Prof. Dr. SEMİH ERYILDIZ / Mimdap
Çevre tehdidinin, aydınların lüks ukalalığı, boş laf, veya sermayenin önünü kesmeye çalışan söylemler olmadığını herhalde artık sağır sultan bile öğrendi. Gebze’de kuyu açmaya çalışanlar, otuz sene önce, 4 metreden çıkan suyun 700 metreye kaçtığını görünce veya Ankara’dan güneye uçanlar; gördüklerini; tuz gölü değil, sahra çölü sanınca, her gece kumlar arasında boğulma kâbuslarıyla uyanmaya başlamaktadır. Artık her dünyalı hissetmektedir ki bunlar sadece başlangıçtır.

Çevre söylemleri ile en çok dalga geçenler bile şubat ortasında çiçekleri ve meyveleri ağustosta yağan karları görüp hala uyanmadılar ise, yeşil banknotları yiyip içemeyeceklerini… anlamaları için çok az zamanları kaldı.

FELAKET SADECE APTAL ve GÖZÜKARA BENCİLLERİN KADERİDİR

Şimdi kalın kafalara iyice sokulması gereken şey çevre felaketinin de yoksulluk gibi kader olmadığıdır. Kafasını kuma gömenin her yeri açıkta kalır. Çevre felaketi ancak onu kaçınılmaz sananlar ve boş verenler için kaderdir.

Türkiye’deki güç sahiplerinin sürdürebilirlikten anladığı tek şey, yeniliğe direnişi gerçek yobazlığı sürdürmektir. Yüzyıllık İngiliz Petrol devi BP bile soyadındaki “Petrol” sözünü “Güç-Power”e değiştirdi; Harıl harıl yenilenebilir enerjicilerle işbirliği yolları arıyor. Türkiye’de benzer dala konmuşlar ise, hala çevreci çözümleri düşman görüp medyalarında ambargo uygulayarak özünde kendi ayaklarına kurşun sıktıklarını, kendilerinden bile gizlemeye çalışıyorlar. Bu gidişle matbaaya yüzlerce; trene yarım yüzyıl baktığımız yetmiyor gibi, çevrebilimle ilgili çözümlere de trene bakar gibi bakmayı sürdüreceğiz.

GÜNEŞ TOPLA BENİM İÇİN

Kentlerin ve yapıların enerji, su ve besin üretmesi küresel ısınmanın, kirlenmenin, çölleşmenin onda dokuzunu çözer. Ekolojik Planlama ve mimarlık felakete doludizgin gidişi durdurmakla kalmaz tam tersine yerküreyi şimdiye kadar olmamış biçimde bir mutluluk adasına çevirebilir.

Binaların güneşle ısınması, soğuması, aydınlanması, suyunu kendi içinde sağlaması katı ve sıvı atık vermeyerek çevreyi kirletmemesi; üstelik böylece inanılmaz paralar kazanmasının, önünde hiçbir teknik ve verim sorunu kalmayalı çok oldu. Böylece sadece kirlenme ve ısınmaya son vermek değil milyarlarca dolar kazanç elde emek için İskandinav ülkeleri, japonya ve Almanya ile ve Bush’u aşabilen nece ABD firması çoktan kolları sıvadı.

Ekolojik yapılardan oluşan suyunu ve hemşerilerinin neredeyse tüm gereksinimini karşılayacak, besinini bile kendi içinde üreten kentler, ise artık bırakalım çevrelerini çöle çöplüğe çevirmeyi çölleri göllere, cennet bahçelerine çevirmekte yarışmaktadır. Usunu doğa ile uyumlu çalışarak geliştirenler çevre ilmini kendi ülkeler yanında Çin’e bile taşıdılar, Milyonlarca kişinin yaşayacağı çevrebilimsel kentler kuruyorlar. Ancak bunların, bizimki gibi; halkı biryana, kendi çıkarını bile düşünemeyecek derecede fosilleşmiş yakıtçılarla işbirliğine yanaşmaması doğaldır.

Yıllar boyu kör gözlüklerle, bazen korumacı, bazen goşist söylemlerle çevreciliğin önünü tıkayanlar ise günümüzde para edeceğini anlayınca dönüp “en büyük ekocu” kesilmeye başladı. Umalım ki bizim fosilci sermaye bildik kolaycı alışkanlıkları ile bu kez de bu madrabazların eline düşmez.

İNSANOĞLU ÇEVRE KATLİAMI İLE
HEM DÜNYAYI HEM KENDİ NESLİNİ YOKEDİYOR,
BIKMADAN USANMADAN ÇALIŞIP; BU GİDİŞİ DURDURACAĞIZ;

Ülkemizde bu yolda neredeyse 25 yıldır çalışan her geçen gün emeklerini birleştiren bilim ve uygulama insanları var. Ege Üniversitesinde Güneş Enerjisi Enstitüsünden Fikret Okutucu, İzmir’de Y.Mimar Numan Cebeci Bursa’dan Çelik Erengezgin, Ankara Gazi Üniversitesinden Prof. Dr. Gönül Utkutuğ ile Prof. Dr. Demet Eryıldız ve bu satırların yazarı dayanışma içinde ürün vermeye çalışıyoruz. Mimarlar Odası Ankara şubesinde başlattığımız. Mesleki Bilimsel Çalışmaları Kıbrıs Lefke Avrupa Üniversitesi yerleşkesinde mimarlık derslerini, yüksek lisans ve doktora programlarını, uluslar arası sempozyumları bu alana çevirmekle kalmıyor, kampusun yeni yapılan binalarını ve adadaki bazı yapıları ekolojik örnekler olarak inşa ediyoruz.

İsteyenlerin bu alandaki en basit önlemleri öğrenip uygulamaları için yaptığımız; uluslar arası ve ulusal yayınlara ek olarak; hazırladığımız kılavuzu, “YEŞİL YEREL YÖNETİM” kitabı yeni piyasaya çıktı. Bunun gibi yeni çalışma, proje ve yapı örneklerinin giderek çoğalacağı umuduyla çalışmalarımızı bıkmadan usanmadan sürdürmek herhalde yurdunu sevmenin bir yoludur. Eko ekibin İstanbul’daki enerji Kaynağı Y. Mimar Ratip Kansu ise, Fuar yapımcısı Uğur Tok ve arkadaşları ile birlikte, “Yapıda yeni Ürünler” Fuar dizisinin bu yılki temasını ekoya dönüştürdüler;

Yapı ve Malzeme uygulamalarını, en ileri çevreci kentleşme örneklerini ve malzemeleri görmek isteyenler ekolojik çalışmaları bu yılın ana fikri olarak seçen Yeni Yapı Malzemeleri fuarında 15 Marttaki açılıştan sonra yapılacak çalışmalarda izleyeceğiz. Bu güzel fuarın bu yılda kalmayacağı; yurtdışındaki örnekleri gibi eko temanın sürekli olduğu sayısız uzman fuara yol açacağını umuyoruz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir