Kaçak yapıda önce devrim sonra af

4 Dakika Okuma Süresi

MAHMUT ÖVÜR / Sabah
Dün Sabah’ın manşetinde Zübeyde Yalçın imzalı haberi okuyunca, “Bu sadece yerel seçime değil genel seçime de bir işaret” diye düşündüm. Çünkü yeni düzenleme, görünürde değil belki ama derininde çok geniş bir kesimi ilgilendiriyor.
Başta büyük kentler olmak üzere Türkiye’nin birçok kentinde kaçak yapı ve gecekondu meselesi hala bir “sorun” olarak duruyor.

Bu soruna daha 2004’te neşter atılması gerektiğini Başbakan Erdoğan şöyle anlatıyordu: “Şehirlerimizi bir ur gibi saran gecekondu düzenini ortadan kaldırmak bizim en büyük idealimizdir. Çatıya çıkıp oradan kiremit sallayanları acınır hale getirirsek bu işi başaramayız…”

Çok değil bir yıl sonra o sorun devam ederken yeni sorunlar çıkmasın diye TCK’ya devrim niteliğinde 184’üncü madde konuldu.

O madde, kaçak yapı yapana da, izin verene de, hizmet götürene de 2 ila 5 yıl arasında hapis cezası getiriyordu:
Kaçak yapıyı engelleme açısından 184’üncü madde bir dönüm noktası oldu.

Gerçi beklenen etkinlikte uygulanmadı ama varlığı bile caydırıcıydı.

Şimdi aradan 3 yıl geçti.

AK Partili Milletvekilleri Mevlüt Çavuşoğlu ile Veysi Kaynak sözünü ettiğimiz 184’üncü maddede bir değişiklik yapılması için Meclis’e yasa teklifi sundular.

Dedikleri şu: “Yapı ruhsatiyesine uygun olarak inşaatı tamamlanmış olup da henüz yapı kullanma izni alınmamış binalar hakkında bu fıkra hükmü uygulanmaz.”

Doğrusu da zaten uygulanmaması. Çünkü ortada bir “Yapı Ruhsatı” var.

Yani kaçak veya gecekondu değil.

Peki, yasayla ne yapılmak isteniyor?

Sorunun cevabını yasa teklifini hazırlayanlardan AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’a sordum.

İşin mantığını şöyle anlattı: “Ruhsat almış ancak çeşitli nedenlerle iskan alamamış yapılara belediyeler veya diğer kurumlar hizmet götürmüyor.”

3 katlık izinle 6 kat yapılıyor
Böylece bu yasayla uygulamada yaşanan yeni duruma çare üretilmek isteniyor. Elbette bu tür örnekler olabilir. Ancak bunun için bir yasal düzenlemeye gitmek ve bunu da 184’üncü maddeye ekleyerek yapmak gerçekten ilginç.

İlginç çünkü bu tür sorun yaşayanların çok fazla olduğunu sanmıyorum.

Ama ciddi anlamda başka bir sorun var.

Bu ülkede “ruhsatını almış iskan bekleyen” yapılardan çok ruhsata uymamış, kaçak yapı tutanağı tutulmuş, hatta savcılığa sevk edilmiş onlarca yapı var.

Hepsinde de yaşam sürüyor.

Ama oralara elektrik, su ve doğalgaz vermek suç…

İşte iki örnek: İstanbul Boğaziçi’nde 3 bini aşkın yıkım tutanağı var.

Aynı şekilde İstanbul Florya’da 6-7 katlı onlarca kaçak lüks bina var. Onların da hepsi hakkında yıkım kararı var.

Yani yapılaşma izni sınırlı ya da 3 kat izni olan yere 6 hatta 7 kat yapı yapılıyor.

Proje proje olmaktan çıkmış, doğal olarak iskan da verilmemiş…

Büyük olasılıkla bu değişiklik halihazırda 184’üncü maddeden haklarında tutanak tutulan, hatta savcılığa verilen yapı sahiplerini ve onlara göz yuman yerel yöneticileri rahatlatmaya yönelik bir girişim.

Yasanın içeriğinden bu anlaşılmıyor ama böyle yorumlanacağına ilişkin şüpheler var.

Bu da çok açık şekilde af demektir.

Eğer yasa böyle yorumlanmaya açık halde geçerse, devrim niteliğindeki 184’ncü maddenin de içi boşaltılmış olacak.

Nerden nereye…

Daha önce de yazdım, bizdeki tek parti iktidarlarının ilk dönemleri “devrimci” ikinci dönemleri “statükocu” oluyor.

Aynı şeyi isimler değişse de bir kez daha yaşıyoruz…


4 Yorum

  1. raman kalyoncu

    ülkenin sahipleri sermaye birikimini bu işten yapmış yapmaya devam ediyor, tarlayı arsa, arsayı kaçak yapı ve kaçak yapıdan 5 post çıkaranlar biliniyor, sorun biliniyor, çözümü var ancak zavallılar kullanılıyor. Merkezi vergisiz kazançlar sorgulanmasın diye yerel rantlar oluşturuluyor.

  2. Nazlı Gülay Kumca

    bu ülkede hukuk kamu çıkarı için de, cezalandırmak için de hep sosyal olaydan sonra hazır hale gelmiştir. bir on-yirmi sene geriden hazır edilir. toplumun konut edinmesini hazırlamayan devlet meydana geleni imar afları, tapu tahsisleri, encümen kararları, belediye başkanı jestleriyle “yasal” hale getirmeye çalışırlar. bakın Ankara’nın haline. yasal statüde sayılanların bile çoğunda mutlaka bir kaçak taraf vardır. düzgün birşeye rastlayamazsınız.

  3. erdal

    bu kaçak yapılara ruhsat verme,kayıtdışı olarak kalsın vergi alma,
    en önemlisi fazla sayıda ve karışık bir durum oldugu için yıkma peki nolacak bence çok agır cezalarla yasalaştır vergini de al.

  4. Nermin Toker

    Kaçak yapı sorunu mesela bir barınma sorunu değildir yalnızca. İnşaat yapma alışkanlığı da değildir kendi başına. Mülk edinme güdüsü de değil sadece. Ama bunların hepsi ve en önemlisi siyasi iktidarla bir “aldım-verdim” ilişkisidir. Yerel siyaset bu işin tadını almış, seçilmenin yolunu “kaçağa göz yummaya” zaman zaman affetmeye ayarlamıştır. Toplum da ne yazık ki bu oyunun kurlallarını fark etmiş, pragmatik şekilde gerçekte var olan sorunları ile bunu birleştiremeyi öğrenmiştir.
    Bu ikili oyun kentleri bugünkü haline getirirken ama diğer taraftan devletin barınma hakkını garanti altına alacağı sosyal politikaları gündem dşı tutmasına yol açmaktadır. Sosyal devletin ilkelerini askıya almasına, konut sorununu dar, çıkarcı, küçük menfaat ilişkilerine kurban etmeye yatramaktadır.
    Saygılarımla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir