Yazıklar olsun !

5 Dakika Okuma Süresi

Ayşe Arman

ARTIK kimsenin tahammülü kalmadı. Bıçak kemiğe dayandı.
İnsanlar istemiyor böyle ‘kabadayılık”.
İnsanlar istemiyor, böyle ‘ideolojik meydan okuma’.
Yeter ya!
Yettiniz ya!
Bir dinleyin ya!
Son derece ‘masum” bir istekleri var:
Nefes almak.
Taksim’in ciğerlerini korumak.
Geç de olsa dün Gezi Parkı’na gittim, gördüm.
İki elin kanda olsa gidersin.
Artık öyle bir hal.
Artık öyle bir ruh hali.
Televizyondan izlemek yetmiyor, sosyal medyadan desteklemek yetmiyor, orada olmak, o insanların yanında olmak istiyorsun.
Duyarsız kalmak mümkün değil, işini gücünü bırakıp oraya koşuyorsun, çünkü korkunç şeyler oluyor bu ülkede, bu şehirde…
Ne gazetelerde gördüğünüz gibi, ne ekranlara yansıdığı gibi…

Gerçekten insanlık dışı.
Akıldışı.
Tamamen masum bir talepleri var.
‘Ağaçlarımızı kesmeyin’ diyorlar.
‘AVM de istemiyoruz, kışla da istemiyoruz. Buranın yeşil kalmasını istiyoruz’ diyorlar, ‘Daha güzel bir park haline getirilmesini istiyoruz”…
Bu kadar zor mu insanlara kulak vermek?
İşi bu hale getirenlere, bütün o biber gazını insanlara püskürtenlere, çadırları yakanlara yazıklar olsun!
İktidar sahibi olmak demek buysa, olmaz olsun böyle iktidar!
‘Ben iktidarım, istediğime kafa atarım” diyorsan, senin diğer zalimlerden ne farkın kalır? Başbakan. ‘Ben karar verdim böyle olacak” diyorsa, insanların da, Hayır böyle olmayacak. Nefe alma hakkımız elimizden alınmayacak’ deme hakkı var.
Nitekim öyle yapıyorlar.
Gezi Parkı’nda olan budur.
Yaşlısı, genci, üniversite öğrencisi, anne-oğul. baba-oğul nöbetleşerek oradalar…
Yedikleri biber gazı da umurlarında bile değil.
Birbirlerinin göğsüne sarılıp gaz saldırısını atlatmaya çalışıyorlar ama evlerine gitmeyi düşünmüyorlar bile, orada tek yürek olmaya devam ediyorlar.
İnsanlarla konuştuğumda gördüm ki. gerçekten dertleri siyaset değil. Ağaçları, yaprakları, çiçekleri, kuşları koruyabilmek istiyorlar. Bu yüzden de eziyet görüyorlar ama yine de pes etmiyorlar ve soruyorlar:

‘Bir tane bile mi çevreci AKP yanlısı yok. bir tane bile mi çevreci AKP milletvekili yok?’ Gerçekten yok mu?
Yoksa bunu söyleyebilecek bir tane bile AKP milletvekili mi yok?
Bir de tabii şu meşhur ‘milli irade meselesi” var.
Başbakanın ve siyasetçilerin görevi insanların sorununu çözmek, vatandaşa hizmet etmek değil mi? Hani milletin iradesinin üzerinde hiçbir güç olamazdı.
Hem milli iradeye saygı duyduğunu söyleyeceksin, hem de milli iradeyi hiçe sayacaksın… Gerçekten aklım almıyor.
Bir başbakan istediği yere cami dikebilir, istediği yere AVM yaptırabilir mi?
Bir başbakanın bunlarla uğraşması hukuki mi?
Bizim ülkemizde oluyor.
İnsanlar Taksim Parkı’nda yapılaşmaya, ranta izin vermeyeceğiz’ diyor.
Sallayan yok. takan yok…
Milletin talebini bugün dinlemeyecekler de. ne zaman dinleyecekler?
Benim dün edindiğim izlenim şu:
Kimse, bir şehrin göbeğindeki parkı söküp atamaz, atmamalı.
Başbakan da olsa bunu yapmamalı.
Samimi bir direnç var orada.
İnsanlar gerçekten isyan ediyor.
Umarım kulak veren birileri olur!…
‘AK Parti’ye oy vermiş insanların da bu ağaçlara sahip çıkmasını istiyoruz’
Mustafa Alabora
‘AKP’ye oy vermiş insanların da buraya gelip, bu ağaçlara sahip çıkmalarını istiyoruz. Parti gözetmeksizin hepimiz böyle yapmalıyız. Burası, İstanbul halkının soluk aldığı yer, korumalıyız. Ağaçların sökülüp, yerine bir beton yığınının dikilmesine karşı çıkmalıyız.
Dün Başbakan, “Buradaki tarihi biliyor musunuz’ dedi. Topçu Kışlası varmış. İyi ama ondan önce de Ermeni Mezarlığı vardı. Acaba bundan haberi var mı? Belki Bizans İmparatorluğu zamanında da başka bir şey vardı. 92 yaşındaki Aydın Boysan’a soruyorum, onun hafızasında bile Topçu Kışlası yok. Demek ki, ortada başka bir hesap var. Başbakan. “Ne olursa olsun biz karar verdik’ diyor, biz de “Sen ne yaparsan yap. biz de tepkimizi göstereceğiz!’ diyoruz. Hiçbirimiz, bunun bir CHP. AKP. MHP kavgasına dönüşmesini istemiyoruz. Çünkü burada parti önemli değil, söz konusu olan ağaç ve doğa. İnsanın ömrünü uzatacak bir park. Türkiye, giderek bir polis devleti olma konusunda ilerliyor Askeri vesayetin kalkması için, kendi adıma AK Parti’yi desteklemiştim. Fakat üzülerek bir polis devletine doğru gittiğimizi görüyorum. Şimdi de polis devletine karşı mücadele ediyorum. Tayyip Erdoğan’ın Topçu Kışlası projesine karşı benim de bir hayalim var. Dünyanın en önemli peyzaj mimarlarına bir yarışma açılsın ve bu park dünyanın en güzel parkı haline getirilsin…’


Kaynak : Hürriyet

11 Yorum

  1. ESRA BAŞER

    ARTIK BU GEZİ MASKARALIĞUINA BİR SON VERİLSİN..K
    İMİN NE OLDUĞU NE MAKSATLA ORTALIĞA FIRLADIKLARI BESBELLİİ.HALA O İĞRENÇ SENARYODAN MDET UMÖANLARIN OLMASI ÇOK AMA ÇOK ACINÇ BİR DURUM…TÜM BU OLAYLAR KISKANÇLIKTAN KAYNAKLANAN VE BİZİM HL İKTİDR ŞANSIMIZ SIFIR DİYENLERİN ÇIĞLIKLARINDAN BAŞKA BİRŞEY DEĞİL…ADAM OLUP PROJE ÜRETİN KOMPLEKSLİ KEDİLER…BİRZDA BEYİNLERİ GÜZELE YÖNELTİN…BU TÜR UCUZ SİYASETLER ARTIK ÇOKTAN İFLAS ETTTİ BEYLER….

  2. Emine

    Dün gece en sonunda bir adet provokatör gördüm. Otobüsün üzerine çıkmış kadınların olmadığı kendi öz kütlesine tipik bir erkek diliyle ve dayak atan koca, baba, aile ferdi havasında hitap ediyor diliyle dövüyordu. Bence birisi onu uyarmalı.

  3. Ali Erkil

    Gezi Parkı isyanı sanılanın aksine bir çelişkinin isyan şekline dönüşmesidir. Bunu görmek için provokasyona isteyerek ya da istemeyerek neden olan unsurları görmek gerekir. Başta tabi ki Başbakanın aşağılayıcı tavrı ve inadı. Ancak bu tek unsur değil; çağdaş dünya ile uyuşamazlığını göremeden sabah akşam dini ön plana çıkartan birdenbire ortaya çıkmış televizyon kanalları, müziği, resmi, heykeli… cehennemlik günahlar ilan eden radyo kanalları, TV’lerde cin hikayeleri, cahil halk için hazırlanmış yayınlar. Her geçen gün biraz daha fazla açılan hoparlörler. Adalete olan inancın -ki çok azdı- tümüyle yitirilmiş olması. Eğitim sorunlarının giderek artarak kötüleşmesi, paraya dökülmesi. Dağ taş sitelerle dolması ve buna doyulmaması. Kenar semtleri ezmeye başlayan devasal “rezidans’lar”. Esnafın canına okuyan AVM’ler. Hatta hatta diğer kesimleri de rahatsız eden çok şey var: örneğin giderek bir moda gösterisine dönen türban ve otobüs yavrusu jipler bile bir kesimde rahatsızlık yaratıyor. İnancımızı kaybediyoruz diyorlar, korkuyorlar. Doğu’da aldatılıyormuyuz, kullanılıyormuyuz korkuları yaygınlaşırken, geleneksel milliyetçi kesim ise bizden ne gizleniyor diye telaşta.
    Bu kadar farklı hatta zıt rahatsızlıktan ortak bir ideoloji çıkması mümkün değil; ama her bir ideolojinin de bundan kendisine pay çıkartacağı ve güçleneceği de bir gerçek.
    Durum vahim.

  4. salih şencan

    gezi parkı direnişinin ;ideolojik formasyonun sosyal pratiğe dönüşme biçimi olduğunun altını kalın çizgilerle çizmeden sorunu kavramanın ve ileriye dönük çözüm önerileri geliştirerek anayasa sürecinde yaşanabilir çevre ve kentler ile kentli hakları konusunda kalıcı yazılı metinleri maddeleştirmenin olasılığı yoktur..gezi parkında avm yapılması planı da buna her görüşten insanın karşı durması da ideolojik formasyon altında değerlendirilmedikten sonra eylemler hedefi ıskalayacaktır..parlamento içi muhalefetin yukarıda bahsettiğim konuda yetersizliği ve kaba çıplak ajitasyonu düşünüldüğünde,ve parlamento dışı kendilerine marjinal yaftası yapıştırılan siyasal çevrelerin de yetersizliği değerlendirildiğinde yeni bir siyasal parti(tabela partisi değil ama,hayatın her alanını betimleyen;tükiye halk kurtuluş partisi ya da tip benzeri bir parti) kurulması ve kadrolarının bu süreci başlatacak tartışma ortam ve buluşmasını yaratması sürecin epeyice bir zamandır dayattığı konudur..bu işin mustafa kemalin askerleri,ülkücü eskileri ve ”sosyal demokratlarca” kotarılamayacağı net bir şekilde görülmektedir..

  5. Yılmaz Kuyumcu

    Türkiye planlama cehaletinde çağ atladı. Zaten “şehircilik”, “planlama” deyince bizim politikacıların renk değiştirdiğini, fenalıklar geçirdiğini, hatta silaha -gaz, top, tüfek- sarıldığını biliyorduk şimdi mimari de işin içine girdi.
    Kendisini bilimden, sanattan, estetikten daha üstün zanneden politikacılar bunu gerçekleştirdi. Artık uyumdu, fonksiyondu, işlevdi, anlamdı, çağdı, çağın ifadesiydi, işlevin yansımasıydı, mimarın kendisinin ifadesiydi, semboldü hatta gelenekti hepsi boş. Bul bir eski biçim yapıştır olsun bitsin projenin hası böyle olurmuş.
    Tüm öğrencilerden onlara dönem başlarında bir program, bir arsa, bir çalışma takvimi verdiğimiz, onlardan üç boyutlu çözümler sağlayan plan maketler istediğimiz için özür dileriz. Plandı, çizimdi, üç boyuttu bunlar gereksiz miş. Yanlış yapmışız. Doğrusunu onlar biliyorlarmış.
    – Öğrencilerimiz, sakın bu durumdan teslimler iptal diye bir sonuç çıkartmayın, dönemler geçici planlar kalıcıdır –

  6. Asuman Yeşilırmak

    Kentiçi yeşilin zaten çok çok kısıtlı kaldığı, olanların da bakımsız bırakıldığı kentte yeşili ve kalitesini artırmaya çalışmak varken, “parkın” içine, ağaçlarını bile yerlerinden sökerek o anlamsız kışla binasını ille de yapacaklar. Ama içine ne koyacaklarını bilmiyorlar. Projesi hazır, “aslına uygun” bir “kışla” binası… da, içine AVM’mi, rezidans mı, müze mi, yoksa kafe “falan” mı uydursunlar, ona karar vermemişler. Ama yapılacak. Yeşilinizi korumak mı istiyorsunuz? Siz kim oluyorsunuz? Başbakanınız/Padişahınız karar verdi bir kere, YAPILACAK o kadar. İtirazın varsa “sandığı” beklersiniz. Sandıktan çoğunluğun oyuyla çıkanın buyruğuna karşı yapılan her tür itiraz “antidemokratiktir”. Şu İdare mahkemesinin yürütmeyi durdurma kararına ne demeli, hem de eylemle aynı günde… Hem neyi durduruyor ki, ne yapılacağı bile belli değil ki, tarihi eserin “ihyasını” mı durduruyor? Ülkenin “demokrasi” aşığı Başbakanının “yapacağız” demesine rağmen nasıl böyle bir karar alır mahkeme?? İnsanlar bu demokrasiden öyle sıkıldılar, öyle boğuldular ki sonunda kendilerini biber gazlarının, tazyikli suların, panzerlerin ortasına attılar.

  7. Ali Ocakçı

    Atatürk Kültür Merkezi acilen açılmalı Mimarlar Odası muhalefetinden vazgeçmeli gereken düzenlemeler de biran önce yapılmalıdır. AKM’siz bir Taksim daha zor korunur.

  8. SÜLEYMAN BOZ

    ADAMIN TIRSTIĞI, GERİ ÇEKİLDİĞİ FALAN YOK.. HALA İNADIM İNAT DİYOR.. BAKIN EN TAZE AÇIKLAMASI: “TOPÇU KIŞLASI GEZİ PARKINA YAPILACAK.. GİRİŞİNE, ZEMİN KATINA AVM YAPILACAK.. HATTA AKM’Yİ DE YIKMALIYIZ.. GEZİ PARKINDA TOPLANANLAR KİM? BENİM MUHATABIM KİM? BU YAPILAN İDEOLOJİK..” BU EYLEMLER SADECE” NÜMAYİŞ, GÖSTERİ” HAVASINDA GELİP GEÇİCİ DEĞİL DE BİR SONUÇ ALIRSA UMARIM BİR BAŞLANGIÇ OLUR.. YOKSA İKTİDAR BİLDİĞİNİ OKUR GENE..

  9. Ferda Çetinkoz

    Gezi Parkı’nın tercümesi: “Eeeah yetti beaaa!” GÜLSE BİRSEL

    Şehrin ender yeşilliklerinden birinin duman edilip, Topçu Kışlası çakması bir rezidans-alışveriş merkezi yapılmasına direndi şuurlu İstanbullu. Gitti, sakince, kibarca, silahsızca nöbet tuttu.
    E niye saldırdınız onlara kardeşim?
    Parkı korumaya yönelik bir eylemdi. Ama son dönemin duygusal birikimi ve polisin saldırgan tavrıyla büyüdü, yayıldı, bir kırılma noktası olmaya gidiyor.
    Mizahçının antenleri açıktır. Şimdi yazacaklarımı, Ak Parti’nin akıllı başlı insanları okusun:
    Bakın kardeşim, millet çok sıkıldı! Otoriter tavır artık kristalize oldu, kafamızın üstünde sallanıp duruyor! Halka vergisiyle verilen hizmetleri, devlet tiyatrosuydu, şehir tiyatrosuydu, parktı, bahçeydi, kafanıza göre halktan geri alıp duruyorsunuz!
    Saygı göstermiyorsunuz, dinlemiyorsunuz kardeşim! Tek manevi değerimiz İslam değil, anlamak istemiyorsunuz! İslam’ın yanında, cumhuriyet de, mili bayramlar da, Atatürk de, yaşam tarzlarımız da, sadece anayasal bir ilke gibi görünen laiklik bile milletin manevi değeridir! Çünkü özgürlüğü, ümmet değil millet olmayı, birey olmayı, hakkı hukuku, adaleti, hayatını istediği tarzda yaşamayı, kadın haklarını, eşitliği, pozitif bilimi, aydınlığı sembolize eden kelimelere dönüşmüşlerdir! “Laiklik”, trafikte biriyle kavga etsem, o beş vakit namaz kılıyor ben kılmıyorum diye hakimin onu haklı bulmamasının garantisidir mesela! Hayata dair, gelecek umutlarına dair, “kalbi duygular”dır artık bu kavramlar!
    Bunu fena halde gözden kaçırıyorsunuz!
    Alkol malkol derken özgürlüklere çatır çatır müdahale ediyorsunuz, “Ama..” diyene basıyorsunuz gazı! Ve “Biz yaparız, kimseyi de takmayız” diyorsunuz!
    “Sizin alınız al, inandım, sizin morunuz mor, inandım, ama benim dengemi bozmayınız” yav!
    “Gezi” eyleminin temel meselesi ağaçlardır. Ama eylemin büyüyüp yayılmasındaki sivil ve duygusal altyapının tercümesi şudur: “Eeeah yetti beaaa!”

  10. kübra tatar

    Halka karşı baskı uygulayan sonuçta bunun cezasını görecektir. Hakikaten yazıklar olsun.

  11. Bülent Yıldırım

    Ayşe Arman bile bunları yazabilir hale geldiyse ülkenin AKP yi sırtından atma zamanı gelmiş midir? Hadi gelsin bence.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir