Topçu Kışlası rafa kalktı da hesap kime yazıldı? / Ömer Erbil

6 Dakika Okuma Süresi

Gezi Parkı’na Topçu Kışlası yapılması projesi ebediyyen rafa kalktı. Ancak İBB mahkeme kararına uygun yeni bir proje geliştirerek hülle yoluna giderse proje yeniden gündeme gelebilir.

Gezi olayları geçen yıl 27 Mayıs günü başlamıştı. Hatırlanacağı üzere İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Taksim Yayalaştırma Projesi’yle yolları yer altına almayı planlamıştı. Tarlabaşı’ndan gelen yol, meydanda yeraltına alınıyor, Gümüşsuyu’ndan gelen yol da tünelle Asker Ocağı Caddesi’ne bağlanıyor ve yine Sıraselviler’e inen yol da aynı şekilde bir tünelle yer altına alınıyordu. Bu projenin hayata geçirilebilmesi için İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 17 Ocak 2012’de ilan ettiği ‘1/5000 Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı’ ile ‘1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planları’nda tadilat yapmış, bu tadilatla Taksim’de Yayalaştırma Projesi başlamıştı.
Bu değişiklikler sadece Taksim Meydanı’ndaki trafiği değil, aynı zamanda meydanı da düzenliyordu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan , bir süredir Gezi Parkı içine daha önce varlığı bilinen Topçu Kışlası’nı yeniden ihya etmek istediğini açıklamıştı. İşte Taksim Yayalaştırma Projesi için yapılan imar değişikliği içine bu istek de dahil edilerek Topçu Kışlası’nın ihyası için düğmeye basıldı. Mimar Halil Onur, Topçu Kışlası ihya projesi geliştirerek Koruma Kurulu’na sundu. Proje kamuoyuna yansıdığı haliyle korkunç boyutlardaydı. Yapılacak kışlanın boyu 5 katlı apartman yüksekliğine kulelerin boyu ise 10 katlı apartmana denk geliyordu. Üstelik ortasına da bir buz pateni pisti yapılması düşünülüyordu. Her ne kadar kültür merkezi denilse de Başbakan Erdoğan “İster AVM, ister müze, istersek otel yaparız’’ demişti. Kamuoyu bunu günlerce tartıştı.
Bu arada 2 No’lu Koruma Kurulu, Halil Onur’un projesini reddetti. Bunun üzerine Başbakan Erdoğan, “Reddine ret veririz” açıklamasını yaptıktan kısa bir süre sonra Kültür Varlıkları Koruma Yüksek Kurulu, 2 No’lu Koruma Kurulu’nun red kararını iptal ederek Topçu Kışlası’nı ihyasının önünü açtı. İşte o günden sonra başta Mimarlar Odası omak üzere STK’larda Gezi Parkı’nda ağaçlar kesilecek endişesi başladı. Hem odalar hem de Taksim Güzelleştirme Derneği, idare mahkemesinde dava açtı. Odalar imar planlarında yapılan değişikliğe İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nde itiraz ederken, Taksim Gezi Parkı Yaşatma Derneği ise Yüksek Kurul’nun kararına İstanbul 6. İdare Mahkemesi’nde dava açtı.
Bu arada Taksim Yayalaştırma projesi için İBB tünel inşaatına başlamış, Gezi Parkı’nın altındaki dükkanlar tahliye edilerek yıkılmıştı. Artık parka girilecek endişesi taşınıyordu. Her geçen gün artan tehditler üzerine parkta ağaç nöbetleri başladı. Başta çok küçük gruplar halinde tutulan nöbet gittikçe artış göstermiş, parkta çadırlar kurulmaya başlanmıştı. Yine Asker Ocağı Caddesi üzerindeki tünel inşaatının genişletilmesi çalışmaları sırasında ağaçların dozerlerle sökülmek istenmesi üzerine de parkta nöbet tutanlar ile çalışanlar arasında arbede yaşandı. Parka müdahale başladı endişesiyle parkta kalanların sayısı da iyice arttı. Güvenlik güçlerinin parkta kalan çevrecileri sabah gün aydınlanmadan zorla çadırlarından çıkarması ve üzerine de çadırları ateşe vermesi bardağı taşıran son damla oldu. Sonra park çevreciler tarafından işgal edildi. Olaylar her geçen gün arttı.
Şimdi olaylardan çok durumun imar planları açısından nasıl seyrettiğine geri dönelim. 6. İdare Mahkemesi’nde açılan dava için önce yürütmeyi durdurma kararı geldi. Hem de 31 Mayıs’ta. Yani olayların en ateşli günlerinde alındı karar. Ancak Kültür Bakanlığı karara itiraz etti ve yürütmenin durdurulması kaldırıldı. Aynı mahkeme 21 Şubat 2014 ise Topçu Kışlası ile Yüksek Kurul’un aldığı kararın hukuka uygun olduğuna karar vererek projeyi onayladı. Mahkeme, açılan davanın “Eserin ihyasını engelleme sonucunu doğuracak” bir dava olmadığını, mahkemenin ancak “projenin eserin aslına uygun olup olmadığını” inceleyebileceğini, davacının bu yönde bir “bilgi ve belge ortaya koyamadığı” sonucuna vardı. Lakin bu kararın çok bir etkisi kalmamıştı, zira bu projeye dayanak olan imar planları mahkeme tarafından iptal edildi.
1. İdare Mahkemesi tarafından devam eden dava, projenin kökten iptaline neden olacak türdendi. Henüz olaylar başlamadan önce Radikal’in gündeme getirdiği bilirkişi raporunda “Uzun yıllardır park kullanımına ayrılmış ve 21 Mayıs 2009 onanlı 1 / 5000 ve 21.12.2010 onanlı 1/1000 ölçekli Beyoğlu Sit Alanı Koruma Amaçlı Planları’nda ‘Gezi Parkı’ olarak ayrı kullanıma bırakılmış olan alanın kısa bir süre sonra bu fonksiyonunun değiştirilmesine ancak zorunluluk hallerinde ve yakın bölgede eşdeğer bir alan ayrılması suretiyle yapılabilir. Yasal mevzuat gereği olduğu halde bu değişikliğin zorunluluk sebeplerinin hukuken ortaya konulmadığı gibi çevrede eşdeğer bir alanın da ayrılmadığı anlaşılıyor. Yine plan onama sınırı içinde bir alanın ‘planlamasının’ sonradan düzenlenmek üzere ayrılmasının plan kapsamında önemli bir eksiklik olması nedeniyle plan bütünlüğüne olumsuz etkilerinin olabileceği, ayrıca plan notlarında ‘Taksim Kışlası’yla ilgili hüküm olduğu halde dava konusu planlarda bununla ilgili bir belirlemenin yapılmadığından dava konusu Koruma Amaçlı İmar Planı değişikliklerinin şehircilik ilkeleriyle planlama tekniklerine uygun olmadığı sonucuna varılmıştır’’ denildi. Mahkeme, 6 Haziran’da bilirkişi raporuna uyarak ‘‘Şehircilik prensiplerine, koruma kurulu kararı ilkeleriyle planlama esaslarına uygunluk bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır’’ diyerek imar plan notlarında yapılan değişikliği reddetti.
Mahkeme plan değişikliğini iptal etmesine rağmen İBB yine de kararı bozmak için Danıştay’a gitti. Ancak Danıştay’da İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nin aldığı kararı onadı. Bir yıldır konuştuğumuz 7 sivil 2 güvenlik mensubunun hayatına mal olan Gezi Parkı’na Topçu Kışlası yapılması projesi ebediyyen rafa kalktı. Ancak İBB mahkeme kararına uygun yeni bir proje geliştirip askıya çıkarırsa ya da diğer anlamıyla hülle yoluna giderse proje yeniden gündeme gelebilir. Peki bunca canın, bunca yaşanan olayın hesabını kim verdi? Koca bir hiç…
Ömer Erbil
Kaynak: Radikal

1 Yorum

  1. necati yılmaz

    Havada inanılmaz bir arsızlık var. Nerede kaybetse nerede hukukla karşılaşsa bir arkadan dolanma, başka yollardan yeniden o dediğini yapma düşüncesi var. Böyle bir elim noktadayız yani.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir