BAHAR AKSEL / Radikal Tasarım
UNESCO, ülkemizde kültürel mirasın korunması ve sürdürülebilir kullanımı ile ilgili uygulamalar açısından öne çıksa da eğitim, sosyal bilimler, çevre bilimleri, kültür ve iletişim ana başlıkları altında önemli projeler yürütüyor.

Kültürel mirasın korunmasının yanı sıra kültürel çeşitliliğin korunması, desteklemesi ve tarihi-yerel-kültürel özellikler tarafından tanımlanan kentlerde yaratıcılık ve iletişimin desteklenerek ekonomik gelişmenin bir parçası haline getirilmesi en önemli koruma stratejileri arasında yer alıyor. Bu yaklaşımı hayata geçirmek amacıyla “Yaratıcı Kentler Ağı” olarak adlandırılan yeni bir program UNESCO tarafından Ekim 2004’te hayata geçirildi. Sosyal, ekonomik ve kültürel açılardan kentlerin gelişmesini desteklemek amacında olan program aynı zamanda kültürel çeşitliliğin korunması ve yerel ölçekte yaratıcı ortamların geliştirilmesine de önem veriyor. Bu yaklaşım aynı zamanda şehirlerin kalkınmasında gittikçe öne çıkan “yaratıcı ekonomiler” ve “yaratıcı endüstrilerin de olmazsa olmazları arasında yer alıyor. Ağa katılan kentler yaratıcılık alanındaki deneyimlerini ve fırsatlarını hem yerel hem de küresel ölçekte paylaşıma açıyorlar. Böylece, fikirsel ve üretime dönük olarak yaratıcılığın üst düzeyde olduğu, ar-ge üzerine odaklanan kentler küresel anlamda kendi ağlarını oluşturuyor, bulundukları kentleri sanat, moda, tasarım, müzik ve eğitim anlamında güçlü alanlar, hem yerel hem de uluslararası alanda çekim noktaları haline getiriyorlar.
Yaratıcı Kentler Ağı, 7 alt başlık altında kentleri kendi tematik ağlarını geliştirmek üzere yönlendiriyor. UNESCO Edebiyat Kentleri, Film Kentleri, Müzik Kentleri, Zanaat ve Halk Sanatı Kentleri, Tasarım Kentleri, Medya Sanatı Kentleri ve Gastronomi Kentleri farklı alanlarda uzmanlaşmış kentler gibi algılansalar da hepsi aslında “yaratıcı yaşam çevreleri” yaratmanın önemini vurgulamak adına birlikte bir sinerji ortaya koyuyor.

Konumuz olan tasarım alanına baktığımızda,UNESCO tarafından Tasarım Kenti olarak şuanda listelenmiş 6 şehir bulunuyor: Berlin (Almanya), Buenos Aires (Arjantin), Kobe ve Nagoya (japonya), Montreal (Kanada) ve Shenzen (Çin). Tasarım Kenti olmayı hedefleyen kentler için önem verilmesi gereken unsurlar ise şöyle tanımlanıyor:
– Mevcut tasarım endüstrisi,
– Tasarım ve yapılı çevre tarafından desteklenen kültürel çevre (mimari, kent planlama, kamusal alanlar, anıtlar, ulaşım, kentsel yönlendirme ve bilgi sistemi, tipografi vb.),
– Tasarım okulları ve tasarım araştırma merkezlerinin varlığı,
– Yerel ya da ulusal seviyede, düzenli olarak faaliyet gösteren tasarımcı/yaratıcı işlerle uğraşan grupların varlığı,
– Tasarımla ilgili fuar, etkinlik ve sergilerin düzenlenmesi.
– Yerel tasarımcılar ve kent plancılarının yerel
özellikler ve doğal/kentsel çevreden faydalanma fırsatları,
– “Tasarım” tarafından yönlendirilen yaratıcı ekonomilerin varlığı (mimarlık, iç mimarlık, moda ve tekstil tasarımı, mücevher tasarımı, iletişim, kentsel tasarım, çevreci tasarım vb.)
İstanbul son yıllarda tasarım ve sanat alanında birçok farklı etkinliğe ev sahipliği yaparak uluslararası düzeyde adını duyurmaya başladı. Unesco’nun belirlediği kriterler üzerinden değerlendirildiğinde, İstanbul her kriter için çeşitli karşılıkları sağlayacak durumda. Ancak, yaratıcılığın desteklendiği bir yaşam çevresi yaratmak, listedeki gereklerin karşısına tekil yanıtlar koymaktan daha öte bir çabayı gerektirmekte.
Tasarım konusunda düzenlenen etkinlikler, üretim ortamlarının bulunması ya da yüksek kalitede eğitim veren kurumların varlığı yaratıcılık gerektiren işlerde uzmanlaşan bir sınıfın ortaya çıkması için yeterli değil. Yaratıcılık, içinde yaşanan kentin kişilere sunduğu konfor, altyapı, kaliteli yaşam çevresi ile desteklendiği noktada verimli hale gelebiliyor. Düzenlenen etkinlikleri takip etmek isterken trafikte harcanan saatler, kimliksiz/estetikten yoksun yapılaşma ve koşturmaya dayalı gündelik hayat çoğu zaman yaşamsal problemlerin ön plana çıkmasına neden oluyor.
Diğer yandan moda, mobilya, ürün tasarımı gibi alanlarda düzenlenen farklı etkinlikler birbiri ile etkileşim kurmadan tekil organizasyonlar şeklinde uygulanıyor. Tarihi özellikleri ve konumu göz önüne alındığında, İstanbul, mekansal gelişmeler, kentsel çevre ve bütüncül bir tasarım yaklaşımının birlikte değerlendirildiği bir strateji ile yaratıcı kentler arasında yerini alabilecektir.
Görseller sırasıyla İstanbul, Berlin ve lowa.


