AKM’nin hikâyesi ülkeyi yönetenlerin halet-i ruhiyesidir / Sercan Engerek

6 Dakika Okuma Süresi

Atatürk Kültür Merkezi… Kısa adıyla AKM.

Temeli 1946’da atılmıştı ama kaynak sıkıntısı nedeniyle bitirilemeyince, 1953’te Bayındırlık Bakanlığı’na devredilmişti. Mimar Hayati Tabanlıoğlu’nun projesiyle yapımına devam edilen merkez 1969’da kültür ve sanat gösteri merkezi olarak hizmete girmişti.


Türk besteci Ferit Tüzün’ün “Çeşmebaşı Balesi”nin gösterimi ve İtalyan besteci Giuseppe Verdi’nin “Aida” operasının temsiliyle açılmıştı.

1970 yılında bir yangın atlattı.

Yangından sonra Tabanlıoğlu’nun tadilatıyla yeniden açılmıştı Cumhuriyet döneminin simgesi olarak bilinen yapı.

İçinde Devlet Tiyatrosu, Opera ve Balesi, Senfoni Orkestrası’nı barındırıyordu; onlarca sanatçı ve binlerce tiyatro, opera seyircisi, müzik dinleyicisi sanatsever…

Bir sanat merkezi, sanatın merkeziydi İstanbul’un göbeğinde.

Ama bir zamanlar.

* * *

İlk olarak eski kültür bakanlarından Atilla Koç AKM’nin ekonomik ömrünü tamamladığını, yıkılıp yerine başka bir kültür-sanat merkezi yapılacağını söylemişti.

2007’de 2010 Avrupa Kültür Başkenti tasarısı kapsamında yıkılmasına karar verilen yapı, yine aynı yıl İstanbul 2 No’lu Koruma Kurulu tarafından “birinci grup kültür varlığı” olarak tescillendi.

Bu dönemde tadilat için AKM’nin kapasına kilit vuruldu.

Tiyatro, opera ve senfoninin çilesi başlıyordu…

17 Ekim 2008’de bir protokol imzalandı. Turizm Bakanlığı’nın bu protokol ile tadilat işlemini Tabanlıoğlu Mimarlığa verdiği öğrenildi.

14 ay kapalı kalan AKM’de o süreçte ne olduğu anlaşılamadı. Ters giden bir şeyler vardı.

Yaygın kanı tadilata alınmasının yıkılması için bir maske olduğuydu.

Örneğin 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı (AKB) tanıtım reklamlarında İstanbul’un tarihi yerlerini değiştirerek sunmuş, Galata Kulesi’ni Kız Kulesi’nin, Haydarpaşa’yı da AKM’nin yerine koyuvermişti.

Yıkılacağı konusundaki endişeler daha da arttı bununla.

Tarihi yapı için mimarlar, sanatçılar, sanatseverler seferber oldu: “AKM yıkılmasın” dediler.

Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası’na (Kültür Sanat Sen) göre tadilat için yapılan projeler yapının özüne aykırıydı. Konuyu yargıya taşıdı. Gerekçe yapının ticari bir alan haline dönüştürülecek, ön cepheye dijital reklam yapılacak, bale salonunun restoran haline getirilecek olması idi.

Kültür-Sanat Sen, Kültür ve Turizm Bakanlığı aleyhine açtığı davayı Ekim 2009’da kazandı.

Kültür Bakanlığı ve 2010 AKB’nin itirazı üzerine Yargıtay’a giden karar 16 Aralık 2009’da onandı.

Yıkılacağı veya özüne aykırı onarılacağı konusundaki endişeler son bulmuştu.

Bulmuştu ama AKM’nin yılan hikâyesine dönen öyküsü bir roman halini alıyordu.

20 Aralık 2009’da bu kez Mimarlar Odası, Kültür Bakanlığı, 2010 AKB Ajansı ve AKM yetkilileri ile Mimar Murat Tabanlıoğlu arasında başka bir protokol imzalandı.

Uzlaşıldı sanıldı.

Zira buna göre 2 No’lu Koruma Kurulu kararları doğrultusunda revize edilecek projeler ile AKM en geç altı aya tadilatı tamamlanmış halde teslim edilecekti.

* * *

Sonra mı?

Sonrasını eski Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’dan dinleyelim:

“AKM ise geçen dönem gene bir yargı kararıyla durmuştu. Orayı yargıya dokunmayacak bir biçimde bir iyileştirme projesiyle birleştirip tekrar açmak için daha sonra yeterli kaynağı bulamadık, ajanstan böyle destek alamadık. Şimdi ajans serüveni de bitti.”

Günay’ın bu açıklamasından sonra Uluslararası Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Türkiye Merkezi Başkanı Üstün Akmen, Koruma Kurulu’nun, 31 Aralık 2009 tarihinde AKM’nin mevcut haliyle onarımı yolunda aldığı karara AKB Ajansı tarafından uyulmadığını ve Ajansın AKM için ayrılan 75 milyonluk bütçeyi Bakanlığa aktarmadığını söyleyecek ve suç duyurusunda bulunacaktı.

Hikâye uzun…

Diğer yandan da aranan sponsor bulunmuştu: Sabancı Holding.

Sabancı Holding 30 bin liraya sponsor olacaktı AKM’ye, ancak büyük salona “Sabancı Salonu” adı verilmesi karşılığında.

Eyvallah denildi, protokol imzalandı Şubat 2012’de.

İhale açıldı yine. İhaleyi 70 milyon lira teklifle Yeni Yapı-Taca Ortaklığı aldı. 16 Mayıs 2012’de çalışmaların başladığı duyuruldu.

AKM 29 Ekim 2013’te açılacaktı.

* * *

2013 Haziran’ında Gezi Parkı eylemleri başlamıştı.

Taksim yayalaştırma projeleri, Topçu Kışlası’nın ne olacağı gündemdeydi.

Gezi Parkı protestosuyla AKM’nin akıbetini de öğrenmiştik.

Meğer AKM restore edilmeyip yıkılacakmış.

Şu sözler Başbakan Erdoğan’ın: “AKM inşallah yıkılacak. Muhteşem bir opera olarak kültür merkezi yapacağız. Evet cami de yapacağız. Ben bunun iznini gidip de birkaç çapulcudan alacak değilim.”

“Hoppalaaa. Bu perhiz bu ne lahana turşusu” demek geldi mi içinizden bilmem ama şu bir gerçekti ki 2008’de kapısına kilit vurulan AKM artık yoktu.

AKM’nin tescillenmesi kararında imzası olan Prof. Mete Tapan, Erdoğan’ın bu sözlerinin şöyle değerlendirecekti:

“AKM mimarlık ve sanat tarihi açısından çok önemli olmamakla birlikte, kentin belleğini taşıyan bir simge yapı. Bu açıdan 1. grupta olmasını önerdik. “1. Grup tescilli bir bina yıkılamaz. Neden böyle söyledi anlamadım.”

Erdoğan’ın yıkılacağını söylemesinin ardından Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik ise 2014 yılı içinde AKM’nin açılacağını söyledi.

Ama öncesinde, tadilatı yapan firmaya Kültür Bakanlığı’ndan giden yazıda tadilatın ikinci bir emre kadar durdurulduğu bildiriliyordu.

Zaten Bakan Çelik son açıklamasında da bu kez, yıkılacağını söyledi.

AKM’nin hikâyesi ülkeyi yönetenlerin halet-i ruhiyesidir.

* * *

Üç bakan değişti!..

Önce AKM’nin yıkılacağı söylendi.

Sonra sözde tadilat için ihaleler açıldı, projeler yapıldı.

Tadilatın başladığı söylendi.

2010 AKB Ajansı’nın ayırdığı 75 milyonluk bütçe bakanlığa aktarılmadı.

Bu paranın ne olduğu sorgulanmadı!

Eski Bakan Günay tarafından kaynak olmadığı, eğer sponsor bulunursa açılacağı söylendi.

Sabancı, salona adının verilmesi şartıyla sponsor oldu.

Tadilat çalışmaları başladı sandık ki…

Başbakan Erdoğan yıkılacağını söyledi.

Ardından Bakan Çelik ise önce 2014 içinde açılacağını sonra da yıkılacağını söyledi.

Sanatın merkezi AKM sonunda polislerin karargâh merkezi oldu.

Bu ülkede maalesef ki sanata verilen değer işte bu.

Herhalde ancak Türkiye gibi bir ülkede bir sanat merkezi polisin karargâh merkezi olurdu.

Tebrikler…
İşte AKM’nin son hali:





Kaynak : Radikal

2 Yorum

  1. necmi yazgan

    AKM nin içini bu halde görünce ve bu şehrin en büyük kültür merkezinin yıllarca boş oluşuna baktıkça içinde yüzdüğümüz trajediyi farketmemek mümkün değil. Bir de orası Taksim’i ve Geziyi kontrol etmek için polis istasyonuna çevrilmiş durumda. Bu artık trajediyi bile aşıyor.

  2. Anonim

    AKM tek başına bile hükümetin gitmesi için yeterlidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir