AHMET TURHAN ALTINER / Milliyet
Geçenlerde “Gençlik Parkı’na neler oluyor?” diye sorduğumda dostum Selahattin Önür, “Ankara’ya gel birlikte bakalım” demişti. Hatırlıyorum, 1956’da Ankara’da yatılı okul sınavına gönderildiğimde arkadaş olduğumuz Selahattin’in babası bizi Gençlik Parkı’na götürmüştü. Eskiden burada yüzme yarışları yapılırdı, kışın havuz donunca patenle kayılırdı diye anlatmıştı. Çok eğlenceli bir okul gibiymiş bir zamanlar. Hiç unutamadığım bir köprüye gelmiştik: Çok süslü, yuvarlak bir köprü. Üzerinde herkes fotoğraf çektiriyordu. Çocuklar için mi yapılmıştı? “Köprüden bak, ta Ankara Kalesi’ni göreceksin” demişti.
Benim süslü köprümü bu yıl yıkmışlar. Ankara’ya uzun süredir gitmemiştim. Selahattin beni geçen gün Ankara Garı’nda karşıladığında gariplik hissetmeye başladım. Yok edilen sadece Gençlik Parkı mıydı? Ankara’nın “battı çıktı”denen, ana caddelerin bir aşağıya batırılıp sonra da bir yerlerden çıkarıldığı sözde trafiğe çözüm cambazlıklarıyla dolduğunu söylemişlerdi. Garın önünde de bir tane peydahlanmış. Garın açıldığı meydan yok edilip bir geçiş bölgesi haline getirilmiş. Bir nokta bularak nasılsa parka girdiğimizde köprüyü aradım. Ne havuz ne fıskiye ne de köprü. Tozlar esiyor. Park, içine inşa edilmekte olan binalarla azalıp büzülmüş. Yeni şekliyle 30 Ağustos’a yetiştirilecekmiş.

Halen ODTÜ Mimarlık Fakültesi öğretim üyesi olan Prof. Dr. Selahattin Önür ile ölü parkı dolaşırken “Tabii ki, yıllar içinde bakımsız bırakılan bir alanın iyileştirilmesini herkes ister. Yenilerken o yerin değerlerini tümden yok etme ve silme gibi bir niyetle yapılıyorsa, halka da hizmet getirildi, ne iyi oldu aferin dedirtmek gibi seçim yatırımı amacını da taşıyorsa affedilir tarafı yok” dedi.
Kentin tarihsel ortak kamusal bölgeleri ile ilgili yapılacaklar için, o yerin felsefesinin de yer aldığı çok yönlü bilgi ve donelerle fikir yarışmaları açılması zorunlu olmalıydı… Öğrencilerinden mimar Zeynep Sökmen Uludağ’ın 1998’de yaptığı Gençlik Parkı hakkındaki doktora tezi çalışmasını gösterdi. Tadını çıkararak okuduğum çalışmadan not ettiğim “Ölü Hatıralar Parkı” enstantanelerine buyur ola bu kez de…
1 Gençlik Parkı ilk kez ne zaman açılmıştı?
a. 19 Mayıs 1920
b. 19 Mayıs 1924
c. 19 Mayıs 1938
d. 19 Mayıs 1943
2 1930’larda cumhuriyet yöneticilerinin amacı, cinsiyet, sosyal statü ve etnik köken gözetmeden bütün vatandaşların kullanacağı ideal bir çağdaş alan yaratmaktı. Gençlik Parkı bir metafor olarak neyi temsil ediyordu?
a. Toplumsal değişim
b. Kadınların yalnız başına dolaşabileceği özgürlük
c. Bozkırda cennet
d. Hepsi
3 Uluslararası yarışma sonunda Ankara’nın planını 1930’da gerçekleştiren ve ayrıca Gençlik Parkı’nın ilk tasarımını yapan mimar Hermann jansen’in Ankara ve dolayısıyla Gençlik Parkı için temel yaklaşımı neydi?
a. Sosyetik
b. Estetik
c. Despotik
d. Nostaljik
4 Gençlik Parkı, mimar jansen’den vazgeçilmiş ama onun koyduğu modern ilkelerle hangi mimara yaptırılmıştı?
a. TBMM binası mimarı Clemenz Holzmeister
b. Bugünkü Opera Binası’nın önceki durumu Sergi Evi’nin mimarı Şevki Balmumcu
c. Ankara Garı mimarı Şekip Akalın
d. Ankara Hukuk Fakültesi ve Maltepe Camisi mimarı Theo Leveau
5 Gençlik Parkı’nın temel öğesi havuza su nereden getirilmişti?
a. Kavaklıdere’den
b. İncesu deresinden
c. Çubuk Barajı’ndan
d. Kızılırmak’tan
6 Gençlik Parkı’nın Yeni Ankara’nın göbeğinde 28 hektar alanda tasarlandığı yıllarda Ankara’nın nüfusu kaçtı?
a. 123 bin
b. 300 bin
c. 440 bin
d. Bilinmiyor
7 1940’larda Gençlik Parkı’nın temel öğesi neydi?
a. Su sporları, yüzme, kürek, su kayağı vb.
b. Göl Gazinosu’nda caz
c. Kışın buz pateni
d. Hepsi
8 1950’lere gelince Ankara’nın nüfusu 300 bini bulmuştu. Menderes devrinde Gençlik Parkı’nın semaverli çayhanelerden başka temel öğesi neydi?
a. Göl Gazinosu’nda Zeki Müren konserleri
b. Minyatür tren, minyatür golf
c. Lunapark
d. Hepsi
9 27 Mayıs 1960’tan sonraki 10 yılda Gençlik Parkı’na gelen yeni öğe neydi?
a. Göl Gazinosu yerine Evlendirme Dairesi ve efsanevi nikah memuru Müşteba
b. Çarpışan otolar
c. Otoparklar
d. Hepsi
10 1970’ten itibaren toplumsal huzursuzluk Gençlik Parkı’na da sirayet etti. Güvenlik çok önemli bir sorun haline geldi. Gençlik Parkı’nı kullanan gruplar sınıfsal olarak değişim gösterdi. Bir de özellikle hafta sonlarında büyük bir kalabalık yaşanmaya başlandı. Bunun sırrı neydi?
a. Arabesk kültür
b. 12 Eylül’den sonra erlerin Gençlik Parkı’na girmesine izin verilmişti
c. Mitingler
d. Hepsi
Yanıtlar: 1) d, 2) d, 3) b, 4) d, 5) c, 6) a, 7) d, 8) d, 9) d, 10) b.



2 Yorum
Lale Çetinkoz
Gençlik Parkı seksenlerden sonra söndü aslında. Sanki ülkede sönen bir çok ışık gibi orası da Ankara gündeminde canlılığını yitirdi. El atılmadı uzun süre, canlandırılmadı, eğlence biçimleri değişti sonra,gazino çay bahçesi dönemi kapanmay başladı. Ama ortadaki büyük gölü ve peyzajı ile usta dokunuşlar ve özenli tasarım çalışmaları ile değişen dünyaya ayak uydurmasına çalışılabilirdi. Sonra bu belediye başkanlığı döneminde hepten söndürüldü ışıkları. Boş ve terkedilmiş bir alana çevrildi. İşte son, sona böyle gelindi. Ahmet bey çok güzel özetlemiş, “batık hatıralar parkı”
Saygılar
Mehmet Altı
Gençlik Parkının dincilerin ödlerini patlatan bir özelliği vardı: kadın ve erkeklerin eşit şekilde ve birlikte kullandıkları bir mekan olması. Yazın Ankara’nın yüksek plato sıcağında kadınlı erkekli gruplar salkım söğütlerin altındaki çay bahçelerinde havuzun fıskıyesinden gelen serinliğin tadını çıkartırlardı. Kayıklar, kentin kalabalığın ortasında biraz yanlız kalmak isteyenlerin ilk akıllarına gelenlerdi. Lünapark kentin heyecan merkezi, Gazinolar, halk ve kadınlar matineleriyle ve hepsinden önemlisi yollardan duyulan sesleriyle gezerken Zeki Müren’i, Gönül Yazarı ve daha nicesinin seslerinin dinlenildiği yerlerdi. Bağnazların dincilerin en son hazmedeceği şey insanın içindeki yaşama sevincidir. Gülen insan aynı zamanda başta kendisi herşeyi eleştiribilen insandır. Eleştiri, özgür düşünce ….yobazlık için baş tehlikedir.
Ankaranın uyduruk amblemli belediyesi bu tehlikeyi de bertaraf etti.
Şimdi sıra bu belediyecilik anlayışını bertaraf etmekte.