Wuppertal’de Dostların Arasında/Süleyman Boz

7 Dakika Okuma Süresi
Almanya’ya her gidişimde mutlaka gördüğüm kentlerden biridir Wuppertal. Wupper nehri vadisi boyunca kurulduğu için vadi anlamına gelen “tal” sözcüğü eklenerek oluşturulmuştur: Wuppertal. Kuzey Ren Westfalya eyaletinin orta ölçekli, önemli kentlerinden biridir. Düsseldorf’un kuzeydoğusunda, Ren Irmağının kollarından Wupper Irmağının iki yakasında 16 km boyunca uzanır. 1929’da Barmen, Elberfeld, Beyenburg, Cronenberg, Ronsdorf ve Vohwinkel kasabalarının birleştirilmesiyle Barmen-Elberfeld adıyla kurulmuş, 1930’da şimdiki adını almıştır.

Wuppertal 19. Yüzyıl başlarından sonra Dünya’nın önemli tekstil sanayi merkezlerindendi. Bu yüzden 2. Paylaşım Savaşında kent baştan sona bombalanmış, sanayi yapıları, idare yapıları ile birlikte tarihi, mimari yapıları da yıkılmıştır. Bu yüzden Almanya’nın diğer kentlerine göre tarihi ve mimari yapı sayısı fazla değildir.
                                                                Wuppertal, Eski Elberfeld Belediyesi
16. yüzyılda başlayan kurdele üretimi ve keten dokumacılığı ile dantel yapımı (1750), ipek dokumacılığı (1775) ve kırmızı boya üretimi (1785) dokuma sanayisine hız kazandırdı. 1853’te Elberfeld’de başlatılan yoksullara yardım sistemi bütün dünyada örnek alındı. 20. yüzyılın başlarında Wuppertal’de ilk monoray (Wuppertaler Schwebebahn) asma tren hattı kuruldu. Monoray sistemi kent sokaklarının 8 m üstünden ve Wupper Nehri’nin 12 m üstünden gecmektedir.
Sehirde mimari açıdan degerli 4500 adet bina bulunmaktadır. “Ulusal anıt” olarak listelenen binaların mimari stilleri; Neoklasizm, Eklectikizm, Historicism, Art Nouveau/jugendstil ve Bauhaus’dur. Wuppertal, Avrupa’nın en çok yağmur alan kentlerinden biridir. Vadi içinde yer alması da yeşillik açısından zengin olmasına neden olmuştur. Nüfusu 350 bin civarındadır.
ÖNCE REMSCHEİD VE MİRO
                                                               REMSCHEİD; MİRO’DA DOSTLARLA
Son Almanya seyahatimde sevgili arkadaşlarım Y.Mimar Mesut Tanyel, değerli işadamı, müteahhit ve emekli öğretmen Nurettin Güntekin, dost canlısı, öğretmen İlyas Emir ile birlikte ailecek Remscheid Miro Şarap evinde bir akşam buluşmuştuk. Miro, çok güzel dekor edilmiş, geleneksel Alman Mimarisi bir eski evin restore edilmesiyle oluşturulmuş butik bir restoran/kafe. İş dönüşleri, akşamları uğranılan, şarap, bira ve çok çeşitli mezeleri ile birlikte aperatiflerin alındıkları şirin bir mekan. Canlı müziğin de sunulduğu yerin; Nurettin ve İlyas abi müdavimleri ve saygın müşterileri.
Neredeyse ben bile Miro’nun müdavimlerinden oldum. Her Almanya ziyaretimde Miro’ya uğrar oldum. Duvarları ressam Miro’nun reprodüksiyonları ile süslü. O gün Miro’nun en kalabalık ve gürültülü masası bizimkisi idi. Oğlum Bedrettin’in de katılımı ile çok güzel sohbetler ettik. “Troken” kırmızı şaraplardan yudumladık ve Wuppertal, Engels Evi’ne ziyareti planladık.
ASMA TREN ve ENGELS EVİ
Wuppertal’in en dikkat çeken özelliklerinden birisi Asma Treni (Hava Tranvayı). 1901 yılında kurulmaya başlamış bu tren Wupper nehri ve bazı ana caddeleri üzerinden geçiyor. Wuppertal’in diğer bir önemli cazibe konusu ise “Bilimsel Sosyalizmin” kurucularından Friedrich Engels’in doğum yeri ve ailesinin sanayi fabrikalarının bulunduğu yer olmasıdır.
                                                               Wuppertal’in ünlü asma treni yol üzerinde..
Wuppertal, Barmen’deki Engels Caddesi 6 numaralı ev Friedrich Engels’in doğduğu ev. Kentin çok önemli tekstil fabrikaları sahibi, sanayici Friedrich Engels. Eğitimini bu kentte alan Engels, lise sonda okuldan alınıp babası tarafından Fabrika’da muhasebede çalışmaya zorlanıyor. Bir yıl sonra da Bremen’e ünlü sanayici Heinrich Leopold ‘ün yanına gönderiliyor ve 1841 yılında eğitimini de tamamlıyor. Bremen’de hem edebiyat ve sançtı çevrelerine giriyor, hem de mesleğinde başarı gösteriyor. Bu dönemde gazetelerde makaleler, şiirler, dramalar yayınlıyor. 1841 yılında Berlin’de askere gidiyor ve Berlin Üniversitesi’nde Felsefe derslerine devam ediyor. Genç Hegelciler grubuna katılıyor. 1942 yılında Muhalif gazete Rheinische Zeitung’ta Prusya Devletinin gidişatını eleştiren bir yazı yayınlıyor. Babası tarafından İngiltere Manchester’e gönderiliyor. Yolda uğradığı Köln kentindeki Rheinische Zeitung gazetesinin bürosunda ilk kez Karl Marx ile karşılaşıyor. Bu karşılaşma belki de tarihin çok önemli kesişmelerinden biri olacaktır.
                                                               Sağda Engels’in Doğduğu Ev, önde Die Starke Linke Heykeli
                                                               Engels’in Heykeli, Arkada Sağda Doğduğu Ev ve solda Restore Edilen Ailenin Büro Olarak Kullandığı Ev
Marx’ı 1945 yılında Manchaster’e götüren Engels, 1946 yılında tekrar birlikte Brüksel’e dönüyor. 1947 yılında birlikte bir broşür basmaya hazırlanıyorlar. 6 hafta üzerinde çalıştıkları broşürü 1948 yılında yayınlıyorlar. Kitlelere komünizmin kolayca anlatılmasını sağlayan broşür “Komünist Manifesto”olarak bilinen tarihi belgedir. Bir ay sonra Belçika’dan kovulan ikili Köln’e yerleşiyorlar..
                                                                ENGELS GALERİSİNDE TARİHİ BELGE VE FOTOĞRAFLARLA
                                                               ENGELS GALERİSİNDE
                                                               ENGELS GEÇİCİ SERGİ GALERİSİ
                                                                                                  ENGELS’İN DOĞDUĞU EV
Bundan sonraki Engels’in hayat hikayesini, Marx ile yakın dostluklarını, aynı düşüncede oldukları için birlikte çalışmalarını, Engels’in Marx ve ailesini daima koruması, desteklemesini, Marx’ın ölümünden sonra Kapital’in son 2 cildini Engels’in yayınladığını, feminist hareketi de ilk başlatan Engels olduğunu vs. meraklı okuyucular bileceklerdir.
                                                                                   KAPİTAL; Ekonomi Politiğin Eleştirisi, Stuttgart, 1919 Baskısı
ENGELS PARKI VE HEYKELLER
Biz dönelim tekrar Wuppertal’deki Engels evine. Gittiğimizde ev kapalı idi. Yanında bulunan ailesine ait, fabrikalarının idarehanesi olara kullanılan ev de restore edildiği için girişe kapalı idi. Engels Caddesine paralel olarak bahçede oluşturulmuş geçici sergi salonunda Engels hakkında kronolojik tanıtıcı bilgiler ve fotoğraflara yer verilmiş. Arkadaşlarla (Nurettin, İlyas abi ve Firdevs) salona girip geziyor ve fotoğraflar çekiyoruz.
                                                               ENGELS PARKI VE “SAĞLAM SOL” HEYKELİ
Evin bulunduğu geniş alana Engels parkı adı verilmiş. Parkın ortasında Engels’in ayakta, eli çenesinde düşünür halde 2/1 ölçekli bir heykeli var. Park ulu ağaçlarla yemyeşil. Parktaki diğer bir heykel ise “Die starke Linke” (Sağlam sol) adlı heykel. Alfred Hrdlicka tarafından yapılmış heykel zincirlerinden kurtulmaya çalışan güçlü birkaç erkek organını, güçlü sol kolu temsil ediyor. Biz parkta dolaşırken yağmur da olanca hızı ile sürüyor. Wuppertal’in ünlü yağmurunu içimize sindiriyoruz.
Kapitalizmin güçlü kalelerinden biri olan Almanya’da, Kominizm’in kurucularından biri olan Engels’in evlerinin müze yapılması, heykelinin yaptırılması, adının caddelere, parklara, kurumlara verilmesi belki Türkiye’de şaşkınlıkla karşılanabilir. Almanların yaptığı tarihi gerçekliklere sahip çıkmak. Mimari, kültürel, tarihi mirası bu günkü kuşaklara göstermek. Biraz da bunun üzerinden para kazanmak. Turist çekmek.
                                                                            ENGELS ve MARX AİLELERİYLE

Engels Evinden ayrılarak Ünlü Elberfeld Radhaus yanındaki Balık lokantası Nord See’ye uğruyoruz. Burada istediğiniz tür balıktan istediğiniz kadar kestirip pişirtebiliyorsunuz. Yanında salata ve içecekle birlikte deniz ürünlerini tadabiliyorsunuz. Bizim Almanya gezilerinde uğrak yerlerimizden birisi de Nord See Balık lokantası şubeleri. Gün akşama evrilirken rotamızı Ünlü Ressamımız Prof.Dr. İsmail Çoban’ın Taunusweg 9

                                                               Ressam, Prof.Dr. İSMAİL ÇOBAN Evinin Önünde
adresindeki evine çeviriyoruz. Çoban’ın atölye/evi Wuppertal’e gelen sanatçıların, entelektüellerin, sanatseverlerin uğrak yeri. Adeta dergahı. İsmail Çoban hoşsohbeti, konukseverliği, sıcakkanlı yaklaşımları ile bu ilgiyi hak eden çok değerli bir sanatçımız. 51 yıldır Almanya’da yaşıyor.
Dilerseniz İsmail Çoban’ı ayrı bir yazıda anlatmak sözü ile yazımızı burada bitirelim.

1 Yorum

  1. meral açıkalın

    tarihiyle güzel ülkede gezi notları, ne hoş.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir