.
Boşlukta kalan eksik bilgi var ise internet üzerinden araştırır doldurabilirsiniz.


Derdimin esası şudur;
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Etüd ve Projeler Daire Başkanlığı Projeler Müdürlüğü tarafından – İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’na proje başvurusu yapılmış olan- “Yenikapı Transfer Noktası ve Arkeopark Alanı” Projesi, İstanbul 2010 AKB Yönetim Kurulu Kararı ile, “Kentsel Uygulamalar ve Kültürel Mirasın Korunması” başlığı altında yarışmaya açılmış ve projenin elde edilmesi amacıyla, “Uluslararası Ön Seçmeli Davetli Mimarlardan Mimari Avan Proje Temini Hizmet Alımı” yöntemine karar verilmiş idi.

Mimarlık kamuoyunun yakından bildiği – izlediği ve artık kentteki ‘çılgın proje’lerin büyük bir heyecanla kentliye sunulması nedeniyle medyada da yer alan bu yarışmaya yeterlilikleri kabul edilen yerli-yabancı 9 ekip katıldı. 4 ay proje üzerinde çalıştılar. Nisan ayının başlarında projeler jüriye sunuldu. 3 ekip projelerini geliştirmek üzere finale kaldı.

Mimarlık camiası yarışmanın oluş şeklini, sonuçlarını vs. kendi kendine tartışırken merkezi destekli yerel yönetim golü attı: Tarih 20 Haziran.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yenikapı da 1 milyon kişilik miting alanı projesini hazırlamış! Tüm medyada projenin görselleri ve özellikleri çarşaf çarşaf… Gece – gündüz ışığı ile…
Çok komik değil mi? Acıklı diyemiyoruz artık.
Aradan 2 aya yakın zaman geçti. Ne belediyeden, ne jüriden, ne bu projeye kafa patlatıp hazırlanan yerli-yabancı uluslararası ölçekte star proje grubundan, ne mimarlık kamuoyundan, ne UIA lı jüriden, … ses çıkmadı –ben duymadım-.
Yeterlilik, böylesi emrivakilerle karşılaşıldığı zaman sessiz kalmak, durumu peşinen kabul etmek anlamına da mı geliyor acaba? ‘Nasılsa emek hakkını aldık’ hissi tüm mimari egoları, sorumlulukları bastırabiliyor mu? Her durumda savrulan ‘parası neyse veririz’ rahatlığı tüm emekleri çöpe atmaya yeter mi?
Bu yarışma için her ekibe 100.000 $ ödendiğini -merak ettik- biliyoruz… Yani bilinen 900.000 $ masraf. İMP nin çalışmalarını ve yarışma için yapılan diğer masrafları bilemiyoruz. jüri, organizasyon vs.
Hadi diyelim ekipler paralarını aldılar ve tüm egolarını da bastırdılar. Bizim cebimizden çıkan paraya ne olacak?
‘1 buçuk 2 milyon dolarla kamusal ölçekte nasıl projeler yapılır’ diye bir fikir projesi yarışması açsak; Tüm hevesli, gönüllü, acemi, emekli, deneyimli, star,..vs. mimar ve mimar adayları yarışsa. Ortaya çıkan projeleri bundan sonra kaptırmayacağımız paralarla yapsak….
İşin mümkün romantizmi bir yana…….
Başta lafı uzatmak istemiyorum dedim ama, nedenleri bilinen bu sessizlik – üzgünüm ama yerli-yabancı bu ikiyüzlülük- canımı çok sıktı. Bir ses olsun istedim, belki yazın rehavetinin içinden bir yankı bulur.

Elif Özdemir
Mimar

*Ben kendi kendime bunları düşünürken Andrew Finkel erken davranmış, New York Times ten sormuş.

13 Yorum

  1. KORHAN GÜMÜŞ

    Belediye sanki yaramaz bir çocuk. Yenikapı’da inşa edilecek transfer merkezinin projesi için bir yarışma düzenliyor. Dünyanın parası harcanıyor. Mimarlık ofisleri harekete geçiriliyor. Yarışma sonuçları açıklanıyor. Tam yarışma sonuçları açıklandığında, bu çalışmayı anlamsız kılacak başka bir projenin, 1 milyon kişilik dolgu alanın ihale süreci başlıyor. Ne kadar şaşırtıcı değil mi? Yarışmayı yapan da, yoksayan da kendisi.

    Büyükşehir Belediyesi yarışmayı kendiisteği ile düzenlemiyor elbette. Biraz zorla, biraz da hoş görünmek için. Bir de ortada kullanılması gereken bir bütçe var. Yoksayarışma, proje gibi işler yöneticilerin çok umurunda değil. Zaten beş yıl önce yol kenarına asmış olduğutabelaya baksanız, buraya kazulet bir AVM kondurup kendi çapında işini bitirmiş olduğunu anlaşılıyordu.

    Madem projeleri çöpe atacak,neden yarışma düzenliyor, boşu boşuna? Yarışmanın bir işe yarayacağını zannedenler, şaşırıyorlar, benim gibi.

    Ama Büyükşehir’in asıl derdi başka. O da sonra ortaya çıkıyor. “Karamanın koyunu, sonra çıkar oyunu” misali…

    Meğersem Büyükşehir Belediyesi yetkilileriTarihi Yarımada’ya devasa bir dolgu yapmayı önceden planlıyorlarmış ama tepki çekmemek için bunu ihale edilene kadar gizlemişler. Kimden? Kamuoyundan elbette. Ama önce kendi iş verdikleri mimarlardan, görevlendirdikleri seçici kuruldan, kişilerden. Bunun için harekete geçirdikleri insanlardan.

  2. Haluk Taş

    Türkiye’nin yıllık cari açığı 90 milyar dolara, toplam dış borcu ise 500 milyar dolara doğru gidiyor. (Yunanistan 150 milyar euro ile batmıştı). Güneydoğu’da Saddam’a karş Amerika’lılar desteklendi, PKK desteklenmiş oldu, şimdi aynı şey Suriye’de tekrarlanıyor, artık Türkiye’de de benzer senaryolar sahneye konulmaya başladı.
    Kendinizi hokümetin yerine koyun adamlar çılgın projeler, çamlıca camileri, yenikapı deniz çıkıntıları yapmasınlar da ne yapsınlar?
    Milleti ancak bu boyutta yemlerle kandırıyorlar. Haklılar valla.

  3. Zeynel Uslu

    Yenikapı’ya birşey eklemeyin, antik alanı ve metro girişlerini yarışma projesi gibi düzenleyin yeter.

  4. Ferda Çetinkoz

    Yenikapı sahiline yapılan bu çıkıntı projesi anlamsız bir gereksinimin anlamsızca ele alınmasıyla, olsa olsa belediye başkanı yada bir bakanın hiç bir mimarlık-şehircilik kriterini gözetmeyen isteğinin dikkate alınmasıyla zorlanma projedir.
    Umarım uygulamaya kalkışmazlar.

  5. Melek Genli

    Halkın gözünden kaçırılmış bir proje bana göre. Yok Çamlıca camisi, dünyanın en büyük camisi falan derken pat diye koca bir meydanı üstelik vasat bir etüdle, hiç bir kentsel plana entegre etmeden üç boyut görüntüleriyle servis ediyorlar.
    Sanki toplumun sinir uçlarına şok veriliyor. Sanki tansiyon ölçülüyor. Sanki azar azar uyuşturucu veriliyor.

  6. aydın yücel

    Mimarlık tarihine bakarsanız baskıcı yönetimler, padişahlar, diktatörler , büyük sermaye kendi güçlerini ve zenginlikleri vurgulamak ve toplum üzerine korku salmak için devasa yapılar inşa ettirmişler. Bu güne baktığınızda da benzer hevesler görürsünüz. En büyük binalar, en büyük camiler , ikinci boğaz, en büyük hayvanat bahçesi vs. vs saymakla bitmez. Oysa insanlık daha küçük dertlerinin çözülmesi beklentisinde. Karnı doysun,iş bulsun, sağlık eğitim sorunları çözülsün, gelecek endişesi olmasın. Nedense bu konular büyük projeler kapsamına girmiyor. Elbette ki, “büyük proje ” kapsamına girmeyen çözümlerde iktidar tarafından sempatik bulunmuyor.
    Sevgil Elif,
    Yani böyle “büyük büyük projeleri”, “büyük büyük mimarlara” büyük büyük paralar dökerek yapmak dururken, insan ölçeğinde basit sorunlara odaklanmış “basit mimarların” projeleri itibar görür mü hiç!

  7. cemil öncü

    Yenikapı için yapılan bu zevksiz meydan acaba kimin ‘eseri’. Meydan yaptım denince meydan olur mu? Dolgu yapıp denizden yer kazanarak üstelik.

  8. Anonim

    AKP’nin bir imar politikası olduğunu söylemek mümkün değil, tüm dizginlerin ellerinde olduğunu ve bunun için sadece seçilmiş olmanın yeterli olduğunu zannediyorlar. Başta belediyeleri olmak üzere baltayı taşa vurmadıkları yer de yok. Çamlıca’dan sonra Yenikapı da sayısız diğer skandalın yanında yer alıyor. Bir milyon kişiyi toplayacak bir meydan yapmak isteyene sorarlar hiç mi sayı saymayı bilmiyor? Nasıl güvenlik sağlanacak ? Bir panik anında ne olur? Marmara denizinin tamamı fay hattı ve denizin karaları yutmasıyla oluşmuş. Bir deprem anında -ki 1512 ve 1764 depremlerinde denizin surları aştığı söyleniyor – kapıya gelen büyük depremde bu alan ne olur?
    Salla meşgul et uyut… işte üçüncü dünyanın politikası ve politikacısı.

  9. Mustafa Sadi Şener

    Şu elit mimar lafı AKP’nin seçkinler sözünün karşılığı ve bence artık dilimizden çıkmalı. Çünkü arkasındaki emeği ve formasyonu görmeden insanları suçlamak, cehalete kapı açmaktan, cehaleti yüceltmekten, cehaleti iktidara taşımaktan başka bir işe yaramıyor. Bir kaç yıl önce bir dersimde öğrencilerden birisi onlar “entel dantel takımı” dedi. Entel kelimesinin akıldan, bilgiden türediğini söyledim ve kendisini ne olarak gördüğünü sordum bana “hocam bana hakaret ediyorsunuz” dedi.
    Vikipedia “entellektüeli Kültür ve sanat konularında uzman kabul edilen, bu konulardaki bilgisi birikimi kültürel bir otorite olmasına olanak sağlayan ve toplum karşısında çeşitli konularda değerlendirmeler yapan kişi.
    Geçmişte tahsilli, bilgili kişiye münevver denilirdi. Daha sonraları aydın sözcüğü “kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli (kimse)” anlamında kullanılmaya başlandı. Entelektüelin ise, düşünüre yakın bir anlamı vardır.”
    Han odasından bozma bürosunda belediye ile ortak “kes yapıştır azıcık da çekiver” projelerini yapan birisinin konumu, kırk elli kişi çalıştıran en iddialı projeleri yapmak için gece gündüz çalışan bir insanla kıyaslanamaz. Mimarlarımız kırk elli kişiye maaş ödeyecek cesareti bulunduğu zaman bence yıldız kelimesi de daha iyi anlaşılacaktır.

  10. Hasan Kıvırcık

    “Yenikapı” üzerinde çok konuşulan bir konu son yıllarda. Orada yapılan arkeolojik kazılar ve İstanbul tarihini bilinenden binlerce yıl geriye taşıyan hazineler dert oldu bir ara başbakan ve ulaştırma bakanına. Sonra metro çalışmasını geciktirmenin sebebi olarak gösterildi, “nedir onlar, çanak -çömlek…” falan dendi.
    Ardından bu bölgenin düzenlenmesi için “mimari yarışma” çok ele alındı. Yöntemi üzerinde tartışmalar, jürisi, jürinin tespit edilmesi, davetli mimari gruplar… geçtiğimiz yılın Yenikapı mevzusunu oluşturdu. Sonunda bir yarışma yapıldı ve ortaya projeler çıktı.

    Oysa kentten sorumlu yöneticiler çok daha başka faydalı buluşlarla “halka hizmetten” geri dururlar mı?

    Belediyenin içinden veya görevlendirdiği başka bir “tasarımcı” ülkemizin ve kentimizin ‘ileri demokratik’ düzene geçerken yegane eksiği olan 1 milyon kişilik miting meydanı “fikrini” buluvermiş. Bu önemli, hiç kimsenin akıl edemediği Tarihi Yarımadaya üstelik eklenen keşif sonrasında söyleyecek söz kalmıyor açıkçası.

    Ancak tasarımın uygulama projesinde epeyce iş daha var diye düşünülebilir. Mesela meydanda toplanacaklara yapılacak su-biber gazı, yıkama kurulama servisleri için ve gerektiğinde “ileri demokrasiyi” kötüye kullanacaklara dair denize dökme işlemleri için de tesisat ve mekanizmalar galiba planlanacaktır.

    Sevgili Elif’in önümüze getirdiği hastalığın sebepleri sisteme dair kanımca. Bu tepeden inmeci anlayış devam ettikçe, üstelik Gökçeli’nin dediği gibi “rıza gösteren” mağdur kent halkı oldukça bu ve benzeri icraatlar bitmez.

    Ama karşı çıkmak, karşı olmak diye de bir yol var tabi…

  11. Aynur Savaş Uluğtuğ

    Sevgili Elif,ben de sesine güç katarak sessizliğin sesi olalım derim.
    Gayet öz olarak meseleyi ortaya koyduğun ve bilgilendirdiğin için kutluyorum,
    Aynur Savaş Uluğtuğ

  12. Raşit Gökçeli

    Dünyada “bu mimarlar” ve bizde “bu kentliler” oldukça daha çok arkeopark, daha çok “miting alanı” yaparız.

    Bence ne “‘aura’ları ve façaları yerinde elit mimarlar” ne de “mücavir dolgu alanları” için fırsat kaçmış degil :-)))

    Kamusal akçeleri har vurulup harman savurulmuş İstanbul halkı ise “rızakar magdur”, “rızakar kurban” durumunda “devlet ve belediye dersinden” sınıfta kaldı.

    Her zamanki vakayi adiye…

  13. coşkun kılıç

    Sayın Elif Özdemir. Gerçekten tam zamanında ya da herkesin tatil modunda yaz rehavetinde olduğu bir sırada sessizliği yırtmış, ses olmuşsunuz.
    Oldum olası belediyelerin açtığı yarışmaların maksatlı olduğunu, birşey yapmak için değil de birşeyi gizlemek için yarışmacıları ve mimarları kullandıklarını düşünmüşümdür. Yanıldığım örnekler oldu ama çoğunda yanılmadım.
    Daha Yenikapı yarışmasının mürekkebi kurumadan bu nasıl bir iki yüzlülüktür, anlamak mümkün değil.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir