Hayalimdeki Mimarlar Odası

5 Dakika Okuma Süresi

Arif Atılgan

2000 yılında yapılmış olan Anadolu 1. Bölge Temsilciliğinin genel kurulunda, o yıl İstanbul Şubesi Başkanı olan Prof. Dr. Afife Batur konuşmuştu. Afife Batur yaptığı konuşmada, o yıl içersinde yaşanan, Mimarlar Odasının Yıldızdaki binasından dönemin iktidarı tarafından çıkarılması konusuna değinmişti. Bina içersindeki eşyalarımızın kapının önüne çıkarıldığını, Afife Batur’un görevlilere ‘Siz koskoca Mimarlar Odasını nasıl sokağa atarsınız?’ sorusuna görevli memurun ‘Hocam nerede o mimarlar?’ cevabını verdiğini söylemişti. Ardından ‘Eğer o gün orada 1000 mimar olsaydı böyle bir şey yapamazlardı’ demişti. Ben, ilk defa o seçimden sonra Anadolu 1. Bölge Temsilciliğinde yönetim kurulu üyesi olmuştum. Afife Batur’un anlattığı şeyleri öteden beri düşündüğüm için büyük bir heyecanla mimarların Mimarlar Odasına katılmalarını sağlamaya çalışmayı aklıma koymuş ve hep o anlamda gayret göstermiştim. Ancak itiraf etmeliyim ki sanki gizli bir el bu gayretleri devamlı frenliyordu.

2004 yılında İstanbul Şubesinde bana ihtiyaç duyulduğunu, oraya yönetici olmam talep edildiğinde gururlanarak kabul etmiş ve gerçekten bana ihtiyaç duyulduğunu sanarak Şube yönetim kurulu üyesi olmuştum. Hâlbuki o yıl üzmediklerimi üzmeli, üzdüklerimi üzmemeli imişim.. 2006 yılından sonra Anadolu 1. Bölge Temsilciliğinde başkanlık görevini üstlenmiştim. Doğrusu bu süreç içersinde üyelerimizin Odaya bir türlü katılmamalarını giderek anlamaya başlamıştım.

Bu gün Odamız, üyesinden kopmuş bir durumdadır. Mimarlık ve mimar konularının çok fazla ön plana alınmaya ihtiyaçları vardır. Ancak bu konularda çalışma yapmak gerçekten zordur, emek ve zaman ister. Bu gün Afife Batur’un 2000 yılında anlattığı sıkıntılı görünümden çok daha fazla olumsuz bir tablo ile karşı karşıya bulunmaktayız.

Bu anlamda hiç değilse hayalimdeki Mimarlar Odasını herkesle paylaşmak istiyorum.

Üyesini denetleyen değil destekleyen ve kucaklayan,
Yöneticiliğin tamamen gönüllülükle yapıldığı,
Yöneticilerinin en fazla iki dönem, özel durumlarda üçüncü dönemde de görev aldığı,
Üyelerine ceza vermeyi değil onların ceza almayacakları meslek ortamlarını yaratmayı düşünen,
Toplumsal konuları olduğu gibi mimarlık ve mimarla ilgili konuları da önemseyen,
Mimarların, Odalarının binasına girmekten çekinmediği ve bu bina benim binam diyebildiği,
Binalarını lokantalara değil üyelerine kullandırmayı tercih eden,
Çalışanlarının mimarlara hizmet etmek için var olduklarını unutmadıkları,
Deprem sonrasında herkesten önce kendi üyelerini dinleyen,
Üyelerinin mesleksel konulardaki hukuksal sorunları için hukuk danışmanlığı hizmeti verebilen,
Kendisinin özgürlüğü kadar üyelerinin de özgürlüğünün olduğunu kabul eden,
Yönetim kurullarını ve delegasyonu her üyeyi temsil edebilecek şekilde oluşturan,
Zorunluluğun dışında, bütün mimarların gönüllülükle üye olmak istedikleri şartları sağlayan,
Yönetimlerinin her konuda şeffaf olduğu,
Mimarlık hizmetindeki asgari ücretin gerçekten asgari ücret gibi olabileceği ortamları sağlayabilen,
Sadece eleştiren değil öneri de getirebilen,
Genel kurullarında üye sayısının yarısı tarafından katılım sağlanıldığı, seçimlerinde ise üye sayısının 3/4’ü tarafından oy kullanıldığı,
Üyelerinin çekinmedikleri bir Mimarlar Odası hayal ediyorum. Eminim başka meslektaşlarımızın da bunlara ekleyebilecekleri başka hayalleri bulunmaktadır.

Kasım ayında Temsilciliklerde başlayan, önümüzdeki hafta sonu BKBT lerde yapılacak olan genel kurullar süreci devam etmektedir. Şurası bilinmektedir ki bugüne kadar olduğu gibi Oda seçimleri, iktidarda olanların bir tur önde yarışacakları seçimler olacaktır. Hatta iktidarda olanların serbest, iktidara talip olanların grekoromen stilde güreşecekleri bir seçim mücadelesi olacaktır da diyebiliriz. Bu durumu artık herkes olağan kabul etmektedir. Ancak bir gerçek vardır ki Oda son iki dönemde mimarsız Mimarlar Odası haline gelmiş ve sonunda ilgili bakanlığın vesayeti altına girmiştir. Otuz yıldır kullanılmayan KHK maddesi kullanılmaya başlanmıştır. Bunun sorumluluğunu taşıması gerekenler, üyelere karşıdaki cepheyi göstererek bu sorumluluktan kaçamazlar. Odadan üyelere gelen mesajlar genel olarak onları çeşitli eylemlere davet mesajları olmaktadır. Hâlbuki üye kendisiyle ve mesleği ile ilgili bir şeylerin de yapıldığını görmek istemektedir. Artık halkımız Mimarlar Odasını mimarlık mesleğini yapanların meslek odası olarak değil, toplumsal mücadele yapan bir STK olarak görmektedir.

Önümüzdeki dönem mimarlık, mimarlar ve Mimarlar Odası için çok zor bir dönem olacaktır. Bu şartlar altında yaşayacağımız genel kurulların seçimleri, kazananın sevinmeye zaman bulamayacağı, kaybedenin üzülmeye karar veremeyeceği ortamlar yaratacaktır. Zira kazanan meslektaşlarımız oldukça zorlu mücadelelerin içersinde olacaklardır. Bu dönemi aynı yönetim anlayışı ile geçiremeyeceğimiz ise artık açıkça belli olmuştur sanırım.

16 Yorum

  1. Cemal Kozlu

    Pusu geleneği biliyorsunuz bir siyasi kültür haline gelmiştir. Buyurduğunuz gibi her türlü durumda pusu kurma, havada vurma, arkadan vurma, alttan vurma teknikleri dediğiniz yerde şahikasına ulaşmıştır.

  2. Nurettin Çöllü

    İstanbul Mimarlar odası genel kuruluna sitesinden çağrı yaparken genel kurul öncesi gün bir etkinlik koymuşlar programa. Yerel forummuş yapacakları bu etkinliğin cinsi. Her türlü etkinlik yapabilirler, bir sosyal kulüp gibi çalışıyor netice olarak. Sadece ismine şaşırdım: Diren İstanbul.
    Belli ki genel kurul öncesi kendi kendilerine gaz vermek için kendi irrasyonelliklerini örtbas edecekleri bir muamma bu. İçinden çıkılmaz çelişki ve kafa bulandırma taktiği ile tıpkı AKP gibi “mağdur” tarafa siper alıp “haklı mücadele” formatına uygun konumlanma ve pusuda bekleme hali.
    “Diren İstanbul” kim siz kim. Gezi’den nemalanmak diye buna denir.
    Tayyip’i sırtından atan atı bence unutmayın, bu kadar mimar üyenin daha fazla sırtında duramayacaksınız bence.

  3. gönül izciler

    Oda zeminleri genellikle çok kaygan, çok enteresan oyunların döndüğü yerlerdir. Yıllardır çok birikimli insanları harcamışlardır. Ülkede bile yenilik ve değişim rüzgarları Gezi’den beri başladı. Oda içinde niye başlamasın. Değişimse her yerde olmalı.

  4. arif atılgan

    Arkadaşlar,
    Değişimin Mimarları yeni bir anlayıştır. Bu hareketin içersinde kişiler önemli değildir. Bu anlamda Değişimin Mimarlarına kişilere özel bakılmamalıdır.
    Arif Atılgan

  5. Nevzat Okçu

    Benim de hayalimden neler geçiyor ama reelde tuğla gibi bir oda yapısı var. Oradaki insanların suratlarına yansıyan bir otoriterlik, sandalye koruma mücadelesi var.
    Betonlaşmış hurafe yığını parçalanması lazım.

  6. Anonim

    1995 yılında (2000 de değil) Mimarlar Odası Dış Karakol’dan çıkartıldığı zaman Afife Hanım da orada olmayan mimarlar arasındaydı. İsmail Kahraman diye bir bakan vardı. Üç dört ay sonra onu da elinde bir ayakkabı kutusu tahliye edilen Selamet Partisi genel merkezinden çıkarken görmüştük.

  7. memet amanat

    yeni bir erken emeklilik yasası çıkarıp malum yöeticileri emekli etmek lazım.delegelik ulufeye dönüşmüş, yönetim tekelleşmiş,meslek dayanışması rafa kalkmış,üyeler mahkemeyle tehdit edilmeye başlamış ve herşey paraya endekslenmiş vs vs….

  8. Hüseyin YAVAŞ

    Belediyelerde proje onay sürecini yaşamamış arkadaşlar meslektaşlarının halinde anlamazlar, Oturup deleğe listesi hazırlamakla bu işler düzelmez.

  9. Adil Akyurt

    Umarım daha iyi çalışacak, Kadıköy ve mesleğimiz adına daha fazla hizmet verecek olan Arif beylerin içinde olacağı ekip temsil yarışını önde bitirir.
    Herkese bu vesileyle yeni yılın sağlık getirmesini dilerim.

  10. SUPHİ KUTKAN

    Arif Bey’in eline sağlık. Ettiği meslek yeminini hiçe sayarak hak ve hukukunu savunmak zorunda olduğu meslektaşı aleyhinde oturduğu yerden gözü kapalı rapor yazabilen birinin yıllarca temsilcilik şube başkanı ve şube ikinci başkanı, bir kooperatif skandalının tam ortasındaki kişilerden birinin sanki başka kimse yokmuş gibi hem de iki dönem Genel Başkan, gene aynı şekilde kooperatif skandalının bir başka aktörünün yıllarca odada saymanlık, genel sekreterlik yapabilmesi önlenmelidir. Zafer Bekaroğlu meslektaşımın dediği gibi orası acilen ‘Mimarlar Odası’ haline getirilmeli, birilerinin odası olmaktan çıkarılmalıdır.

  11. besime şahin

    Dünya değişirken ve hele Türkiye’nin üzerinden ölü toprağı atılıp başka bir ülke düzlemi yaratılırken odanın aynı tas aynı hamam olması düşünülemez. Bugüne kadar sürdürülen tek merkezli antidemokratik yapı dağıtılmalıdır.
    Arif beyler ve ekibine bu açıdan çok güveniyorum.

  12. Nihat Köksal

    Halka inmiyen,Mimarlığı Halkına anlatamıyan,üyesi ile bütünleşmeyen,meslek ve mimarlık için eylem planı olmayan
    bir anlayıştan Çağdaşlık Demokratlık veToplumculuk beklemek
    Hayal

  13. Ümit SÖNMEZ 4005

    Demokrasi söyleminin her geçen gün önem kazandığı bu süreçte, kendi Odamızın Delege sisteminden başlayarak,Seçim sistemi üzerinde revizyon çalışmalarına geçmek ve bir Fikir Platformu oluşturmak zorunlu hale geldi,diye düşünüyorum.
    Bu konunun gelişmesi için tüm arkadaşlarımızın fikri katkılarını ve ilgilerini bekliyorum.Yazışalım.

  14. necmi yazgan

    Zafer beyin söylediği konu ciddi bir meseledir. Delegelik odanın “delisi velisi keli” almış eline kimi yazarsa o olur düzeninden çıkmalıdır. Bu nasıl odadır ki, delegelik yani merkezi belirleyecek seçiciler bir kaç kişinin keyfine kalmış. Olacak şey değil. Dipten başlayarak değiştirilecek çok şey var.

  15. salih şencan

    tespitler yerinde …kendi yönetim tecrübesinden sevgili atılgan meslek alanınını örgütlenmesine ilişkin oda yönetim kurulları oluşturma ve çalıştırma sürecini masaya yatırmış..hep beraber ve elbirliği ile 4-5 ocakta yapılacak büyükkent bölge temsilciliği genel kurullarında bu doğrultuda adaylaşmayı ve adaylaşan meslek çevrelerinin desteklenmesini bekliyorum…

  16. ZAFER BEKAROĞLU, YMimar, 9893

    Sayın Başkan, ellerine sağlık. Odamız “Mimarlar Odası” olmalı. Ben ek olarak delege sistemine hayır diyorum. Delege sistemini kaldırın.
    Bu ülkede gerçek demokrasiyi arzulayan kimse yok mu yahu.
    Zafer Bekaroğlu, 9893

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir