Ya iklim değişikliği enerji sorunu değilse?

5 Dakika Okuma Süresi

ALEX STEFFEN / WORLD CHANGING

Bu aslında uzun süredir düşündüğüm bir konuydu. Ya genel kanının aksine, iklim değişimi öncelikle enerji sorunu değilse ve biz öyle olduğunu düşünerek gelecek yılları riske atacak büyük hatalar yapıyorsak?

Enerji sorunundan kastım nedir? Seçtiğimiz enerji kaynaklarından kaynaklanan sorundan bahsediyorum.

Sera gazlarının çok büyük bir bölümünün hidrokarbon birikimlerden elde edilen yakıtların (petrol, kömür ya da doğal gaz gibi) yanması sonucu ortaya çıktığı verisi elimizdeyken, iklim değişikliğinin enerji seçiminden kaynaklanmadığını düşünmek garip gelebilir. Tabi ki, mantıklı kimse kömür, petrol ve gaz kullanımının iklimi değiştirdiğini inkar edemez ve zaten benim önerim de bu yönde değil. (Yine de çiftçilik, ormancılık, kimyasal üretim ve diğer kaynaklardan gelen azımsanamayacak emisyonu da göz önünde tutmakta fayda var.)Anlatmak istediğim, enerji kaynaklarını değiştirerek başarmaya çalıştığımız emisyonu azaltma ve ardından yok etme çabası, düşündüğümüzden daha az işe yarıyor olabilir. Diğer bir deyişle, kullandığımız enerji çeşidi her ne kadar önemli olsa da, diğer üç konunun yanında tahminimizden çok daha az önemi olabilir: ürettiğimiz enerjiyi kullanıp kullanamadığımız, nasıl kullandığımız ve nasıl yaşadığımız.

Ürettiğimiz enerjiyi kullanabiliyor muyuz?
Ürettiğimiz enerjinin büyük bölümü üretim ya da iletim sırasında harcanıyor (ABD Enerji Bilgi Merkezi verilerine göre ABD’de bu oran %52). Anladığım kadarıyla, harcanmaktan kasıt kullanılmak değil, etkin olarak kullanılamamak. Yani aslına bakarsanız hiç kullanamıyoruz.

Şimdiye kadar söylenenler ve okuduklarıma göre, sistemik atığın çoğu, kötü tasarlanmış büyük sistemlerden kaynaklanıyor ve akıllı ızgaralardan atık ısıyı sanayide kullanmak üzere toplayan daha etkin türbinlere kadar çeşitli yeni yaklaşımlarla yok edilebilir. Anladığım kadarıyla hiçbir sistem enerji kaybını sıfırlayamıyor ancak eğer diğer her şey sabit kalsa bile sadece bu kaybı yarıya indirsek, enerji kaynaklı emisyonu kabaca %25 oranında azaltmış oluruz.

Enerjiyi nasıl kullanıyoruz?
Enerji verimliliğinin tanımı da aynı oranda önemli. Amory Lovins sürekli olarak enerjiyi kullandığımız sayısız yolun tamamen verimsiz olduğunu belirtiyor. Artık hepimiz kompakt floresan lambalar ile eski ampullerin enerji tasarrufları hakkında bilgi sahibiyiz. Metaforik olarak düşünürsek, toplumumuz (özellikle ABD) eski ampullerden farksız görülebilir, gelişme fırsatlarından başka bir şey değil. Tekrar tekrar belirtildiği gibi, şu anda büyük oranda enerji tasarrufu mümkün iken aynı zamanda da bu enerji tasarrufu, kendi masrafını da karşılayabilecek durumdadır. Üstelik birçoğu da karbon fiyatlandırma ya da yeşil vergiler ile karlı ile olabilir.

Nasıl yaşıyoruz?
Yaşam biçimimiz buradaki en zor sorun olabilir. Daha önce de bahsettiğimiz gibi, diğer etkenlerden daha çok yaşadığımız yer, büyük oranda harcadığımız enerji miktarını ve tabi tasarruf edebileceğimiz enerji miktarını belirliyor. Yayılmayı önleyerek; akıllı gelişmeyi, iyi tasarım ve ulaşımı destekleyerek; yeşil binalar ve yeşil yapılara ulaşmak için yoğunluğu kullanarak; ve hammadde, üretim hizmeti ve ürün yerine deneyime dayalı bir refaha vurgu yaparak çok büyük miktarlarda enerji tasarrufu gerçekleştirebiliriz. Bunlar, öncelikle enerji kullanımına ihtiyacı ortadan kaldıracak, ardından da benzer ya da daha iyi bir yaşam biçimi getirebilecek aşamalar. Ampul metaforumuzu geliştirirsek, ışık alabileceğimiz bir penceremiz varken ışığı yakmamak gibi bir şeydir bu.

Aslında, kendimizi adadığımız şey refah içinde yaşamak ise, enerji kaynağındaki sadece küçük bir değişiklikle yeşil bir yaşama doğru büyük bir değişim mümkün olabilir, tabi kaynaktaki değişim yeteri kadar büyük olursa. Çok çeşitli ulaşım imkanları, yeşil binaları, akıllı yapıları sadece birazcık geliştirilmiş enerji kaynakları bulunan daha etkin toplumlar, bizim şu anki yolumuzda giden, yayılan ve boşa harcayan toplumlardan çok daha sürdürülebilir olacak ve şu ankine göre iki kat daha temiz enerji kullanacaklardır.

Elbette her ikisini de isteriz. Yenilenebilir, düşük karbonlu enerji kullanan kompakt ve etkin bir toplum istiyoruz. Ancak sürekli yayılan, durumunu değiştirmeyen toplumların artan enerji taleplerini karşılamaya çalışırken daha temiz enerjiye ulaşma hedefinin çökeceğine kesin gözüyle bakılabilir. Ve sınırlı kaynağı bulunan ve az özen gösteren bir toplumda, temiz enerjiye bağlı stratejileri uygulamaya çalışmak, daha sonrasında daha önemli sistemik çözümler yaratabilme şansını azaltabilir. (Örneğin ben ABD’de temiz enerji yardımı yerine ulusal akıllı gelişme gündemi oluşturulmasını tercih ederim.)

Yani, belki de iklim değişikliğini enerji sorunu olarak görmekten vazgeçmenin zamanı gelmiştir.

Kaynak: Worldchanging.com
Çeviri: mimdap

1 Yorum

  1. kazım sürek tekin

    bu tartışmalardan fark ettiğim gerçeklik artık enerji sorununa çözüm adı altında sunulan şeylerin de gelmekte olan felaketin önlenmesine yetmeyeceği şeklindedir. sanki biteceği kesin olan bir enerji stokunun har vurup harman savururken yerine konacak yeni birşey de bulamıyoruz. yani insanların bugünkü ihtiyaçlarını sağlayacak yeni bir enerji kısa ve orta vadede yok. bu ise bir felaket aslında.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir