GÜRKAN AKGÜN / Birgün
Galataport, Tüpraş ihaleleri, vergi barışı, kaçak villalar, 2B arazileri… gibi birçok konunun içerisinde bakan Kemal Unakıtan’ın adı tartışmalı olarak başrole soyunuyor. Bu hafta içi muhalefetin verdiği gensoru önergesinde yaşanan tartışmalar da bakanın icraatlarına ve söylemlerine devam edebileceğini gözler önüne serdi. Unakıtan’ın “İstanbul’a bak bakalım, yüzde 8o’i benim gibi, o kaçak bu kaçak, yıkın bakayım görelim yıkabilecek misiniz” diye izah ettiği villalarının inşa süreci ise örnek bir yapılaşma ve planlama deneyimi olarak karşımıza çıkıyor. Bu yüzden kamerayı hem planlama sürecine hem de Bakanın icraatlarına çevirmekte fayda var.

Hikayenin geçmişi şöyle: Bakan’ın parselinin içersinde bulunduğu Üsküdar ilçesinin Büyük ve Küçük Çamlıca bölgesi n Ocak 1991 tarihli kurul kararı ile Doğal ve Kentsel Sit Alanı olarak ilan ediliyor. 1996 yılında yüksek kurul, 16 Ocak 1998 yılında da bu bölgeye bakan 3 no’lu kurul tarafından sit alanın uygunluğu kesinleşiyor. Buna göre daha önce 19 51 yılında yapılan imar planları yürürlükten kalkıyor. Böylece ilgili belediyenin yasa gereği en geç bir yıl içerisinde yapması gereken Koruma Amaçlı İmar Planı’na kadar bölgede “geçiş dönemi yapılaşma koşulları” tespit ediliyor. Bu yapılaşma koşullarına göre 3. derece doğal sit alanında kalan Bakan’ın parselinde tabanda yüzde 6’lık, 6.5 m. yüksekliğinde konut yapabilecek imar hakkı tanınıyor (339hektarhk toplam planda, yaklaşık 250om2’lik bir alanı içeren Bakan’ın parseli için bu durum, iki katlı tek bir bina yapabilmek demek).

BİR TÜRLÜ YIKILAMIYOR

Unakıtan’ın 1991 öncesinde, parselinde ruhsatlı olduğu belirtilen iki katlı bir villası bulunuyor. 1998 yılında ise ikinci villasına mevcut koşullar itibariyle, “kaçak” olarak başlıyor. Komşusunun şikayeti üzerine (7 Ekim 1998’de) Üsküdar belediyesi 16 Kasım itibariyle, villanın bodrumu ve birinci katı inşa edilmişken, yıkım kararı alıyor; ancak mühürlenen binada yıkım bir türlü gerçekleştirilemiyor.

15 Ocak 1999’da şikayetin yenilenmesi üzerine ikinci katı da bitirilmiş olan villanın yıkım kararı ihaleye çıkarılıyor. Ancak bu gibi işlemlerde sıkça rastlanan bir şekilde ihaleye talip çıkmıyor ve yıkım yine gerçekleşe-miyor. Hakkında suç duyurusunda bulunulan dönemin Üsküdar Belediye Başkanı Yılmaz Bayat ise mevcut prosedür yerine getirildiği için hiçbir sorunla karşılaşmıyor. Gecekondu yıkımlarında oldukça dirayetli durabilen yerel yönetimlerin maddi imkansızlıklar yüzünden, yıkımını bir türlü gerçekleştiremediği bu villanın durumunu zaten Unakıtan “imar planları Büyükşehir’den zamanında geçirilmediği için evler kaçak durumuna düşüyor” şeklinde açıklıyor.

Bu süre zarfında istanbul Büyükşehir Belediyesi, sit alanında 1/5000’lik koruma amaçlı imar planlama çalışmasına başlıyor ve kendi müdürlüğünce yürütülen bu çalışma 30 Temmuz 1998 tarihinde tamamlanıyor. Yaklaşık 10 aylık bir süre sonrasında da planın onaylama süreci tamamlanıp, 3 no’lu koruma kuruluna gönderiliyor. Daha sonra iade edilip revize edilen plan oybirliğinde 17 Aralık 2001 tarihinde belediye meclisinden, daha sonra da koruma kurulu tarafından onaylanıyor. Bu planların belirttiği imar durumu ise bölgeleme yaparak üç ayrı yoğunluk ve inşaat hakkı belirliyor. Bakanın parselinin bulunduğu bölgedeki inşaat alanı yine iki katlı konut olmak üzere yüzde 15 olarak belirleniyor. Bu nokta ve arkasından başka hiçbir emsalde görülemeyecek bir hızla yapılan ı/1000’lik planlar ise tartışmaların başlangıcını ve iddiaların temelini oluşturuyor. İddiaların ortaya attığı görüşe göre, bu plan sayesinde Bakan’ın yaptığı kaçak villanın meşruiyeti sağlanmış oluyor. Böylece daha önce inşaat hakkı olmayan bu alanda ikinci bir binanın yapılmasının önü açılmış oluyor. Bir başka görüşe göre, yapılan bu planın, geçen zaman içerisinde Büyük ve Küçük Çamlıca’da mevcut yapılaşma koşulları göz önüne alınarak belirlendiği, bütün bir bölgenin gelişimi ve ihtiyaçlarına göre yapıldığı belirtiliyor. Ancak yine de bu villanın, yoğunluk artsın veya azalsın kaçak olma durumunu halen daha korumaya devam ettiğini belirtmek gerekir.

SÜRATLE PLANLAMA YAPILIR

Hızlandırılmış planlama çalışması ise şu şekilde gerçekleşiyor. 1 Haziran 2005 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli planlara göre, 9 Ey-lül’de Üsküdar Belediyesi tarafından bitirilen 1/1000’lik uygulama imar planları bir hafta sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından onaylanıyor. 18 Ekim tarihinde Koruma Kurulu tarafından değerlendirilen planlar ise, oybirliğiyle reddediliyor. Redde-dilmesindeki gerekçeler içerisinde daha bütünlüklü ve nitelikli bir planlama yapılması, tescilli sivil mimari örneklerinin korunması, doğal sit alanındaki ağaç varlıklarının korunması gibi kararlar yer alıyor.

Uygulama imar planlarında ise Bakan’ın parseline yönelik bir değişiklik bulunmuyor. Daha sonra revize edilerek plan yapım süreci devam ediyor.

Bu sürede 22 Şubat 2005 tarihiyle Unakıtan’ın villalarının bulunduğu avam proje kurula sunuluyor ve ruhsatsız yapılaşmanın acilen kaldırılması kararıyla geri iade ediliyor. 29 Ocak 2006 tarihinde ise kurula bu kez içerisinde 3 adet bina içeren proje sunuluyor ve projenin yapılan mevzi ve uygulama planlarına uygun olduğu kararı alınıyor.

KISA BİR DEĞERLENDİRME

Kemal Unakıtan’ın ihaleleri, görüşmeleri, villaları dışında, Beykoz’da belirli alanların 2B arazisi kapsamında çevrelendiğine dair de iddialar bulunmakta. Başbakanından bakanına, muhalefetine kadar karşılıklı suçlamalar gündemi meşgul etmeye devam ediyor. İster bireysel, ister örgütlü sermaye tarafından olsun Galataport’tan, Dubai Kulelerine, çevrilen potansiyel 2B arazilerinden kaçak villalara ve hatta değerlenen gecekondu alanlarında yapılan kentsel dönüşüme kadar hepsinin temelinde kentsel rantlara kısa yoldan el koyabilme yatıyor. Zamanla kentteki insanların birlikte ürettiği değer, kamu yerine (ki bu kavramın da içeriği ve işlevi giderek bulanıklaşıyor) bireysel çıkarlara hizmet ediyor. Büyük sermayenin yapılı çevreye yönlendirdiği yatırımlar ise bir yandan aşırı bikrim sorununu çözerken diğer yandan da yeni taleplerin ortaya çıkmasına yol açarak verimliliğini sürekli hale getirebiliyor. Çarpık yapılaşma diyerek kentte var kalmaya çabalayan kesimlerin yaşam alanları giderek daralırken, diğer yanda villalar, kooperatifler, ihaleler prosedüre kolayca adapte edilebiliyor. Sonuç olarak, yine züğürdün çenesi yoruluyor, maliye bakanımsa işini biliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir