Yazar: A.VEFİK ALP
‘Riyad Büyükelçiliğimizin Dekoratif Havuzları Taş ile Doldurulmuş,Aynen Bergama ‘Allianoi’ deki Gibi…!!!
Prof. Dr. Ahmet Vefik Alp
Y Müh Mimar Kentbilimci
TC Riyad Büyükelçiliğimiz 1984 den 1990 yılına kadar süren bir çalışma ile 12.000 000 USD harcanarak Suudi Kral Khalid tarafından hazırlatılan Riyad Diplomatik Beldesi’ne diğer 100 akredite ülkenin elçilik tesisleri ile beraber inşa edilmişti. Kançılarya, Büyükelçi Konutu, Hizmetli Bloğu ve 4 blokta 24 dairelik Diplomatik Personel Konutlarından oluşan yapılarımız beğenilmiş ve ‘Diplomatik Şehirdeki diğer büyükelçilikler arasından sıyrılarak öne çıkmıştı.

1980 li yıllarda S. Arabistan, Kral Fahd Üniversitesinde hoca iken rahmetli Başbakan’ımız Turgut Özal Beyin dilekleri ve zamanın TC Riyad Büyükelçişi Hüseyin Çelem Bey’in destekleriyle hazırladığım Projeler ‘Suudi-Arap Mimari stiline uymuyor, Türk üslubunu yansıtıyor’ nedeniyle geri çevrilmiş, ancak sonraki Büyükelçimiz Umut Arık Bey ve Cumhurbaşkanımız Kenan Evren’in Kral Hazretleri nezdinde yaptıkları girişimler sonucunda kabul ve inşa edilmişti.

Büyükelçiliğimizin mimarisinin Anıtkabir’i anımsatması da Suudi platformlarda ayrıca tartışma konusu olmuştu.
Projenin çarpıcı özelliklerinden bir tanesi de Kançılarya binasının protokol bölümünün bir dekoratif su havuzu içerisinde yüzen bir ada biçiminde konuşlanması ve şeref girişine küçük bir köprü ile girilmesiydi. 50 cm derinliğindeki havuzun aydınlatılmış fıskiyeleri geceleri çok güzel bir görüntü oluşturuyordu. Arap Yarımadası mimarisinde ‘su, havuz, fıskiye’ üçlüsü sık kullanılıyordu. Görsel çekiciliğine ilaveten fıskiyelerden fışkıran suyun buharlaşması sıcak iklimde bir mikroklima oluşturarak serinlik yaratıyor ve ferahlık veriyordu.
Suudi Prens Saud Bin Abdullah Bin Thunnayan’ın daveti üzerine bir Konferans için geçenlerde Suudi Arabistan’a gittiğimde 20 sene sonra ilk defa ziyaret ettiğim Büyükelçiliğimizin fıskiyeli dekoratif havuzlarının ‘bakımı zor oluyor’ gerekçesiyle taş ile örtüldüğünü dehşete kapılarak gördüm. Daha önce görev yapmış bir Büyükelçimizin talimatıyla yapıldığı söylendi. Ankara’nın haberi var mı bilemem. Ancak, projeler zamanında Riyad Diplomatik Beldesi Planlama Otoritesi’ne ilaveten Dışişleri Bakanlığı’mız ve Bayındırlık ve Iskan Bakanlığı’mızca incelenmiş ve uygun görülmüştü.

Fikir emeğine saygı çağdaşlığın önemli ölçütlerinden bir tanesi, demokrasinin vazgeçilmezidir. Bir mimar, bir san’atçı tarafından tasarlanan ve zamanında kabul görerek sergilenen, basılan, icra veya inşa edilen bir eser üzerinde müellifinin izni olmadan oynamak, ilaveler eksiltmeler yaparak O’nu bir şekilde değiştirmek çağımızda kabul edilemez bir davranıştır. Hele bu gibi davranışlar seçkin diplomatlarımız, devlet büyüklerimiz gibi geniş vizyon sahibi ve çağdaş dünya görüşü olması beklenen kimseler tarafından tarafından sergileniyorsa durum daha vahimdir. Riyad Büyükelçiliğimizin havuzlarının bakımı zor veya masraflı olabilir. Mimaride bazı durumlarda temsil niteliği açısından bazı masrafların göze alınması gerekebilir. Ayrıca, Büyükelçiliğimizin dekoratif havuzlarını taş ile doldurarak mimari mesajı ve estetiği bozmak yerine daha zarif başka çözümler bulunabilir. Ve ayrıca, havuzlar taş doldurulmadan evvel Eser Sahibi’nin görüşüne başvurulması çağdaş hukuk devletlerinde tartışılmaz bir yasal ve etik gerekliliktir.

Riyad Büyükelçiliğimizin dekoratif havuzlarının orijinal haline getirilmesi konusunda Büyükelçiliğimize geçen yıl Haziran ayında gönderdiğim yazıya halen bir cevap alamadım.

Şimdi ben yapayım ? Eserimi kurtarmak için Sayın Dışişleri Bakanımızı Riyad Kadısı’na şikayet mi edeyim.? Ve cevaben Kadı Hazretleri, ‘Ey Muallim Ahmad Effendi, sizinkiler mimari eserleri taş ve toprak ile örterek gömmeyi seviyor, bak sizin Allianoi de de böyle yaptılar, bu taş işini görmezlikten geliver’ demez mi ?




2 Yorum
naci zaman
Fikir emeğine saygı önce bizim kendi meslek odamızda yok. Yarışmaları arttırmak ve sonuçlarının uygulanmasını sağlamak diye bir anlayışları hiç olmadı örneğin. Hep dava açmakla uğraştılar fakat bozulan yukarıda anlatıldığı gibi özgünlüğü bozulan eserlere karşı çıkmadılar.
kemal ataç
Mimari eserlere karşı bu biçimdeki vurdumduymazlık anlaşılır gibi değil. Bir tasarımı yarışmayla ya da davetle elde etmek kadar onu daha sonra korumak da önemlidir. Sayın Alp ilintili olduğu için projesini takip etmiş ve akıbetini sorguluyor. Ancak genelde bina bittikten sonra müellifin hiç bir söz hakkının kalmaması çok acı bir şeydir.