Ayasofya konusuna değişik açıdan bakmak istiyorum..

 

 

415’te 2. Theodosius Ayasofya Kilisesini açmış. 532’de Nika ayaklamasında yakılıp yıkılmış.

537’de 1. Justinianus Ayasofya’yı tekrar açmış. 500’lü ve 800’lü yıllarda depremlerde yıkılmış, yangınlarda harap olmuş. Restorasyonlar geçirmiş.

 

 

1453’de Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethetmiş. Ayasofya’yı cami yapmış.

 

 

1934’te Türkiye Cumhuriyeti döneminde müzeye çevrilmiş.

 

 

2020 yılında tekrar camiye çevriliyor.

 

 

Ayasofya

 

 

 

Tüm Eski Eserler için prosedür aynıdır..

 

 

 

 

 

Önce ilgili Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından Eski Eser olarak tescil edilir. Derecesi tespit edilir. Bu safhadan sonra binaya çivi bile çakılması Koruma Bölge Kurulunun izniyle olabilir.

 

 

 

 

Eğer bina yenilenecek ve yeniden kullanılacaksa ilgili Koruma Bölge Kuruluna Rölöve-Restitüsyon-Restorasyon projelerini onaylatmak gerekir.

 

 

 

 

Rölöve Projesi, binanın hali hazır durumunun projelendirilmesidir.

 

 

 

 

Restitüsyon Projesi, araştırılarak ilk yapılışındaki halinin projelendirilmesidir.

 

 

Restorasyon Projesi, eski halini koruyarak yenileme projesidir.

 

 

 

 

Ayasofya için Rölöve-Restitüsyon-Restorasyon projeleri onaylandı mı?

 

 

Onaylanmamışsa Ayasofya’da durum karışıktır..

 

 

 

 

Restitüsyon Projesinde.. Yapının ilk hali olarak 415’te 2. Theodosius zamanındaki hali mi, 537’de 1. Justinianus zamanındaki hali mi, 1453’te Fatih Sultan Mehmet sonrası Osmanlı zamanındaki hali mi kabul edilecektir.

 

 

 

 

Restorasyon Projesinde.. Kilise mi, hem cami hem kilise mi, cami mi, müze mi teklif edilecektir.

 

 

Haydarpaşa Garı 2010 yılında yandığında binanın projesinin olmadığı anlaşılmıştı. Daha önemlisi birçok tarihi binanın da projesinin olmadığı anlaşılmıştı.

 

 

Ayasofya’nın da projesi yoksa prosedür nasıl işletilmiştir? Koruma Kurulu özel izin mi vermiştir? Yetkisini mi devretmiştir?

 

 

 

 

Ayasofya tartışmalarında yetersizlik var.. Muhalefet edenlerin prosedürlere girmemeleri çok şaşırtıcı. Bendeki izlenimleri, ‘Kararı onaylıyorlar ama görev icabı muhalefet yapıyorlarmış gibi.’

 

 

 

 

Konu, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu açısından ele alınmazsa eksik kalacaktır. Bu eksikliğin giderilmesi iki taraf için de gereklidir.

 

 

 

 

ARİF ATILGAN arifatilganKENT ve İNSAN TEMMUZ 2020

 

 

Not:

 

 

 

-Burayı cami yapanların ne düşündüğü ilgi alanımın dışındadır.. Onlardan ayrı olarak ben, Ayasofya’nın cami olarak kullanılması duygusunu taşırım. Bu duygu yıllar önce, şimdiki iktidar yokken Avrupa gezilerimde oluşmuştur. Çünkü: Orada camilere nasıl olumsuz bakıldığını, Atina’da bir caminin Seramik Müzesi olarak kullanıldığını, Drama’da babamın anlattığı mübadele öncesindeki caminin metruk bırakıldığını, Kavalalı Mehmet Ali paşadan adını alan Kavala’da bir tek cami bırakılmadığını görmüş ve İspanya’da Kurtuba Camiinin kiliseye döndürüldüğünü öğrenmiştim.

 

 

 

 

Keşke tüm dünyadaki dini yapılara kendi kimlikleriyle saygı duyulsa..

 

 

 

Arif Atılgan 

Kaynak : arifatilgan.wixsite.com

7 Comments

  1. Ayasofya çok tüketildi son iki haftada ve tak diye kesilecek kamuoyu ilgisi. Burada veriler var. Yüzyıllar önceki Osmanlı fermanına bakan Danıştay (Osmanlı Danıştayı herhalde) karar vermiş ve hükümet uygulamış. Çok fantazi bir dünyadayız artık. Yazı ciddi, sadece sayın Atılgan beyin ben de cami olsun istedim, yurtdışındaki camilere iyi bakmıyorlar sebebi bana şaka yapmış gibi geldi. Anadoluda binlerce farklı dinsel mabedin yok olduğunu, korunmadığını, yıkılmaya bırakıldığını unutmayalım.

  2. Düşüncelerinizde öne sürdüğünüz argümanlar bu gün için enterasan Arif bey. Genel doğrulardan bahsediyorsunuz. Koruma kurulu kararı, izni, projeleri incelmesi, fonksiyon değişikliğini onaması gibi aşamalar içinde olduğumuz yönetim sisteminde bir tek kişinin isteği önünde hiç bir anlam taşımıyor. O saydıklarınız sizin bizim gibi sade vatandaşlara uygulanabiliyor.

  3. Lütfen,
    Resmin altındaki yazı resme yakın olsun.
    Resim altındaki Ayasofya kelimsi ile altındaki satır arasında boşluk olsun.
    En önemlisi en alttaki Not: kelşmesi üstündeki satırdan ayrılsın alttakş metne yapışsın.
    En alt satır da üstteki metne yakın olsun.
    Aslında satır paragraflar dahil hepsinin altında boşluklu olması da lazm. En iyisi oriinaline bir daha bakınız. Soyadım Şentek olsa diye düşünğyorum. Onun yazılarında hiç böyle şey olmuyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir