Taksim Gezisi Etkinliği

6 Dakika Okuma Süresi

Arif Atılgan

Son yıllarda İstanbul için çeşitli plan, projelerin gündeme getirildiği görülmektedir. Bu plan, projeler toplumda yoğun olarak tartışılmaktadır. Yapılan tartışmaların ana aksı İstanbul’da genel bir soylulaştırma operasyonu yapıldığı şeklindedir. Taksim Planı da bu anlamda değerlendirilmekte, insanlar özellikle Gezi Parkı üzerine inşa edilmesi düşünülen eski kışla binasına, yeşil alanın yok edileceği endişesiyle, karşı çıkmaktadırlar.

Taksim Gezi Parkı projesinin gerçekleşmemesi için yoğun eylemler yapılmaktadır. Yıllardır kent mücadelesine ‘herkes’in katılabilmesini sağlamak gerektiğini iddia etmişimdir. ‘Herkes’ den kastım her görüş ve düşünceden insanların oluşturduğu halktır.

Etkinlikte Halk.

1 Haziran 2013 cumartesi günü etkinliklere katılmak için ben de eşimle birlikte ‘herkes’ten biri olarak yola çıktım. Daha trende ‘herkes’i gördüm. Haydarpaşa’dan motorla karşıya geçerken de ‘herkes’le birlikte idik. Tünel ile İstiklal Caddesine çıkarken de, İstiklal Caddesinde Taksime doğru yürürken de hep ‘herkes’in içersinde idik. Halk kentine sahip çıkıyordu. Kentinde doğru bulmadığı bir planın gerçekleşmesini istemiyordu. Bunun için tavrını koyuyordu.

Tarif ettiğim insan topluluğunun hiçbiri oradaki kamu mallarına zarar verecek yapıda kişiler değildi. Ama yinede provakotörler tarafından bu zararlar gerçekleştirilmişti. İşte kolluk kuvvetleri kamu malını korurken aslında oraya iyi niyetle gelen kişileri de diğerlerinden korumayı başarabilmeliydiler. Kolluk kuvvetleri sadece kamu malını değil kamuyu yani halkı da korumak durumundadırlar. Kolluk kuvvetlerinin bu anlamda da eğitim almalarında yarar var diye düşünüyorum.
Mitinglerin Yeni Seyyar Satıcıları: Biber Gazı İçin Maskeci Ve Limoncu.

Aslında 1940 yılında Taksim Kışlasının yıkılması yanlıştı. Ancak o yıllarda yıkılması ne kadar yanlışsa bugün yenisinin yapılması da o kadar yanlıştır. Ayrıca rekonstrüksiyon projesi için gereken verilerden sadece birkaç fotoğrafı bulunmaktadır. Somut belgeler olmaksızın fotoğraflardan yararlanılarak hazırlanacak rekonstrüksiyon projesinin de sağlıklı bir sonuç vereceğini düşünmüyorum doğrusu.
Taksim Meydanında insan boyu yüksekliğinden Gezi Parkı tarafına bakılırsa, oraya yapılacak bir binanın meydanı ne kadar basacağı ve sıkışık göstereceği belli olacaktır.

Fransız mimar Henry Prost’un 1937 yılında yaptığı İstanbul’un ilk Nazım Planında Taksim Gezisinden Maçka’ya ve Maçka’dan da Dolmabahçe’ye kadar uzanan, yaklaşık 30 Hektar büyüklüğünde, yeşil bir kuşak düşünülmüştü. Bu yeşil kuşak içersinde bugün şu binalar bulunmaktadır: İnönü Stadı (1947), İstanbul Radyoevi (1949), Hilton Oteli (1955), Divan Oteli (1956), Muhsin Ertuğrul Sahnesi (1970), Harbiye Orduevi (1974), Vakıflar Oteli ( Sheraton-Ceylan İntercontinental) (1975), Atatürk Kitaplığı (1981), Cemal Reşit Rey Konser Salonu (1989), Hyatt Regency Oteli (1994), Lütfü Kırdar Uluslar Arası Kongre Merkezi (1996), Gökkafes (1998), Pastör Hastanesi yerine konut binaları (2006) ve Maçka Parkı içersindeki çeşitli yapılaşmalar. Aslında bu “küçük” detay da tartışılmalıdır sanırım. Benim ütopyam Prost’un planındaki yeşil kuşağın tekrar hayata geçirilmesidir.

1937 Yılındaki Prost’un Planındaki Yeşil Kuşak Ve Bu Yeşil Kuşağın Bugünkü Durumu.

Bu kadar olaydan sonra umarım Taksim Gezisine inşaat yapılmaz. Öte yandan yaşanan olaylar, Gezi Parkının insanlar tarafından tekrar fark edilmesini sağlamıştır. Kent parçalarına kullanılarak sahip çıkılır. Parkın etkinliğe kadar ki kötü kullanımı son bulmalı, halkımızın orayı daha çok benimsemesi sağlanmalıdır.

Gezi Parkı bu etkinlikte fonksiyonunu belli etmiştir. Taksim Gezisi, İstanbul’un Hyde Parkı olabilir. Serbest sanat etkinliklerinin gerçekleştirildiği, ‘herkes’in istediği konuları başkalarına duyurma olanağına sahip olduğu bir yeşil alan olarak düzenlenebilir.

Demokrasi, devamlı geliştirilmek durumunda olunan bir kavramdır. 1992 yılında Rio De jeneraio da yapılan, Birleşmiş Milletlerin Çevre ve Kalkınma Konferansındaki “Yeryüzü Zirvesi” toplantısında, kentler için “21. Yüzyılın Yerel Gündemi” oluşturulmuştur.’ Yerel Gündem 21’ adı verilen bu kavram, kalkınma ve çevre arasında denge kurulmasını hedefleyen ‘sürdürülebilir gelişme’ anlayışının yaşama geçirilmesine yönelik küresel bir eylem planıdır. Bu eylem planı ‘sürdürülebilir gelişme’ için halkın karar süreçlerine katılımını öngörmektedir. Yani seçenler seçtikleri kişilerin karar süreçlerine katılmak durumundadırlar. STK ları ortaklar olarak tanımlayan Yerel Gündem 21 kavramı, yerel yönetimleri halka en yakın yönetim kademesi olarak önemsemektedir. Yetkililer, kentlilerin kentleri ile ilgili karar süreçlerine katılmalarını sağlamak zorundadırlar. Ancak alınan kararlar evrensel bilim kurallarına uygun olmalıdırlar. Yani bilime aykırı veya yasa dışı bir karar, referandum yapılarak veya insanların duyarlı oldukları iddiasıyla geçerli sayılamaz.

Ülkemizde, bu amaçları sağlayabilmek için belediyelerde Kent Konseyleri kurulması öngörülmüştür. 3/ 7/ 2005 tarihinde yayınlanan Belediyeler Kanununun 76. maddesi Kent Konseylerinin zorunluluğunu ortaya koymuş, 8/ 10/ 2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Kent Konseyleri Yönetmeliği ise konuyu tarif etmiştir. Yani 2006 yılından itibaren Kent Konseyleri ile katılımcı demokrasinin sağlanması düşünülmüştür. Ancak yönetmeliğin yetersizliğinden dolayı, birkaç tanesi hariç Kent Konseyleri pratikte bu amacı sağlayamamışlardır. Halkın kent mücadelesi eylemlerine bu taraftan da bakmakta yarar vardır.
Taksim Gezi Parkı eylemcilerinin küçük bazı eksikliklerini de belirtmeliyim. Etkinlikler, ‘herkes’ ama esas olarak yirmi birinci yüzyılın gençleri tarafından yapılmıştır. Zaman zaman eylemlerle ilgili sözcülük yapan kişi veya ekiplerin bu özellikleri taşımaları gerekirdi sanırım.

 

Bu arada etkinliğin sosyolojik irdelemeleri yapılırken benim 1968 kuşağımla bugünün gençlerinin karşılaştırıldığını okuyorum. Bu çeşit karşılaştırmaların kesinlikle sağlıklı olmadığını söylemeliyim. Bizim zamanımızda teksir makinelerinde basılan bildiriler ile insanlarla iletişim sağlanıyordu. Şimdi ise facebook, twitter vs .deki mesajlar ile sağlanıyor.

Taksim Gezisi etkinlikleri uzun süre çeşitli yönleriyle ele alınarak tartışılacak ve incelenecek değerdedir.

6 Yorum

  1. mümtaz akın

    Ne etkinlikti ama değil mi? Başbakanın yaşadığı sürece unutamayacağı bir ezilme sanki. Fakat bu toprakların insanlarının da ne güzel, ne dirençli ve ne akıllı olduğunun da bir sergisi gibiydi.

  2. gül ertan

    yarışma yapılması önerisi gelmiş gördüğüm kadarıyla. üstü park olmak kaydıyla bir miktar altta mekan yaratılabilir. kentin ortak iradesinin ürünü bir yarışma yapabilmek için hazır yasal düzenleme ve mahkeme kararı varken bu sürede iyi bir zaman olarak düşünülebilir. yarışmadan önce ön atölyeler ile fikirler olgunlaştırılabilir.

  3. Hasan Kıvırcık

    Ben Arif beyin yaşanan bunca alt üst oluştan sonra özellikle “Hyde Park” olabilir görüşünü yakın ve doğru buluyorum.
    Zira bana göre Taksim Gezi artık içinde bu ülkenin özgürlük taleplerinin simgesi haline geldi. İçinde serbest kürsüsü olan bir park İstanbul’ üstelik çok yakışacaktır. Diğer taraftan toplumun her görüş ve rengin kendisini ifade etmesine ihtiyacı var. Park geliştirilmeli, ortada kalan ve şu anda ağaçlı olmayan yerlerde bir alt kat sergi salonu olarak zeminden görünmeyecek şekilde düşünülebilir.
    Fakat önce bir yöntem geliştirmek ve mesela bir yarışma yapmak… Onun da öncesinde fikirlerin toplanması ve “neyin yarışmaya” açılacağı konusunda mutabakata varmak, güçlü ve her kesimin istediği bir program elde etmek gerekir. Böylesi bir uluslararası yarışma sonuçlarına idarenin uymasını sağlamak, bu konuda kamuoyunun bugünlerde olduğu gibi ilgisini diri tutmak, hatta parkın programını katılımcı yollarla elde etmek düşünülebilir.
    Gezi den mimarlar açısından böyle bir tortu kalabilir ve Arif beyin bize bunları düşünme tartışma yolları sunmak açısından yazısı önemlidir diye düşünüyorum.
    Saygılar.
    Hasan Kıvırcık

  4. kübra tatar

    Televizyonlarda olabildiği kadarıyla durum değerlendirmelerini dinliyoruz. Vicdanlı gözler ile kalpleri susmuş, iktidara iple bağlanmışlar hemen fark ediliyor.
    Ancak Arif beyin değimiyle “Taksim Gezisi Etkinliği” gerçekten çok ETKİN oldu. Kimilerinin korku nöbeti olmuştur ve bundan sonra bu nöbetten kurtulamazlar diye düşünüyorum.

  5. Lale Sim

    ruhumuzdan gelen özgürlük sesini ezmeye çalışan bu hükümet bütün devlet olanaklarını kullanarak “bakın ben daha kalabalık” topluyorum gibilerden bu güzel toplumu ayrıştırıcı bir yola saptı. oysa taksim ve gezi de onların hala göremediği birşey var. halkın birikimi, zekası, yaratıcılığı hepsi oradaydı.

  6. Bülent Yıldırım

    Taksim ve gezi parkı bir gösterge esasında. Kaynama derecesine gelen suyun düdüklü tenceredeki uyarı düdüğü gibi. RTE durumu anlamazdan gelirse bu basınca kimse dayanamaz. Geri çekilip, halkın sesini dinlemesi lazım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir