Kentin Politik Mahallelerinde “Mahalli Politikanın Sınırları”

10 Dakika Okuma Süresi

ŞÜKRÜ ASLAN / Birgün

İstanbul’da muhalif politikanın mekânlarına yolunuz düştüğünde sizi bir ölçüde sevindirecek, şaşırtacak ya da ürkütecek bir sokak manzarasıyla karşılaşabilirsiniz. En başta duvar yazıları, afişler ve pankartlar insanı bütünüyle karşı politik bir dünyaya götürür. Kent merkezlerinde artık neredeyse göremediğimiz sloganlar buralarda sadece duvar yazısı olarak değil, gündelik hayatın hemen her yerinde karşımıza çıkar. Bu mekânlar yeni toplumsal hareketlerin mekânı olmanın yanı sıra sınıf dilini kullanan hareketlerin izlerini de taşırlar ve bu yönüyle kentin diğer gecekondu mahallelerinden belirgin bir biçimde ayrılırlar.

Mahalle: ‘Küçük Vatan’
Önemli bir mekânsal ve toplumsal kimliğe işaret eden mahalle, idari yapı içinde küçük fakat önemli bir birim olarak aslında her zaman özgün ve işlevsel bir yapı göstermiştir. Geleneksel mahalle ilk kez 1864 yılında çıkarılan ‘Teşkil-i Vilayet Nizamnamesi’ ile yasalara konu olmuş ve 1944 yılında 4541 sayılı kanunla muhtarlık kurumu düzenlenmiştir. Bu tarihler, adeta ulusal hareketler gibi mahalleler için de resmi sınırların çizildiğini ve birer küçük vatana dönüştüğünü gösterir.

Bugün mahalle kimliğini izleyebildiğimiz alanlardan birisi muhtarlık seçim kampanyalarıdır. Kampanyaların dili, vaatleri, sloganları ve beklentileri hem bu kimliği tanımamıza hem de değişim sürecini anlamamıza olanak sağlar. Bu bakımdan kampanyaların çok renkli, düşündürücü ve hatta eğlendirici öğeler içerdiğini söyleyebiliriz.

Ne var ki yerel seçimlerin en az konuşulan olgusu da bu kampanyalardır. Özellikle belediye başkan adayları için yapılan şaşaalı kampanyalar arasında muhtar adaylarının düşünceleri, öneri ve vaatleri vb kaybolur. Onların ne dediği önemsenmez, hatta yerel iktidarla kuracakları iletişime dair rutin şeyler söyledikleri varsayılarak üzerine konuşulması bile gereksiz görülür.

Kentin politik ‘mahal’leri
Ancak rutin dışı dil ve söylemin konuşulduğu mahallelerin olduğu da bir gerçek. İstanbul’da bu türden muhalif politik kimlikleriyle bilinen/tanınan birkaç mahalle bulunmaktadır. Bunlar 1970’li yıllarda kentsel arsaya “kamusal” amaçla el koyarak “planlı gecekondu” inşa etmeyi hedefleyen kentsel hareketlerin sonucu olarak kurulmuşlar ve o yıllarda “kurtarılmış bölge” olarak algılanmışlardır. 1970’lerde her toplumsal kesimin ilgisine konu olan “kurtarılmış bölgeleri” kentin diğer mahallelerinden ayıran temel nitelikler ise kültürel yakınlıklar, politik ve ideolojik buluşmaların belirleyici olduğu iç dayanışmanın güçlü olması ve karar süreçlerine katılımın sağlanması vb olduğu söylenebilir. O yıllarda sosyalist gazetelerde yer alan şu sloganlar, bu mahallelerin politikleşme düzeyine ilişkin fikir verir: “Gecekondu Yıkımına Direnelim”, “Gecekondularımızı Savunacağız”, “Gecekondu Hakkımız Söke Söke Alırız”, “Haklı Gecekondu Mücadelesi”, “Gecekondu Yıkımına Son”, “Gecekondulara Tapu Verilsin”… İstanbul’da bunların üç önemli örneği Ümraniye’ye bağlı 1 Mayıs Mahallesi, Maltepe ilçesine bağlı Gülsuyu Mahallesi ve Eyüp ilçesine bağlı Güzeltepe Mahallesi muhalif kimlikleri nedeniyle 1980 darbesini izleyen aylarda/yıllarda yaygın biçimde gözaltına alma ve tutuklamaların muhatabı olmuşlardır.

gulensu.jpg

Sonraki yıllarda dünya ve memleketin değişimine paralel olarak bu mahalleler de ciddi fiziki ve toplumsal değişim geçirmişlerdir. Fakat “muhafazakâr” bir damar daima “muhafaza” edilmiştir. Bundan dolayı, söz konusu mahalleler, dışarıdan “varoş” ya da “musibet mekânları” olarak anlatılırken, içeriden “direniş mekânları” olarak yüceltilmiş ve daima bir gerilim konusu olmuşlardır.Politik mahallelerin kentteki diğer gecekondu yerleşimlerinden temel farkı, “dili”ne de yansımıştır. Bunu net bir şekilde muhtar adaylarının seçim kampanyaları sırasında görebilmek mümkündür. Kentin hemen her gecekondu mahallesinin muhtar adayları seçim bildirgelerinde belediye ve kaymakamlıkla kuracakları ilişkiler üzerinden mahallenin sorunlarına çözüm arayacaklarını beyan ederken, politik mahallelerde adaylar siyasal tercihlerine, dünya görüşlerine ve kültürel köklerine vurgu yapmışlardır. Özcesi, buralarda “muhtarlık, mühür basmaktan ibaret değildir.”

Kampanyaların ayırt edici dili
“Topluma yalan söylemek insanlık suçudur!” Böyle diyor Güzeltepe Mahallesi’nin bir muhtar adayı ve seçilmesi halinde gençlik merkezi yapmak, yaşlılar platformu oluşturmak, evlerdeki fazla ilaçları toplayacağı halk eczanesi açmak, kültür merkezi oluşturmak gibi sözler veriyor. Bildirgesinin kapağına Cami, Cemevi ve Gasilhane fotoğrafı koyan ve “yeterli olmayan İbadethanelerin eksikliği tarafımızdan giderilmeye çalışılacaktır” diyen başka bir adayın vaatleri de mahallenin kültürel/siyasal kimliğine vurgu yapar gibidir: Kültür merkezinin açılması, baz istasyonlarının kaldırılması, hırsızlık olaylarına karşı önlemler, geleneksel şenlikler, uyuşturucuya karşı mücadele.

Çok sayıda kişinin muhtarlığa aday olduğu Güzeltepe’de adaylardan biri tarafından hazırlanan ayrıntılı bildirgede şunlar vurgulanmış: “Sizlerle birlikte demokrasinin en ileri biçimleri olan katılımcı ve doğrudan demokrasi kavramlarını hayata geçireceğiz… Muhtarlık kurumunu mühür basma kurumu olmaktan çıkarıp, yurttaşların belediye ve kaymakamlık arasındaki hizmet bağını kuran bir işleve dönüştüreceğiz. İçinde sokak temsilcileri, okul aile birlikleri, yöre dernekleri, inanç, kültür, sağlık, spor, kadın kurumlarının yer aldığı mahalle meclisi kuracağız… Mahallemizde komşuluk ilişkilerini geliştireceğiz… Sesimizi rahat duyurabileceğimiz mahallemizin ortak ilan panoları olacak… Mahallemizin bir yerel bülteni olacak… Mahallemizin bir kültür evi olacak… Baz istasyonlarına karşı mücadele edilecek…”

Aynı kültürel siyasal gelenek üzerinden inşa edilen Gülensu Mahallesi muhtar adaylarından birinin seçim bildirgesi bir çerçeve analizi gibidir: “ABD’de başlayan tüm dünyayı etkileyen ekonomik kriz yurdumuzda etkili olmuş, insanlarımız işsiz kalmış, evine bir ekmek götüremez hale gelmiş, birçok esnaf dükkânını kapatmış, intihar olayları meydana gelmiştir. Ekonomik krizden ancak birlik, beraberlik içinde olabilirsek çıkabiliriz. Farklı geleneklerimiz, farklı dillerimiz, farklı siyasal düşüncelerimiz olabilir ama ortak bir yanımız var. O da Emeğimiz. Emeğimize göz dikenlere birlikte hareket ederek karşı gelebiliriz… Ayrıca Büyükşehir Belediyesinin kendi yandaşlarına rant sağlamak için başlatmış olduğu kentsel dönüşüm projesi de mahallemiz için en büyük sorunların başında gelmektedir.”

Kentsel dönüşüm projelerinin yarattığı kaygı, diğer seçim bildirgelerinde de yer buluyor. “Mahallemizin yaşadığı sorunların başında kentsel dönüşüm (rantsal dönüşüm) denilen yıkım saldırısı gelmektedir” diyen Gülsuyu Mahallesi Muhtar adaylarından biri şu hususların altını çizmiş: “Mahalle gençliğini tehdit eden uyuşturucu kullanımı… Sorunların çözümü için birlikte mahalle komisyonları ve mahalle meclisi kurulması… Yerinden yönetim, saydamlık, katılım, hesap sorma, hesap verme, sosyal yardımlaşma ve dayanışma duygusunun inşası… dil, din, ırk ve cinsiyet ayırımı gözetmeden birlikte yönetmek… Daha çağdaş, daha demokratik bir yapı oluşturmak…” Mahalle meclisinde kimlerin yer alacağı da açıklıkla belirlenmiş: “Muhtar ve azalar, yöre dernekleri temsilcileri, belediye meclis üyeleri, esnaf temsilcileri, demokratik kurumların temsilcileri, her sokağın kendi içinde seçip belirlediği sokak temsilcileri…”

Seçim öncesinde dört ayrı mahalleye bölünen, bir parçası bağımsız diğer üç parçası İse başka mahallelerle birleştirilen Mustafa Kemal Mahallesindeki seçim dili de aynı kültürel çizgiye uygunluk gösteriyor. Adını koruyan ve eski mahallenin merkezi olarak kalan bölümünün kadın adayı bildirgesinde “muhtarlığı, toplumsal katılımın en etkin şekilde sağlandığı, toplumun bütünlüğünün ifade edildiği, toplumsal sorunların çözümünün üretildiği ilk kademeler” olarak nitelemekte ve seçilmesi halinde böyle bir muhtarlık vaat etmektedir. Başka bir aday ise temel sorunların yanı sıra “üç ayda bir halk toplantılarıyla yaptıklarımızı ve yapamadıklarımızı halkımıza anlatacağız” demektedir.

Site Mahallesi’ne eklenen bölümün adaylarından biri “söz ve karar yetkisinin halkta olduğu, halkın denetimine açık muhtarlık vaat etmekte ve bunun aracı olarak mahalledeki demokratik kitle örgütleri, yöre dernekleri ve diğer ilerici kurum/kişilerden oluşan bir mahalle meclisini savunmaktadır. Bölünme öncesi mahallenin muhtarı ve bu kez Site Mahallesi’nin adayı, mahallenin dörde – bölünmesini politik amaçlı ve art niyetli bir girişim olarak nitelemekte; demokrat, çağdaş ve laik yaşama halkla dayanışma içinde ulaşılabileceğini vurgulamaktadır.

Dayanışma ve umut
Aynı mahallenin bir kısmını kapsayan Âşık Veysel Mahallesi’nin muhtar adaylarından biri, öncelikle bölünen mahallenin birliğini sürdürmenin önemini vurgular. Bu bağlamda diğer parçaların muhtarlarıyla birlikte hareket edeceğini ve üç ayda bir panel ve halk toplantılarıyla yaptıkları ve yapamadıkları hakkında halka bilgi vereceğini vaat etmektedir. Başka bir aday aralarında kentsel dönüşüm ve uyuşturucu kullanımı da bulunan mahallenin sorunlarının çözümü için mahalle meclislerini ve düzenli halk toplantılarını savunur. Emeğin, özgürlüğün, güvenin, barışın, birlikte yaşama, dostluk, dayanışma ve umudun, birlikte yönetmenin, söz, yetki, karar halkındır diyenlerin anlayışıyla mahalleyi yöneteceğini belirten bir aday da kentsel dönüşüm adı altında yapılacak olası her türlü rantsal girişimlere karşı halkın çıkarlarının gözetileceğini, TMMOB ile birlikte hareket edileceğini ve mahalle bölünmüş olsa da geleneksel festivali yine birlikte kutlamaya devam edeceklerini belirtir. Başka bir aday da “Bir ağaç gibi tek ve hür ve bîr orman gibi kardeşçesine” yaşanılacak bir mahalle vaat eder.

Örnekleri çoğaltabiliriz. Sonuç olarak seçim kampanyaları her yönüyle bu mahallelerin kendine has dili ve muhalif kimliğinin izlerini yansıtıyor. Gerçekte bu mahalleler kentin diğer gecekondularından farklı bir dil konuşuyor. Mesele, her mahalleyi kendi “diliyle” ve çoğul kimliklerin mekânı olan kentin bir parçası olarak anlamaktır.

1 Yorum

  1. ibrahim ince

    caddelerden meydanlardan sokaklara, mahalle içlerine çekilme dönemi seksenler sonrasının bir realitesi oldu. adaylar ve alternatifler il ölçeğini ilçe ölçeğini bırakın mahlle muhtarlıklarına alçaldı. o da ne kadar alternatif ne kadar politik olursa artık. bu küçülmein ve büzüşmenin sınırları varmıdır merak ediyorum. bir yerde daha küçük birim kalmazsa mahalli politika denilen şeyin konuşulmasının imkanı da kalmayacak bu gidişle.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir