Aydınlık için mimarlık!

8 Dakika Okuma Süresi

Karanlığa, tutuculuğa, demokrasi karşıtlığına, dar grupçuluğa, karşı…

Mimarlar Odası İstanbul Şubesi12 Ocak Cumartesi günü “Karanlığa Karşı Dayanışma Çağrısı” başlığında bir metni gazetelere reklam vererek yayınlattı. Bu metin bittiğinde, altında 40. Dönem Olağan Genel Kurulu Program satırları vardı. Aynı zamanda bu yazı, 25, 26 ve 27 Ocak günü yapılacak toplantı, genel kurul ve seçimleri haber veriyordu.

Mimarlar Odası seçimlerine yaklaşıldığı şu günlerde kısa bir süre kalmasına rağmen daha henüz mevcut yönetimde bulunan grup dışında hiçbir grubun ortaya çıkmadığı, seçimleri bir demokrasi yarışına çevirmeyi düşünmediği görülmektedir. Böyle bir aşamada bile, oda yönetimine kendilerinden başka kimsenin aday olmaya yanaşmaması için yapıldığı fazlasıyla belli olan bu garip açıklamayla esasında küreselleşmeye karşı bir demokratik cephe değil, bunun tam tersi olarak basit bir ayırımcılık gündemimize taşınmaktadır.

gazete.jpg

Bunu yaparken, üstelik meslek odasının kurumsal imzasıyla, demokratik olarak gücünün alınması umulan meslektaşlar bölünmektedir.

KARANLIK BASIYOR…
Sözüm ona AKP iktidarını eleştirme temelinde gibi başlatılan ama aslında meslektaşların bir bölümünü ötekileştirmeye çalışan bu bildiri, Mimarlar Odası’nın İstanbul, Ankara, İzmir şubeleri ve ülkenin bir çok büyük şehrindeki şubeleri için mesnetsizdir. Mesnetsizdir; çünkü söz konusu şubelerde bugüne kadar yapılmış olan seçimlerde AKP ya da onun gibi muhafazakar partilerin paralelinde görüşlere sahip olanlar seçimlere nerdeyse katılmamakta, herhangi bir isimle liste çıkarmamaktadır. İstanbul şubede, en son 1996 yılındaki seçimlerde “Meslekte Birlik” grubu ile bir katılım olmuşsa da, çok cüzi bir oy toplanmıştır. Sözün kısası, gazetelere bu büyüklükte ilan verilerek kullanılan “AKP’lilerin odayı ele geçirmesi” argümanı tamamıyla gerçeklere dayanmayan, ortada belirtisi dahi olmayan isabetsiz bir ‘malzeme’ durumundadır.

Peki, ama gerçekler böyle iken, olmayan sanal bir tehlikeyi üyelerine anlatmanın ve üyelerini “seferber olmaya” çağırmanın ne anlamı olabilir?

Bir dönem biterken mevcut yönetimin asıl görevi, genel kurul ve seçimin, seviyeli, tarafsız bir ortamda yapılmasını temin etmek, oda yönetimi için göreve talip olanların demokratik bir yarışa katılmalarını teşvik etmek, çoğulcu bir ortamda, temsil ettiği meslektaşların sorunlarına çözüm arayışları içine girmektir. Oysa mevcut meslek odası yönetimi, etik gereği tarafsızlaşıp, seçimin olgun bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak yerine, taraf olmakta, gelecek döneme ait belirlemelere girişmektedir.

Sormak gerekir:
Bir meslek odası yönetimi, yaşanan gerçekliğin bir bölümünü silikleştirip, “karanlık” hale getirerek, üyelerinin çoğunluğunun demokratik hassasiyetlerini, yaşama bakış açıları ve özlemlerini, sırf seçimler oluyor diye başka bir prizmadan geçirip kolayca yönlendirebilir mi?

Meslek odasının mevcut yönetimi, bu seçimlere yalnız başına girmek fikriyle; eğer seçime başka birileri de girerse onları,“AKP’ye, küreselcilere, gericilere…” hizmet edecek diye peşinen damgalamaya, mimarlık ortamının bağımsız düşünme biçimi üzerinde hegemonya kurmaya çalışabilir mi? Bir meslek odası yönetimi, mimarlık mesleğinin, kendi özünde olan düşünme özgürlüğüne, meslektaşın bilgilenme hakkına bu denli ön yargılı, bu denli mesnetsiz şekilde müdahale edebilir mi?

Meslek odamızda ne yazık ki mevcut yönetimde olan grubun dışında kalanlar, seksenli yılların sonunda “Dalancı” olarak adlandırılmış, son iki dönemde seçimlere katılan başka bir grup ise “Ak partili” olarak damgalanmaya çalışılmıştır.

Daha henüz hiçbir kişi ya da grup bir şey açıklamamışken, kimse herhangi bir konuda görüş belirtmemişken, tamamen niyet okuyarak ve olmayan düşmanlar ilan ederek mimarlık camiasını tedirgin edecek bir yol izlenebilir mi? Mimarlar Odası yönetiminin başka kurumları ve toplumsal kesimleri yanlış bilgilendiren ‘kamusal görevi’ bulunabilir mi?

Mimarlar Odası yönetiminin meslektaşını ve toplumu yanıltmak anlamına gelen böyle bir ‘demokratik’ geleneği olabilir mi?

GİDİLEN YOL İLE AMAÇ ARASINDA ÇOK ÖNEMLİ BİR İLİŞKİ VARDIR

Daha henüz kendisi, kendi kurumu içinde demokrasinin adımlarını kuramamış, kendisi gibi düşünmeyenleri hiçbir alanda kabul etmek istemeyerek ortadan kaldırmaya çalışan, yönetim birimlerinde farklı olanları temizlemeyi genel kurul başarısı sayan düşünceler, meslek ortamına da, kente de, ülkeye de “bilimsel, demokratik” yaklaşım sunamazlar.

İki dönem önce yapılan seçimlerde oyların %40’ından fazlasını, bir önceki dönem %30’unu alan ve seçimleri kaybeden mimdap grubunun bir üyesinin bile, genel merkez delegesi olarak gösterilmemiş olmasını nasıl açıklayabiliriz? Oysa, bu yönetim kadrosunu yönlendiren ve söylediğimiz anti demokratik uygulamaları planlayanlar, sözgelimi bir sohbet ortamında ya da siyasal arenada sorulduğu vakit her türlü aşağılamaya, ayrımcılığa, soykırıma karşıdırlar ve azınlıkların temsiliyetinin önemli olduğunu söyleyebilirler. Onlara göre, demokrasi, oda sınırları içinde değilse, en geniş şekilde uygulanmalıdır. Ama oda içinde ise…

Şimdi sormak gerekir, böyle ikili hayat, böyle çifte standart olur mu?

Meslek odası seçimlerini almak için “her yolun mubah” olması asla kabul edilemez. Farklı düşüncede olanları tamamen tasfiye etmek, isimleri üzerinde haksız ve taraflı spekülasyon üretmek, üstelik meslek odası ödenekleriyle kamu ve oda iletişim araçlarını da kullanarak, olmayan tehlikeler ve asılsız söylentiler öne sürmek, bu yolla seçim ortamı iradesini alt üst etmek, meslek odasının 53 yılı aşan birikimine asla yakışmaz.

Siyasetin öznesi olmak için başkasını ötekileştirmek, demokrasiye inanan güçlerin itibar edeceği bir yöntem değildir.

Mimarlığa, kente ve ülkeye yararlı bir meslek politikasının yürütücüsü olmak için, seçimler gibi demokratik platformlarda “her tülü yol” kullanılarak başarı sağlanamaz. Kendi seçimleri sırasında farklı düşünen meslektaşlarının görüşlerine tahammül edemeyenlerin, kamu kurumları nezdinde mesleğin toplumsal istemlerini seslendirmesi, katılımdan bahsetmesi, kamu yararını savunabilmesi isabetsiz ve inandırıcı olmayan bir yol olur.

KARANLIĞA KARŞI AYDINLIK

Gazeteye ilan gibi verilmiş olan bildirinin içinde “cumhuriyetin kazanımlarını geri götüren politikalar”, “anayasa tartışmaları”, “yargı mensuplarının taraflı olarak atanması”, “YÖK için yapılan atamayla kurumun daha da geriye götürülmesi”, “İTO ve TÜRK-İŞ deki yönetim değişiklikleri” gibi güncel siyasete dayalı tespitler yapılmaktadır.

Güncel siyasette geçtiğimiz yıl içinde benzer şekilde suni gerekçelerle gerginleştirilen ve aslında toplumun gerçek gündemi olmayan çıkışlarla yakalanan milyonluk mitingler ve bu mitingleri destekleyen kesim içerisinden birilerinin hassasiyetleri kullanılarak sağlanan politik mücadelenin sonuçlarını hep beraber görmüş bulunuyoruz. Kendi gerçek gücüne, toplumun somut istemlerine dayanmadan, bazı kesimlerin konum yitirmemek için ellerindeki alanı kullanarak pompaladığı sanal siyaset, ne kendini tekrar üretebilmiş, ne de yeni bir demokratikleşme zeminini yaratabilmiştir. Sürece, tam tersi bir içe çöküş ve geri çekilme hâkim olmuştur. Bütün bu hamasi söylemin aslında mücadele edildiği belirtilen siyasal karşıtlarını beslediği, objektif bir sonuç olarak anlaşılmıştır.

Benzer şekilde bu talihsiz metin, sahiden bulunmayan bir tehlikeyi muhayyilesinde çoğaltıp, oda üyeleri için yaptığı seferberlik ilanı ile bahsettiği tehlikeyi gerçek hale getirmekte en büyük işlevi yerine getirmektedir.

Meslek ortamının örgütlenmesinin gücü, kendi mesleki bilgi ve becerisinden, meslekle ilgili alanına olan hâkimiyetinden, üyelerinin mesleğini toplum yararına kullanma arzusundan anlam bulur. Başka kurmaca olgulardan, sanal tehlike çağrılarından, meslek ortamının bir bölümünü dışta bırakan, ötekileştiren çatışma ortamlarından değil.

Ancak, demokratik olmayı beceremeyen yönetim anlayışının yaklaşan oda seçimlerinde kendi iradesiyle ve durduk yerden bu kadar ileriye giden bir karartmayı mesleğin önüne çıkartması buna “hayır” demeyi bir defa daha meşru hale getirmektedir.

Kendi dışında kalanları muğlak bir şekilde “karanlık güçler” olarak gösteren pragmatik yaklaşıma karşı, Mimarlar Odası yönetiminde bulunmaya heveskar olmayan, sadece mesleğini düzgün bir şekilde yapmaya çalışan ve kafasında seçim kazanmayı bile düşünmeyen yüzlerce meslektaşı tarihe bir not düşürmeye zorlamaktadır: Meslek ortamına bulaştırılan bu karanlığı sürekli aydınlıkla değiştirmek.

Yazan: Hasan Kıvırcık / 13.01.2008

16 Yorum

  1. Yusuf Ünaltekin

    nereden nereye, açıp bakınca insan şaşırıyor. mimarlar odanızı kimseyle bölüşemiyorsunuz da sonuç ne bugün

  2. ogrenci

    “söylemleriniz ve yan yana geldiğiniz bileşen adına da benzer kaygılar duyuyoruz” derken yanlış anlaşılabilecek bir cümle kurduğumu farkettim; pek çok söyleminiz (genç ve dinamik yönetim, şeffaflık, demokratik bir platform…) doğru olsa bile pratikte karşılığını bulmadığını düşünüyor, çağrı yapan bileşen ile ilgili ciddi kaygılar taşıyoruz!

  3. ogrenci

    sayın hasan kıvırcık ın yazdığı metin ve genel olarak mimdap ın da içinde bulunduğu seçim çalışmasına dair bir kaç şey söylemek istiyorum. öncelikle desteklediğiniz listede kimlerin olduğuna dair bir bilgi bulamadım biraz bilgi vermenizi isteyeceğim.
    ikinci ve daha da önemlisi “mimarlık için mimarlık” grubu bileşenlerinin ortak açıklamalarına baktığımızda, gençlerin yer aldığı, demokratik vb. bir platformdan bahsedildiğini görüyoruz. Bileşende mevcut pek çok “değerli” hocamızın kendi üniversitelerinde demokratik bir ortam oluşturmak adına ne kadar çaba sarf ettiği ortadayken, oda içinde demokratik bir ortamdan, gençlerden bahsetmesi biraz şaşırtıcı geliyor. Ayrıca geçtiğimiz kasım ayında gerçekleştirilen mimarlık eğitim kurultayı-4 teki tavrı, öğrencileri tartışmanın dışına atan yaklaşımı ile ihsan bilgin’in de bu grup içerisinde yer alması, konuya daha da kuşkuyla bakmamızı sağlıyor.
    öğrenci komisyonu olarak mimdap forumunu da taşıdığımız “meslek ve alanladaki dönüşümler / mimarlık hakkında kanun” çalışmalarımız sırasında mevcut oda yönetimi ile farklı düşündüğümüz pek çok nokta olduğunu gördük, görüyoruz. Ancak sizin ortaya attığınız söylemler ve yan yana geldiğiniz bileşen adına da benzer kaygılar taşıdığımızı söylemek zorundayız.
    Son olarak, bizlere derslerde de aşılanmak istenen “elitist” mimarlık yaklaşımı ile “mimarlık için mimarlık” söyleminin değil, “toplum için mimarlık” düşüncesinin savunulması gerektiğini düşünüyoruz. Beyni henüz maddi çıkarlarla kirlenmemiş genç mimar adayları olarak, toplumdan kopuk mimarlık anlayışının Haydarpaşa, zeytinburnu, sulukule, tarlabaşı örneklerinde olduğu gibi, rant mimarisini besleyeceğine inanıyoruz.
    Seçim listesinin açıklanması (ya da kolay ulaşılabilir bir hale sokulması) ricamı tekrarlayarak başarılar diliyorum.

  4. Cem Ersevil

    Bazen durum şöyle anlaşılabiliyor tabi. Bir yönetim var, bütün zorluklara, piyasanın şartlarına, kurumsal baskılara karşı koyuyor, üyeleri cansiperane üyeleri için mücadele ediyor ama bazı üyeleri onların bu yaptığını görmezlikten gelip “kendi menfaatleri için” bu çalışkan odamızı yıpratmaya çalışıyor. Peki ozaman, herşey bu kadar böyle görünüyorsa toz bile kondurmayalım, parlatalım durmadan.

    Arkadaşlar, alenen isimler söylenerek kötüleme kampanyalarını, “16 kişilik kara listeyi” (ne demekse), Akpartili ilan etmeleri, “karanlık güçler” olarak gösterilmeleri bu gezegende olmuyor kabul edelim.

    Benim tek dileğim şudur ki, yok böyle şeyler olmaz, siz bunu kendi çıkarlarınız için yapıyorsunuzdur diyen arkadaşların başına işallah hayatlarının hiç bir döneminde bu yönetimdeki insanlarla görüş ayrılığına düşme gibi olumsuz bir kaza gelmez. İşallah böyle bir iftira zincirine kimse muhattap olmaz.İçten temnnimdir. Katkı koyan her düşüncedeki meslekten insan saygılarımı sunarım.

  5. Yılmaz Kuyumcu

    Arkadaşlar bu gün tesadüfen dikkatimi çekti. Meslek Odamız İstanbul Şubesinin verdiği Kongre ilanındaki megaronumuz şekil değiştirmiş. basıklaşmış, daralmış. kareleşmiş. Canım bu kadar konu içinde bir megaronun lafı mı olur demezseniz sayın yöneticilerimiz biz bilmeden bunu da mı daralttı. Merak ettim.
    Bu arada Mimdap’ın ideallerinden başka ne tür menfaati olduğunu birisi izah ederse biz de öğrenmiş oluruz çok makbule geçer.

  6. nugün

    Sehat Tüm mimar mı, Mimarlar Odası yönetimini ve mimdap’ı ne kadar tanıyor, mimdap’ın Oda yönetimine talip olduğu geçtiğimiz iki seçim dönemindeki seviyeli muhalefetini ne kadar izledi ve yukarıdaki eleştirel yazı ile de bağlantılı olarak mimdap ve muhalefetini neden “çıkarcı, taraflı ve uygunsuz” olarak değerlendirdi anlayamadım. Ama mimdap’ıneleştirilerinin, Oda yönetiminin onlara yönelttiği tüm haksız karalamalara karşın daima seviyeli ve yapıcı olduğunu düşünüyorum.

  7. fehmi bal

    herkes yapacaklarını söylesin, başka insanların huylarına, görüşlerine karşı bir tanımlama yapmasın. ister istemez bu durum bir karalama ve zan altında bırakma anlamı taşır. sonra “karanlık” gibi benzetmelerle yaratılan metafor biraz ürkütücü geldi bana. siyaset daha normalleşmeli, normal insanların, normal mimarlarında içinde olabileceği, neyse düşüncesi söyleyebildiği bir alan olmalı. meslek ve meslek politikasından konuşmak için neredeyse “konuşma vizesi” almak, “aman nerede hata yaparım “korkusuna düşmek gerekmesin. niye böyle tansiyon yükseliyor anlaşılır gibi değil bana kalırsa. ülkede politikayı seçkinler yapıyor ve temsiliyet daraltılıyor, meslek odasında da daralmasın bari. hemen kısıtlar yaratılmasın. bu alan özgür olmazsa meslek insanları kendi yapılarına gönülden sahip çıkamazlar. hata yapmamak gerekir bence.
    herkese başarılı işler.

  8. yalçın korkmaz

    Kötüyü de içine almak,
    Eğer kötüyü de yanına alırsan hem ona ,hem de temsil ettiklerine ulaşma , sesini duyurma imkanı bulabilirsin. Eleştiride bulunduğun şeylerle birebir karşılaşıp, yüzleşip, değişimlerine yardımcı olmak için onlardan uzak durmak aslında bu sorumluluğun gerçekten ne kadar alınıp alınmama niyetinde olunduğunu da ortaya koyuyor.
    hepimize kolay gelsin .

  9. Serhat Tüm

    Muhalefet, yapıcı olduğu takdirde etkili ve etkin olur. Mimdap’ın odaya muhalefeti ise tamamen çıkarcı, taraflı ve uygunsuz bana kalırsa.

    Bir yandan Mimdap’ın oda yönetimine talip olduğu bilinirken, diğer taraftan sitesinde karalamaya ve yıpratmaya yönelik böyle haberlere yer veriyor olması, hangi mantıkla bağdaştırılıyor, biri bana bunun açıklamasını yapabilir mi?

    Demokrasi kültüründen bahsediliyor da, demokrasinin sadece muhalefeti sindirme yönetimi olduğu gibi bir şey mi çıkarmalıyız bundan? Bir başkası (?) çıkıp da “bu odada yönetici olmak bu kadar mı önemli?” diye soruyor. Ben de bu soruyu genişletiyorum: Mimdap bu odada dümeni ele geçirmek adına böyle oyunlara mı başvurmalı?

    Yanlış gidiyorsunuz. Biz sizi dünyadaki mimarlıkla ilgilendiğiniz vakit seviyoruz, kuru ve düzeysiz oda muhalefeti yaptığınızda değil. Kusura bakmayın ama, hiç şirin bir tarafınız kalmıyor artık.

  10. oğuz ülker

    Hepimizin morale ihtiyacı var. Mesleğin yapılışı zaten sorunlarla doluyken bunları elbirliği ile çözmek dururken bu gazete ilanında olduğu gibi bir parti ismi zikrederek yapılan cepheleşmeyi çok sakıncalı buluyorum. Çok yanlış bir belirleme. Biz odadan sorunlarımızı çözsün istiyoruz. Daha iyi bir mimarlık ortamı hazırlasın bizleri de yanına alsın istiyoruz. Ama bu politik önyargılar ve suçlamalar ile nasıl etkili bir oda olabilir ki? Tek kelimeyle çok üzülüyor, kahroluyorum. Olamaz, artık bukadarı da olamaz diyorum, ama ne yazık ki oluyor. Bu yönetim bu ilanı verdiyse ve yine sadece bu yönetim seçimlere katılacaksa (tek parti cumhuriyeti gibi ne garip) ben odayı hayatımdan ve önem verdiğim şeylerin arasından çıkaracağım.
    Mimar meslektaşlarıma en derin saygı ile.

  11. Bekir Emel

    Çok basit bir kaç soruyu kendimize sorabiliriz. Sinan bey de gerilmiş olanlardan belli. Ama ben bu gün bu sitede Ankara Şube tarafından bir davet ve her görüşe olanak tanıyan bir haber daha okuyorum. Sizce bu fark neden acaba?
    Neden üyelerinden başka aslında başka bir şeye sahip olmayan meslek örgütümüz üyelerine bu kadar sert davranır, bir bölümünü dışlamaya çalışır? Meslek odası geniş bir yelpaze gibi olması, içinde her rengi barındırması, her alandan kişilerin olması gerekmez m?
    Zaten bizim ülkelerde demokrasş oturmamış görüşünüze tabiki katılıyorum ama mesela İMP ye katılım konusunda talepte bulunan, çeşitli projeler için odamızı niye çağırmadınız, niye bizimle paylaşmadınız diyenler, dışlanma haline karşı duranlar kendi evlerinde kendi insanlarını dışlar mı? Nedir yani bu odada yönetici olmak, bu kadar mı önemli? Bu kadar insanları zan altına koymak, haklarında şu partili bu partili demek ne kadar şık? Bunlar neticede sizin meslektaşlarınız, birine bile haksızlık yapsanız nasıl vicadnınız rahat eder?
    Sonra bu işlerin birde nezaket yönü yok mu? Oda üyeleri hep aynı insanları sevmek ve yönetime taşımakla yükümlümü yani? Bazen de değişik simalar görmek istemezler mi?

    Sinan arkadaşımız, demokrasi oturmamış haklısınız. Yoksa bu kadar inatçı ve yerine sahip çıkan yönetimler demokrasi kültürü almış yerlerde olamaz.

    Herkese saygılar.

  12. Sinan Sanık

    Neden bu kadar kin, bu kadar nefret?

    Kimse kimsenin arkasından konuşmasın bencede ama keşke gerçekten kimse kimsenin arkasından konuşmasa. yönetimi beğenmiyosanız oy atmassınız ve gerçekten de çoğunluk beğenmiyosa başka biri alır yönetimi. kimsenin tapulu malı değilki bu meret.

    yorumlarhiç hoş değil, hem de hiç değil.

    evimde otururken gerildim gereksizce.

    bi partiye muhalefet etmeye çalışırken herşeyi eline yüzüne bulaştırıp, oylarını iyice düşüren bi ana muhalefet partisi hazımsızlığıvar bu yorumlarda.

    Yazılan yazılar seviyeli binoktada kalırken, gelen yorumların yazının tersine bunca ucuzlaşma sebebini anlayamadım ben.

    zaten bizim ülkede demokrasi oturmamış ki, ikidar bu kadar ağır eleştiriliyo. demokrasi kafanızda otursa, buradan değil, başka yerden bağırırdınıs.

  13. Can Özel

    Bu sütunlardan daha önce görüp tanık olduğumuz bilindik genel kurulculuk oyunu gibi geliyor bana. Ne olur bu tür kişselliğe varan iftiralara mimarlık camiasının saygın isimleri itibar etmesin. Dedikodu ve kötü söz biraz da söyleyeni bağlar. Söyleyenin yapısını ortaya koyar.

    Bir temennim de şudur: Bu yönetimden taahhüt alınmalı. Kimseye kötü laf etmesinler ama onların yöneticilikleri de hep onların olsun. Gerekirse babadan oğula geçsin, tapulu mülk olsun. Öteki türlü ellerinden kaçacak diye heyecanlanıyor, daha da sözlerini kontrol edemez hale geliyorlar. Naçizane önerimdir.

  14. Reşat Gül

    Mimarlar böyle kötü yönetimlere layık mıdır bilemiyorum. Açıkça böyle sövülmeye, itelenmeye, suçlanmaya, korkutulmaya nasıl sabrediyoruz anlamıyorum. İnönü nün bir sözü var ya, en az onlar kadar cesaretli olmalıyız.

  15. Cavidan

    Talihsiz, tutarsız, kampanyacı zihniyetin alelade bir ilanı olmuş gazetelere verilen. Mimarları öt dediğinde öten sus dediğinde susan kuş zannediyorlar galiba. Parmak basmışsınız, açıklığa kavuşturmuşsunuz. Sıra bizde.

  16. Levent Özden

    bu türden seçim manipülasyonları ilk gördüğümüz örnekler değildir. hemen neredeyse vatan elden gidiyor, yetişin, koşun, odamızı kurtaralım psikolojisi ve çağrısı yapılır durur. oda aslında yerindedir, mevcutlu yöneticileri de hiç değişmeden yerindedir. usanan, bırak ne yaparlarsa yapsınlar diyen biz oluruz yine. zaten istenen de bu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir