2026-2027 Mimarlık Lisans Programları Kontenjanları ve 2025-2026 Yerleşme Verileri Üzerine Değerlendirme

18 Dakika Okuma Süresi

Mimar Zeynep Yılmaz | MiAK Koordinatörü

Mimar H. Bülend Tuna | MiAK 3. Dönem Yönetim Kurulu Üyesi

Temmuz 2026

Mimarlık eğitimi, son yıllarda gerek öğrenci tercihleri gerekse yükseköğretim politikaları açısından önemli bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Özellikle kontenjanlarda yaşanan değişimler, doluluk oranları ve akreditasyon süreçleri, mimarlık eğitiminin mevcut durumunun düzenli olarak değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu çalışma, 2025-2026 akademik yılı yerleşme verileri ile 20262027 akademik yılı kontenjanlarını birlikte ele alarak, Türkiye’deki mimarlık lisans programlarının güncel durumuna ilişkin genel bir çerçeve sunmayı amaçlamaktadır.

 

Mimarlık bölümlerinin 2026-2027 akademik yılı kontenjanları açıklandı. Son yıllarda Yükseköğretim Kurulu tarafından uygulanan kontenjan azaltım politikalarının bu yıl da sürdürüldüğü ve toplam mimarlık kontenjanının 4.001 olarak belirlendiği görülmektedir. Bir önceki yıl 4.406 olan toplam kontenjanın 405 kişilik (%9,2) bir azaltımla yeniden düzenlendiği anlaşılmaktadır.

2025-2026 döneminde toplam 4.406 kontenjana karşılık 3.759 öğrencinin yerleştiği ve 647 kontenjanın boş kaldığı görülmektedir. Böylece mimarlık bölümlerinin genel doluluk oranı %85 olarak gerçekleşmiştir.

2025-2026 ve 2026-2027 Yılları Kontenjan ve Yerleşen Sayıları

 

Bu döneme ilişkin veriler, son yıllarda izlenen kontenjan azaltımı politikalarının etkilerini değerlendirmek açısından önemlidir. Özellikle devlet üniversitelerinde bir önceki yıl %86 olan doluluk oranının %97’ye ulaşarak önemli ölçüde yükselmesi son yıllardaki en dikkat çekici gelişmelerden biridir. Buna karşılık, vakıf üniversitelerinde yaklaşık her üç kontenjandan birinin boş kaldığı, KKTC ve yurtdışı programlarında ise boş kontenjan sorununun devam ettiği görülmektedir.

 

Kontenjan Politikalarının Dönüşümü

Son 12 yıllık veriler incelendiğinde, mimarlık bölümü kontenjanlarının özellikle 2019-2022 döneminde en yüksek seviyelerine ulaştığı, sonrasında ise hem devlet hem de vakıf üniversitelerinde kademeli bir azalma eğilimine girdiği görülmektedir. Bununla birlikte, azaltımın vakıf üniversitelerinde daha belirgin olduğu dikkat çekmektedir. Vakıf üniversitelerindeki toplam kontenjan sayısı 2015 yılında 3.986 iken 2026 yılında 1.196‘ya gerilemiş; aynı dönemde devlet üniversitelerindeki kontenjan sayısı ise 2.319’dan 2.695‘e çıkmıştır. Özellikle 2020 sonrasında devlet üniversitelerinde uygulanan kontenjan azaltım politikalarının, 2025-2026 yerleşme verilerinde görüldüğü üzere doluluk oranlarının %97 seviyesine ulaşmasına katkı sağladığı değerlendirilmektedir. Buna karşılık, vakıf üniversitelerinde kontenjanların azaltılmasına rağmen doluluk sorununun devam ettiği görülmektedir.

Ayrıca mimarlık programlarını tercih eden en yüksek başarı düzeyindeki adaylara ilişkin veriler, kontenjanların azaltılmasına rağmen programların üst başarı grubundaki çekiciliğinin gerilediğini göstermektedir. Mimarlığı tercih eden en başarılı adayın başarı sırası 2023 yılında 12.057 ve 2024 yılında 12.900 iken, 2025 yılında 15.834’e gerilemiştir. Benzer biçimde, bu adayların yerleştirme puanı 2023 yılında 511 binden 2024 yılında 494 bine, 2025 yılında ise 491 bine düşmüştür. Aynı dönemde mimarlık kontenjanları önemli ölçüde azaltılmış olmasına karşın, en yüksek başarı düzeyinden mimarlığı tercih eden adayların hem sıralama hem de puan bakımından daha aşağıya düşmesi, kontenjan azaltımının programların nitelikli adaylar açısından tercih edilirliğini artırmadığını göstermektedir.

Mimarlık Lisans Programlarının Güncel Yapısı

2026-2027 dönemi mimarlık kontenjanları bir önceki yıl ile karşılaştırıldığında, bir vakıf üniversitesinin mimarlık programına kontenjan açmadığı; buna karşılık bir yeni devlet üniversitesi ile iki vakıf üniversitesindeki mimarlık programlarına kontenjan tahsis edildiği görülmektedir. Söz konusu iki vakıf üniversitesinin programlarında daha önceki yıllarda öğrenci bulunmakla birlikte, bu programlara geçtiğimiz yıllarda kontenjan ayrılmamıştır. Ayrıca, bazı mimarlık programlarının öğrenci kabul etme yönündeki taleplerine karşın, Yükseköğretim Kurulu tarafından mevcut kontenjan politikaları doğrultusunda bu programlara kontenjan tahsis edilmediği bilinmektedir. Kontenjan açmayan program:

  • Arkın Yaratıcı Sanatlar ve Tasarım Üniversitesi (İngilizce program) Yeni kontenjan açılan programlar:
  • Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (Türkçe program)
  • Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (Türkçe program)
  • İstanbul Ticaret Üniversitesi (Türkçe program)

2025-2026 akademik yılında açılan kontenjanlarına hiç kayıt yapılmayan bir devlet üniversitesi, bir yurt dışı üniversitesi ve altı KKTC üniversitesi, 2026-2027 akademik yılında da yeni kontenjan açmıştır. Buna rağmen, geçtiğimiz dönemlerde kontenjanları doldurulan okulların kontenjanlarının belirli oranlarda indirildiği görülmektedir. Kontenjan rakamlarına, bazı üniversitelerde geçerli olan okul birincisi ile şehit ve gazi yakını kontenjanları da dâhil edilmiştir.

Geçtiğimiz yıl açıkladığımız mimarlık programı sayılarında, kapanan programlar nedeniyle değişiklik meydana gelmiştir. 2026-2027 dönemine ilişkin güncel sayılar aşağıda sunulmaktadır:

  • Önümüzdeki dönemde 117 üniversite 129 programda mimarlık bölümüne öğrenci kabul edecektir. Bazı üniversitelerde hem Türkçe hem de İngilizce eğitim yapılmaktadır.
  • 117 üniversitenin dağılımı şöyledir: 63 devlet + 42 vakıf + 10 KKTC + 2 yurt dışı.
  • 129 programın dağılımı şöyledir: 67 devlet + 50 vakıf + 10 KKTC + 2 yurt dışı.
  • Türkçe eğitim yapılacak program sayısı 83, İngilizce eğitim yapılacak program sayısı 46’dır.
  • İstanbul’da 5 devlet ve 29 vakıf olmak üzere 34 üniversitede mimarlık eğitimi yapılmaktadır. ▪   İstanbul’daki 34 üniversitede 44 mimarlık programında eğitim yapılmaktadır.

Bölümlere ilişkin bu veriler, dönem içinde gerçekleşen yatay ve dikey geçişler ile özel statüler kapsamında kontenjanlara eklenen öğrenciler nedeniyle değişebilmektedir. Bu nedenle, zaman içinde sayılarda küçük farklılıklar oluşabilmektedir. Ayrıca, son yıllarda yeni öğrenci kabul etmeyen ancak geçmiş yıllardan kayıtlı öğrencileri bulunan programlar, mevcut öğrencileri mezun oluncaya kadar eğitim faaliyetlerini sürdürmektedir.

Mimarlık Eğitiminde Öğrenci Dağılımı ve Uluslararasılaşma

2025-2026 akademik yılında, mimarlık programlarının 17’sinde birinci sınıfa kayıt yaptıran öğrenci sayısının 15’in altında kaldığı ve bu programlarda toplam 139 öğrencinin öğrenim görmeye başladığı görülmektedir. Sayısal olarak, bu öğrenci grubu toplam mimarlık öğrencileri içinde sınırlı bir paya sahip olmakla birlikte, 127 program içerisinde 17 program değerlendirildiğinde dikkat çekici bir orana (%13) karşılık gelmektedir. Mimarlık eğitiminin temel bileşenlerinden biri olan tasarım stüdyolarında, akran öğrenmesi, grup tartışmaları ve farklı bakış açılarının bir araya gelmesi önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle, özellikle birinci sınıfta öğrenci sayısının 15’in altında olduğu programlarda stüdyo kültürünün nasıl sürdürülebileceği ve bu durumun eğitim deneyimine etkilerinin ilerleyen dönemlerde ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu olduğu düşünülmektedir.

Ayrıca, 2025-2026 akademik yılında mimarlık programlarında YKS kapsamında toplam 4.406 öğrenci kontenjanı bulunurken, üniversiteler tarafından ilan edilen yabancı öğrenci kontenjanı ise 3.009 olarak belirtilmiştir. Yabancı öğrenci kontenjanlarının, YKS kontenjanlarının yaklaşık %68’ine ulaşmış olması, mimarlık eğitiminde uluslararası öğrenci hareketliliğinin artık ikincil bir unsur olmaktan çıktığını göstermektedir. Aynı dönemde mimarlık programlarına kayıt yaptıran toplam öğrenci sayısının 5.350 olarak açıklanmış olması dikkat çekicidir. YKS ile yerleşen 3.759 öğrencinin tamamının kayıt yaptırdığı varsayımı altında dahi, yaklaşık 1.591 öğrencilik bir fark ortaya çıkmaktadır. Bu sayının yabancı öğrenci sayısını ifade ettiği söylenebilir. Bu durumda YKS ile yerleşen öğrenci sayısının %42’si kadar yabancı öğrenci bulunmaktadır.

Özellikle vakıf üniversitelerinde ve İngilizce eğitim veren programlarda uluslararası öğrenci hareketliliğinin önemli bir rol oynadığı değerlendirilmektedir. Devlet üniversitelerinde %97 doluluk oranına ulaşılmış olsa da, mimarlık eğitiminin fiili büyüklüğü artık yalnızca YKS yerleşmeleri ile açıklanamayacak bir noktaya gelmiştir. Bu nedenle, mimarlık eğitimine ilişkin kontenjan ve doluluk analizlerinin yalnızca YKS verileri üzerinden değil, uluslararası öğrenci hareketliliği de dikkate alınarak yorumlanması gerekmektedir.

Bununla birlikte, tüm kayıtlı öğrencilerin içinde yalnızca YKS ile gelen ve yabancı uyruklu öğrencilerin değil; Mavi Kart sahibi öğrencilerin, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının ve Türk Cumhuriyetlerinden gelen adayların da olduğu dikkate alınmalıdır. Özellikle son yıllarda yükseköğretimde uluslararasılaşma politikalarının etkisiyle mimarlık programlarının giderek daha uluslararası bir öğrenci profiline sahip olduğu görülmektedir.

Türkiye’de mimarlık programlarına YKS kapsamında yerleşen öğrenciler için 250 bin başarı sırası sınırı uygulanırken, diğer öğrenciler farklı kabul mekanizmaları ve sınavlar aracılığıyla programa kabul edilmektedir. Bu nedenle, farklı giriş ölçütlerine sahip öğrenci gruplarının aynı eğitim ortamında bulunmasının stüdyo kültürü, akademik beklentiler ve eğitim çıktıları üzerindeki etkilerinin gelecekte daha kapsamlı biçimde incelenmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

Ayrıca, son yıllarda T.C. vatandaşı öğrenciler ile diğer öğrenciler arasında uygulanan öğrenim ücretlerine ilişkin kamuoyunda yoğun tartışmalar yaşandığı görülmektedir. Üniversiteler arasında önemli farklılıklar bulunmakla birlikte, bazı programlarda T.C. vatandaşı öğrencilerin yabancı öğrencilere kıyasla daha yüksek öğrenim ücretleri ödediğine ilişkin örnekler basına da yansımıştır. Bu durum, uluslararası öğrenci hareketliliğinin yalnızca eğitim politikaları açısından değil, yükseköğretimin ekonomik yapısı, erişilebilirliği ve fırsat eşitliği bağlamında da değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.

Bu çerçevede, mimarlık programlarında artan uluslararası öğrenci sayısının eğitim niteliği, öğrenci profili ve üniversitelerin finansal yapıları üzerindeki etkilerinin önümüzdeki yıllarda daha ayrıntılı biçimde incelenmesi önem taşımaktadır.

Son olarak, 2025-2026 akademik döneminde 32 üniversitedeki 44 mimarlık programına YKS dışı herhangi bir öğrenci kaydı yapılmamıştır. Buna karşılık, 28 üniversitedeki 28 mimarlık programında yeni kayıt yaptıran yabancı öğrenci sayısı, YKS ile yerleşen öğrenci sayısını aşmıştır. Söz konusu programların 8’i devlet üniversitelerinde ve Türkçe eğitim veren bölümlerde yer almaktadır. Bu 8 programda YKS ile yerleşen toplam 40 öğrenciye karşılık, 100 yabancı öğrencinin kayıt yaptırmış olması dikkat çekicidir.

Bu veriler, mimarlık eğitiminde uluslararası öğrenci hareketliliğinin artık yalnızca belirli vakıf üniversitelerine özgü bir durum olmadığını, devlet üniversiteleri ve Türkçe programlar üzerinde de etkiler oluşturmaya başladığını göstermektedir.

Dolayısıyla, önümüzdeki dönemde mimarlık eğitimine ilişkin tartışmaların yalnızca kontenjan ve doluluk oranları üzerinden değil; öğrenci profili, uluslararasılaşma politikaları ve eğitim niteliği çerçevesinde de ele alınması gerekmektedir.

Uzun Dönem Eğilimler

Son 26 yıllık verilere bakıldığında, mimarlık programı sayısının 2001 yılında 32 iken, 2019 yılında 132’ye ulaştığı görülmektedir. Son yıllarda kontenjanlarda önemli azalmalar yaşanmasına rağmen, program sayısında benzer ölçekte bir düşüş yaşanmamıştır. Nitekim 2024 yılında 131, 2025 yılında 127 olan program sayısı, 2026 yılında yeniden 129‘a yükselmiştir. Bu durum, mimarlık eğitiminin niceliksel olarak ülke genelindeki yaygınlığını büyük ölçüde koruduğunu göstermektedir. Grafikte program sayıları sütunlarla, toplam kontenjanlar ise yeşil çizgi ile gösterilmektedir.

Buna karşılık, toplam kontenjanlar 2019 yılında 8.783 ile zirveye ulaşmış, 2026 yılında ise 4.001 seviyesine gerilemiştir. Böylece son yedi yılda kontenjanlarda yaklaşık %54’lük bir azalma gerçekleşmiştir. Program sayısındaki sınırlı değişime karşın kontenjanlarda yaşanan bu belirgin düşüş, Türkiye’de mimarlık eğitiminin daha az öğrenci ile ancak benzer sayıda program üzerinden sürdürüldüğünü göstermektedir.

2025-2026 akademik yılı itibarıyla mimarlık bölümlerinde öğrenim gören öğrenci sayıları incelendiğinde, lisans düzeyinde 34.281, yüksek lisans düzeyinde 3.098 ve doktora düzeyinde 1.279 öğrenci bulunduğu görülmektedir. Böylece Türkiye’de mimarlık eğitimi, yaklaşık 38.658 öğrenciyi kapsayan önemli bir yükseköğretim alanı olmayı sürdürmektedir. Ayrıca, MiAK akreditasyonuna sahip lisans programlarında toplam 11.775 öğrencinin öğrenim görüyor olması, mimarlık lisans öğrencilerinin yaklaşık üçte birinin akredite programlarda eğitim aldığını göstermektedir.

Ayrıca, İstanbul’daki mimarlık lisans programlarında öğrenim gören öğrenci sayısı 12.177‘dir. Bu sayı, Türkiye’deki tüm mimarlık lisans öğrencilerinin yaklaşık %36’sının İstanbul’da eğitim gördüğüne işaret etmektedir. Dolayısıyla, mimarlık eğitiminin ülke genelinde 46 ili kapsayan yaygın bir yapı sergilemesine karşın, öğrenci yoğunluğunun hâlen belirli merkezlerde, özellikle de İstanbul’da kümelendiği görülmektedir.

Akreditasyon ve Eğitim Niteliği

2025-2026 döneminde MiAK akreditasyonuna sahip programların kontenjanı 1579, yerleşen öğrenci sayısı 1420 ve doluluk oranı %90 olarak gerçekleşmiştir. Akredite olmayan programlarda ise doluluk oranı %83 seviyesinde kalmıştır.

2026-2027 döneminde ise toplam 4.001 kontenjanın 1.377’si (%34) MiAK akreditasyonuna sahip programlarda bulunmaktadır.

Bu durum, mimarlık eğitiminin niteliği ve akreditasyon süreçlerinin adaylar tarafından giderek daha fazla dikkate alındığı şeklinde yorumlanabilir.

Mimarlık eğitiminin niteliği konusu, yalnızca akreditasyon süreçleriyle sınırlı olmayıp, uluslararası standartlar ve mesleki yetkinlik tartışmaları ile birlikte ele alınmaktadır. MiAK ve MiAK-MAK tarafından 2026 yılında yayımlanan ortak görüş metninde de vurgulandığı üzere, mimarlık eğitiminin uluslararası ölçütler ve mesleki yeterlilik çerçeveleriyle uyumlu biçimde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, kontenjanların azaltılması kadar eğitim kalitesi, stüdyo kültürü, uygulama deneyimi ve mesleki yetkinlik süreçleri de mimarlık eğitiminin geleceğine ilişkin tartışmaların önemli bileşenleri olarak görülmelidir.

Nitekim, MiAK, MOBBİG, MİDEKON ve TMMOB Mimarlar Odası tarafından uzun süredir dile getirilen eğitim niteliği, mesleki yetkinlik ve uluslararası uyum başlıkları, mimarlık eğitimine ilişkin politikaların bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Mimarlık eğitimine ilişkin değerlendirmelerde, öğrenci sayıları ile akademik kadro büyüklüklerinin birlikte ele alınması önem taşımaktadır. Bununla birlikte, YKS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu’nda yer alan akademik personel verileri, fakülte veya üniversite bünyesinde farklı birimlerde kadrolu olup mimarlık bölümlerinde ders veren öğretim elemanlarını ve ders saati ücretli (DSÜ) görevlendirmeleri kapsamamaktadır. Bu nedenle, mimarlık bölümlerinin fiili öğretim elemanı sayılarına ilişkin sağlıklı ve karşılaştırılabilir bir değerlendirme yapmak mümkün görünmemektedir.

Son dönemde kamuoyuna yansıyan haberler ve akademik örgütlerin açıklamaları, özellikle vakıf üniversitelerinde akademik kadroların ekonomik gerekçelerle yeniden yapılandırıldığına işaret etmektedir. Çeşitli kaynaklarda, son iki buçuk yılda Türkiye genelindeki vakıf üniversitelerinde farklı disiplinlerden en az 446 akademisyenin işten çıkarıldığı belirtilmektedir. Mimarlık alanına ilişkin ayrıştırılmış ve güvenilir veriler bulunmamakla birlikte, özellikle vakıf üniversitelerinde gözlenen akademik kadro daralmalarının mimarlık programlarını da etkilediği bilinmektedir.

Mimarlık eğitiminin büyük ölçüde stüdyo kültürü, birebir etkileşim ve kurumsal süreklilik üzerine inşa edildiği dikkate alındığında, akademik kadrolarda yaşanan bu tür yapısal kırılmaların eğitim niteliği üzerinde doğrudan etkileri olabileceği açıktır. Mimarlık eğitiminde kalite yalnızca fiziksel mekânlar ve öğrenci sayıları ile değil, sürdürülebilir ve istikrarlı akademik kadroların varlığı ile de doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle, akademik kadrolarda yaşanan sık ve öngörülemeyen değişimlerin, yalnızca öğretim elemanlarını değil, öğrencilerin eğitim deneyimini ve kurumsal hafızayı da doğrudan etkilediği; uzun vadede ise mimarlık eğitiminin niteliği üzerinde olumsuz sonuçlar doğurma potansiyeli taşıdığı değerlendirilmektedir.

Mimarlık Mesleğine İlişkin Göstergeler

Kontenjan bilgileriyle birlikte her zaman paylaştığımız üzere, Mimarlar Odası’na kayıtlı mimar sayısının 23 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla 94.173 olduğu görülmektedir. Bununla birlikte, Oda’ya kayıtlı olmayan mimarların sayısına ilişkin net bir veri bulunmamaktadır.

2000’li yıllardaki veriler incelendiğinde, Mimarlar Odası’na her yıl kayıt olan mimar sayısında belirgin bir artış eğilimi olduğu görülmektedir. Nitekim 2000 yılında 1.159 olan yıllık kayıt sayısı, 2025 yılında 5.707’ye ulaşmıştır. Bu durum, son yıllarda mimarlık kontenjanlarında önemli azaltımlar yapılmış olmasına rağmen, geçmiş dönemlerdeki yüksek kontenjanların etkisinin meslek ortamında hissedilmeye devam ettiğini göstermektedir.

Mimarlık eğitimine ilişkin değerlendirmelerin yalnızca mevcut kontenjanlar üzerinden değil, mezuniyet oranları, mesleğe katılım, uluslararası öğrenci hareketliliği ve istihdam verileri ile birlikte ele alınması gerekmektedir.

Sonuç ve Değerlendirme

2025-2026 yerleşme verileri ile 2026-2027 kontenjanları birlikte değerlendirildiğinde, mimarlık eğitiminde son yıllarda uygulanan kontenjan azaltım politikalarının özellikle devlet üniversitelerinde olumlu sonuçlar verdiği görülmektedir. Bununla birlikte, vakıf üniversiteleri ile KKTC ve yurt dışı programlarında düşük doluluk oranlarının devam etmesi, sorunun yalnızca kontenjan azaltımı ile çözülemeyeceğini göstermektedir.

Son yıllarda mimarlık programlarının üst başarı grubundaki adaylar açısından tercih edilirliğinin azalması dikkat çekicidir. Kontenjanlardaki önemli azaltımlara rağmen, mimarlığı tercih eden en başarılı adayların başarı sıraları ve puanlarında gözlenen gerileme, bu durumun yalnızca yükseköğretim politikaları ile açıklanamayacağını göstermektedir. Mimarlık sektöründe son yıllarda yaşanan daralma, genç mimarlar arasında artan işsizlik ve eksik istihdam, başlangıç maaşlarının diğer meslek gruplarıyla karşılaştırıldığında düşük kalması ve mesleğin geleceğine ilişkin belirsizlikler, adayların tercih davranışlarını etkileyen önemli faktörler arasında değerlendirilebilir.

Veriler, mimarlık eğitiminin niteliği, bölgesel dağılımı, istihdam olanakları ve akreditasyon süreçlerinin birlikte ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Özellikle son yedi yılda kontenjanların yarıdan fazla azalmasına rağmen program sayısının büyük ölçüde korunmuş olması, Türkiye’de mimarlık eğitiminin yeniden yapılandırılmasına yönelik kapsamlı bir politikanın gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Ayrıca, TMMOB Mimarlar Odası tarafından düzenlenen XIII. Mimarlık ve Eğitim Kurultayı’nın sonuç bildirgesinde de vurgulandığı üzere, mimarlık eğitiminin niteliği ve geleceğine ilişkin tartışmalarda; eğitimin süresi, asgari eğitim koşulları, mesleğe kabul süreçleri, kalite güvencesi ve sürekli mesleki gelişim konularının birlikte ele alınması gerekmektedir.

Bu çerçevede, Türkiye’de mimarlık eğitimine ilişkin uzun vadeli ve bütüncül bir politika oluşturulmasına yönelik ihtiyaç devam etmektedir: “Türkiye Mimarlık Eğitimi Politikası” tüm paydaşların katılımıyla ve uzun vadeli hedefler doğrultusunda oluşturulmalıdır.

 

Kaynaklar: 

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir