Ankara’ya Selçuklu ‘giydirme’si

6 Dakika Okuma Süresi

MAHMUT ÜSTÜN

Ankara Büyükşehir Belediyesi,Sıhhıye’den Kuğulu’ya kadar uzanan ve tüm kızılay’ı kapsayan çok geniş bir alanda binaların dış cephelerini Selçuklu mimarisi özellikleriyle giydirmeye hazırlanıyor.

Ankara’yı giydirme projesinin kararı, aslında Aralık 2010’da alındı. Ama o zamanlar Selçuklu lafı geçmiyordu. Mayıs 2011’den sonra ise Selçuklu tarzı dillendirilmeye başladı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, ilki 11 Ocak 2012, ikincisi de 28 Şubat 2012 olmak üzere iki kez bölge esnafları ve bina sahipleriyle toplantı yaptı. Bu toplantılarda Gökçek, projenin Sıhhiye’den başlayıp Kuğulupark’a uzanan bölgeyi kapsayacağını ve 14 ay içinde tamamlanacağını söyledi. Son olarak ise 4 Mart’ta basma yansıyan açıklamasında Ankara’ya beş farklı giriş noktası olduğunu ve bu giriş noktalarına Selçuklu mimarisiyle beş kapı yapacaklarını belirtti.
Ankara’nın kimliği!
Ankara’nın tarihi Tunç Çağı Hatti uygarlığından, milattan önce ikinci milenyumda Hitit uygarlığı dönemine, ardından milattan önce 10. yüzyıldaki Frigya uygarlığına, oradan Lidyalılar, Persler, Makedonyalılar, Galatyalılar, Roma İmparatorluğu ve Bizans İmparatorluğu’na, Selçuklulara, Osmanlılara ve son olarak da Cumhuriyet Türkiyesi’ne uzanan çok uzun ve önemli bir tarihi birikim ve miras üzerinde yükselir.
Anakent Belediyesi’nin 2007’de yayımladığı ‘Tarih İçinde Ankara’ kitabına göre başkentte Selçuklu döneminden kalma 12 eser mevcutken, Roma döneme ait 17, Bizans dönemine ait 7 eser var.

Nitekim Cumhuriyetin başlarında, tam da bu özellik nedeniyle, Anadolu’nun tüm kültürel mirasını Batı’nın çağdaş mimari zenginliğiyle sentezleyen bir kentleşme ve mimari oluşturma stratejisi benimsenmişti. Başkentte Cumhuriyetin kuruluş yıllarına ait eser sayısı ise 97. Kısacası, Selçuklu-Osmanlı mirasının da Ankara’nın ve Anadolu’nun çok önemli kültürel hazineleri olduğuna kuşku yok, ama ne Ankara ne de Anadolu bunlardan ibaret. Ayrıca, Selçuklu mimarisinin Konya, Kayseri ve Sivas gibi şehirlerde bıraktığı derin izler, Ankara’da hiçbir zaman mevcut olmadı.

Mimari/kültürel yön değişimi
Aslında bu giydirme projesi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim öncesinde Ankara için açıkladığı çılgın projeler arasında da yer alıyordu. Erdoğan o konuşmasında Ahmet Hamdi Tanpınar’m ‘Beş Şehir’ adlı eserine atıfta bulunarak, “Kale’de ve onun eteğine serpilmiş mahallelerinde Türk velileri Roma ve Bizans taşlarıyla sarmaş dolaş yatarlar” şeklinde bir cümle kullanmış ve bu sözleriyle Ankara’nın yukarıda özetlediğimiz medeniyetler beşiği ve bileşkesi olma özelliğine göndermede bulunmuştu.

Fakat Başbakan’ın açıklamalarının bütününde, bu sözleriyle çelişkili şekilde, Ankara’nın kimliği ve mimarisine ilişkin bu büyük kültürel senteze alternatif bir başka sentez yaratma önerisi egemen durumdaydı. Erdoğan’ın yalnızca seçim öncesi Ankara’da yaptığı konuşma da değil, kentsel mimariye ilişkin son yıllar içindeki pek çok açıklamasında, bol miktarda Selçuklu-Osmanlı mimarisi ve mirasını canlandırmaya yönelik vurgulara rastlamak olası… AKP Genel Merkezi’nin Selçuklu mimarisi temelinde inşa edilmesi bu yaklaşım çerçevesinde olsa gerek.. Ayrıca şimdi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı görevini üstlenen Erdoğan Bayraktar’ın TOKİ Başkanı iken yaptığı “Osmanlı ve Selçuklu mimarisine yöneleceğiz” açıklaması da bu yön değişiminin önemli belirtilerinden biriydi.

Bu anlayış Selçukludan geride
Anadolu Selçukluları, Anadolu’daki mevcut mimari birikimden olabildiğince etkilendi ve yararlandı. Bu köklü mirası reddetmek, sıfırlamaya çalışmak yerine bu zengin mirasa ve o çağın mimari anlayışına önce göçebe ve sonra da İslam kültüründen beslenen kendi anlam dünyalarını katarak, bu mimariye bazı yeni renkler kattılar. Bu nedenle Selçuklu mimarisini gotik mimariden ve kübik çizgilerden bağımsız düşünemezsiniz. Ortaçağa hakim olan mistik anlayış, Selçuklu mimarisinde de yansımasını buldu ama Selçuklu mimarisinin çağdaş emsallerine göre daha seküler olduğu söylenebilir. Selçukluların mimari alanda sanıldığının aksine ibadet yapılarına değil de kervansaray ve han gibi ticari kamusal alanlara önem vermesi, bu açıdan son derece anlamlı bir gösterge.
Tüm bunlar da gösteriyor ki, Selçuklular, bundan 1000 yıl öncesinde yaşamalarına rağmen, bugün bize tek ya da temel istikamet olarak Selçuklu mimarisini gösterenlerden, zihniyet olarak çok daha ileride.

Yapılması gereken belli
Ankara’nın Selçuklu mimarisi ile var olan tarihsel dokusunu yok edip yeni bir yapılandırmaya gitme çabaları, bir insanın hafızasını sıfırlama gayretinden farklı değil. Bu gayretlerin varacağı yegane sonuç ise, kimliksizleştirme ve kişiliksizleştirme olacaktır.
Büyükşehir Belediyesi 17 yıldır Ankara’nın tarihi, kültürel ve mimari değerleri olan Augustus Tapınağı, Roma Hamamı, Ankara Kalesi, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Hacı Bayram gibi önemli değerleri sahipsiz bıraktı. Erken Cumhuriyet döneminin görkemli mimari yapıları bozulmaya terk edildi, yanlış kullanımlarla değer kaybına uğratıldı. Kent merkezi Kızılay’da büyük bir çöküş yaşanmasına neden olundu.

Yapılacak giydirmenin estetik özelliklerini ya da Ankara’nın ta¬rihsel ve kentsel kimliğine ilişkin ciddi bir sapmanın işaretleri olmasını bir yana bırakarak konuşsak bile, Ankara’nın ve Kızılay’ın sorunları yalnızca giydirme yapılarak çözülecek sorunlar değil. Kızılay’ın yayalaştırılması, bulvarların otobanlaştırılmaktan vazge-çilmesi, kentin büyük bir meydana kavuşturulması gerekiyor. Tarihi mirasın zenginliğine sahip çıkan, erken Cumhuriyet döneminin mimari yaklaşımını çağdaş gelişmelerin ışığında yeniden üreten bir anlayışla, Ankara’nın bu kötü gidişine dur demek ve kent merkezi Kızılay’ı insan öncelikli bir anlayışla iyileştirmek zorunlu.

* Çankaya Belediyesi Basm Yayın Müdürlüğü
Kaynak : Radikal İki

5 Yorum

  1. Hayati Binler

    Allah (cc) akıl fikir versin.

  2. Şemsettin SAMİ

    Sayın Toruner “ANKARALILAR GIDIP PASA PASA OY VEREREK ALDILAR BASLARINA BELAYI !” diyor…
    Hangi Ankaralı veya hangi Istanbullu kendi belediye başkanını seçiyor ki ? ? ? .. Bu şehirlerin hemşehrileri acqaba gerçekte Ankaralı veya Istanbullu mu ??? Kasaba görmemişler gelip bu şehirlerin varoşuna yerleşiyor ve sonra gerçek bir Istanbulluymuş gibi gidip oy veriyor ve ve bu şehirlerin yok edilmesine yardımcı oluyor..
    Şu Istanbulun talihsizliğine bakın ki; belediyeye başkan olanların hiç biri gerçek bu ŞEHİRLİ DEĞİLLER..
    Kimi Sivas’tan gelir, her yeri-işi kendi hemşehrilerine verir, kim de Boğazda “düzenliyorum” diye MUHALLECİYİ genişletir..
    Ne yapalım şehirlerimizin ve ÜLKEMİZİN “maküs talihi” dir bu….

  3. AYGEN TORUNER

    BIR BELEDIYE BASKANININ CAHIL OLMAMASI DIYE BIR KURAL YOK KI !
    ADAMIN KAFASI BU KADAR CALISIYOR, GORGUSU BILGISI DE SIFIR. ISIN KOTUSU KENDISINI HERKESTEN ZEKI SANMASI.AMA ANKARA HALKINA NE DEMEL ?. ADAM SILAH ZORUYLA BELEDIYE BASKANI OLMADI KI . ANKARALILAR GIDIP PASA PASA OY VEREREK ALDILAR BASLARINA BELAYI !

    BOYLE BASA BOYLE TRAS.

  4. Recep Atmaca

    Ankara’nın protokol yoluna ne yaptıklarını gördükten sonra şimdiki giydirme projesinin nasıl bir felakete yol açabileceğini tahmin ediyorum.

  5. Osman Çoban

    Bunların en çok bildiği şey “üst örtme”, “üstünü örtme”, “giydirme”, kapatma, altındakini yok sayıp yeni bir şekil veriyormuş gibi yapıp kendi anlayışlarını empoze etmek.
    Ankara’nın silüetini Selçuklu gibi yapmak ne saçma birşey.
    Şu “giydirme” projelerini görelim bakalım nasıl giydirmişler.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir