‘Aziz Başbakan’ım, Ataşehir Camii Olmadı….!’

4 Dakika Okuma Süresi

Ahmet Vefik Alp‘in Ataşehir Camisi ile ilgili yazısı.

“Kulun Apartmanı Allah’ın Evini Ezmesin…!”

RTE Başbakan’ımı 1994 yılı yerel seçimlerinden bu yana tanırım. İkimiz de İstanbul Büyükşehir Başkan adayıydık. Sayın Erdoğan, RP’den, ben ise MHP’den. Daha kimler yoktu ki: Bedrettin Dalan, Ertuğrul Günay, Zülfü Livaneli, İlhan Kesici beyler hepimiz adaydık. Sayın RTE kazandı, bizler kaybettik. Sonraki yıllarda o bir dünya lideri oldu, ben ise muhtar bile seçilemedim. Bir eğitimci, bir projeci, bir vizyonist olarak hayatıma devam ettim.

İnanıyorum ki zaman zaman Türkiye için gerçekleştirmek istedikleri büyük projelerine çekinceler getirsem de başbakanım bana kızmıyor, alınmıyorlar, beni partilerüstü bir uzman, bir hoca olarak algılıyor, söylediklerimi ve yaptıklarımı zihinlerinde not alıyor ve bir kısmının dikkate alınması için talimat veriyor.

Konum Ataşehir’de TEM kavşağında bitmek üzere olan anıtsal camii…

Doğma büyüme bir İstanbullu olarak sayın başbakanıma tebliğ etmek isterim ki Ataşehir’ e yaptırmakta oldukları bu devasa cami bir hayal kırıklığıdır. Ser Mimaran-ı Cihan Sinan’ın yaklaşık 500 yıl evvel gerçekleştirdiği şaheseri Edirne Selimiye Camisi’ni andıran Ataşehir Mimar Sinan Camisi’ni öncelikle mimari üslup açısından tartışmak isterdim. Ancak konuyu dağıtmamak için bu boyutu başka bir zamana bırakıp Başbakan’ıma, hoşgörülerine sığınarak, aşağıdaki soruyu yöneltmek istiyorum:
Aziz Başbakan’ım, Ataşehir de devasa bir konut gökdeleninin altına bir anıt cami inşa etmek ne kadar isabetli bir yaklaşımdır?

Ben kendi cevabımı hemen vereyim…
Yapılar çevreleri ile değer kazanır veya kaybederler. Anıtsal, büyük bir cami etrafı boş veya alçak yapılanmış olan bir alana inşa edilmelidir. Kubbenin azametini, minarelerin zarafetini bozan kendinden daha yüksek daha azametli binaların yanına yapılmamalıdır. Aksi takdirde çok ciddi bir yanlış yapılmış olur ve kulun apartmanı Allah’ın evini ezer geçer.

Kudüs’teki kutsal varlıklarımız Mescid-i Aksa’ya, Kubbet-ül Sahra’ya bakınız. Çevrelerinde onları değil ezip geçmek, boylarına yaklaşan, onların egemenliği ile yarışan bir yapı var mıdır?

Bunun içindir ki imar planları, Kültür Varlıkları Koruma Kurulları bir mahalle cami çevresinde dahi kubbenin alt çizgisini aşan binalara izin vermemektedir. Bunun içindir ki Zeytinburnu Sahili’nde yapılan 3 yüksek rezidans kulesinin bazı açılardan bakıldığında Sultan Ahmet Camisi’nin minarelerinin aralarına girmeleri duyarlı kimselerin içini sızlatmış, koca İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bu konudaki çaresizlik ve ezikliği bizleri ziyadesiyle üzmüştür. Bunun içindir ki Haliç’e yapılan Metro Köprüsü’nü alttan taşıtmak yerine Sinan’ın Süleymaniye’nin minareleri ile yarışan 2 adet devasa ayak yapılmasına UNESCO dahi karşı çıkmış, ne acıdır ki bizim koruyamadığımız Sinan’a ve İstanbul silüetine elalem sahip çıkmaya çalışmıştır. Bizlerin anlamsız ısrarı karşısında bu yanlışlığı engelleyememişler, ancak güzelim İstanbul’umuzun siciline bir kara lekeyi işlemiş ve “Tarihi Yarımada’yı Dünya Kültür Miras Listesi’nden çıkarabiliriz” uyarılarını yapmışlardır…

Sayın Başbakan’ım, zat-ı alinizin yapımını bizzat takip ettiği bu camii inşaatı için koca Ataşehir’de etrafı açık bir arsa bulunamamış mıdır? Mimarlarınız (!), danışmanlarınız (!) ve dostlarınız bu Selimiye replikasının komşu konut binası tarafından ezildiğini, yok edildiğini, bitirildiğini size söylememişler midir?

Bu durumda Ataşehir Camisi’ne harcanmakta olan kaynaklara ve emeklere yazık olmamış mıdır?

Mekke-i Mükerreme’de büyük bir bölümünü ecdadımızın inşa ettiği Kutsal Kabe’nin yanına gökdelenler diken Suudilere en sert tepkileri bizler vermemiş miydik?

Ataşehir’de Büyük Usta Mimar Sinan’ın ruhu muazzep olmamış mıdır?

12 Yorum

  1. Anonim

    Sanıyorum İslamiyetin sorunu gelişmeyi ve reformu reddetmesinde, bu yüzden toplum geliştikçe, nüfus arttıkça örneğin başlı başına bir ayak kokusu sorunu olan kalabalık camileri yetkili din adamlar görmezden geliyorlar. İçeriye giren insanların da mideleri bulanıyor. Reformunu yapmış diğer dinlerde başlangıçta islamiyetteki namaza benzer dua ediş şekilleri varken bunların terkedilmesiyle sorunlar da kendiliğinden çözülmüş.
    Aynı durumu sanatın ne olduğunu ve ne kadar hayati önem taşıdığını anlamayan din adamları için de geçerli. Tutturmuşlar bir form, inatla ve eğer kaybedersek her şey biter düşüncesiyle her yere uygulamaya çalışıyorlar halbuki asıl dini bitiren de bu.
    Dalokay’ın İslamabad camisi ise tam bir uyarı, eğer çağdaş mimarlıkla biran önce bütünleşilmezse İslamiyetin önümüzdeki yüzyılda hele hele bu kampanyalar varken ayakta kalabilmesi çok zor. Doğu bloğunun başına gelene benzer bir durum ufukta görünmeye başladı bile.

  2. Azmi İzmirli

    Sayın her kimseniz,
    Müezzinlerin minareleri terketmesinden bu güne neredeyse yarım asır geçti. Bildiğim tanıdığım hiçbir müezzin tenezzül edip de minareye tırmanmıyor. Adana’da yapılan bir kötü zevk ve mimarsızlık anıtı olan Sabancı camisinde minarelere asansör bile kurdular onlarda n bile emin değilim.
    Sayın her kimse,
    İslamiyet bu şekilde bitiriliyor. Bir taraftan batı ülkelerinde açılan kampanya, bir tarafta da dini politikaya alet eden ancak minareye çıkacak kadar bile saygısı olmayan din adamları.
    Fetullah da gelse manzara tam olacak.
    Zavallı camiden hiç olmazsa Mimar Sinan adını çekseler. Hiç yakışmamış.

  3. cemil öncü

    Bu caminin yapılmasında belirgin bir ihtiyacı karşılamak önemli sayılmamıştır. Estetik kaygılar da önemli değildir. Adının Mimar Sinan olmasına falan bakmayın bence. Daha ağırlıklı çaba, yer tutmak, o bölgeyi boş bırakmamak, mühür vurmak, kapsama alanı içinde tutmaktır.
    Dolayısıyla diğer laflar ve eleştiriler bu “eser” için biraz fazla olur.

  4. ahmet gür

    En kötü mimari, en sıkıntılı yerleşim ve uygunsuzluk yarışmalarına konu olabilecek bir işlem olarak görüyorum açıkçası. Bu örneği yıllar içinde uygunsuzluğa örnek olarak çok göreceğiz ve anacağız diye düşünüyorum.

  5. mesut açıklalın

    “Caminin yeri yanlıştır” Ahmet Vefik bey “başbakanını” kırmadan bunu işlemiş. Fakat bu yanlış öyle böyle bir yanlış değil. A.Vefik bey gibi kendini vizyoner ilan etmiş, sağa sola ve bu arada boş bir zamanında Taksime bir küre cami çizivermiş, üstelik Sofyalarda bunun için ödül bile alıvermiş “medyatik” mimarımız için bile yanlıştır. Ahmet bey gibi kafasındaki “projeler” için müsait bir boşluk kollayan biri için bile Ataşehir Uphil kuleleri önü yanlışsa artık tartışmaya gerek yok, orası hakikaten çok yanlıştır.

  6. Anonim

    Fehmi Bey,
    Lütfen biraz saygılı olunuz. Müezzinler ezanı hep minareye çıkarak okurlar. Merdiven dibinden ya da sizin yazdığınız gibi yataklarından değil. Bu yazdıklarınızın hesabı öbür dünyada sorulacaktır ve çok ağır bedeller ödeyeceksiniz.

  7. Fehmi Karakuş

    Arkadaki gökdelenin en üst katlarından sağdaki cami soldaki cemevi olmalıydı bence, böylece müminler ile hüda arasındaki ilişki daha sıkı kurulurdu. Ayrıca o Osmanlı taklidi dört minareli cami tam bir saçmalık çünkü ezan artık müezzinler tarafından minareden değil yattıkları yerden mikrofon amlifikatör yardımı ile okunuyor. Hatta aynı anda onbeş yerden birden başlayınca ses ulvi bir uğultuya dönüşüyor.

  8. necmi yazgan

    Tarihsel dönemden tarih aşırmak ve olduğu gibi o biçimi kopyalamayı bu topraklarda yaşayan insanların ortak zekası ve yaratma gücüyle alay etmek olarak görüyorum. Beşyüz senedir klasik dönemdeki mimari biçimin bir adım ötesine geçilmemişse zaten bu topraklarda yaşayan toplulukların beğeni gücü sıfır olarak kabul ediliyordur.
    Dolayısıyla bu toprakların kültür gücünü önemsemeyen dayatmacı anlayış sorunludur.

  9. Hayati Binler

    Hüda’yı terketmiş, hevasına teslim olmuş, vahşi kapitalizmin boyunduruğu altında inim inim inleyen zavallı insanoğlunun çektiği sıkıntıların alem-i misale intikal etmiş neticelerini müşahade ediyoruz sadece.

  10. cengiz alp

    Kısmen daha değişik, daha modern bir dünyayı, (katılmak şart değil ama) yeni bir şehri, yeni bir inşa etme şeklini temsil eden Ataşehir semtine büyük bir cami koyarak, bir sürü binanın arasında ve muhtemelen farklı yaşam koşullarındaki orta ve üst gelir grubuna dinlerini hatırlatmak maksadıyla bu cami inşa edilmektedir. Zaptetme, kontrol altına alma ideolojisinin sonu yok.
    Fakat en nihayetinde buraya illada bir cami yaparak dinlerinin gereğini yeterince yapmayanlara bir hatırlatmada bulunulacaksa o zaman daha değişik bir mimari biçimlemeye gidilebilirdi. En azından bu eser kendinden olumlu olarak söz ettirebilir bir düzeyde inşa edilebilirdi. Bundan on yıl kadar önce ülkenin en yüksek konut gökdeleni olarak yapılan bir sitenin dibine ve onun gölgesine klasik dönem Osmanlı rekonstrüksiyonu icad etmek sanırım bir “Türk işi” aklıyla mümkün olabilirdi.

  11. Saliha Duman

    Başbakan’ım canım. Başbakan deyince aklıma “bakanlar açılsın başbakan geldi” diyen kişi geliyor. Başbakanım sözü daha derinlikli olmalı. “Dünya lideri ile eğitimci, projeci vizyoner (pardon ist), eğitimci ise tam dört dötlük

  12. pınar alkış

    Niye sadece yer seçimi ile ilgili probleme değindiniz ve bu kopyalama sitil için söylenecekleri sonraya bıraktınız sayın Alp?
    Sizin Taksim cami projeniz de yer seçimi açısından oldukça problemli değil miydi? Mesela? Kafanızda bir şekil belirmiş ve oraya konduruvermiş gibi sanki.
    Ataşehir Camisi’de başbakan ya da onun etrafındakilerin kafasındaki bir biçimi oraya kondurmaları gibi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir