Her belediye başkanı bir tane Zaha Hadid binası görmek ister!

4 Dakika Okuma Süresi

ŞELALE KADAK / Sabah

Türkiye’nin yetiştirdiği en iyi ve en mütevazı mimarlardan biriyle konuşmuştum geçtiğimiz hafta sonu. Ağa Han Ödüllü mimar Han Tümertekin, şu sıralar şehrin en büyük kültür merkezi projesini hayata geçirmekle meşgul.

her-belediye-bathkany-bir-tane-zaha-hadid-binasy-gormek-ister.jpg

Garanti Bankası’nın kültür merkezi olarak kullanacağı Bankalar Caddesi’ndeki ‘ağırbaşlı banka binası’ cıvıl cıvıl, insanların girip çıktığı bir kültür merkezine dönüştürmek için çalışan Han Tümertekin’den, mimarların egosuna dair bir yerlere not düşülmesi gereken ilginç cümleler duydum ve altının çizilmesi gerektiğini düşünerek bugün köşeye aldım.Dünyada mimariye gerçekten büyük önem veren şehirler var. Türkiye’de ne yazık ki binaların yüzde 90’ı yapsatçı müteahhitlerin elinden çıkmadır, derme çatmadır ve çirkin mi çirkindir. Neyse ki son yıllarda güzel bir projesi olan hangi işadamıyla konuşsam, bir de iyi bir mimar arayışında olduğunu görürür sevinirim. Bilirim ki iş dünyası mimariye önem vermeye başlarsa, bu dalga dalga topluma da yapılacak.

Peki ama ya mimarın egosu nasıl denetlenecek? Bu kez de mimarın esiri olmak gibi bir sıkıntı da ortaya çıkmayacak mı?

İşte bu soruları hakikaten de mütevazılığının altını çizdiğim mimar Tümertekin’e sordum, o da en samimi haliyle anlattı.

Bu dolduruşla zor olabilir!
Harvard’ta iki dönem ders veren, 2009’da yine Harvardlı öğrencilerin yaptığı Yenikapı Projesi’nin jürisinde yer alan, Lozan Politeknik Üniversitesi’de 15 mimarlık öğrencisine Galata ve Perşembe Pazarı için projler yaptıran Han Tümertekin kendisi dahil Türk mimarların dikkatli davranmazsa hata yapabileceğini söylüyor ve ‘Türkiye’de üzerine ilgi çevrilmiş mimarlar olan bizler bu dolduruşla egomuzu denetleyemeyebiliriz’ diyor. Tümertekin’in çarpıcı fikirleri şöyle:

her-belediye-bathkany-bir-tane-zaha-hadid-binasy-gormek-ister-1.jpgTadını kaçırma riski!
“Tadını kaçırma riski! Dünya bunu ciddi olarak tartışıyor. Mimarın egosu denetlenmesi çok zor bir olgudur. Bu denetlemeyi yapabilirse en iyi mimar yapabilir, kaynağında bitirebilir. Ama ne yazık ki mimar çevresiyle, eğitimiyle bunun üstesinden gelemez! Yani egonuzu tasarımın önemli bir dinamiği olarak kullanabilirsiniz. Ama tutabilmeniz de lazım. Nitekim bunun dozunu kaçıran mimarlar var ama dünya da onları istiyor. Her şehrin belediye başkanı şehirlerinde bir tane Zaha Hadid binası görmek istiyor mesela.

Bilbao gibi sadece demir sanayinin yaşattığı tatsız tuzsuz bir şehre, Frank Gehry’nin yaptığı ilginç müze biçimi (bina değil) birden o şehre turist akını sağlayabilir. Ama İstanbul gibi üzerinde hiçbir şey yer almasa dahi son derece kişilikli olan bir şehre böyle bir yapının, bu tür insanların ne katacağı tartışmalıdır. Yapmamalılar demiyorum ama dikkat edilmeli diyorum. ” Han Tümertekin’i dinleyince düşünmeden edemiyorum. Ünlü mimar Zaha Hahid’in yolu son birkaç yıldır hiç olmadığı kadar çok Türkiye’ye düşmeye başladı. Kartal’da etkileyici bir projeyi belediyenin isteğiyle yapalı çok oldu. Gehry’nin çarpıcı kültür merkezi projesi ise projenin sahibi İnan Kıraç ile TRT ve Büyük Şehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş arasındaki sorunlardın çözümünü bekliyor. Yani bizim belediye başkanlarımız da Hadidler, Gehryler olsun istiyor mutlaka ama projelerin sonu bir türlü gelemiyor, orası ayrı. Tabii söz konusu olan İstanbul ise çok dikkatli olunması gerektiği de ortada.

Şu sıralar bir de herkes çevreci binalardan söz ediyor. Öyle ya, 2010 yılında her şey gibi binalar da yeşil olmalı! Tümertekin, buna da karşı çıkıyor. “Ben önüne gelen binanın çevreci ve yeşil olduğu için o kavramlara karşı tedbirli yaklaşıyorum” diyor. Tümertekin’e göre iyi bir tasarım zaten çevrecidir de, yeşildir de mordur da turuncudur da. Mesele iyi tasarım yapmak. “Az enerji harcamalı, kötü eskimemelidir. Eskimesi bir lezzete dönüşmelidir” diyor.

2 Yorum

  1. Ümit Savaş

    Aslına bakarsanız türkiyedeki mimari kendi özüne uygun şekilde ortaya konulabilirse, avrupa mimarisine çok da ihtiyacımız olduğunu düşünmüyorum. zira bu ülkenin kendine has bir mimarisi zaten var, ve bu algıyı değiştirip turist çekmeyi amaç edinmek bence yanlış. Zaha Hadid günümüz mimarisini farklı bir noktaya getirmiş olabilir. bu duruma sadece saygı duyarım. ama diğer yandan ben arayışı her zaman eskilerde ararım. en nihayetinde bu ülke bir mimar sinanı daha hala çözebilmiş değil. bu sebeple elimizde boylesi bir mimari dehaya ait yüzlerce eser varken. gereksiz bir çaba göstermek niye. kaldıki istanbul kız kules ile güzel. adaları ile güzel. tabi bu güzelliğin farkında iseniz.

  2. Neriman Yurt

    Han bey doğru söylemiş kim istemez ikon gibi bir yapıyı kentinde olmasını. Ancak son zamanlarda mesela Ghery yamuk bina yapıyor, yok İstanbul’un ona ihtiyacı mı var tarzında düz aklıyla değerlendirmeler yapıyor. Ghery gibi mimarlara TOKİ konutları yaptıracak değilsiniz herhalde. Onun tasarım gücünü anlamıyorsanız basite indirgenecek biçimsel eleştiriler ile bir yere varılmaz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir