Kentleşme çağında kentlerin geleceği

3 Dakika Okuma Süresi

MÜGE AKGÜN / Referans

5 Kasım Perşembe sabahı dünyanın dört bir yanından Urban Age Konferansı’na gelip, Ortaköy’de Esma Sultan Yalısı’nın bahçesinde pırıl pırıl bir sonbahar güneşi altında “boğaz”ın göz alıcı manzarası eşliğinde sabah kahvelerini yudumlayanların İstanbul’a âşık olmamalarına imkân yok. Bir başka taze aşkı olanlar ise eminim bu imgeyi yıllar boyu içinde saklayacaktır.

Geçmişle bugünü en iyi harmanlayan yerlerin başında gelen Esma Sultan Yalısı bu haliyle İstanbul’un ruhuna en uygun yapılardan biri. Beş yıldızlı sıradan bir otel yerine buranın düşünülmesi çok yerinde bir seçim. Bir gece önce Urban Age ödül töreninin yapıldığı Sabancı Müzesi’nin yeni toplantı mekânı Seed için de aynı şeyleri söylemek mümkün. Orada da konuklar terasta içkilerini yudumlarken hayranlık duygularını nasıl ifade edeceğini bilemiyordu.

Ama tabii ki kültürlerin kesişim noktası olarak tanımlanan, dünyanın en büyük metropollerinden biri olan İstanbul güzelliklerinin yanı sıra sorunlarıyla da ünlü. Zaten aynanın öteki yüzü toplantıda bol bol tartışıldı.

London School of Economics&Political Science ile Deutsch Bank Uluslararası Forumu Alfred Herrhausen Society tarafından organize edilen Urban Age oluşumu son beş yıldır mega kentlerdeki fiziksel ve sosyal dünya arasındaki ilişkiyi tartışıyor.

ua1.jpg

New York, Şanghay, Londra, Mexico City, johannesburg, Berlin, Mumbai, Sao Paulo ve İstanbul hızla büyüyen ve barındırdıkları çelişkilerle geleceği tartışılan kentlerin başında geliyor. Görünen o ki dünyanın geleceği kentlerin elinde. Kentlerin geleceği ise gelir dağılımındaki dengesizliğin, varoşla merkez arasındaki uçurumların en aza indirgenmesinde.Her gün dünyada 180 bin kişi kentlere göç ediyor. Günümüzde dünya nüfusunun %75’i kentlerde ve bu nüfusun %30’u da gecekondularda, çok zor koşullarda yaşamını sürdürüyor. Mumbai saatte 47, İstanbul ise 14 kişi artıyor. Türkiye nüfusunun %17.8’i de İstanbul’da yaşıyor.

İstanbul; trafik, gecekondulaşma ve gelir dağılımındaki dengesizlik gibi sorunlarıyla diğer kentlerle benzerlikler gösteriyor. Fakat durumumuz çok umutsuz değil. Mumbai ile birlikte dünyanın suç oranı en düşük kenti. Urban Age Direktörü Rick Burdett “Toplu taşıma sorunlarından, trafikten şikâyet eden İstanbullular Sao Paola’ya, Mumbai’ye gitsin” diyor.

Dünya ekonomisi bugün gücünü kentlerden alıyor ama bu kentlerdeki %30-70 arasında değişen kayıtdışı ekonomi tezatların, gelir dengesindeki uçurumların da müsebbibi. Kemal Derviş’in konuşmasında değindiği gibi bu ayrışmanın 200 yıllık bir geçmişi var. 1800’lü yıllarda kentlerdeki yaşam koşullarında bugünkü gibi bir çelişki yok.

Derviş’in 2030 öngörüsü gibi dünya ekonomisindeki yapısal değişimler devam eder ve gelişmiş ülkelerin dünya ekonomisine 1990’larda %80 olan katkısı, %49’lara düşerse ekonomik kriz gelecekte büyümeyi durdurmayacak. Bizi yavaşlatacak tek şey var o da iklim değişikliği…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir