Popülist Siyaset

5 Dakika Okuma Süresi

Arif Atılgan

2009 yılında yaşadığımız son yerel seçimlerde DSP den Kadıköy Belediye Başkan adayı idim. Parti, bütün adaylarını Zeyinburnundaki bir spor salonunda yaptığı törenle medyaya ve halka tanıtmıştı. Adaylar tek tek sahneye çağırılarak gelenlere tanıtılıyordu. O gün, DSP den Şişli Belediye Başkan adayı olan Mustafa Sarıgül’ün salona gelişini unutamam.

Salondakiler kadar büyük bir kalabalık ile davul zurna eşliğinde gelmiş ve tribünlerde oturan insanların hepsinin tek tek ellerini sıkmıştı. Israrlar üzerine siyaseti denemekte idim ve zaten seçimlerden sonra da siyasetten ayrılmıştım. Bu tedirgin duygular içerisinde iken o gün o görüntü ve o ortam bana çok tuhaf gelmişti. Mustafa Sarıgül ve etrafındakiler, sanki parti içerisinde başka bir parti gibi idiler. Belli ki siyasette böyle şeyler olağandı. Mustafa Sarıgül’ün bugünlerde CHP ye gelişinin görüntülerini TV lerde izlerken de her defasında o günü anımsamaktan kendimi alamıyorum.

Diğer adaylarla birlikte sahnedeyken, izleyici koltuklarında oturan biri ile göz göze gelmiş ve selamlaşmıştım. Prof. Dr. Semih Eryıldız. Semih Eryıldız, Beyoğlu Atatürk Erkek Lisesinde sıra arkadaşım idi. Çok çalışkandı ve O da mimar olmuştu. 1969 yılından itibaren belediyecilik konularında İstanbul ve Ankara’da çalışmış, özellikle Vedat Dalokay ile uzun süre Ankara’ya emek vermişti. ODTÜ de Kent Planlaması ve Yerel Yönetimler konularında hocalık yapmış, kitaplar yazmıştı. CHP de ise Gençlik Kolları Genel Başkanlığından başlayarak çeşitli önemli görevlerde bulunmuştu. 1970 li yıllarda CHP den milletvekili olmuş ve yanlış anımsamıyorsam o yıl en genç milletvekili olarak TBMM nin tarihine de geçmişti. Akademisyen olmuş, başarılı ve etik içi çalışmalarını öğrencilik hayatı bittikten sonra da devam ettirmişti. Kendisi ile zaman zaman bazı ortam ve etkinliklerde rastlar ve görüşürdük. Belli ki siyasetin içinde de ilgisini taze tutuyor gelip oradaki ortamı gözlemliyordu.

O gün o salondaki bu iki kişiden Semih Eryıldız resmen, Mustafa Sarıgül ise büyük bir ihtimalle birkaç gün içerisinde, önümüzdeki yerel seçimler için CHP nin İBB başkan aday adaylarıdır. Bir de CHP nin içerisinde yıllardır emek veren Gürsel Tekin vardır. Onu da Kadıköy Belediye Başkan Yardımcılığı dönemlerinden tanırdım. O da parti içinde yıllarca, bazen dikenini tutarak bazen gülünü koklayarak siyaset yapmış, üst kademelerde görev almış başarılı bir siyasetçidir. O’ nun siyasetçi kimliğini irdelemek beni aşar.

Bana göre CHP nin İBB Başkan adayının Prof. Dr. Semih Eryıldız olması gerekir. Yukarıda çok kısa olarak değindiğim Semih Eryıldız’ın özgeçmişini google’dan açıp okuyanlar bunu anlayacaklardır. Bu konularda tanınmışlık olmalı diye düşünülüyorsa Gürsel Tekin’in adaylığına da itirazım olamaz. Hatta Gürsel Tekin ile Semih Eryıldız birlikte çalışsalar çok daha iyi olur diye gönlümden geçiririm. Ancak partiye sonradan gelip dikenini tutmadan sadece gülünü koklayarak siyaset yapmak görüntüsünde olan Mustafa Sarıgül’ün adaylığını doğrusu yadırgarım. Mustafa Sarıgül, kendisinin partiye gelmesinden dolayı, CHP nin önce İstanbul sonra da Türkiye’nin idaresini elde edebileceğini açıklamaktadır. Bu tip açıklamalara CHP li yetkililerin tepkisizliğine ise akıl erdirememekteyim.


Tayyip Erdoğan İBB Başkanlığından Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığına, Kemal Kılıçdaroğlu İBB Başkan adaylığından CHP Genel Başkanlığına gelmişlerdi. Mustafa Sarıgül için de böyle bir plan mı vardır? O zaman birkaç yıl önce Deniz Baykal’a yapılan operasyonun hedef amacı Mustafa Sarıgül’müydü diye düşünmeden edemiyor insan. Yani Kemal Kılıçdaroğlu dönemi o operasyonda ara dönem olarak mı planlanmıştı? Mustafa Sarıgül’ün başkan adaylığı ile girilecek seçimde başka partilerden de CHP ye destek gelebileceği planlanmakta mıdır? Eğer böyle bir plan varsa, bu partiler MHP veya BDP dir. Bu partilerin ikisi de CHP ye tamamen ters anlayışta değiller midir? Uzun süre aynı ilçede belediye başkanı olmak başarı kriteri ise CHP nin bu anlamda kendi belediye başkanları yok mudur? Onlardan birinin İBB başkan adayı olması daha doğru değil midir? Bana göre kazanmayı da kaybetmeyi de kendi ekibinle yaşamak en doğrusudur.

Ben siyaset yazmam. Tartışmalardaki başlığın İBB seçimleri olmasından ve Semih Eryıldız’ın adının ortamlarda hiç geçmemesinden dolayı konuya biraz değinmek istedim. CHP bunları seçmenleri ile açık bir şekilde paylaşmalıdır. Evet, Mustafa Sarıgül oldukça renkli ve popülerdir. Ancak popülerlik siyasette her zaman oy demek değildir. Umarım sonunda düşünülenlerden tersi bir sonuç ile karşılaşılmaz.

Siyasetin bu derece popülist olmasına ise doğrusu üzülüyorum.

5 Yorum

  1. Yılmaz Kuyumcu

    Siyaset popülist hamasetle değil şeffaf, katılımcı, açık doğrularla yapıldığı zaman topluma katkı sağlıyor. Hocamıza başarılar.

  2. Hasan Kıvırcık

    Bir mimar ve proje hocası olmasının yanı sıra toplumsal alanda da kendisini hep gördüğümüz bir profil Semih bey. Başarılar diliyorum Semih beye.

  3. Fuat Önal

    Siyasetin bu dönemeçte özellikle adaylık sürecinde hangi partiden olursa olsun kırgınlıklara yol açabilecek durumların olacağını zannediyorum. Zira çoktan seçme, eğilim saptaması gibi şeyler kulağa hoş geliyor ama kazanan için zafer, kaybeden için bir miktar üzüntü demek oluyor.
    Bir yer için iki üç değil sekiz on aday bulunuyor bazen. Sayı çoğaldıkça da kazanan bir kişi kaybeden çok kişi oluyor.

  4. Güven Birkan

    Yazını okudum, en sonunda “Siyasetin bu kadar populist olmasına çok üzülüyorum” diyorsun.
    Ama zaten, “popülizm” , günlük politikanın öteki adı değil midir?
    Sözünü ettiğin adayların hepsi, aday adayı olabilmek için bile bir miktar popülizm ypmak zorunda kalmamışlar mıdır?
    Bu tür bir tutumu kendine yediremeyenlerin, siyasi partilerde birer nefer olmaktan öte gitmeleri söz konusu olabilir mi?
    Bana kalırsa, sadece siyasi partilerde değil, sivil toplum kuruluşlarından, büyük holdinglere kadar, bu ülkede, popülist tutumlar olmadan yönetici kademelerde yükselmek hayaldir. Ve biz teknik elemanlar, ancak teknik pozisyonlarda görev yapabiliriz, yönetici konumlara kaymaya başladıkça teknik ve toplumsal doğrularımızdan ödün vermeye başladığımızı fark ederiz.

  5. gönül izciler

    Düzgün insan olmak zor. Semih bey güncel çalkantıların dışında kalabilen, azimli, çalışkan, üretici ve son tahlilde düzgün bir insan. Belki de bilgisiyle İstanbul’a lazım olan o. Ama siyasetin kurgusu başka türlü çalışıyor sonuçta.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir