Mimarlar Odasında Muhalefet / Arif Atılgan

5 Dakika Okuma Süresi

Mimarlar Odasında yıllarca yöneticilik yaptığım herkesçe bilinir. Yine herkesçe bilindiği gibi Oda içersinde az sayıdaki sıfatlardan birine sahip olacak konumlarda iken eleştiri yaparak camiaya daha yararlı olacağımı düşünmeyi tercih etmişimdir. Böyle bir kimliğe bürününce ise doğal olarak bir süre sonra Oda dışarısına çıkmak durumunda kaldım. 2012 yılından itibaren Oda dışında Oda eleştirisi yapmaktayım.

2014 yılına kadar Katılımcı Çağdaş Demokrat Toplumcu Mimarlar gurubu olarak Odada muhalefet yaptık. Gurubumuza, Oda yönetimlerini sağ görüşte gördüklerini yeni öğrendiğim, sol görüşlü başka bir gurup meslektaşımız da katıldı. 2014 yılının başından itibaren ise tek başıma özgürce eleştiri-öneri yapmaktayım. Bu anlamda iktidar olmak kadar muhalif olmanın da kuralları olduğunu düşünmüşümdür.

Mimarlar Odasında kuruma veya kişilere eleştiri yapılmamalıdır. Ben yapılan işlere veya kişilerin yanlış sıfatlarla iş yapmalarına eleştiri yapmayı doğru bulmuşumdur. Bir de yapılması gerekirken yapılmayan işleri belirtmek gerekir diye düşünürüm. Ayrıca eleştirilerin ardından önerilerin de eklenmesi gerekmektedir. Mimarlar Odası tüm mimarların zorunlu üye olduğu önemli bir kurumdur. Asla zayıflatılmamalı, toplumun gözünde itibarı zedelenmemelidir.

Mimarlar Odası içersinde iken edindiğim alışkanlıklardan en önemlisi kanıtsız ve belgesiz konuşulmaması, yazılmaması prensibidir. Günümüzün moda tanımıyla kendini tape yerine koyarak ‘bu şunu demiş’, ‘şu bunu yapmış’ şeklindeki açıklamaların çok yanlış olduğunun bilinmesi gerekir. Bu anlamdaki açıklamalar önce o açıklamaları yapan kişileri güvensiz kılar. Bunun için doğru olduğu kesin olan bazı bilgilendirmelerde bile eğer elde kanıt yoksa ‘belki, sanırım’ gibi kelimeleri kullanmak alışkanlığını edinmekte yarar vardır. Zira eleştiriler aynı zamanda birer belge niteliği taşımalıdırlar.

Diğer yandan takıntılı duygularla veya yemek masası üslubuyla eleştiri yapılmamalıdır. Aksine eleştiri yapan kişi en sağlıklı haliyle ve en anlaşılır cümlelerle eleştiri yapmalıdır. Aksi takdirde eleştirinin ağırlığı davranışlara veya bozuk cümlelere kayar. Eleştirideki fikirler ikinci planda kalır.

Eleştiri yapan kişi veya kişiler eleştirdiği konuları iyi dinlemeli veya okumalıdırlar. Değil iyi dinlemek veya okumak, hiç dinlemeden veya okumadan yapılan eleştiriler yine anlamsız ve etkisiz kalacaktır.
Bunları söylemekten amacım muhalefetin ciddi bir iş olduğu, eleştiri- öneri yapmanın ise her şeyden önce bir kültür gerektirdiği gerçeğidir. Bana göre muhalefet iktidar kadar gerekli ve değerlidir.

Mimarlar Odasında son 15 yıldır muhalif olanlar kaba bir şekilde Oda dışarısına çıkarılmışlardır. Ancak bugün görülmektedir ki Odada muhalefetsiz bir iktidar oluşmuştur. Bilinmelidir ki steril ortamlar hastanelerde sağlıksız kişiler için oluşturulur. Sağlıklı kişiler doğal ortamlarda yaşarlar. Odada bu anlamda steril bir ortam yaratılmak istenmişse bu durum iktidarda olanların, kendi kendilerinin sağlıksız olduklarını kabul ettiklerini göstermiş olmaktadır. Tek ses tek nefes ortamların oluştuğu muhalefetsiz iktidarların idaresi demokratik örgütlere has bir görüntü değildir.

Mimarlar Odasında demokratik bir örgüt yapılanmasının oluştuğunu görmek isteyenlerdenim. Demokratik örgütlerde muhalefet agresif ve sinirli de olabilir. İktidar ise aksine sakin ve olgun olabilmelidir.

Mimarlar Odasında eleştiri yapanların Odadaki çok sayıdaki sıfatlardan olan delegeliğe hasret kişiler olmamaları gerekir. Var mıdır yok mudur bilemem ancak sohbetlerde konuşulan bir konu olduğu için yazıyorum, profesyonel olunca muhalif olmaktan vazgeçmek kadar profesyonel olamayınca muhalif olmak ta doğru bir davranış değildir.

Odada muhalif olan meslektaşlarımız için yıllardır uygulanan bir yöntem vardır. Bence hiç doğru olmayan bu yöntemle insanlar yalnızlaştırılmakta ve itibarsızlaştırılmaktadırlar. Hiç insani olmayan bu uygulama Mimarlar Odası camiasına kesinlikle yakışmamaktadır. Eleştirenlerle sıkı tartışma ortamları yaratılması yeni fikirler üretilmesini sağlar. Muhalif olanların varlığının iktidarın meşruluğunu sağladığı bilincine varılmalıdır. Bu anlamda muhalefete ayrı bir değer verilmelidir.

Yıllarca Mimarlar Odasında iktidarda eleştiri yapan bir kişi oldum. Ancak bu süre içerisinde Oda için tüm enerjimle gönüllükle çalıştım. Kararlara hep saygılı oldum. Oda dışarısında kaldığımda da yaptığım eleştirileri daima konuları ciddiye alarak yaptım. Ayrıca Mimarlar Odası kurumuna eleştiri yapanlara Odayı savundum. Amacım saygın bir kurum olan Mimarlar Odasının yanlış idare edilmemesini sağlamaktır.

Sonuç olarak İktidardakiler kendileri için üyelere ‘bunlar iktidarı kaybetse muhalefet olmayı başaramazlar’ dedirtmemelidirler. Ama muhalefet de kendileri için üyelere ‘bunlar iktidar olsa şimdiki iktidardan daha çok eleştirilirlerdi’ dedirtmemelidirler.

24 Yorum

  1. salih şencan

    bu son dedikçe yazıyorsun arif,nasıl bir arifsen artık..ben müptezelim ağzımın dışında heryerime içerim ama söz konusu olan bunlar değildi ki;eğer sen anadolu 1ci bölge seçimine 4 gün kala ”hasan karaaslan varsa ben yokum,ya hasan ya ben,gidin ikna edin aday olmasın”ikrarında bulunmazsan yazdıklarının tamamı yalan-palavra-hilaf ı hakikat beyan..eğer dersen baki kalacak birşeyimiz olur,yoksa olmaz,bunca zamandır seni ikrara zorladım ama son derce YAVUZ imişsin,senin kazıyacağın ”OLİGARKLAR”ından farkın kalmamış..artık yaz dur buralarda meşgul adam..ama yalan söyleme,dileğim temennim budur…düşün,muhasebeni yap..bye bye

  2. Arif Atılgan

    Sayın Salih Şencan, döküldükçe çirkinleşiyorsun. Sen konu açıyorsun ben de o konuyu nasıl yanlış anımsadığını ve yorumladığını ortaya koyuyorum. Yani sana ayna tutuyorum. Kendini görünce de sinirleniyorsun. Şimdi gelelim o yaş gününe. Bana ‘Ağabey, hastaymışım, son yaş günüme en sevdiğim kişilerin gelmesini arzu ediyorum’ diyerek davet telefonu etmiştin. Ben de o gece evde konuklarım olmasına rağmen onlardan izin isteyip kısa süreliğine gelmiş ve bu durumumu sana söyleyerek erken ayrılmıştım. Hatırın için yaşını kutlamak için de bir duble rakı içmiştim. Görüyorum ki bunları da anımsamıyorsun. Ayrıca hatırına binaen geldiğim o mekân (15-20M2 de masalar, pist ve sahne vardı) asla tarzım değildi. ‘İçkiyi ağzına iç’ hakaret değil ‘dengeli iç’ anlamında bir deyimdir. Öyle olsa o geceyi de doğru anımsardın. Ayrıca bir deyimden bu derece alınıyorsan kendi yazdıklarını kendini başkasının yerine koyarak bir oku veya tarafsız birine okut. Gelelim konuya. Şükür ki o yaş gününden sonra birçok yaş günü kutladın ve belli ki kutlayacaksın. Ben gelemedim.
    Seninle birbiri ile tartışan tarihteki köşe yazarları gibi olup tatlı-sert esprilerle aradan yeni fikirler üretebiliriz diye düşünmüştüm. Ancak bambaşka bir yere geldik. Bu sebepten artık senin yazdıklarını okumayacağım, dolayısıyla cevap ta vermeyeceğim. Emin ol bu yazıları takip edecek vaktim de yok aslında. (Kaldıysa) Dostluğumuz baki kalsın bari.
    Selamlar.
    AA

  3. salih şencan

    yazdıkça çirkinleşmek bu olsa gerek arif..içkiyi 39 yıldır içiyorum, bu AĞZINA İÇ yorumunu sana karşılaşınca sorarım,terbiyesizleşme, çirkinleşme.. bu yorumun 32 yıl önce bir genel kurulda aynı eleştiriyi(bunun adı eleştiri ise tabii)getiren şu an yaşamayan(mevta) bir şube başkanının yorumu ile aynı.. bak arif ben 39 yıldır içerim ağzıma ya da başka yerime )bana böyle bir eleştiri getirmen sana debil imbesil moron idiot kategorisinde ayırdığım yerde taht oluşturdu..ben içerim ve hep içtim, bu eleştirini senin kaçtığın genel kurulda kazıyacağın(!) oligark tabirine uygun tüm dost ve hempaların da yaptı.. ben poğaçayı rakı ile içecek kadar otokontrollüyüm, bu konuda daha fazla çirkinleşme.. yapacağın şey belli idi bu temsilcilik genel kurulunda; ilişkilerini çekilsen dahi DEĞİŞİMİN MİMARLARI na aktaracak, genel kurulda yola çıktıklarınla yanyana oturacak bir duruş sergileyecektin.. genel kurul öncesinde sevgili raşit gökçelinin yazdığı ve senin siyasal oportünizminle ilgili bir şiiri dahi kamuoyu ile paylaşmasını dostluğum elverdiğince yasakladım ya da durdurmak istedim..ama o şiirde tasvir edilen sen bile bu durumdaki senden çok daha ileride..yıllarca beraber yönetimde bulunduğun ve son 4 yıl muhalefet yoldaşı dostların, değişimin mimarları kreatif özü ve manifestosunun (ki bu manifestoya senin uzak ara yaklaşamadığını neyse ki yazılarından anladım) sahibi ben ve yakın dostlarımın ve senin aslında kazımaya niyetin olan ve ama bunu açıkça ifade edemediğin çağdaş toplumcu demokrat mimarların PERSONA NON GRATAsı olmayı başardın..bence suç sende değil senin kuşağında bir kincilik kariyer ve koltuk hırsı ve ideoloji noksanlığının verdiği apolitiklik var..yoluna devam et PERSONA NON GRATA ama sana bundan böyle kimsenin ve hiç bir anlayışın el uzatacağını da sanmıyorum, yani 300 yıllık binalara devam 🙂 ama diyeceğim o ki sen bu platformdaki inandırıcılığını yitirdin ve ben bu yüzden bu kadar uğraştım.son bir sözüm de şudur ki;2012 senesinde yaş günüm için geldiğin barda da bu yüzden içmedin sanıyorum.. kontollü olmak adına ya da başka sebepten.. sana tavsiyem bana anımsama konusunda zeka seviyesi sana yakın terminoloji ile atıfta bulunma.. devlet bahçeli diline bu seçim kampanyasında doladı, dizi film jargonu ile SEN BİTTİN artık,ve farkındasın… son sözüm ise siyasal olarak anlayışsız değil isen eğer yalancısın, şube genel kurulunda sana şiir yazan sevgili gökçeliye elini uzatmışsın sıkması için, 10 nisanda yazdığın bu şapşal yorumdan sonra şaşırıp da beni gördüğünde elini uzatmamanı da ayrıca rica ederim.. istanbul beyefendileri zeki olmuyor demek ki her zaman.. güle güle arif, güle güle delege arif..

  4. Arif Atılgan

    Salih, Öğlen meyhanede randevu veren ben değil sendin. Ben öğlen içki içmediğim için çay değil kahve içtim. İki satırda kaç hata yapıyorsun. En iyisi hiç değilse içkiyi akşam ağzına iç. Ben 300 yıl önceki binaları bile yazıyorum. Sen 1 yıl öncesini anımsayamıyorsun.
    AA

  5. salih şencan

    zaman seni tedavi etmeyecek,otobüs çarpsa diye dua edeceksin arif..son derece hayırlı olmuş bu konuda mutabıkız,hayatın kurtuldu bence:-) uzun ve çağdaş toplumcu demokrat bir ömür dilerim,sana bundan sonra bir bürosit verir mi sami-eyüp onu biliyorum,ama sen bekle,belki verirler..öğlen meyhanede randevu verip çay içen senden bundan daha fazla da dinginlik beklenmezdi sanırım..kendine dikkat et,iplik pazara çıkınca kimse saygı duymuyor,bence mimarlara mektupta 300 yıl önceki binaları yaz..okuyucu kitlen seni takip edecektir..

  6. Arif Atılgan

    Sevgili Salih Şencan, Hayatımda hiç yalan söylemedim. Söylemem de. Senin konulara devamlı tek taraflı bakmandan bıktım. Karşındakini hiç dinlemiyorsun, okumuyorsun. Ben seni biraz deli dolu, biraz içki muhabbetini seven, bu sebepten olumlu olumsuz biraz da atak bir insan olarak tanıdım. Hala öyle.. Senin benim hakkımdaki methiye yazılarını Mimdap ın son iki yıllık arşivinden her kes çıkarabilir. Ama sen şimdi beni hiç anlamaya çalışmadan benim için tamamen zıt şeyler söylemeye başladın. Üstelik benim hiç tarzım olmayan bir şekilde küfürle eşdeğer kelimeler kullanarak.
    Aslında insanın hayatında bazen olumlu tesadüfler olur. Hani otobüs durağına 4-5 mt kala evde bir şey unuttuğunu fark eder, dönersin. O anda durağa bir araç çarpar hayatın kurtulur. Bugün anlıyorum ki bizim BKBT seçimlerinde benim tamamen liste anlaşmazlığı sebebiyle aday olmamam da herkes (ben, oda, listedeki diğer arkadaşlar ve sen) için hayırlı olmuş.
    Zaman her şeyin ilacıdır.
    AA

  7. salih şencan

    bence artık ne yazarsan yaz ben yanıtlamayacağım ARİF.sevgili atılgan diye hitap etmedim zira sen yalanlarında ısrar ettin..ne oda ne senin 4-5 ocak günü öncesinde yaptığın U dönüşü beni artık enterese etmiyor..benzerlerinle eşdeş kulvarlarda bol yalanlı az teorik ve gene bol ilkeli(!)uzun bir paylaşım dilerim..eğer manik depresif-obsesif-kumpilsif takıntılar ve meyhane ağzı eleştirin olmasaydı zaten bir daha da yazmayacaktım..bu yazdığın arazlar sana ya da bir yakınınına tanı olarak mı kondu da böyle bilimsel!) yazdın bilemiyorum..sana freudien psikanalizi tavsiye ederim,erk ve iktidar için son derece yararlı terapidir..sana güle güle az biraz da şans ,belki apartacağın mebzul miktarda üye aklı vardır..benim için beyin gri hücrelerinin düşünme komplikasyonunu yönlendiren organı,bunun lapalaştığı yerde ben olmam..zaten mimarlar da olmayacak..mimdapta son genel kurul tahrifatını yapmana seyirci kalmak istemediğimden son 3 yazına eleştiride bulundum,kendine,yola çıkıp yarıda ektiğin dostlarına yazdığın medya-ı mecraya saygın varsa artık bu konuda bu sütunlarda yazma..yazarsan da keyfin bilir,müşterim değilsin artık..ZİRA YALANI SEVMEM,DOĞRU SÖYLEDİĞİMİ İSPAT İÇİN DE BELGE-KAYIT PEŞİNDE KOŞMAM…

  8. Arif Atılgan

    Zamanım olmuyor. Yeni okudum. ilk fırsatta yazacağım.
    AA

  9. Fuat Önal

    tansiyon mu yükseldi, hava mı nemlendi, nedir? güzel güzel konuşuyordunuz.

  10. salih şencan

    ve son sözüm sevgili atılgan,arif isen anlarsın;bu yazdığın metinlerin ve teorik safsatanın tamamı ”mimarlara mektup”ta yayınlansa idi reaksiyonum sıfır olurdu,ama ki yöneticiliğini bir dönem ya da dönemler yaptığın ve de lakin çağdaş toplumcu demokrat mimarlar listesinden (OLİGARK8o da her ne ise bak bu senin terminolojin)başkan olduğun ”şanlı” yönetici mazine binaen yorumunu mimarlıkta demokratik açılım platformu sitesinde yaparsan ORDA DUR diyorum,anlaşıldı umarım,daha fazla kırmak istemem,git seni başkan yapanların yayın organında yaz ”teorik” safsatalarını..bu da ne yemek ne meyhane masası üslubunda oldu,kusura bakma bu külhaniliği hak ettin…güle güle,selametle..açık yollar..açık baht..

  11. salih şencan

    ayrıca bu minval üzerinde neşriyatına devam edersen sevgili atılgan üslubumu terketmek zorunda kalacak ve ”at hırsızları”na gösterdiğim muameleyi göstereceğim..yani son ver bu tarzına,dürüst ol,yalanı bırak…

  12. salih şencan

    864 yani,klavye sekize ısrarla basmıyor…

  13. salih şencan

    64 rakım olacaktı…

  14. salih şencan

    sevgili atılgan artık bu kulvarda sana müşteri çıkmayacağını çok iyi biliyorsun,ben üstüme düşeni yaptım,hatta sana beyefendi yakıştırmasını uygun görürken kendim de bu çıtayı zorlayarak direkt yalan kurmacalara hilaf-ı hakikat beyan ifadesini kullandım..anladın anladın,anlamadın anlayan anladı,sana bol müşterili bir oda geleceği dilerim,ankarada 1000cıvarında müşterin olabilir,bence bir de o taraflara git bakalım,ama nisan 12 deyip ince giyinme malum 64 rakım:-) sevgilerimle…

  15. arif Atılgan

    Dükkânı kapamıştım. Ama en iyi müşterim gelmiş. Kepenkleri kaldırdım. Yazıdaki ‘Diğer yandan takıntılı duygularla veya yemek masası üslubuyla eleştiri yapılmamalıdır.’ Cümlesinin orijinali ’Manik Depresif, Obsesif Kompulsif takıntılarla veya meyhane ağzıyla eleştiri yapılmamalıdır.’ idi. Ayrıca yazının ana fikri ‘kanıtsız yalan söylemek, iftira atmakla eşdeğerdir’ dir.
    Salihçiğim 10. Müşteri ben olayım da seni yalancı çıkarmayayım. 11. Müşteri çıkarsa prim isterim bak.
    AA

  16. salih şencan

    sadece eyüp muhçu sami yılmaztürk ve saltuk yüceer’in oligarşik yapısını yıkmak için yola devam ettiğini bizlere söylerken samimi değildin o zaman, zira ne ben ne de ömer sönmez bu saik ile seninle yola çıkmamıştık,ve hatta yazdığımız metin içeriği ile paralel düşünen herkes ve kesimle (senin kazımayı düşündüğün insanlar dahil)çalışabileceğimizin de altını çizmiştik, bu düşüncemizi ben genel kurul konuşmamda da ifade ettim… tahrifat anafikirli metinler yazma rica ederim…

  17. salih şencan

    bırak bu işleri sevgili atılgan,hangi sağ görüş,hangi katılımcı çağdaş demokrat toplumcu mimarlar..değişimin mimarlarındanımz) yazdığın tükürük müydü,bu yazı tükürdüğünü yalamak mı..anlamadım,bence artık oda ile ilgili yazı yazma,bu konuda sadece senin hilaf-ı hakikat yazıların olursa hiç de alan ile ilgilenmediğim halde yanıt yazmak yorum yapmak durumunda bırakıyorsun beni..delege imişsin git ankarada içini dök,bu sütunlarda en çok 10 müşterin olur…

  18. Anonim

    Ne kadar ettiğini bilemeyiz ama yoksul çiftçi çocukları zengin oldular birden bire.

  19. Anonim

    Odanın Karaköy binası, onun dekorasyonu kaç ayakkabı kutusu etti?

  20. SUPHİ KUTKAN

    Saygın kurum demekle ne yazık ki saygın olunmuyor. Kurumu saygın kılan, biraz da yöneticilerinin davranışıdır. Başkalarının hakkını hiçe sayarak kesintisiz 18 yıl yönetimde bulunan daha da ne kadar süre bulunacağı belli olmayan, kendi imzası bulunan kararla ilgili sorulan sorulara cevap veremeyen, kooperatif rezaletine bulaşmış birilerine ben saygı duymuyorum.
    Suphi Kutkan

  21. nihat uzun

    Bakın sırasıyla dünyaya ve Türkiye’ye “barış” gerektiğini genel başkan bir vesileyle söylemiş. Türkiye’nin bir parçası olarak görüyorsa meslek odamızda barışın ve huzurun en önemli gereksinim olduğunu biliyordur herhalde.

  22. Hüseyi n PERÇİN

    Arif bey ellerine yüreğine sağlık Mimarlar odamızın son yıllardaki eksiklerini,fazlalarını,yanlışlarını o kadar güzel özetlemişsinki bunları onaylamamak elde değil.Sağlıcakla kal.11894

  23. musa zeybekoğlu

    Arkadaş Tayyip demişken, bugünkü ortamda daha iyi anlaşılır diye söylüyorum. Muhalefeti eşittir kaos, karışıklık, huzursuzluk olarak gören anlayışlar kendi muhalefetlerine hiç saygı göstermezler. Yok etmeye çalışırlar. Tıpkı Tayyip’in yaptığı gibi.
    Mesela bu idareye demokrasi getirecek falan diye inanıp referandumda evet diyenler, yüzde elli küsür oy verenler şimdi çıkan rezaletlere rağmen gözleri kapalı hala. Onları ne uyandırır bilmiyorum.
    Aynı şey Arif başkanın söylediği gibi en az onbeş senedir demokrasi faciası yaşanan bir yerde, rakiplerini düşman gören bir anlayışla muhalefetsiz genel kurul yapılan bir odada, mimarları ne uyandırır bilemiyorum.

  24. Baki Köklü

    İktidar iktidardır netice itibariyle. Hiçbiri muhalefet sevmez. Bal sürsen kabul eden olmaz. Mimar odası da bu ülkenin bir ortalamasıdır. Çok rafine bir demokrasi beklemek hayal tabi. Eninde sonunda Tayyibinkine benzeyecek mecbur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir