Asmalı mı beslemeli mi

5 Dakika Okuma Süresi

EZGİ BAŞARAN

Ben diyorum ki; asmayalım da besleyelim Beyoğlu’nu. Çünkü o besliyor bizim hayatımızın rengini.
Bütün gün ellerini çenelerine dayayıp uzak bir ufka bakan yedi dertli adamla bir sofra etrafında buluşmuşuz. Bizim masaları gördün mü diye sordular. Aaa görmen lazım… iPhone’unu en hızlı çeken gösterdi fotoğrafı: Bir masa-sandalye yığıntısı. Yığıntı değil de küçük bir dağ. Kamyonlarla toplanıp bir meçhul arazide istiflenen bu masa-sandalyeler, karşımda oturan esnafındı bir ay önce.

***

Asmalımescit’in en bilinen restoran ve barlarının sahibi onlar. Ağlanacak hallerine gülmekteler. Onlar açısından hikâye şöyle: Bir akşamüstü aniden zabıtalar geldi ve işgaliye ücretini verdikleri sokaktaki masalarını topladı. Ondan 10 gün önce yine zabıta gelmiş, masaları çıkarabilecekleri mesafeyi beyaz çizgilerle belirlemişti. Çizgilere uydular. Sonra başka bir şey oldu… Başbakan, Berat Kandili nedeniyle Galata Mevlevihanesi’ni ziyaret ettikten sonra dönüşte Asmalı trafiğine takıldı. Masalar ertesi gün kaldırıldı.
Asmalı’da artık kimse yok. Boş sokakların dilinden bin türlü fısıltı yayılıyor: “Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın yapacağı bir şey yok. Emir büyük yerden… Ona ‘yakışıklı’ lakabını takmışlar. O yakışıklı kaldıramıyorsa masaları, ben kaldırırım, diyormuş o büyük yer…”

***

Bunları bırakalım, rakamlara geçelim. Asmalı’da artık gerçekten kimse olmadığından mekânların günlük cirosu onda bir oranında düştü. Bu nedenle personel azaltıyorlar. Son bir ayda yol verilen kişi sayısı 3 bin civarında. Eylül ayı da ağustos gibi geçerse rakamın 5 bini bulacağı söyleniyor. İş olmadığı için manavdan daha az sebze alınıyor. Bakkaldan günde 4 kilo peynir alan bir meyhane 1 kilo almaya başlamış. Garsonlar azalınca, garsonları tıraş eden berber kafayı yemek üzere. Filan falan. Asmalı eğer bugün kapkaççıların ve tinercilerin dolaşmadığı bir yerse, sebebi bu esnafın yarattığı ciddi ekonomidir. Hatta belediyenin topladığı işgaliye masrafıyla Beyoğlu’nun temizliği bedavaya bile getirilir. Ki öyleydi.

***

Bugüne nasıl gelindi, siz de sokakları gerçekten işgal etmemiş miydiniz, diyorum. Hırsızın da bir suçu olmalı yani. Zabıtanın katiyen denetleme yapmadığını, onun yerine çeşitli işletmelere ay başlarında yemek mönüsü gibi rüşvet mönüsü verdiğini, eğer zamanında haksız yere yola taşan masalar nedeniyle örneğin 5 bin lira ceza kesseydi bunların yaşanmayacağını söylüyorlar. Mademki sokakta yayalara terör estiriliyordu, masa kaldırma operasyonundan sadece bir hafta önce jurnal Sokak’ta 40 bin lira karşılığı niçin bir sokak partisine izin verilmişti?

***

Beyoğlu Belediyesi taksit taksit Asmalı ve Galata esnafını çağırıyor. Başkanın odasının önünde sıralarının gelmesini bekliyorlar. Belediyenin çözüm önerisi şu: Mekânınızın önüne ferforjelerle çevrili bir balkon yapacaksınız. Bu balkona dışarıdan ulaşım olmayacak, mekânın tek bir giriş kapısı olacak. Balkona sadece iki kişinin karşılıklı oturabileceği 70 santimetrelik üç masa koyabilirsiniz. Ha tabii eğer dükkânınız düzayaksa balkon yapamıyorsunuz. E, Asmalı’daki ve Galata’daki dükkânların neredeyse çoğu düzayak. O zaman size masa yok zaten. Herkes kendi kaderini yaşar yârim.

***

Diyelim ki düzayak değil ve bana göre dünyanın en rüküş mimari fikirlerinden biri olan balkonu yapayım dediniz. Anıtlar Kurulu diye bir şey var. Sözünü ettiğimiz mekânların çoğu tarihi apartmanların giriş katında. Onlara katır kutur çiviler çakıp gecekondu bir balkon çıkmak kolay mı? Ya da izana sığıyor mu…
Belki hayalleri vardır, büyüklerimizin. Asmalı’ya da bir alışveriş merkezi, kongre salonu vesaire yapmaktır istedikleri. Biz orayı daha da temiz, daha da para getiren, daha da bilmem ne yapacağız, merak etmeyin, diye geçiriyorlardır içlerinden. Yaparlar tabii ve bir kent kültürü böyle gırtlaklanır zaten. İnsanların yayılmadığı, görünmediği, eğlenmediği sokakların rengi ve turist rehberlerinde yeri yoktur.

***

Ben diyorum ki; asmayalım da besleyelim Beyoğlu’nu. Çünkü o besliyor bizim hayatımızın rengini. Makul bir çözüm yolu mutlaka bulunur, yeter ki amaç çözmek olsun. O yüzden diyorum ki; bundan sonra #inadınaasmali… Masa yoksa da biz varız. Gelirseniz görüşürüz.

Kaynak : Radikal

2 Yorum

  1. Anonim

    Demirel rahmetli olmadı sağ, anahtar verecek olan da Çiller’di Demirel değil, “adam”dediğiniz ise Türkiye’ye adım adım şeriat devletini getirmeye çalışıyor hem de yıllık yetmiş milyar dolarlık bir cari açık ve beşyüz milyar dolara yaklaşan dış borçla. Batı ise Türkiye’nin bölünmesi hatırına bu borca şimdilik ses çıkartmıyor. Ayrıca uzun zamandır hiçbir araba markası sadece tek bir ülkede üretilmiyor. Duyurulur.

  2. Menak

    ya ya kimse birleselim güçlenelim diyen yok ben bu kaçtılar laflarina tokum hepsi bana ecevit demirel zamanini hatirlatiyor hep atiyorlardi bol keseden bir ara rahmetli demirel üç anahtar verecem demisti ev araba dükkan basa gecincede dediki nerden verecem simdi bakiyorum da adam calismis calisiyor bırak fonunu ac daha güzel bir türkiye olalim cogalalim güçlenelim bir yerli araba ucak yapalim tfcrkiye piyasasina bakiyorum bir yerli arac yok hep ihtal oda patent hep gebeyiz disa bagimli yurda dönmek icin disarda calisan vatandas olarak türkiye süper güce dogru gidiyor

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir