BARAN İDİL / Y.Müh. Mimar ve Kent Plancısı
Kısa bir zaman içinde, Bodrum ile ilgili iki yazı yazdım: Birincisi, 1,5 yıldır yaşamakta olduğum Bodrum’da, hızla gelişen konut dalgasının Bodrum’un tüm doğal ve tarihi değerlerini kemirmekte olduğuna dairdi. Gözlemlediğim olumsuzluklar kümesinin ‘bir alarm ölçeğine geldiğini’ ve Bodrum halkının geleceği ile ilgili bu gelişmelere karşı baş kaldırmasını sağlamak için yeterli potansiyelinin var olduğuna inandığımı ifade etmiştim.
Bu yazı daha yayına girmeden, yaşamakta olduğum evin hemen önündeki muhteşem Kargı Koyu ile bitişiğindeki, emsalsiz Bağla Burnu’nun otel ve ticaret merkeziyle, marina kompleksine tahsis edildiğini öğrendim. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu plan tadili kararına, Turgutreis Belediyesi’nin ‘hemen’ olumlu yanıt verdiğini öğrenince çok üzüldüm. Belediyeyi, bilgi edinmek amacıyla ziyaretim sırasında, orada karşılaştığım bir mimar arkadaşımın söyledikleri daha da üzücüydü: Mimarların yaptıkları eleştirilere karşı belediyenin tepkisi şöyle olmuş; ‘Sizler Boğaz Köprüsü’ne de karşı çıkan “istemezükçüler”siniz!!’
Şimdi buyrun, burdan yakın! Ne denebilir ki?
Belediye Başkanı’ndan encümenine kadar, Bakanlık önerisinin böylesine kayıtsız, şartsız kucaklanması üzerine sayın Kültür ve Turizm Bakanı’na bir ‘açık mektup’ yazıp, bunu hem bakanlığa gönderdim, hem de Arkitera Mimarlık Forumu’nda tartışmaya sundum. Ancak, ne Bakanlık’tan ne de forumdan hala bir tepki almadım. Şimdi, görsel belgelerle birlikte, sorunu bir kere daha açıklamaya çalışacağım:

. Bahse konu alan Gürece Köyü – Bağla Mevkii’nde bir burundur (yarım adacık da denebilir).. Bahse konu alan Bağla ve Kargı koylarının ara kesitinde yer alır.
. Bodrum Yarımadası’nın güneyinde yer alan ve Bodrum’un en geniş plajlarının yer aldığı Kargı Koyu ‘denize uzanmış dinazor’ görüntüsündeki bu harika burun ile tariflenir.

. Bu harika burnun iki yanındaki koycuklardan biri bölgenin, tüm balıkçı ve küçük boy teknelerinin, güney fırtınalarında saklandığı ‘doğal barınaktır’. Diğer koycuk ‘tüm Bodrumlu’nun çok iyi bildiği ’Akvaryum’dur. Burası yüzlerce gezi teknesinin özellikle geldikleri ‘yüzme, dalma ve piknik’ yeridir.. Burun (yarımadacık) hem konumu hem de harika morfolojisi nedeniyle, gerek Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın 30 yıl önce düzenlediği, gerekse Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 3 yıl önce düzenlediği çevre düzeni planlarında ‘Kentsel Yeşil Alan’dır. Bodrum yarımadasının güney kesiminde (Bodrum’dan Turgutreis’e kadar) topu topu 27 hektar büyüklüğndeki bu yeşil alandan başka bir kentsel yeşil alan kullanımı da yoktur.
. Koyun bitişiğinde yer alan villalar, yazın en çok 3 ay kullanılır. Yaz – kış kullanılan villaların sayısı 5’i geçmez.
. Koyun kuzeyindeki konut alanlarında yaşayanların bir bölümü, bu koyda marina yapılmasını doğru bulmaz iken, önemli bir bölümü de evlerinin değerlenmesi açısından uygun karşılamaktadırlar. Gerek bu nedenle, gerekse konuyu bilmemekten dolayı bölge sakinlerinde, henüz ciddi bir tepki oluşmamıştır.
. Bodrum’un çok ciddi bir marina ihtiyacı olduğu bilinmektedir. Marina ve ona entegre turistik tesislerin, kıyı kentlerine ‘doğru konumlandırma, doğru programlama ve kaliteli tasarımlara yaslı’ olarak eklemlendiğinde, çok ciddi görsel, ekonomik ve sosyal katkılar yapacağına inanan bir mimar ve plancıyım. Ancak, bu işlemin ‘plan bütününe yaslı bir kullanım kararı olarak yapılması’ kaçınılmazdır. Yaklaşım, bağımsız bir yatırım girişimi olarak ele alındığında, çoğu kez insanlara keyif veren yat limanı bir suç aracına dönüşüyor. Şöyle ki; marinanın yer alması planlanan Kargı Koyu, gerek kuzeyinde yaşayan on binlerce insanın, gerekse Bodrum’dan bu koya teknelerle gelen binlerce insanın yüzme, dinlenme ve rekreasyon ihtiyacını zor karşılarken, yat limanının buraya getireceği kaçınılmaz deniz kirliliğiyle Bodrum’un bu temel turistik işlevleriyle çatışacağı açıktır. Koydaki doğal akıntılar bugünün sınırlı sayıdaki tekneleriyle dahi oluşan kirlenme ve köpüklenmeyi gideremez iken, bu akıntıları ister istemez etkileyecek marinanın, bu çevreyi olumsuz etkilemeyeceğini söylemek, hiç de inandırıcı olmayacaktır.
Kargı Koyu, yaklaşık 6 ay süren ‘yelkencilik, sörf, balıkçılık ve gezi tekneciliğiyle’ farklı bir kimlik sergiler. Bir marinanın böyle bir denizcilik olgusuna katkı vermesi beklenirken, yanlış konumlandırılması nedeniyle, Kargı Koyu’nun bu işlevine zarar verecektir.
Marina, ‘çevresindeki konutlarla beslenemeyeceğinden’ Bodrum ve Turgutreis marinaları, hatta Yalıkavak marinası kadar kentle ya da yerleşim alanlarıyla bütünleşemeyecektir. Bu nedenle bu tesisten beklenen ekonomik ve sosyal katkıyı da sağlayamayacaktır.
Vaktiyle, Bağla Koyu’nda yer alan ‘Magic Life’ Oteli’nin de yapılmasını teşvik eden yüzlerce site sakini vardı. Tesisin oturduğumuz yerleşmeye değer kazandıracağı ümidinde olanlar, şimdi mevcut plajın yarısını dahi kullanamaz oldular. Ayrıca, bir türlü çözümlenemeyen gürültü kirliliğine ek olarak, koyun kirlenmesine neden olan atık su sorunu da hala yaşanmaktadır. Mevcut durum böyle iken, yeni yapılacak marina kompleksinde yer alacak yeni otelin Bağla Koyu’na getireceği ek kirlenme sorunu ile araba ve müzik gürültüsü de düşünülmesi gereken ciddi sorunlardır.
Yukarıda değindiğimiz sorunların hiçbiri gerçekleşmese dahi, böylesine özel doğa mekanlarında yer alacak tesislerin mimarlık ve çevre tasarımı öylesine önemlidir ki, hiçbir yetkili kurumun (bakanlık ya da belediye) bu ön projeyi ve tasarımı görmeden, yeterince tartışmadan karar vermesi doğru değildir.
Yetkili kurumların bu süreci ‘bilmiyoruş gibi davranması’ ise, affedilemezdir!
Bu gibi durumlarda yatırımcı kuruluşlar çoğu kez reklam amaçlı (göz boyama amaçlı) projeleri özellikle sunarlar. Bu tesisin yatırımcısı ise tamamen gizliliği esas alan bir yaklaşım içindedir. Bu durum pek çok kuşkuya hak kazandırmaktadır. Örneğin, yatırımcı tarafından 27 hektarlık hazine alanının 14 hektarı talep edilmiştir. Bu da düşündürücü bir durumdur. Şöyle ki; zaten kendisinden başkasının kullanması fevkalade zor olan bir mekanı, ‘ucuza kapatmak’ gibi spekülasyolara son derece açık bir durum yaratılmıştır.
Yukarıda saydığım hususlardan sadece bir tanesi bile bu yatırımın doğru olmadığını açıklamaya yeterlidir. Buna rağmen Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ‘çevre düzeni planında tadilat yaparak’ yeşil alanı, turistik tesis alanı ve marinaya dönüştürmüş olması mümkündür. Bu durumda yapılmış olan bu tadilata ya da benzeri bir karara ‘yasal müddeti içinde itiraz edilmesi fırsatı kaçırılmamalıdır.’
Bundan sonra oturup bekleyeceğim. Neyi mi? Gösterilecek reaksyonları. ‘Çünkü benim evimin değeri şimdiden %30 arttı (yani avantam yerinde! Tesisler yapılınca, herhalde %200’e ulaşırız). Bu nedenle Kargı ve Bağla koylarının on binlerce Bodrumlusu düşünsün!
Bana ne!?



9 Yorum
MAYOR STRATEGY
Sozkonusu yarim adanin yaz-kis yesil kalacak ve bu iklimde cabuk buyuyen agac turleri ile (sahil cami, palmiye gibi) agaclandirilmasini oneririz.
mustafa önçler
bodrum için acaba “elveda bodrum” zamanı mı geldi? bu kadar tahrip edilen bir doğa köşesinin yin de rağbette olması acaba nasıl birşeydir sormak lazım. bir sofradaki bütün nimetleri bir defalık açlığı gidermek için onburca bitirmek ve sonra sürekli açlığa mahkum olmak derim ben bu yapılanlara.
yazı birlik gidip gelenler bu turizm yatırımlarından rahatsız olmuyor olabilirler ama her gün orada oturan bodrumlular nasıl farkında olmazlar bu da anlaşılır değil.
bu yazı farkındalık yaratmak için güzel bir başlangıç.
Nurdoğan İriler
Sevgili Hocam, Bodrum halkı kusura bakmayın ama ranta karşı dayanıklı değil. Bu gerçeği siz zaten biliyorsunuz. Biz de… Ranttan da öte şeyler var burada. Bakın dünya iklim konferansında neler konuşuluyor Bodrum da neler yapılıyor. Çok acı elbette vaziyet. Bu toplumda kişisel çıkara kadar bıçak kemiğe dayanmadan çevre, orman, deniz konularında kimse yeteri kadar duyarlılık göstermiyor. Bekliyor ne bekliyorsa.
Bu defa tersi olur işallah. Öyle umarım.
AYGEN TORUNER
BODRUMLULARIN OLANLARA VE OLACAKLARA DIRENMELERI IYI BIR ONERI OLABILIR. BEN BODRUMDAKI MIMARI KIRLILIGIN ASIL SORUMLULARININ,PARA KAZANMAYI IDEALLERINDEN VE CEVREYE SAYGIDAN ONEMLI BULAN MIMARLARIN OLDUGUNA VE ONLARIN DIRENMEMELERININ BU GUNLERI GETIRDIGINE INANIYORUM. HALKA GITMEDEN ONCE CUVALDIZI KENDIMIZE BATIRMALIYIZ.
BIRI YAPMAZSA NASIL OLSA BIRI YAPAR DENILIR VE HAKLI DA OLUNUR.
HIC DUSUNDUNUZ MU, NEDEN DOKTORLAR HIPPOKRAT YEMINI EDERLER DE MIMARLIK OKULLARINDAN MEZUN OLANLARA , ORNEGIN, MIMAR SINAN YEMINI ETTIRILMEZ ?
CEVREYE SAYGILI,OLACAGIZ. PARA HIRSIYLA CALISMAYACAGIZ, BILGIMIZI, VE SANATIMIZI DUNYAYI GUZELLESTIRMEYE ADAYACAGIZ TURUNDEN BIR YEMIN.
ONCE KENDIMIZDEN BASLAMALIYDIK BODRUMLARI KORUMAYA . BODRUMLU PESIMIZDEN SEVE SEVE GELIRDI.
Murat Uzun
Bodrum’ a dair çok söylenecek şey olmalı. Çok gündeme alındı, fazla meşhur bir yer oldu ve şimdi bunun külfeti dayanılmaz biçim aldı diye düşünüyorum. Bodrum’un son 25 senede başına gelen hangi şehrin başına gelse orası tanınmaz olur. Bence dağ taş konut doldu. Hiç bir özgünlüğü olmayan artık insanın içini kaldıracak kadar çok bir beyazlık dağı taşı denize kadar kapladı. Burada deniz tesisleri yapmak eksik kaldı, ne yapıyor devletimizin yetkilileri boş kalan koylara yeşil alanlara şimdi o eksiği tamalıyor.
Ben sayın B. İdil’in temennisine ve biraz daha kırgınlığına katılıyorum yöre insanı için. Temennisi doğru, yöre insanı olan biten için bir ses vermeli. Kırgınlık da doğru, şimdiye kadar tıs yok ve herkes bu turizm ataklarından yılda bir ay kullandığı mülkünün değerini arttırmayı planlıyor. Bu da en büyük çelişkiyi oluşturuyor bence.
Saygılar
Taner Sarıca
Bodrum’da yeni bir kural konmalı. Bir denklem gibi yapı yapma eşitliği-sınırı ilan edilsin. Artık eskilerin istihap haddi denilen aşamayı geçti buralara başka birşey yapılamaz densin. Yeni bir yer yapılacak ise eski yapılan bir alan kamulaştırılıp yıkılsın. Kamu kurumu ya da her kim bu kararı alıyorsa o kamulaştırma bedelini ödesin. Bakın o zaman o kararları alanlar bu kadar rahat davranabilecekler mi? O belediyeler kolayca hükümetin kararlarına olur diyebilecekler mi?
aliye sertanlı
Bodrum’un tüketilmesini son bir kaç yılın haşin ataklarına bağlamıyorum sadece. En az otuz yıldır Bodrum tabii eşiklerinin üstüne üstüne gidilerek bir “ikinci konut deposu” haline getirilmiş bulunmaktadır. Birinci problem bu politikadadır. Konut bir “özel mülkiyet nesnesi” olarak bölüşülmeyen, hatta oturulmasa bile “biriktirilen, tasarruf edilen” metaya döndüğünden beri birikimlerini değerlendirmek isteyen ülkenin orta ve ortanın üstü gelirlileri önce kooperatif salgınıyla sonra yap sat müteahhitlerinin sunduğu pazarlamalar yoluyla bu bölgeyi tıka basa konutla doldurdu.
Bu karmaşaya şu anda imar durumu açısından “Bodrum mimarisi” adı verilen beyaz kübik kutuların sıkı sıkı dağa taşa istiflenmesini eklemeyelim bile. Teferruat olur gerçekten.
Şimdi kolayca el atılan “yerler” daha önceden konut alanı olarak bitirilmiş görüldüğü kadarıyla. Geriye kalan koylar, yeşil alan olsun için ayrılan bölgeler kutsal ve de herkese kar getirici “turizm faliyeti” sebebiyle marina, iskele vs. olarak büyük çaplı yapılaşmalara açılmak isteniyor.
Bölge planı alışkanlığı olmayan bir ülkede ne söylerseniz suya yazmış oluyorsunuz. Eğer o bölgeye liman, marina turizm tesisi gelecekse, eğer bu lazım olacaksa, bu bir kamu yararı meselesiyse o zaman şerit şerit konut alanına niye açıyorsunuz yıllardır buralarını?
Aman efendim onları mı düşüneceğiz, konutlar bir yandan yapılır biz zaman gelince onların önüne tesislerimizi kurarız. Bundan da halk menfaalenir… Bu düşünceyle biryere varılmıyor elbette.
Baran bey tecrüebli bir delikanlı olarak yine yaman konuya el vurmuş. Önce arkasında olduğumuzu duyuralım derim ben. Sonra da yörenin insanının bu konuda biraz daha uyanmasına katkı verilmesi lazım gelir. Sonra da herkesin başka başka önerileriyle birşeyler yapmak mümkün olur diye düşünüyorum.
Ben de saygılar sunarım
Behçet Altın
Sayın Baran İdil’in gerçekten çevre duyarlılığı ve bir mimar hassasiyetiyle kaleme aldığı bu olayı gerçekten yaygın bir tartışma ağına ulaştırmamız ve duymayan kulakların duyacağı hale getirmemiz gerekir.
Çevre düzeni planında delikler açmak gibi girişimlere yöre belediyesinin sessiz kalması, hemen “olur” vermesi bu ülkede hepimizin karşılaştığı gerçeklerdir malesef. Zaten her türlü oldu bitti bu işgüzar bürokrasinin küçük çıkarları görmekten bütünü hiç farkedememelerinden kaynaklanıyor.
Baran hocanın söylediği gibi önce Kargı ve Bağla koyundaki mülk sahiplerinin sesi sonra da onlara destek olan bütün ülkenin sesi birleşmeli.
Saygılar
Bülent Güngör
Sevgili ağabeyim.Önce akıcı yazı uslubunuzu,hemen ve tümüyle anlaşılan ifade tarzınızı izninizle kutluyorum.Yazdıklarınıza katılmamak zaten mümkün değil.Ancak bu yazıları çok kişinin okumasını temin etmemiz lazım.Ben bütün dostlarıma,onlarında kendi dostlarına yollamaları ricasıyla yolluyorum.Selamlar.