Fatih Belediyesi’ne bir teklif

4 Dakika Okuma Süresi

MUSTAFA KUTLU / Yeni Şafak

Bildiğiniz gibi Fatih Belediyesi ile Eminönü birleşti tek bir belediye oldu. Adı da “Fatih Belediyesi”. Keşke “Suriçi Belediyesi” olsa idi, yenilik belli olacak, eski alışkanlık yavaş yavaş ortadan kalkacaktı.

Altmışlı yılların sonunda Sultanahmet-Akbıyık’ta oturuyordum. O yıllarda Sultanahmet Camisi’nin iç avlusu dahil her yan bir mezbele halinde idi. Arasta sarhoş yatağı, Soğukçeşme Sokağı bir harabe, Yeşil Konak virane idi. Sultanahmet Meyda’nında ne çimen, ne çiçek. Şimdilerde ses ve ışık gösterilerinin seyri için ayrılan alan bir toprak top sahası idi ve iddialı mahalle maçları yapılıyordu.

Çelik Gülersoy Soğukçeşme Sokağı’nı yıkıp yaptığında çok tenkit edildi. Ben dahi “kremalı-pasta gibi evler, yaşamayan bir sokak” diye eleştirmiştim. Şimdi pişmanım. İstanbul için taş üstüne taş koyana teşekkür etmek lazımdır. Pek tabi bu işi bilenler yapmalıdır, aksi surların tamirine benzer ki “dam üstünde saksağan”dır. Restorasyon bir bilimdir, ağır ve ince iştir. Bu konuda ağzı olan konuşmamalıdır.

Geçen yıllar içinde Sultanahmet epeyce elden geçti. Temizlendi, ağaç ve çiçekle güzelleşti. Ah bir de bu tarihi meydan otopark gibi kullanılmasa diyorum ama, otopark meselesi devasa bir iştir; bakalım bu işi en azından Suriçi’nde kim kökten halledecek?

Sultanahmet araç trafiğine kapatılıp sükunete kavuştu çok şükür; ama en az onun kadar önemli olan Beyazıt Meydanı olduğu gibi duruyor. Bu meydan çok değişim geçirmiştir. Değişim tarihini bir yana koyar isek şimdiki durumu vahimdir. Burası da en azından Sultanahmet Meydanı gibi yeşil, bakımlı ve latif olmalıdır. Her yanı tarih ile çevrilidir. Göze en çirkin gelen nokta ise tramvay durağından Kapalıçarşı tarafına baktığınızda gözüken manzaradır.

Gelelim teklif meselesine: Bu, biraz eskiye dönüş olacak belki ama Büyükşehir Belediyesi dikkate alabilir. Acaba tramvay yolu Beyazıtta ikiye ayrılıp eskiden olduğu gibi meydandaki havuzu dolaşarak Veznecilere çıksa, oradan da Edirnekapı’ya kadar gitse nasıl olur?

Aslı bu fikre dayanan bir projenin uygulama şansı var mıdır? Varsa bu bir fırsattır. Böylece Beyazıt Meydanı yeni bir çehreye kavuşur.

Zor iş biliyorum. Çünkü bu meydan çalışan Eminönü-Gedikpaşa-Kapalıçarşı-Sultanhamam-Tahtakale esnafının, kalfasının, çırağının toplanma ve dağılma yeri olduğundan fevkalade yoğun bir yaya trafiği vardır. Ancak yıllardır sürdürülen Gedikpaşa-Tahtakale-Sultanhamam imalat kesiminin sur dışına taşınması kısmen dahi gerçekleşse bu yoğunluk azalır.

Suriçi Belediyesi (Fatih) bundan böyle belediyelere tanınan haklardan aslan payını almalıdır. Çünkü aslî İstanbul burasıdır. Önce buranın meseleleri ele alınıp çözülmelidir. Gedikpaşa, Süleymaniye gibi semtler yıkılıp yapılmalıdır. Bu iş de zor. Bakınız bir Sulukule ne kadar gürültü kopardı. Oysa son derece makul bir proje idi. Ama yılmamak lazım. Konjoknktür uygun olduğu zaman (Örnek: Dalan’ın Haliç Projesi) kısa sürede iş bitirmek mümkündür.

Teklifimizin bir de eki var:

O da yine bir bakıma eskiye dönüş.

Yani tramvay yolu bu defa Yusufpaşa’dan ikiye ayrılarak bir kol Yedikule’ye kadar uzanabilir.

Bütün bunları Suriçi’ni trafikten, otomobilden, park yeri sorunundan temizlemek; toplu-taşımayı teşvik için söylüyorum. Şehircilik uzmanı değilim ama, Sultanahmet’in araç trafiğinden kurtulunca nasıl parladığını, ferahladığını gördüm, yaşadım.

Asıl mesele belki de Suriçi’ne bundan böyle biçilen misyondur. Burası bir müze-şehir olacaksa hizmet sektörü içine ne kadar girecek; imalat tamamen kalkacak mıdır?

Uzun süreli plan yapıp düşünmeli.

Başka İstanbul yok.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir