Planlamanın dili, devşirme subayı deliğinden çıkardı / Tahir Çalgüner

6 Dakika Okuma Süresi

Eymir Gölü nasıl yönetilmelidir ? Planlamanın dili,eski subayı deliğinden çıkardı. EKOLOjİST düşünce, “çevreci” statükocu düşünceden farklı olarak daha bütüncüdür.İndirgemeci bir yönteme bağlı kalmaz.

Parçacı çözümler üretmez. Çevreciler daha muhafazakâr olmakla birlikte, Ekolojistler ise, daha bilinçli ve ekosistemin ahengine temelli esnek çözümler üreten gruplardır. Geniş ve bütüncü bir bakış açısıyla, Eymir göl ekosistemini, Ekolojist bir düşünce yaklaşımı ile değerlendirirsek, aşağıdaki temel saptamaları yapmak mümkündür; Çevreci Yanlış: Eymir’i korumak için, ‘Halka’ yasaklamak gerekir. Ekolojik doğru: Hayır. Bu ilkel bir uygulama yöntemidir. Müzeci veya ‘çevreci’! bir yaklaşım olup, çağdaş ve ciddi bir uygulama olduğu tartışılır. Tek/çift araç plakası uygulaması veya mekanın taşıma kapasitesine uyumlu, günlük ziyaretçi sayısına kota getirilmesi gibi kural ve düzenlemeler de yapılabilir. Çevreci yanlış: Eymir Gölü, sistemden yalıtılarak (kapalı bir sistem olarak) ODTÜ tarafından korunabilir. Ekolojik doğru: Hayır Eymir Gölü, ekosisteminin bağlantılı(uzantılı) göl havzası Gölbaşı gölüdür. Bu iki göl aslında, tek bir göldür ve aynı ekosistem bütününe dâhildir. Bütüncü çağdaş (yeni) bir göl yönetimi için, bilimsel olarak Gölbaşı ve Eymir’in karşılıklı ilişkilerinin beraberce düşünülmesi gerekir. Çevreci Yanlış: Eymir Gölü çevresine sadece çam fidanı dikmek ile ‘sağlıklı bir çevre’ yaratılabilir mi? Ekolojik doğru: ‘Bitkilendirme’ çalışması yapılmadan ağaçlandırma yapılamaz. Yapılırsa, Ya tutmaz yâda güdük kalır. Gölü besleyen aküfer alanına da ağaç dikilmez. Su akışı kesintiye uğrayacağından, gölün su seviyesinin düşmesi, kirlilik yoğunlaşma oranını yükseltecektir. Gölden su çekmeleri de çabası… Tabii iki.” Bu bağlamda; ODTÜ yönetiminin, Eymir gölüne çevreci (anti-ekolojik) katkıları azımsanamaz büyüklüktedir! Eymir’in kim tarafından yönetileceğinden ziyade, Nasıl bir konseptle yönetileceği önemlidir bu noktada, empatik yönetim, katılımcı/demokrasi ve Ekoloji anahtar kavramlar olarak belirginleşir. Maalesef, ‘sözde’ ‘Çevreci-Demokrat’ bir çevre; Ekoloji’yi bir meta (mal), Demokrasiyi ise bir araç olarak algılıyor ve yalıtılmış dünyalarının, genel hukuktan bağımsız geliştirdikleri iç hukuklarına göre (anlaşılan o ki); birbirlerini içselleştiriyorlar, İkili ahlak geliştiriyorlar! Sorun, düşünme yöntemimizde. Belki ‘çevreci’ ama Ekolojist değil. Eymir’i bir hobi bahçesi olarak görmekten öte, ekolojist bir okuma yaparak Ankara’nın bir yaşam alanı ekosisteminin bir halkası olarak görmek gerekir. İnsanı ve kampüste yaptığı gibi evcil hayavanları ekosistemlerden öteleyen ‘yasakçı’ bir üniversite zihniyeti; gün gelir, tür ayırımcılığı yapar ve bazı hayvan cinslerinin de, Eymir ekosistemine girişini yasaklayabilir. Bir de buna, Melih Gökçek’in işin nasıl gelirse türünden, pek bir çevreci ‘şehir efsanesi’ projelerini eklersek, daha dikkatli olmamız gerekiyor. Çözüm, Melih Gökçek’in ‘yayılmacı-rantçı’ zihniyeti ile, benzer olarak ODTÜ’nün -sütten çıkmış ak kaşık olmayan- ‘yasaklayıcı-rantçı’ fiili uygulamalarının arasında, üçüncü (orta) yol ve farklı bir bilinçli yol izleyebilmek ve ‘Yorumlayıcı- Ekolojik’ yeni bir düşünme ve zihin biçimine geçiş yapmamızla ve de bunun da gerçekten ‘özde’ içselleştirilmesi ile ilgili… ‘Halkçı’ Ankara halkına yakışan da budur zaten…



EYMİR GÖLÜ VE ODTÜ ÜZERİNE

Eymir gölü ile ilgili çağdaş havza planlama yönetim modelleri üzerine temellenen bu görüşlerim sonrasında; askeri kuleli lisesinden zorunlu ayrılan, iyi bir subay olacağı yerde plancılığı ve senaryo yazımını kendine meslek seçen, şimdilerin akademisyenlerinden ve aynı zamanda Gökçek’in yeni ulaşım danışmanlarından birisinin, bizim hocalara gönderdiği gizli bir mesajını arkadaşlarım bana ulaştırdı. O mailinde de benim için şöyle yazmış; (Benim de yeni haberim oldu). Değerli Hocalarım, Meslektaşlar: “Aşağıya 02.05.2012 tarihli Hürriyet Ankara’da Yalçın Bayer’in köşesinde yer alan, şu an ŞPO Ankara Şubesi yönetim kurulu üyesi olan bir zatın değerlendirmesini aldım. Umarım ve temenni ederim ki bu değerlendirme Şehir Plancıları Odası’nın “yeni ankara şubesi yönetiminin” görüşleri ile uyumlu değildir. Daha önceleri de malum görüşleri ile bu sayın yönetim kurulu üyesi (!), Kanal A ekranında ODTÜ hakkında bu görüşlerini ODTÜ’den Eymir’in alınması şeklinde dile getirdiğini duymuştum. Sayın Belediye Başkanının malum görüşlerine su taşımaktan başka bir işlevi olmayan, talihsiz bir beyanat, “tacizkar” bir niteleme ve bir o kadar da bilgiden yoksun bir saptama olarak değerlendiriyorum.

“ODTÜ Yol Olmasın” kampanyası çerçevesinde yapmış olduğumuz kamuoyunu doğru bilgilendirme ve harekete geçirmek konusundaki faaliyetlerimizin ürünü ve karşılığı bu şekilde bir yönetim kurulu üyesinden almak da varmış!” Saygılarımla, Kendisine cevabım: Hiçbir zaman Kanal A’nin önünden bile geçmedim. Eymir ODTÜ’nün elinden alınsın demedim. “Çağdaş ekolojik havza yönetim modellerinden” bahisle; Eymiri kimin koruyacağından ziyade nasıl korunması gerektiğine yönelik bir yazı yazdım. Mogan ve eymir havzlarının kapalı havza olması nedeniyle ekosistem bütünü içinde planlanması ve korunması gerektiğini belirttim. Gerek ODTÜ 2.yol gerek Eymir’in yapılaşma baskısının önlenmesine yönelik yazılarım ve özellikle de AUAP 2038 denen çalışma ile ilgili görüşlerim kamuoyu tarafından iyi bilinmekte olup, toplumsal hafıza ve vicdanında kayıtlıdır.

1 Yorum

  1. Fuat Önal

    Ankara’yı kendi düşüncelerine göre bozmak isteyenler ve bu kentin cumhuriyet dönemi kazanımlarını silmek isteyenler adına plan dedikleri bu şeyleri yapıyorlar. Katılımsız, uzman görüşlerine kapalı olarak hem de.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir