Mimarlar Odası Genel Kurulları

5 Dakika Okuma Süresi

Arif Atılgan

Köyün çobanı bir gece köye gelerek herkesi uyandırmış ve sürüye kurtların saldırdığını söylemiş. Köy halkı yataklarından fırlamış ve sürüyü kurtlardan korumak için meraya koşmuş. Ancak görmüşler ki ortalıkta kurt filan yok, sadece çoban biraz eğlenmek istemiş. Bunu birkaç defa tekrarlayan çoban bir gün sürüye gerçekten kurtlar saldırdığında köydekileri inandıramamış ve bütün sürü telef olmuş.


Bugüne kadar ki Mimarlar Odasının genel kurul seçimlerinde İMP liler, ANAP lılar, AKP liler vs anlamında birilerinin gelip Odayı alacakları söylenerek seçimler kazanılmıştır. Hâlbuki kendilerine etiketler takılan arkadaşlarımız etiket takanlarla yıllarca birlikte çalışmışlardı. Hatta etiket takılmasından sonrada birlikte çalışanlar olmuştu. Ancak bu etiketlemeyi yapan meslektaşlarımız bir şekilde hep Odada bulunabilmişlerdir. Odada herkesin ‘Bunlar’ adıyla bahsettiği az sayıdaki bu meslektaşlarımız her zaman haklı olmuşlar, diğerleri ise haksız olmuşlardır. Özellikle son iki dönemde mimarların Odalarından kopmaya başladıkları görülmektedir. Bu durum devam ettiği takdirde Odanın tanınırlığı giderek yok hükmünde olacaktır. Anlaşılmalıdır ki Odada seçim kazanmak hüner değildir. Aksine Odayı üyelerinin tam katıldığı güçlü bir örgüt haline getirebilmek hüner olmaktadır. Genel Kurullar sürecine girdiğimiz bu günlerde yukarıdaki hikâyeden kıssadan hisse çıkarılmalıdır.

21. Yüzyılda Dünyada demokrasinin biraz daha geliştirilmesi çalışmalarına başlandığı görülmektedir. Önce 2000 li yılların başlarında seçenlerin seçilenlerin karar süreçlerine katılmaları istenmiştir. Bu suretle Katılımcı Demokrasi denilen yeni bir kavram ortaya çıkmıştır. 2010 lu yıllarda ise çok küçük azınlıklar bile sözlerinin dinlenmesini istemişler, sokaklara dökülmüşler, daha çok demokrasi talep etmişlerdir. Ülkemizde de 2000 li yıllarda aynı gelişmeler yaşanmıştır. 2010 lu yıllarda daha çok demokrasi istenir olmuş, Taksim Gezisi Parkı eylemleri ile halk bu isteğini yüksek sesle herkese duyurmak istemiştir. 2013 yılının haziran ayındaki Taksim Gezisi Parkı bir milattır. Bundan sonra insanlar en küçük azınlık bile olsalar ‘bize saygı duyun’ demekteler, kendileri için yapılacak her şeyin önce kendilerine sorulmasını talep etmektedirler. Yani artık dünyada da ülkemizde de demokraside değişim dönemi başlamıştır.

Bu anlamda Meslek Odamıza bakarsak: Meslektaşlarımız, Taksim Gezisi Parkına kurumsal olarak katılan Odamızın burada savunduğu değerleri kurumun kendisinde de görmek istemektedirler. Özellikle TMMOB nin her açıklamasında ‘Örgütümüzde yöneticiler gönüllükle çalışırlar, bizde profesyonel yöneticilik yoktur’ sözü önemsenmeli, bu kural tatbik edilmelidir. Mimarlar Odasında seçilmiş yöneticiler hiçbir şekilde Oda ile gerek profesyonellik gerekse başka konularda parasal ilişki içersinde bulunmamalıdırlar. Ayrıca Odamız seçimlerinde iki liste çıksa, bu listelerden biri %49 oy alsa, o listenin yönetim kurulunda ve delegasyonda temsil oranı sıfır olmaktadır. Oda seçimlerine nispi temsil kuralı getirilmeli, seçimlere giren listeler aldıkları oy oranında yönetim kurulunda ve delegasyonda temsil edilebilmelidirler. Zira Mimarlar Odası, ne görüşte olursa olsun, bütün mimarların zorunlu üye oldukları bir meslek odasıdır. Diğer yandan çeşitli alanlarda faaliyet gösteren mimarlar aralarında toplanarak dernekleşmeli, bu dernekler Mimarlar Odası çatısı altında toplanmalıdırlar. Bugün bu anlamda sadece SMD vardır ve Mimarlar Odasının SMD yi bu kimliği ile tanıdığı belli olmaktadır. Diğerlerinin de oluşması, her birinin Oda çatısı altında kendi ağırlıklarını hissettirmelerini sağlayacaktır. Bu şekilde Odamızda daha canlı genel kurullar yaşanacaktır. Mimarlar Odası Köklü Asma, bu dernekler ise bu Köklü Asmanın üzüm salkımları gibi oluşturulabilmelidirler.

Dünyada ve Ülkemizde değişim yaşanmaktadır. Mimarlar Odası da bu değişimi görebilmeli, kendisini 2014 yılında yaşayacağımız 60. Yaşında yenilemelidir. Böyle olmadığı takdirde değişim kendini bir şekilde kabul ettirecektir. Zira su mecrasını yaratır, yaşam kendi yönünü belirler. Bundan sonra mimarlar gerçekleşmekte olan değişimin mimarları olacaklardır.

Bu arada unutmadan, Bunlar diye bildiğimiz meslektaşlarımıza sormak istiyorum: Sahi, Siz hangi partilisiniz? Size sizin başkalarına, kendilerine sormadan etiket yapıştırarak, yaptığınız saygısızlığı yapmadan bu soruyu sorma hakkımız vardır sanırım. Hep başkaları için şundandır bundandır diyen meslektaşlarımız nerdendir? Bunu bilmek herhalde diğerlerinin en doğal hakkıdır.

5 Yorum

  1. Anonim

    “TMMOB nin her açıklamasında ‘Örgütümüzde yöneticiler gönüllükle çalışırlar, bizde profesyonel yöneticilik yoktur’ sözü önemsenmeli, bu kural tatbik edilmelidir”

    Gönüllülük için bzk. TMMOB ve Bağlı odalara ait çalışma raporlarının karar ve mali işler bölümüne. Böyle gönüllülük, istekli olan tüm üyelerin başına.

  2. Anonim

    09 Aralık 2013
    Mimarlara Mektup

    Mesleki Haklarımızın Gaspı Mesleki Dayanışma ile Aşılacaktır
    Başlıklı ön kapak yazısında;
    ………..

    Aslında meslek odaları mali olarak şeffaf oldukları için hiçbir zaman mali denetime itirazları olmadı. Cumhurbaşkanlığının talimatı ile başlatılan ve tamamlanan devlet denetleme kurulu raporu ile aklanan, fakat meslek odaları dışındaki ticaret ve esnaf odaları ile aynı havuza atılarak o odalarda yaşanan sorunlar yumağı arasında toplu değerlendirme yapılması sağlanarak leke sürülmeye çalışılan meslek odaları ile ilgili raporları, “raporları açıklayın” taleplerine rağmen gizleyen bir zihniyete güvenmek mümkün mü?
    ………

    denilmekte. Oysa ki söz konusu raporun tamamı aylardır aşağıda belirtilen adresde aleni şekilde incelemeye açık bulunmaktadır.

    üstelik bu rapor; sayın Atılgan’ın önerilerininde ötesinde geniş bir açılım öneriyor. Ayrıca ufuk açıcı değişik bilgi ve öneriler bulunuyor.

    T.C.
    CUMHURBAŞKANLIĞI
    Devlet Denetleme Kurulu
    ARAŞTIRMA VE İNCELEME RAPORU
    RAPORUN KONUSU
    Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşlarının Teşkilat ve Mali
    Yapıları, Denetimleri, Organlarının Seçimlerine Dair Esasların
    Değerlendirilmesi ile Bunların Etkin ve Verimli Şekilde Hizmet
    Yürütmelerinin ve Geliştirilmesinin Sağlanması Amacıyla
    Alınması Gereken Tedbirler
    Tarihi : 28 / 09/ 2009
    Sayısı : 2009 / 6
    Eki : 1 (1062 sayfa)Raporun Beşinci Bölümü, araştırma ve inceleme kapsamında yapılan tespitler
    çerçevesinde oluşturulan değerlendirme ve önerilerden meydana gelmektedir. Bu bölümde önce
    konu hakkında genel bir değerlendirme yapılmış, ardından da konular ve kuruluşlar itibarıyla
    ayrıntılı değerlendirme ve önerilere yer verilmiştir. Kamu kurumu niteliğindeki meslek
    kuruluşları ve üst kuruluşlarına ilişkin değerlendirme ve önerilere;
    – Mesleki örgütlenme ihtiyacı,
    – Anayasa’nın 135 inci maddesi,
    – Kuruluş, örgütlenme ve teşkilat yapıları,
    – İşlev ve faaliyetleri,
    – Seçim uygulamaları,
    – Üyelik ve sicil uygulamaları,
    – Mali yapıları ve uygulamaları,
    – Meslek kuruluşları ve vergisel yükümlülükler,
    – Mesleki denetim ve disiplin uygulamaları,
    – Etik kurallar, mal bildirimi ve bilgi edinme hakkı uygulamaları,
    – Meslek kuruluşlarına tanınan bazı yetki ve ayrıcalıklar,
    – İç ve dış denetim uygulamaları,
    – İç kontrol, harcama ve ihale uygulamaları,
    – Muhasebe ve raporlama uygulamaları,
    – İstihdam, maaş, huzur hakkı ve harcırah uygulamaları,
    – Meslek kuruluşları ve rekabete uyum,
    – Mesleki eğitim uygulamaları,
    – Sosyal yardımlaşma ve dayanışma uygulamaları,
    – Devlet ve meslek kuruluşları ilişkisi,
    – Diğer meslek kuruluşları ve Mesleki Yeterlilik Kurumu
    ana başlıkları altında yer verilmiştir.
    Araştırma ve inceleme neticesinde varılan tespit, değerlendirme ve öneriler aşağıda
    kısaca özetlenmiştir.

    · “Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşlarınca yapılan seçimlerde katılım
    oranını yükseltmek, seçimlerin tarafsızlık ve eşit koşullar altında yapılmasını sağlamak
    ve mevcut temsil sorunlarını gidermek amacıyla seçimlere ilişkin kuralların yeniden
    düzenlenmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
    Bu kapsamda,
    – Seçimlerde oy kullanmak veya seçilebilmek için tüm meslek kuruluşları için geçerli
    olacak asgari ve standart ortak koşulların getirilmesi,
    – Doğrudan üyelerin katıldığı seçimlerin tüm meslek kuruluşlarında dört yılda bir aynı
    tarihte yapılması, seçimlerde postayla veya internet üzerinden oy verme imkânı getirilmesi veya
    bir hafta süreyle sandıkların açık tutularak oy kullandırılması,
    – Adayların bir ay önceden ilgili seçim kuruluna başvurması ve aday listelerinin
    seçimlere 15 gün kala kesinleşmesi,
    – Adayların gruplar veya bağımsız adaylar şeklinde birleşik oy pusulasında gösterilmesi
    ve oyların bu pusula üzerinden kullanılması,
    – Seçimlerde oy kullanacak üyelerin (seçmenlerin) isimlerinin ve adreslerinin
    seçimlerden en az 15 gün önce seçime iştirak eden aday gruplara veya adaylara verilmesi,
    – Oyların çoğunluğunu alan adayın tüm listesinin seçilmesi yerine, milletvekili
    seçimlerine benzer şekilde aldıkları oy oranında gruplara temsil (nispi temsil) imkânı tanınması,
    – Genel Kurulların toplanması için her zaman ilk toplantı dâhil asgari % 25 katılım
    şartının aranması,
    – Bazı meslek kuruluşlarında seçimlere katılmama ile ilgili herhangi bir yaptırım
    öngörülmemiş iken bazılarında ise üyeliğin askıya alınması, bir sonraki seçimde aday
    olunamaması veya para cezaları şeklinde yaptırım uygulanmakta olup söz konusu yaptırımların
    seçimlere katılım oranını doğrudan etkilediği kanaati edinildiğinden, seçimlere katılmama
    hususu ile ilgili tüm meslek kuruluşları için ortak ve standart yaptırımların öngörülmesi,
    – İlçe Seçim Kurullarınca düzenlenen seçim sonuçları ile ilgili belgelerde saydamlığı
    sağlayacak şekilde; seçime katılması gereken üye veya delege sayısı, seçime katılan üye veya
    delege sayısı, geçersiz sayılan oy sayısı, geçerli oy sayısı, diğer adaylar ve aldıkları oy sayıları gibi
    seçimle ilgili bilgilerin tam olarak yer almasının sağlanması,
    gibi hususlara ait önerilere Raporun Beşinci Bölümünde ayrıntılı olarak yer verilmiştir.” s.768-69

    http://www.tccb.gov.tr/ddk/ddk41.pdf

  3. Yılmaz Kuyumcu

    Arif Beyin saptamaları son derece doğru ve önemli. Salih Şencan’ın Oda’nın dışarıdan dizayn edilmeye çalışması da bir gerçek, Oda ile meslek arasındaki kopukluk da. Ancak çözüm söz konusu olunca bunu sağlamak da aynı derecede zor. Çünkü Oda’nın imkanları ile ve profesyonel kadroları ile seçime giren bir ekibi bunların olmadığı bir ekibin oy alarak geçmesi neredeyse imkansız. Diğer taraftan mimarlığı bir suç, planlamayı da suçun planlaması olarak kabul eden bir görüşün meslek Odasındaki hakimiyetinin hem kentlerin plansız kalmasında, hem meslek odasının savunmasız bırakılmasında, hem de mimarlığın Türkiye’de yok düzeyine inmesindeki sorumluluğunu inkar edemeyiz.

  4. SUPHİ KUTKAN

    Mimarlar son iki dönemdir değil, yıllardır odaya ilgi göstermiyor diye düşünüyorum. Binlerce üyesi olan İstanbul Büyükkent Şube’nin 2004 yılında Taşkışla’da yapılan ve gittiğim genel kurulu en çok 40-50 kişi ile yapılmıştı. Ertesi gün yapılan seçimlere kaç kişi katıldı bilmiyorum ama her zaman kazananlar cep telefonlarımıza açık farkla kazandıklarını bildiren SMS gönderdiler. Faks göndererek kaç kişinin katıldığını sordum. Cevap bile vermediler. Belki de Yalova Kaymakamı sandılar.

  5. salih şencan

    2014 Mimarlar Odası’nın kuruluşunun 60.cı yılı…Kuruluş döneminden bugüne;dünyada ve ülkemizde yaşanan hızlı değişim/dönüşüm,yaşam tarzlarını ve mimarlık mesleğini ister istemez doğrudan etkiledi,aslında bu duruma belirleme demek yanlış olmasa gerek.
    Mimarlık mesleği ve mesleğin yapılma şart ve tarzlarında gündeme gelen bu dönüşüm sürecine,meslek çevrelerinin düşünsel ve örgütsel olarak pek de hazırlıklı yakalandığı söylenemez.
    Mesleki alanın örgütlenmesi noktasında Mimarlar Odası’nın da,bu hazırlıksız yakalanmak durumundan fazlası ile ve olumsuz anlamda etkilendiğini rahatlıkla ifade edsebiliriz.Tüm olumlu geçmişine,derin deneyim ve birikimine karşın Mimarlar Odası bugün,kurulduğu tarihten bu yana varlığının en çok sorgulandığı bir döneme girmiş ve DIŞARIDAN DİZAYN EDİLME çabaları had safhaya ulaşmıştır.
    Resmi otoriteni ve kamu yönetiminin ”HERŞEYE KARŞI ÇIKIYORLAR” egemen görüşü ile,üyesi olan ya da olmayan meslek mensuplarının ”ODA BANA NE VERİYOR” yaygın kanaatinin özellikle yaygınlaştığı son 30 yıllık tarihinde görev yapan yönetim kurulları,bu kısır sarmalı parçalama noktasında başarılıu olamamışlardır.
    Bence önümüzdeki dönem aslolan vazife;genel kurul katılımını fiziki anlamda bugüne kadar olan katılımın asgari 10 katına çıkarmak ve ama genel kurulun üye tam sayısınca izlenebileceği çağdaş teknolojileri kullanmak,seçim katılımında ise asgari %75 üye sayısını hedefleyecek DEĞİŞİMCİ MİMARLARIN yönetimleri oluşturmasdsının önününü açmaktır…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir