Bir Reklam

5 Dakika Okuma Süresi

Salih ŞENCAN

Son günlerde bir reklam hemen tüm gazete ve ulusal tv kanallarında ve kentin en merkezi board larında sıkça yayınlanır oldu.

Kendini ‘ yaşam mimari ‘ olarak tanımlayan Ağaoğlu şirketler grubunun MASLAK 1453 projesinin reklamı pek çok açıdan incelenmeye değer sosyolojik ve psikolojik öğeler içeriyor. Ülkemizin bugününe tıpkı Balzac’ ın romanlarındaki gibi projektör tutuyor bu reklam. İnşaat ve gayrimenkul geliştirme ağırlıklı olsa bile toplumun pek çok ilişkisine dair ipuçları taşıyor. Modernlik/çağdaşlık, yaşam tarzı, kent toprakları v e kamusal yararlar, mimarlık ve kentleşme, şehircilik kentsel dönüşüm, gayrimenkul geliştirme-hasılat paylaşımı modeli – TOKİ, toplumun beğeni düzeyi ve mimari estetik, telif ve telif hakları , güzellik-yalınlık-doğruluk ve kitsch normları, bir pazarlama stratejisi olarak görsel reklamın üretim ve tüketim üzerindeki etkileri, siyaset ve ekonomi alanında ego şişmesinin tezahürü psikolojik davranış bozuklukları vb…


Doğrusunu isterseniz toplumun alt ve üst yapısal pek çok düzleminde günün egemen anlayışları ile entellektüel seviyesinin dışarıda bırakıldığı sayısız parametrik alanı sıralamak mümkün bu reklamı izlediğinizde. Bu açıdan bakıldığında konunun ihtisas sahipleri için oldukça zengin bir laboratuvar oluşturduğunu savlamak abartı olmasa gerek.

‘Reklamın iyisi kötüsü yoktur’ öngörüsünden hareketle son günlerin en çok konuşulan projesi ve inşaat firması oldu reklamın öznesi konu. Aslında herhangi bir sosyolojik ve psikolojik derinlik düşüncesi olmadan hazırlanan bu reklam filmi hem kötü bir reklam senaryo ve görüntüsü olarak ‘kötü reklama’ örnek olmuş, hem de bir tez konusu olacak kadar alt başlıkları su yüzüne çıkarmıştır. Firmanın sahibi ve yönetim kurulu başkanı Sayın Ali Ağaoğlu’nun sektörün diğer firma sahiplerinden farkı hiç kuşkusuz ‘medyatik’ olma arzusudur. Bu farklılık sosyal medyada ve entelektüel ortamlarda ‘komik’ olarak nitelenip tiye alınsa da reklam bugün ; firmayı ve projesini gündeme taşıma anlamında başarılı olmuştur. Her ne kadar proje paydaşı TOKİ ‘nin ve çevreci bazı duyarlıkların tepkisini çekse de reklam bir müddet daha kamuoyunu oyalayacak gibi görünüyor. Bu tepkilerden olsa gerek reklam filmi ilk gösterildiğinden daha kısa, bir anlamda traşlanmış olarak lansman dönemi boyunca evlerimizin konuğu olmaya devam edecek.


Filmi ilk izlediğimde beni olumsuz etkileyen konu ise; mimarlık mesleğine, telif haklarına ve mimari ürün yaratma sürecinin emeğine yapılan şuursuz saldırı oldu. Ancak ne yazık ki , meslek grupları da toplumlar ya da toplumsal sınıflar gibi layık olduklarını hak ederek yaşarlar. 2000 ‘li yılların başından itibaren girdiğimiz büyük ölçekli nitelikli konut ve altyapıların üretilmesi sürecinde; mimarlarımız, önce inşaat firmalarının pazarlama departmanlarına sonra da giderek kendini bu konuda ‘nitelikli seçici’ varsayan firma patronlarına teslim olmuşlardır. Her ne kadar, artık mimarlarımız uluslararası arenalarda ödüllere layık görülseler de bu durum, mesleğin teslim olma sürecini mazur göstermemelidir.

Filmin başında, firmanın medyatik (magazin gazetecileri açısından sadece) patronu bir masa başında önüne konulmuş proje ruloları ve sunum dosyaları hakkında yorum yapıyor.
– Bu değil …
– Bu da değil …
– Bu hiç değil ..
– Bu çok sıradan…
– Bunları herkes yapıyor…
– Beni anlamıyorsunuz…
– Ben farklı bir şey istiyorum…

Ve sonra ani bir hareketle kalkarak proje rulolarını, yani mimarların emeğini ve telif eserlerini masadan yere doğru savunuyor. Mimarlık mesleği adına yüz kızartıcı bu enstantaneden sonra da ; – işte bu diyerek kendisi ile gurur duyuyor ‘işte bu ‘ olan da bir mimarın ürünü kuşkusuz, bu anlamda bu ürünü bu yazıda kritik etmek istemiyorum. İşte bu noktada ne bu mimardan, ne meslek çevrelerinden, ne de meslek odasından bir eleştiri gelmiyor, gelmiş olsa da nitelikli eleştiri olmadığından olsa gerek kamuoyuna yansımıyor.

Mimarlık mesleğinin toplum yararına uygulanması görevinin yanı sıra, mimarlık mesleği mensuplarının hak ve menfaatlerini korumak gibi de bir görevi olan meslek odasının bu konudaki duyarsızlığı ve marjinalliği, son yıllardaki itibar yitiminin ve meşruiyetinin sorgulanmasının da somut bir örneği olmuştur bu reklam.

Bazen bir reklam çok şeyi ortaya çıkarır ve sorgulanmaya neden olur. Kurulduğu yıldan bugüne kadar mimarlığı topluma anlatamayan meslek odası; mimarların, ufuksuz-yaratıcı yönü zayıf-sıradan ürünler veren ve elin tersi ile itilecek projeler tasarlayan bir meslek grubu olarak Sayın Ali Ağaoğlu tarafından tanımlanmasına seyirci olur..

10 Yorum

  1. Kıvanç Demir

    Yazarın bu günlerin güncek meselesini tahlil edip çok net bir dille özetlemesini önemli ve değerli buluyorum. Zaten ilgili firma ve sahibinin görünen görünmeyen yüzü bu günlerde daha anlaşılır hale geldi.

  2. uğur koçak

    Şimdi elindeki ormanının kullanımı alınıyor ve birden hırçınlaştı gördüğünüz gibi. Utanmaz adamlar bunlar.

  3. Cemal Kozlu

    Bugün Ağaoğlu, dün Taşyapı, Fi YApı, şu bu. Hepsi pazarlama stratejileri ile çalışan, orta ve üstü kesimin tasarruflarını çekmeye çalışan sektörel unsurlar. Değişen koşullarda artık bunların sahne aldığını görelim. Bu şahısların “sürçü lisanları” değil problemin ana kaynağı, zaman değişti. Paraya bunlar hükmediyor. Hiçbiri aristokrat bir geleneğin temsilcisi değiller sonuçta. Zenginleştirilmiş bir katman netice olarak. Kabalaşmayı meziyet sayıp, kendilerini “Anadolu çocuğu” gibi laflarla sıfatlandırıyorlar, Anadolu’da yeşeren ve reddettikleri medeniyetlerden habersiz olarak üstelik. Bu ülkenin temel çelişkileri buradan başlıyor zaten.

  4. Hasan Kıvırcık

    Sevgili Salih yine kendi üslubunca, konuyu baştan aşağı analiz ederek anlaşılabilir bir biçimde ortaya koymuş.
    Kötü reklama örnek olan bu film kamuoyunun bir bölümünün tepkisini çekse de bu tepki sayesinde Salih’in de bahsettiği medya aracılığıyla firmanın “iyi” reklamını yapmıştır. Fakat meslek onuru hassasiyetleri açısından konuya bakanların içlerinin acıdığı ortadadır. Bugüne gelinceye kadar kolektif bir biçimde yapılan hatalar, işveren-mimar ilişkisinde mimarın kaybolan göreli özekliği, bir meslek (aynı zamanda fen adamı sayılan) erbabının aşınan statüsü,… gibi sık söylenmeyen gerçeklikler reklam yazarının “bu değil, bu olmadı…” sözleriyle kafamıza mıh gibi çakılmıştır.
    Meslek onur ve konumunu koruyacak Salihçiğimin görev ifa ettiği “örgütün” gerçekte bu işlere bakmadığını bildiğim için onun gibi fazla dertlenmiyorum aslında. Eğer mimarlar kendi durumları için birşey yapacaklarsa kendileri yapacaklar bence.
    Attan düşeli epey oldu, bu kadar şaşkınlık bize biraz fazla…

  5. Ali

    Tasarım kent de bir gecekondu önleme bölgesi projesi değil miydi? Tasarım kentten, açılan onca davalara rağmen ballı börekli daire alan şimdinin oda yöneticileri Ali Ağaoğlu’nun ve benzerlerine yardımcı olmuş olmadılar mı? İstifa etmeyi bu arada düşünüyorlar mı?

  6. coşkun kılıç

    Oda çevresinin gündemine girebilmiş olmalı. Aşağıdaki basına çağrı açıklamasından anlaşıldığına göre.
    BASIN TOPLANTISINA ÇAĞRI
    Değerli Meslektaşımız,
    “Maslak 1453” adlı inşaat projesi reklamları, görsel ve yazılı basında yer almaya başladığı ilk günden itibaren, gerek yeri ve yaptığı tahribatın boyutları ile, gerekse reklamda kullanılan dil itibarı ile kamuoyunda tartışmalara konu olmaktadır.
    Kendisinin de riskli yapı yaptığını itiraf ederek müteahhitlik mesleğinin sürdürülüş biçimi konusunda kamuoyunda derin kaygılar uyanmasına neden olan ilgili inşaat firması sahibinin, anılan beyanı hakkında Cumhuriyet Savcılarının görevlerini yapmasını beklerken; bu itirafların bir reklam aracı olarak basında yer almasının yanı sıra “Maslak 1453” proje reklamlarının zamanlaması da dikkat çekicidir.
    “Maslak 1453” projelerinin arazilerini içeren imar planları T.C Başbakanlık Toplu Konut Dairesi Başkanlığı tarafından yerel yetkilerin gaspı ile hazırlanarak, onaylanmıştır. Söz konusu plan alanı Şişli İlçesi, Ayacağa Gecekondu Önleme Bölgesi’ni içermekte olup, TOKİ Başkanlığı’nca hazırlanarak onaylanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı iptali için 12.11.2010 tarihinde açmış olduğumuz bir dava söz konusudur. Bu davada kamu yararı lehine belli bir aşamaya gelinmesinden hemen sonra reklamların ortaya çıktığını ve rekor düzeyde satışların yapıldığı görülmektedir.
    Davamıza konu planlarla uygulanmak istenen kamu yararına ve ilgili mevzuatlara aykırılıkların yanı sıra yapılan doğa tahribatının boyutlarını ve süreci basın ve kamuoyu ile paylaşmak amacı ile 13 Kasım 2012, Salı günü saat:14.00’de Karaköy Binamızda yapacağımız Basın Toplantısına katılımınızı diliyoruz.
    Saygılarımızla,

    TMMOB Mimarlar Odası
    İstanbul Büyükkent Şubesi

  7. erkan dağ

    Emlak piyasasının şefleri artık şehir plancılığına da soyunmuş, nereye ne yapacağını kestirip “yaşam mimarlığı” yapmaya başlamışlar akılları sıra. Şehir plancı emlakçılık sadece Ağaoğlu, Varyap, Dumankaya,… markalarının “yaratıcı” kişilikli sahiplerinin gücüyle olmuyor sanırsam. Biz kentin topraklarını pazarlamak üzere hazırolda duran arka planı fark etmeden kendi doğaçlaması ile konuşan ve zaten isteseler bile inceliklisini beceremeyen “Ali Ağa’ beylerin kırıcı ‘üsluplarına’ fazla takılmayalım. Arka planı göremez isek her sektörde olduğundan daha fazla sayıda şehir plancı emlak sektöründe mevcutlu olan “Ali Ağa” beylerle süreç içinde daha fazla miktarda karşılaşacağımız aşikar.

  8. DENİZ ARKAN

    Sayın Şencan’ın belirttiği gibi bu kişi kendini medyatik kılmanın bir yolunu bulmuş. Özel hayatını özellikle deşifre ederek bu yöndeki ününü koruyup tazelemeyi hedefliyor. Yaptığı işi bir marka kendini de inşaat sektörünün ikonu gibi görüyor.
    Hal böyle olunca bu derece şişirilmiş egoya bu pervazsızlık az bile.

  9. cem koloğlu

    Marka ve emlak satışlarının tavan yaptığı İstanbul’da reklam şirketlerini arkasına almış, popülerlik savaşlarında 3-0 galip kişi olarak Ağaoğlu mimar-mühendis-hukukçu-doktor gibi mesleği ile geçinip bunu kendisine tek çıkar yol bilen insanları dinler mi? Onlara hak verir mi? Her şeyi, herkesi satın alabileceğini düşünüyor muhakkak.

  10. Atilla Güven

    Mimarlık mesleğine açık bir saygısızlık, mesleği keyfince kullanma, mimarlık ürününe saygısız davranış… gibi bir çok hakareti bir anda bu reklamda görüyoruz. Öncelikle bu sorun mimarların geldiği durumu göstermektedir. Fakat mimarlıkla ilgilenen kurumların durumu da ayrıca sorgulanmalıdır. Refleksleri bile kalmamış.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir