Zor günler yaşıyoruz.
Korona Virüsü salgını nedeni ile tüm insanlık tehdit altında Bir tedbir olarak insanların evlerinden çıkmaması isteniyor. Konu ev, mekan, iskan, ikamet, oturma olunca, kriz günlerinde eve bağımlı yaşam konusunu da ister istemez tartışmaya açmak gerekiyor.

Mimari insan yerleşimlerine genelde baktığımızda iki tip öne çıkıyor. Biri birçok evin(daire. konut) bir arada düşünülerek tasarlanıp yapılan çok daireli apartman blokları, bunların oluşturduğu siteler. Diğeri ise bir-iki bağımsız bölümden oluşan, bahçeli, bağımsız evler. Birinci kısımda sözünü ettiğimiz konut blokları daha çok kentlerde tercih ediliyor. İkinci kısımdaki müstakil evler ise kırsal kesimde tercih ediliyor. Ne yazık ki son yıllarda, ülkemizde kırsal yerleşimlerde de hem de devlet eli ile apartman blokları, siteler yapılıyor.
Kriz ve karantina durumunda, yani zorunlu ev hapsi durumunda mekanın önemi daha iyi anlaşılıyor.
Kentlerde dört duvardan oluşan dairelerde insanların psikolojisi bozuluyor, direnme gücü zayıflıyor.. Çünkü dolaşabilecekleri bahçe yok, ilgilenebilecekleri ağaç, çiçek, toprak yok.. Önemli bir özelliği ise apartmanlarda hiçbir gıdanın, sebzenin üretilemiyor oluşu. Oysa kırsal yerleşimlerdeki, köylerdeki bahçeli evlerde insanlar toprakla, doğa ile. diğer canlılarla birlikte yaşayabilmekte.
Bahçesinde meyve, sebze yetiştirmekte, ahırında, kümesinde hayvan, tavuk yetiştirip sütünü, etini, yumurtasını elde edebilmektedir. Kırsal kesim yerleşiminde insanlar özgüvenli, işlerinden kopmadan yaşamını sürdürülebilirken, kentlerdeki apartman sitelerinde adeta esareti yaşamak zorundadır.
APARTMAN YERİNE BAHÇELİ EV
Devletin yanlış politikaları nedeni ile konut siteleri, topraktan, diğer canlılardan kopuk yaşama biçiminin TOKİ siteleri ile köylere de dayatılması şeklinde görülmeye başlamıştır.
Kriz ve karantina günleri nedeni ile devletin yerleşim politikalarını, mimariyi, kriz ve karantina günlerine dirençli mekanları oluşturmayı gündeme alması gerekmektedir.
Ülkede toprak sorunu yoktur. Devletin, insanların kentlere göçmeden, yerinde yaşama olanaklarını sağlaması anayasal görevidir.
Kentlerde hapsedilmiş milyonlar yerine, kırsal kesimde bahçeli evler de üretimden kopmamış, sağlıklı insanların yaşama biçimi düstur alınmalıdır.
YATAY-DİKEY MİMARİ DEĞİL, KIRSAL MİMARİ
Kentlerdeki Yatay-dikey mimari tartışmaları yerine kırsal kesimde yaşam teşvik edilmeli, toplu konuttan vazgeçilmeli, herkesin kendi parseli içinde, bahçeli müstakil evlerde yaşama olanakları sağlanmalıdır.
Bu yazıyı Pamukkale Çukurköy’den, köy evinden yazıyorum Köylü işinden gücünden kalmadan, gündelik yaşamını sürdürerek krize karşı direniyor. Bahçesinden sebzesini, kümesinden yumurtasını, ahırdaki ineğinden sütünü yoğurdunu sağlıyor. Kriz aylarca sürse umurunda olmaz..
Süleyman BOZ
Kaynak : www.deha20.com



1 Yorum
E. Gaye Durmaz
Mimarların tek tek ya da gruplar olarak krizlerden çıkış için alternatif görüşleri olması lazım. Bizde bütün mimarların mutlaka her şey için görüşü olabilir ama iş yapan, ülkeyi ve kamu idaresini sarsacak denli güçlü ve örgütlü sesleri yok.