Melih Koray binaları ve Kentsel Dönüşüm / Arif Atılgan

5 Dakika Okuma Süresi

1970 li yıllarda çiçeği burnunda bir mimar olarak ortalıkta emeklemeye çalışıyordum. O yıllarda Kadıköy’de Mimar Melih Koray rüzgârı esmekte idi. Onunla daha sonraları Mimarlar Odası içersindeki çalışmalara katıldıkça bazı toplantılarda tanışmıştım.

Mimarlar Odasının Anadolu Temsilciliğinin kurulduğu 1980 li yıllarda Oda, Kadıköy’de Bayram Yeri Sokaktaki bir daire içersinde idi. Oradaki toplantılara katılıyordum. Bazı mimarlar Bağdat Caddesi- Fenerbahçe Mimarları, Kadıköy- Üsküdar Mimarları, Ümraniye- Küçükbakkalköy Mimarları gibi mimarların kategorilere ayrılmasını, herkesin kendi bölgesinde çalışmasını dolayısıyla semtlere özel mimarlık ücretlerinin oluşmasını arzu ediyorlardı. Melih Koray’ın onlara karşı özgüvenli konuşmaları beni etkiliyordu.

Mimarlar Odası yöneticiliğim süresinde zaman zaman kendisiyle meslekle ilgili bazı konuları sohbet ederdik. Bu süre içersinde Melih Koray giderek benim için önce Melih Bey ve daha sonra da Melih Ağbi olmuştu.

Melih Ağbinin özellikle Kadıköy’de tasarımını yaptığı oldukça fazla binası bulunmaktadır. Bana göre kendisi sadece mimarlığı ile marka olabilmeyi başarmış bir meslektaşımızdır. Ben çeşitli ortamlarda insanların ‘Oturduğumuz bina Mimar Melih Koray’ın binası’ diyerek övündüklerini duymuşumdur.

Her sanat dalında korunması gereken sanat eserleri sanatçılar tarafından yaratılmış olmalıdırlar. Gerçek sanatçılar kurum desteği olmadan veya günümüzde pek moda olarak kullanılan pazarlamacıları olmadan halkın tercih ettiği kişilerdir. Bir kamu veya özel kurumda çalışan veya danışman olan kişi iyi bir ‘meslek insanı’ olabilir. Ama sanatçı olamaz. Sanatçı serbest ve özgür olmalıdır. Mimarlık aynı zamanda bir sanat dalı ise Melih Ağbi bu anlamda kendini halk tarafından tercih edilen önemli bir mimar yapabilmeyi başarmıştır. Sadece yaptığı mimarlık ile imzası marka olabilmiş Melih Beyi öncelikle meslektaşlarıma anımsatmak istiyorum.

Bugünlerde kentsel dönüşüm kapsamında binalar yıkılıp yerlerine yeni binalar inşa edilmektedir. Yıkılan binaların içersinde Melih Koray imzalılarda bulunmaktadır. Bana göre bu binaların hiç değilse Melih Koray tarafından belirlenenlerinin tescil edilmesi, korunması ve restorasyon projeleri ile yenilenmesi doğru olacaktır.

Birkaç ay önce 1975 yılında Küçükyalı’da inşa ettiğim ilk binamı, yerine yenisini inşa etmek amacıyla yıktıklarına tesadüfen şahit olmuştum. O binanın tasarımından anahtarlarının teslimine kadar ben de bir hikâyesi vardır. İnsan bir tuhaf oluyor. Üzülmemek mümkün değil. Ancak Melih Koray’ın binalarının yıkılmasının beni daha fazla üzdüğünü itiraf etmek zorundayım.

Geçtiğimiz günlerde mimarlık hocası olan bir meslektaşım beni aradı ve ‘Arif Bey Melih Koray’ın binalarıyla ilgili bu konuyu gündeme nasıl getirebiliriz?’ Diye sordu. O da benim hissettiklerimi hissediyormuş. O zaman demek başka meslektaşlarımız da bu konuyu düşünüyorlar diye düşündüm.

Ayrıca kentsel dönüşüm dolayısıyla yapılan kentteki bütün binaların yıkılması işini de bir irdelemek gerekmez mi? Ben aslında Fikirtepe, Küçükbakkalköy, Gülsuyu, Yenisahra vs gibi varoş adı verilen yerleşimlerin bile ortadan tamamen kaldırılmalarını doğru bulmayan bir kişiyim. Hiç değilse oralarda küçük bölümler korunsaydı diye düşünürüm. Çünkü: Onlar kentleşme tarihimizin anonim mimarlıklı yerleşimleridir. Bilinmelidir ki tarihte kötü örnekler de vardır ve gerçek tarihi onlar oluştururlar.

Şimdi Varoşların ardından mimarlı, imarlı, ruhsatlı binalar yıkılıyor. Kentsel dönüşüm operasyonu bittikten sonra 1950 yılı sonrasına ait mimari anlamda kentleşmenin oluşması ile ilgili önümüzde hiçbir örnek kalmayacak. Kentlerimizin hafızalarını moloz döküm yerlerine atmıyor muyuz? Hiç değilse Melih Koray gibi imzası halk tarafından değerli kılınmış meslektaşlarımızın binalarını korumalıyız diye düşünüyorum. Bu binalardaki mülk sahiplerinin de böyle bir uygulamaya karşı olacaklarını sanmıyorum. Zira restore edilen binalarının diğerlerinden daha değerli olacağı kesindir.

Mimarlar Odasında Başkan olduğum yıllarda, Melih Ağbinin Odaya Mesleki Denetim için elle çizdiği projeleri getirdiğine şahit olurdum. Öğrendiğime göre hala elle çizmeye devam ediyormuş.

Meslek camiamızdan birinin böyle bir yazı yazması ve çağrı yapması gerekirdi. O da ben oldum.

11 Yorum

  1. hakan bilgin

    Melih korayın tüm binaları yeni binalardan çok daha sağlamdır,yeni binalar derme çatma yapılıyor denetim bile yok sırf müteahit kazanıyor,çok yazık oluyor.

  2. Osman Zeki Fırtına

    Maalesef koruma mantığı 19. yapıları için geçerli. Kargadan başka kuş tanımayanlar apartman ve modern mimari denince hiç oralı olmuyorlar. Bu yüzden Melih beyin binaları sahipsiz.

  3. Anonim

    Bildiğimiz kadarıyla yok.

  4. Fikret Zaptcıoglu

    Sayın Koray ın mimarı oldugu binalardan Koruma altına aldırdıgı binalar varmı? Lutfen var ise [email protected] e-mailine bilgi verilmesini rica ederim.

    Saygılarımla,
    Fikret Zaptcıoglu

  5. serdar güven

    Mehmet beyin saptamasından devam etmek sağlıklı. Hükümetler eliyle büyük müteahhitlere ya da yandaşlara zaten büyük parça inşaat işleri dağıtıldığından kent içi bu yenilemelerde aslında ekonomik hacmi yekünde daha fazla olmasına rağmen zahmetli bölüm daha küçük ve orta büyüklükte müteahhitlere kalmış gibi görünüyor.
    Bir değişim yaşanacağı muhakkak. Bu açıdan Sinan bey haklı, kaçarı yok. Fakat yine de bir yolla denetlenebilir, modern mimarlık ürünleri tamamen yok edilmeden yönetilebilir bu süreç. Ama önce bir fikriniz olmak kaydıyla tabi.

  6. M. Sinan Genim

    Binlerce yıldır, hayatın devamı içinde yapılı çevre durmaksızın değişmektedir. Tıpkı insanın değiştiği ve evrimleştiği gibi, böylesi bir değişim dürtüsü varken, hemen herşeyi korumak nasıl mümkün olacaktır. Bugün gelişmekte olan ülkelere bakıp niçin biz korumayamıyoruz diye düşünmek mümkün, ama onların korumayı aynı zamanda ekonomik kazanca çevirdiğini görmezden geliyoruz. İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya ve benzeri ülkeler turizm faaliyetlerini kültür üzerine yoğıunlaştırırlar. Bu nedenle geçmişi korumak ve onu pazarlamak üzere tedbir alırlar. Mısır çok uzun zamandır, müslüman olmasına rağmen islami kültürü yansıtan yapıları korumakta büyük sıkıntılar çekmektedir. Buna karşın zenginleşmesine neden olan ve bugünkü Mısırlı ile alakası olmayan Eski Mısır’a ait yapıları korumakta ve onları ön plana çıkartmaktadır. Korumayı nostaljik duygular ile yapmaya çalıştığımız zaman çözüm üretmekte zorlandığımız, bütün bunlar rant yüzünden başımıza geliyor diye düşündükçe çözümden uzaklaştığımızı artık görmemiz gerekir. Korumak ve geleceğe birşey bırakmak istiyorsak bundan böyle yeni yollar, yeni çözümler üretmek mecburiyetinde olduğumuzu unutmayalım. Yalnızca ağlamak ve şikeyet etmekle hiç bir sonuç elde edilmeyeceğinin farkına varmamız gerekiyor.

  7. Mehmet Bingöl

    Yeni bir kent düzeni ortaya çıkıyor. Yeni bir kent paylaşım dönemidir bu. Daha kolektif bir yandan ama kentin daha iyi olması adına değil. Yine sermaye (mülk) biriktirmeye yönelik girişimler bunlar. Orta üst sınıfın atağı gibi sanki.

  8. sevgi kurt

    Bekir bey sorularınıza yanıt alabilmişliğiniz var mı? Modern dönemlere dair yapılar bu son rüzgarla bence de yok oluyor. Belgelense bari.

  9. Bekir Kartal

    ben mimarlar odasına bir soru yöneltmek isterim müsade olursa. istanbul’u efendim tarihi korumak dediklerinde klişeleşmiş bir sürü şey işitiyoruz. peki modern dönemlerin eserlerine sahip çıkmak yok mu? bu projeler odalarınızdan geçiyor sonuçta. buna kentsel dönüşüm demiyor musunuz? buna da karşı çıkmıyor musunuz? ya da soruyu değiştirelim, sizin karşı çıktığınız kentsel dönüşüm nedir? melih koray’ın, emin onat’ın, seyfi arkan’ın yapıları apartmanları yıkılırken yerine ne yapılacağını biliyor musunuz?

  10. Ali Turan Soylu

    Melih Koray’ın ve onu taklit edenlerin mimarisilerinin bir bölümünün kendine özgü özellikleri var:
    Melih Koray yapıları denildiği zaman aklıma gelen yapıların bir doğa manzarası gibi tasarlanmış olması. Çiçeklikler, küçük taş ve mermer parçalarından oluşan panolar, şaşırtmalı cephe elemanları, olabildiğince açık balkon ve salon pencereleri, alt kotlarda da devam eden açıklıklar, farklı malzemelerin birarada kullanılması, ahşap güneş kırıcıları, doğal taş kaplamalar… Bu binalar sadece insanlara kaliteli bir mimarinin nasıl olması gerektiğini anlatmakla kalmamakta, Bağdat Caddesinin aranan, istenen bir prestij caddesi olmasını da sağlamakta. Bu nedenle halen yıkılmaya başlayan ve yerlerine muhtemelen kendilerini güzel gibi göstermeye çalışan kenar mahalle dilberlerinin geleceği bir dönemin başlangıcında Cadde’nin Cadde olmasına büyük ölçüde katkı sağlayan bu yapıları koruma altına almalıyız.

  11. erdoğan yalçın

    Şimdi bütün Bağdat, yan cadde ve sokaklar, Kadıköy merkez, Moda, Bostancı her yer yıkılıp yeniden yapılıyor. Melih bey çok binası var tabi. Ama daha çok müteahhitlerin adıyla binalar anılmaktadır Anadolu yakasında. Şehir bana göre bir şantiye alanına döndü ve esas kentsel dönüşüm bilmemem herkesin haberi var mı da şimdi başladı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir