Malik Yükümlülüğü, İspat Yükü, Ruhsat–Uygulama Ayrımı ve Telif Talepleri Üzerine Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme (Türkiye – Almanya)
Mesut Tanyel, Dipl.-Ing. Architekt · Lüksemburg 11 Ekim 2026
‘Mimarlar binaların ömür boyu bekçisi değildir’
— TMMOB Mimarlar Odası Isparta Temsilciliği
Geçtiğimiz günlerde TMMOB Mimarlar Odası Isparta Temsilciliğinin bu yöndeki açıklamasında ortaya konulan temel tespite bütünüyle katılıyorum: Onlarca yıl sonra, proje müellifi ile şantiye şefinin iradesi ve bilgisi dışında gerçekleştirilen kaçak kat ilaveleri veya yapısal müdahalelerin hukuki ve cezai sorumluluğu, o dönemin meslek insanlarına yüklenemez. Bu haklı tespiti desteklemekle birlikte; sorumluluk sınırlarını savunurken meslek camiamızın kendi hak taleplerinde ve telif yaklaşımlarında da aynı ölçülülüğü gözetmesi gerektiğine inanıyorum.
Lüksemburg’da yerleşik, AB serbest dolaşımı bağlamında Almanya ve Hollanda mimarlar odalarına da kayıtlı olup adı geçen ülkelerde mimarlık yapan bir meslektaşınız olarak, bu tespiti hukuki açıdan derinleştirmek ve Alman sistemiyle bir karşılaştırma sunmak amacıyla aşağıdaki değerlendirmeyi paylaşıyorum.

Görsel 1 – Ruhsatlı yapı ve onlarca yıl sonra eklenen kaçak kat: Sorumluluk kimde?
1. Temel ilke: Sorumluluk kusur ve illiyet bağıyla sınırlıdır
Yapı kullanma izni almış bir binaya onlarca yıl sonra, müellif ve şantiye şefinin bilgisi dışında kaçak kat eklenmişse, sonuçtan o dönemin meslek insanlarını sorumlu tutmak hukuken savunulamaz. Ceza hukukunda da tazminat hukukunda da sorumluluk kusur ve illiyet bağı üzerine kuruludur.
Kaçak kat illiyet bağını keser
Taşıyıcı sisteme ilave yük getiren hukuka aykırı bir kat ilavesi, üçüncü kişinin ağır kusurlu davranışıdır ve illiyet bağını keser. Ayrıca sözleşmesel ve haksız fiil sorumluluğu zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerle sınırlıdır.
Süresiz garantörlük yoktur
Hiçbir hukuk düzeni tasarımcıyı, denetim imkânı ve yetkisi bulunmayan bir yapının süresiz garantörü olarak kabul etmez. Sorumluluk kişiye değil, göreve ve süreye bağlıdır.

Görsel 2 – Sorumluluğun zamansal dağılımı: Müellifin görevi sona erer, malikin sorumluluğu sürer.
2. Telif hakkı iddiası ile sorumluluk reddi arasındaki denge
Girişte değindiğim ölçülülük ilkesi en somut biçimde telif tartışmasında ortaya çıkar. Uygulamada her ölçekteki projede, en küçük değişiklik için bile FSEK kapsamında manevi hak ve özellikle eserin bütünlüğü talebiyle hareket edilmesi, mimari eser kavramının sınırlarını zorlamaktadır.
Her yapı bir mimarlık eseri değildir
5846 sayılı FSEK, mimarlık projelerini ilim ve edebiyat eseri (m. 2), yapıları ise güzel sanat eseri (m. 4) olarak düzenler. Yapının mimarlık eseri sayılması için sahibinin hususiyetini taşıması yetmez; estetik nitelik de aranır. Literatürde ayrıca mimari eserlerdeki işlevsellik unsurunun, izinsiz yapılabilecek değişikliklerin sınırını genişlettiği kabul edilmektedir. Standart konut üretiminin büyük bölümü bu eşiği karşılamaz.
Alman hukukunda da yapı ancak § 2 Abs. 2 UrhG anlamında kişisel ve fikri bir yaratım (persönliche geistige Schöpfung) ise korunur. Koruma tanınsa bile yargı, § 14 UrhG kapsamında mimarın bütünlük menfaati ile malikin kullanım ve değiştirme menfaatini menfaatler dengesi içinde tartar. Bina işlevsel bir kullanım nesnesidir ve malikin ihtiyaçları ağır basabilir (bkz. OLG Stuttgart, Stuttgart 21 / Bonatzbau; BGH, I ZR 98/17).
Burada bir ayrımın altını çizmek gerekir: Mimarın izinsiz değişiklikten sorumlu tutulamaması, bütünlük hakkıyla çelişmez; aksine onun doğal sonucudur. İzinsiz eklenen kat, mimarın eserine yapılmış bir müdahaledir.
Ölçülülük iki yönlü işler
Eleştiri başka bir noktaya yöneliktir: Sorumluluğun zaman, kontrol imkânı ve kusurla sınırlandırılması savunuluyorsa, telif kaynaklı kontrol talepleri de aynı ölçülülüğe tabi olmalıdır. Hususiyet ve estetik nitelik taşımayan sıradan yapılarda her tadilatı telif ihtilafına dönüştürmek, malikin mülkiyet hakkını (Anayasa m. 35) orantısız biçimde sınırlar.
Zira yapı stokunun oldukça eski olduğu bir coğrafyada, her müdahale veya tadilatta geçmişteki orijinal proje müellifini bulup onay ya da izin istemek, inşaat piyasasının işleyişini tamamen kilitler ve sürdürülemez bir bürokratik yük yaratır. Almanya başta olmak üzere Avrupa’daki yaygın piyasa pratiğinde, sıradan yapılarda eski mimarların iznini aramak gibi işlevsiz süreçlerle vakit kaybedilmez; bunun yerine mevcut yapının güncel durumu esas alınarak her yeni müdahale için yeni ve bağımsız bir sorumluluk alanı ile işlevsel çözümler oluşturulur. Aksi takdirde, mimarların ve yapı sahiplerinin bu coğrafyada verimli bir şekilde proje üretmesi ve iş yapabilmesi fiilen imkânsız hâle gelirdi.
“Hak talebi süresiz ve geniş, ancak sorumluluk dar ve sınırlı” anlayışı mesleğin kamuoyundaki meşruiyetini zayıflatır.
3. Asıl sorumluluk odağı: Yapı sahibi ve malik
Kıta Avrupası hukuk geleneğindeki Alman yapı hukukunda, yapının hukuka uygunluğundan birincil ve sürekli sorumlu kişi yapı sahibidir (Bauherr). § 53 BauO NRW’ye göre Bauherr, yapı projesinin kamu hukukuna uygun hazırlanmasını ve uygulanmasını sağlamakla yükümlüdür.
Diğer aktörlerin yükümlülükleri ise görev alanları ve süreleriyle sınırlıdır:

Otuz-kırk yıl önceki proje müellifi, sorumluluk zincirinin halkası değildir.
Teslimden sonra sorumluluk malikte
Yapı tamamlandıktan sonra malik, kolluk hukuku anlamında yapının durumundan sorumludur (Zustandsverantwortlicher). Yapıyı güvenli ve hukuka uygun durumda tutmak ona aittir. İzinsiz değişikliği yapan veya yaptıran kişi ise ayrıca fiil sorumlusudur (Handlungsstörer). Ceza sorumluluğu her durumda kişisel kusura bağlıdır.
Sonuç olarak ruhsatsız kat ilavesine karar veren, finanse eden ve uygulatan kişiler ile bunu denetlemesi gereken idare, sorumluluk zincirinin asli halkalarıdır. Otuz-kırk yıl önceki proje müellifi bu zincirin halkası değildir.
4. İdare hukukunda ispat yükü
Alman idare yargısının yerleşik içtihadına göre, yapının hukuka uygun meydana getirildiğini ve mevcut durumun korunmasından (Bestandsschutz) yararlandığını ileri süren taraf, bu iddianın maddi ispat yükünü taşır.
Ruhsat dosyası yoksa
Belediye arşivindeki ruhsat dosyası kaybolmuş veya eksikse ve malik ruhsatı başka belgelerle kanıtlayamıyorsa, yapı ya da ilgili kısmı şeklen hukuka aykırı kabul edilir. Bu durumda kullanım yasağı gibi idari tedbirler gündeme gelir. Yıkım için ise kural olarak ayrıca maddi hukuka aykırılık, yani ruhsat verilemezlik aranır. Dosyanın idarenin kusuruyla kaybolduğu hallerde ispat kolaylığı tanınıp tanınamayacağı ayrıca değerlendirilir.
Belgeleme ve ispat yükü malikte
Sistemin mantığı açıktır: Yapının hukuki ve fiziki durumunu belgeleme ve koruma yükümlülüğü, yapı üzerinde fiili hâkimiyeti ve tasarruf yetkisi bulunan malike aittir. Malik yapıyı değiştirebilir; ancak değişikliğin izne dayandığını ve yapının ruhsatlı durumunu ispat etmek zorundadır. Kaçak ilaveler bu yükümlülüğün açık ihlalidir.
5. Ruhsat projesi ile uygulama projesinin ayrışması
Müellifin sorumluluk sınırını belirleyen önemli bir unsur, idareye sunulan projenin niteliğidir. Bu noktada Türk ve Alman sistemleri arasında yapısal bir fark vardır.


Görsel 3 – Türkiye’de tek belge, Almanya’da kademeli hizmet aşamaları: Sorumluluk aşamaya ve süreye bağlanır.
5.1 Türkiye: Ruhsat projesinin uygulama projesiyle özdeşliği
Türkiye’de ruhsat projesi ile uygulamanın esas alacağı proje tek ve aynı belgedir. Bu durum müellifin imzasını uygulamanın detay düzeyine kadar taşır.
Hukuken müellifin sorumluluğu, hazırladığı projenin mevzuata ve fen kurallarına uygunluğuyla sınırlıdır. Uygulamanın denetimi şantiye şefi, fenni mesuller ve yapı denetim kuruluşlarına aittir. Yine de ruhsat dosyasındaki imza, kamuoyunda ve zaman zaman soruşturma pratiğinde müellifin yapının tüm ömrü boyunca muhatap alınmasına yol açmaktadır.
5.2 Almanya: Genehmigungsplanung ile Ausführungsplanung’un ayrılması
Alman sisteminde mimarlık hizmeti HOAI’nin hizmet aşamalarına (Leistungsphasen) ayrılır. Ruhsat projesi, uygulama projesi ve uygulama kontrolü kademeli olarak veya tamamen farklı mimarlara verilebilir. Mimarın Bauherr’e karşı borcu, yerleşik içtihada göre ruhsat alabilir bir proje sunmaktır.
Kamu hukuku sorumlulukları da ayrıştırılmıştır (bkz. 3. bölümdeki tablo). Ruhsata tabi işlerde bir Bauleiter atanması zorunludur, ancak bu kişinin müellif olması gerekmez. Yapı kullanıma geçtikten sonra yapının hukuka uygun tutulması malikin yükümlülüğüdür.
5.3 Türkiye’de de bilinen bir model: Büyük ölçekli projeler
Tasarım ve uygulama aşamalarının farklı aktörlere dağıtılması Türkiye’ye yabancı değildir. İstanbul Havalimanı terminal binası bunun belirgin bir örneğidir:
- Konsept ve şematik tasarım: Grimshaw, Nordic Office of Architecture ve Haptic Architects
- Uygulama tasarımı (delivery design): Scott Brownrigg, Grimshaw ile birlikte
- Türk mimarlık büroları (GMW Mimarlık, Tekeli-Sisa, Fonksiyon, TAM/Kiklop) farklı aşamalarda katkı sağlamıştır.
Bu tür projelerde “projeyi tasarlayan” ile “uygulamayı yöneten” arasındaki ayrım hem sözleşmesel hem fiili olarak nettir. Proje bir imtiyaz (yap-işlet-devret) projesi olduğundan ruhsat rejimi sıradan belediye ruhsatından farklıdır; ancak ilke aynıdır.
5.4 Ara sonuç
Ruhsatı alınmış bir projenin müellifini sonraki her müdahalenin muhatabı saymak, Alman sisteminde sistematik olarak mümkün değildir. Türk sisteminde ise ruhsat ve uygulama projesinin özdeşliği nedeniyle algısal ve pratik olarak sorunludur. Her iki sistemde de müellifin sorumluluğu, kendi hizmetinin içeriği ve süresiyle sınırlıdır.
6. Türk hukuku açısından kısa değerlendirme
Türk hukukunda da benzer bir sorumluluk mimarisi bulunmaktadır:
- 3194 sayılı İmar Kanunu m. 32 ve 42, ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapılar için idari yaptırımları düzenler.
- TCK m. 184 (imar kirliliğine neden olma), ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapıyı yapan veya yaptıranı cezalandırır.
- Ortak yerlere yönelik müdahaleler ayrıca Kat Mülkiyeti Kanunu’na tabidir.
- 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun 2001’de yürürlüğe girmiştir. 1980’lerde inşa edilmiş yapılarda o dönemin fenni mesuliyet rejimi ayrıca değerlendirilmelidir.
- Ölümlü olaylarda taksirle öldürme (TCK m. 85) bakımından her aktörün kusuru bağımsız olarak tespit edilmeli, dava zamanaşımı süreleri de ayrıca incelenmelidir.
Sorumluluk nerede odaklanmalı?
Bu çerçevede kaçak kat ilavesinden doğan sorumluluk, öncelikle ilaveyi yaptıran malikler, uygulayan yükleniciler ve göz yuman denetim mekanizmaları üzerinde odaklanmalıdır.
7. Sonuç ve öneriler
Onlarca yıl önce görevini tamamlamış meslek insanları kolay hedeftir; ancak hukuken muhatap alınması gerekenler, yapının bugünkü durumu üzerinde tasarruf yetkisi bulunanlardır. Yapının hukuka uygun durumunu korumak, belgelemek ve ispat etmek birincil olarak malikin yükümlülüğüdür.
Bu çağrının inandırıcılığı, mesleğin kendi hak taleplerinde de aynı ölçülülüğü göstermesine bağlıdır. Sorumluluğun zamanla ve kontrol imkânıyla sınırlı olduğunu savunan bir meslek, her mütevazı projeyi süresiz korunan bir sanat eseri gibi görme refleksinden de vazgeçmelidir.
Bu doğrultuda şu öneriler tartışmaya açılabilir:
- Türkiye’de ruhsat projesi ile uygulama projesinin ayrıştırılması ve sorumlulukların her aşamada ayrı belgelenmesi.
- Proje müellifi, uygulama sorumlusu ve malikin sorumluluk süre ve alanlarının mevzuatta açıkça tanımlanması.
- Yapı kullanma izni sonrası malikin yapıyı ruhsatlı durumda tutma ve belgeleme yükümlülüğünün güçlendirilmesi.
- Telif kaynaklı taleplerde hususiyet ve estetik nitelik eşiğinin meslek içinde de ölçülü biçimde uygulanması.
Kolay hedef yerine gerçek sorumlular araştırılmalıdır.
Ruhsat ve uygulama aşamalarının ayrıştırılması, sorumluluğun kişiye değil göreve ve süreye bağlanmasını sağlayacaktır. Böylece yapının ömrü boyunca birincil sorumluluğun malikte olduğu ilkesi de daha açık işlerlik kazanacaktır.
Saygılarımla,
Mesut Tanyel
Dipl.-Ing. Architekt
Mimar, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, Sicil No. 16888
Not: Bu değerlendirme genel nitelikte olup hukuki görüş yerine geçmez. Türk mevzuatına ilişkin atıfların güncel metinlerden teyit edilmesi önerilir.
Kaynaklar ve mevzuat
Mevzuat
- Türkiye: 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (m. 2, 4, 16); 3194 sayılı İmar Kanunu (m. 32, 42); 5237 sayılı TCK (m. 85, 184); 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun; Kat Mülkiyeti Kanunu; Anayasa m. 35
- Almanya: Bauordnung NRW (§§ 53–56), BauO NRW Synopse; Urheberrechtsgesetz (§§ 2, 14); HOAI (Leistungsphasen)
Yargı kararları
- OLG Stuttgart, Stuttgart 21 / Bonatzbau (2010)
- BGH, 21.02.2019, I ZR 98/17
Literatür ve diğer kaynaklar
- Tunç Yücel, Mimarlık projeleri ile mimarlık eserleri ve bunlar üzerinde değişiklik yapılması (İstanbul Medipol Üniversitesi, 2015)
- Suluk, Mimari proje ve mimarlık eseri korumasının farkı
- Kanoğlu / Koçlar Oral, Binalarda gerçekleştirilen müdahalelerin niteliği ve proje müellifinin hakları (İTÜ)
- Grimshaw – Istanbul New Airport
- Milliyet – Nicholas Grimshaw: İstanbul’da İz Bırakmış Mimarı Yitirdik
- Hukuki Haber – Yapı ruhsatı işlemleri



1 Yorum
Mehmet üner
çok güzel,, Ellerine sağlık,,