Üçüncü Köprü Üzerine

6 Dakika Okuma Süresi

Raşit Gökçeli

Üçüncü Köprü Üzerine
Üçüncü Köprü ve İstanbul’un Yakın Geleceği
Ülkemizin ekonomisinin amiral gemisi İstanbul 15 milyona yaklaşan nüfusu ile bir sorunlar yumağı. Mevcut yapılaşma niteliksiz ve altyapısı yetersiz. Bu durumda hem ulaşım sorununu çözmek hem de nitelikli bir yapılaşma ister istemez yeni tür yaklaşımları davet etmekte. Bu açıdan İstanbul’da yeni yapılaşma ile birlikte düşünülmesi gereken “site” yaşamı ile bu sitelere nasıl ulaşılacağı yani İstanbul’da toplu taşıma ve ulaşımın birlikte nasıl çözüleceği gündemde.

kop1.jpg

Neoliberal anlayış bu soruna “site”ler ve otoyollar ile karşılık vermekte. Bu yaklaşım aynı zamanda devasa ölçekli bir “rant” ekonomisi de doğurmakta.

Çağımızda gayrımenkul sibernetik ve bankacılık finans teknikleri ile “menkul” değere dönüşmüş durumda. Bu durumda İstanbul hem finans ve ticaret hem de yapılaşma anlamında “bazı atılımlara” sahne olmakta. “Kentsel yenilenme”, İstanbul’un zaman zaman dışarıdan getirtilen “dünya mimarları” tarafından tasarlanmış devasa projelerle mahalle, bölge ölçeğinde yeni baştan “planlanması” gündemde. 2023’ lere doğru dünyanın ilk on ekonomisi arasına girmeyi hedefleyen mevcut iktidar kadroları, İstanbul’un bir “finans merkezi” olması konusunda “vizyon” geliştirmiş durumda.

İşte 3. Köprü hem İstanbul metropolünün sıkıntıdaki ulaşımına hem de hedeflenen yeni türdeki yerleşimleri olacak olan “site” yerleşimlerine “çare” olarak tasarlanmakta.

Bu tabloya Karadeniz’i Balkanlara ve Avrupa’ya bağlayacak olan Karadeniz otoyolu ile muhtemel 3. Boğaz geçişinin birbirlerini tamamlayan boyutu, yönü de eklenmelidir.

kop-2.jpg

Peki “3. Çevre otoyol”u aslında ulaşım meselesinin çözümü için tek bilimsel çare olan “toplu taşıma” ile nasıl bağdaşacak ? 15 milyonun konut sorununu “zengin siteleri”, “zengin getoları”, yabancıların “gated communities dedikleri bizim akademik çevrelerin “koza yerleşimler” olarak adlandırdıkları “pahalı, lüks, kent yaşamından arındırılmış, çok metrekareli, çevresel değer ve ekolojik kısıtlara kendi iddialarının aksine ne denli uyum gösterdikleri şüpheli zengin konutları kent içerisindeki sosyal fayları bir de mekansal boyutta bir ayrışma ile büsbütün perçinlemeyek mi ?

Konuyu güzergah, güzergah çevresinde oluşacak arazi kullanım değişiklikleri, hukuki boyut ve nihayet demin sözünü etiğimiz “toplumsal ayrışma” yani zenginlerin İstanbul’u fakirlerin İstanbul’u bağlamında ele almaya çalışalım.


Üçüncü Köprü Kuzey Marmara Otoyolu Projesi İçerisinde Yer Almakta

Ulaştırma Bakanı Yıldırım 29 nisan 2010 tarihinde güzergahını şu şekilde açıklıyor :
“3. Boğaz Köprüsü’nü de içeren Kuzey Marmara Otoyolu Projesi köprü ile birlikte yapılacak çevre yolu bölümünü, Odayeri-Paşaköy-Poyrazköy-Garipçe kesimi olarak, toplam uzunluğu, anayol ve buna bağlı bağlantı yolları olmak üzere 260 kilometre olacaktır.”
Güzergahta yer alan orman alanları ile ilgili olarak bakan Yıldırım : ”Yolun tamamını düşünüyoruz 260 kilometrelik tüm güzergahı dikkate aldığımızda bunun İstanbul Çevreyolu kısmında Sarıyer-Garipçe-Poyrazköy hattında özel arazi yüzde 16, orman arazisi yüzde 48, 2b arazisi yüzde 11, hazine arazisi yüzde 16, askeri bölge yüzde 11. Toplam kamulaştırılacak bina adedi 222. Bu orman arazisi orman anlamına gelmiyor. Ormana ait arazi ama bütün bu arazinin birçok kısmı artık orman vasfını yitirmiş arazilerdir. Belgrad, Fatih Polonezköy ve milli parklarının özellikle orman alanlarından mümkün mertebe uzak bir güzergah tercih edilmiştir.” Diyor.

Şimdi de 3. Köprü ile ilgili hukuki duruma bir göz atalım:

Hukuki durum
Değerli uzman Besim Sertok [email protected] platformuna gönderdiği açıklamada 3. Köprü’nün hukuki durumunu, Boğaziçi Kanunu, İmar Kanunu, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği (ÇED), İSKİ (İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü) İSKİ İçme Suyu Havzaları Yönetmeliği noktalarında incelemeye tabi tutuyor.

Bu incelemeden anlaşılacağı üzere 3:Köprü Boğaziçi yasasındaki “ön görünüm” arka görünüm” “yapılaşma yasakları”, ve yeşil doku ile orman alanlarının” korunması kıstaslarına uymamakta ! İmar Kanunu’ndaki benzer kriterleri es geçmekte! Aynı şekilde Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’ndaki yasakları göz ardı etmekte! Gene Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğindeki kimi maddelere “muhalefet” etmekte ! Bir de Su kaynakları civarında herhangi bir yapılaşma ve enfrastrüktür girişimine önemli kısıtlamalar getiren İSKİ İçme Suyu Havzaları Yönetmeliği’nin neredeyse ruhuna tam bir aykırılık oluşturmakta !
3. Köprü 260 km’lik güzergahında İstanbul’un bütün kuzeyini
İstanbul ‘daki Arazi Kullanım (şehir makroformu) Üzerindeki Olası Etkiler ve Çevrenin Tahribi
3. Köprü 260 km’lik güzergahında İstanbul’un bütün kuzeyini bir yay gibi çevreleyecek. Olası güzergah İstanbul’un ciğerleri olan ormanlık ve yeşil alanları kapsamakta. Bu alanlar kamu mülkiyetinde idi. Bir kısmı ise askeri tesis idi.
Şimdiye kadar askeri alanlara kimse dokunamıyordu. Yeni dönemde askerlerin statü ve yetkilerinin “ciddi bir erozyona” tabi tutulduğu göz önünde tutulursa söz konusu alanların artık “muhafaza edilmeleri” kolay olmayacak.
Ayrıca 2B yasası olarak bilinen uygulama ile orman alanlarının da eski statülerini korumaları söz konusu olamayacak.
Değerli uzman Ramazan Gülten 3. Köprü güzergahı içerisinde yer alan alanların nasıl dönüşeceğini belgeleri ile haritalar üzerinde açıklıyor: Bu haritalara göz atıldığında İstanbul’un doğasında oluşacak tahribat bütün açıklığı ile gözler önüne seriliyor :

3 Yorum

  1. Hayati Binler

    Ulaşıma evet, kargaşaya hayır. Şehirlerarası, kıtalararası yola evet, şehiriçi niteliğine hayır. Mevcut iki köprünün de hatası köprülerin şehirici niteliklerinin olmasıydı. Bu üçüncünün niteliği bu yüzden çok önemli. Eskiden ders almazsak sıkıntıya devam edilecek demektir. öyle süslü püslü laflarla, 2023 gibi rakamlarla edebiyat yapmaya filan gerek de yok.

  2. Ekrem Uslu

    3. köprü için bir çok toplum kesimini temsil eden mitinge gittiğimde gördüğüm şu oldu. Bursa’dan Sinop’tan gelenler bu memleketin temel bir sorununa karşı çok ciddi bir aks açıyorlar ve barajlara karşı, nükleere karşı ve de 3. köprüye karşı yaşadıkları alanları savunuyorlar. öncelikle bu davranış çok saygıdeğer ve her türlü övgüyü hak ediyor. tek tasam geniş yığınlar bu konularda yeterince duyarlı olmadıkları için çıkartılan muhalefet sesi oyunu bozacak kadar büyük olamıyor. bu durum inşallah zaman içinde düzelir.

  3. naci zaman

    3. köprü üzerine bu denli iddialı bir iktidar şovuna karşılık bence şu anda halkın aslında ekseriyeti sonuçtan iş işten geçtiği zaman pişman olacaksa bile yeterli tepkiyi göstermiyor. çok zaman geçmeden bir set oluşturmak gereklidir bu İstanbul’u bitirme planına.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir