XI. Ulusal Mimarlık Ödülleri sahiplerini buldu

2 Dakika Okuma Süresi

Mimarlar Odası’nın her iki yılda bir düzenlediği ve bu yıl XI. dönemi gerçekleştirilen Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri’ne bu dönem, 129 mimarın, 137 eser / 172 pano ile katılımı değerlendirmeye alındı.

Atilla Yücel başkanlığında, Abdi Güzer, Tülin Hadi, Cengiz Kabaoğlu ve Uğur Tarhan’dan oluşan Seçici Kurul, “Büyük Ödül” (Sinan Ödülü), “Mimarlığa Katkı Dalı Başarı Ödülleri” ve “Anma Programı” için ödüle değer görülen isimleri ve Yapı, Proje ve Fikir Sunumu dallarındaki ödül adaylarını belirledi ve kamuoyuna duyurdu. Ödül sahipleri ise, 18 Nisan 2008, Cuma günü, saat 19:00’da Ankara’da, ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapılan törenle sahiplerini buldu.

BÜYÜK ÖDÜL (SİNAN ÖDÜLÜ) – ZİYA TANALI

ANMA PROGRAMI – SEYFİ ARKAN

MİMARLIĞA KATKI DALI BAŞARI ÖDÜLÜ -MİMARLAR DERNEĞİ 1927

MİMARLIĞA KATKI DALI BAŞARI ÖDÜLÜ – jALE ERZEN

MİMARLIĞA KATKI DALI BAŞARI ÖDÜLLERİ -“SEÇİCİ KURUL ÖZEL ÖDÜLÜ” -MUALLA EYUBOĞLU ANHEGGER


YAPI DALI BAŞARI ÖDÜLLERİ

KOÇ ÜNİVERSİTESİ ANADOLU MEDENİYETLERİ ARAŞTIRMA MERKEZİ, İstanbul /Fahrettin Ayanlar

ONTUR OTEL, İzmir / Umut İnan, Efe İnan

DMC ANKARA / Melkan Gürsel Tabanlıoğlu, Murat Tabanlıoğlu

YAPI DALI – KORUMA-YAŞATMA BAŞARI ÖDÜLLERİ

OSMANLI DEVLET ARŞİVLERİ BİNASI (HAZİNE-İ EVRAK), İstanbul /Acar Avunduk

PROjE DALI BAŞARI ÖDÜLLERİ

SABİHA GÖKÇEN ULUSLARARASI HAVAALANI, İstanbul / Emre Arolat, Gonca Çırakoğlu

BODRUM ORTAKENT’TE HASTANE, Muğla / Esin Tercan, Erdal Özyurt, Ahmet Tercan

FİKİR SUNUMU DALI BAŞARI ÖDÜLLERİ

CİHANGİR’İN ÇOCUKLARI / Seda Bildik Erdoğmuş, Esra Carus Gülaydın

LEVENT EKOLOjİK GÖKDELEN, İstanbul / Metin Hepgüler

Kaynak: Mimarlar Odası

5 Yorum

  1. Mustafa Mutlu

    Mimarlar Odasında mesleki denetimin üç amacı vardı. 12 Eylül’ün karanlık dönemlerinde, çoğu “kahramanın” tozolduğu bir dönemde odayı ayakta tutmaya çalışan bir arkadaşımızın fedakarca çalışmalarıyla odaya yerleşen bir uygulamadır. Her ne kadar bu arkadaşımız daha sonraları bu tozolmuş kahramanlar tarafından oda dışına itilmiş olsa da bu uygulama yerleşti.
    Bu uygulamanın görünen nedeni oldukça basit:
    .Odaya maaşların ödenmesini sağlayacak gelir sağlamak.
    Ancak benim kişisel beklentilerim çok farklı:
    .Telif haklarının korunmasını sağlamak: Yani odada bir proje arşivi oluşturmak ve bir projenin müellifi dahil herhangibir mimar tarafından yeniden kullanılmasına engel olmak.
    -İfade konusunda bir asgari standart oluşturmak ve mimarlarla birlikte bu standardın hizmet kalitesinide yükseltecek şekilde geliştirilmesini sağlamak.
    -Haksız rekabete engel olmak. Rekabetin etik ortamda gelişmesini sağlamak.
    Yani kısacası mimarlığın ülkemizde gelişmesine katkı sağlamak.
    Ancak mimarlığın tek gelişme alanının bu olmadığı da bir gerçek.
    Bir diğer gerçek de odanın bu maddelerden sadece birincisi ile ilgilendiği. Diğerlerini hiç iplemediği.
    Hal böyle iken ulusal mimarlık ödülleri gibi bir alanda ödülleri sadece oda vizesi almış projelerle sınırlandırmak son derece yanlıştır çünkü bu tutum oda vizesinin meşruiyetini sorgular hale getirir.
    Zaten güçlükle yerleştirilen bir uygulama da nitelikli tek bir yapının bile yarışma dışı bırakılmasıyla tüm meşruiyetini bitirir. Çünkü kalan üç madde doğrudan kalite ile ilgilidir.
    Onun için yetkilileri uyarıyorum, lütfen zorluklarla yerleşen oda vizesini gayrimeşru hale getirmeyin.
    Sandığınızın aksine meşruiyet bir güç gösterisinin sonucu değildir. Tam tersine vicdanlarımızda doğuştan yer alan bir duygudan adalet ve tutarlılık duygusundan kaynaklanır.

  2. pervin ulaş

    Bu iş de bitmiştir bence. Demirperde mumaelesi olan yerde herşy çürür gider. Aslı hanımın söylediği gibi şu anda ödül kazananları bu konuda zaafa uğretmadan söz etmek gerekiyor ama bu uygulama hiç hoş değil. Ben denetlersem mimari proje, benden vize alursa mimari eser olur söylemi çok sert. Önemli olan mesleki denetimin kendisinin bir sorumluluk bilinci haline gelmesi.
    Diğer yandan bu mesleki denetimin bir faydası, bir karşılığı olması gerekir. Örnek mi, projenin her ortamda oda tarafından da savunulması gerekir, yasal ortamlarda projenin güvencesi olması icap eder. Risklerine de ortak olması gerekir. Nedir odanın “mesleki denetim” güvencesi? Şunu yapamazsın bunu yapamazsın diye meslektaşa yaptırım getirmekten başka faydası nedir?
    Proje fikrine karşı kurulmuş bürokratik zihniyet artık haddini aşmış, yasakçılıkla iş çevirmeye kalkışıyor. Mesleki denetim yapmadan yarışmaya katılanmı var, o aşamadan sonra yapılması için yoluna devam edersin. Böyle cezalandırma aracı haline getirilir mi bu iş.
    Çok yazık.
    Saygılarımla

  3. Aslı Özbay

    2008 yılı ulusal mimarlık sergisi, 22. yılında 11. kez açıldı. büyük ödülü ziya tanalı’nın kazandığına çok sevindim. ziya bey hayatı boyunca “öncelikle ve ısrarla mimar kalarak”, ama mesleğin eğitim, düşünce, yayın, yarışma, örgüt yöneticiliği vs… her alanında yıllardır emek verdiğini bildiğimiz çok sevgili ve değerli bir meslekdaşımız ve ödülü hakettiğine yürekten inanıyorum. bu arada mimarlar derneği, jale erzen ve seyfi arkan da bence kendi alanlarında gayet isabetli ödüller.

    ancak bu arada sergiden, “oda’dan vize almadıkları” gerekçesiyle elenen 70 kadar çalışma, 11. yılında bu projeyi çok kötü etkileyecek talihsiz bir gelişme. elenenlerin arasında ankara havalimanı, santral istanbul, istanbul modern gibi iddialı binalar da var. tuhaf olan, şükrü kocagöz’ün astana’ya yaptığı bir projeyi de (serbest bölgede, denetim yaptırmalıydınız gerekçesiyle) elemiş olmaları. iyice abartılı bir bürokratik saplantı sözkonusu olmaya başlamış oda’da.

    çok üzüldüm çünkü bu demektir ki bu sergi artık “ULUSAL MİMARLIK” sergisi değil “MİMARLAR ODASI” sergisi olacak! arada büyük fark var.

    Bu tavır, uzun yıllardır (neredeyse sergi projesinin başlangıcından beri) kimilerince gerçekleştirilmek istenen, ama kah raportörlüğü yürüten Düzenleme Komitesi’nin, kah jürinin üyeleri marifetiyle, bu döneme dek engellenmiş bir gayretkeşlikti. anlaşılan bu kez ne düzenleme komitesi yeterince uğraşmış, ne de jüri. nitekim düzenleme komitesinin hemen hepsi oda’nın profesyonel çalışanları olduğu için, bu üyelerin yönetimin baskılarına karşı direnebilmeleri zaten mümkün değil.

    yöneticiler, bu koşulu sergi ilanlarında duyurduklarını söylüyorlarmış… oysa bu koşul, 20 yıldır hiç uygulanmadı. dolayısıyla, sistemine, sürecine alışılmış ve ilk kez bu denli radikal bir değişikliğin yapıldığı böyle bir uygulamanın, standart duyuru satırlarının arasına sıkıştırılmaktan farklı bir biçimde duyurulması, uyarıların dikkat çekici olması gerekirdi. nitekim onlarca pano kapsam dışı bırakılmış. anlaşılan başından beri bu değişimin pek de dikkat çekmesi istenmemiş.

    yaşayanlar bilirler: oda’nın özellikle büyük kentlerde sadece “bazı” belediyelerle imzalamayı başarabildiği mesleki denetim protokolü, bu protokolü saymayan belediyeler ve kamu kurumlarınca dikkate alınmazlar. uzun yılların mücadelesine rağmen bu uygulama, yasal bir zorunluluk haline getirilememiştir. uygulandığı yerler de sorunludur… asgari fiyat uygulanamaz, hileli faturalar kesilir vs… yani mimarlığın uygulanma ortamını veya “sistemi” düzenlemeyi bi türlü beceremeyen mimarlar odası’nın yapabildiği yegane şey, serbest meslek yapmakta olan üyesi üzerinde baskı kurmaktır. bu sergiye getirilen son düzenleme de bu yaklaşımın uzantılarından biridir.

    oysa sergi-ödül projesi, ulusal ölçekte “belgelemeyi” ve “niteliği” gözeten, teşvik eden bir projeydi. odaya uzak duran üyeleriyle ilişkilenme, uzlaşma ortamına aracılık ediyordu. gerilimleri azaltmaya yarıyordu. başarıların onurlandırılması edilmesi, bize “herşeye rağmen” uğraşmakta olduğumuz mesleğimize dair yine de umutlanmayı, mutlu kalmayı vazediyordu.

    son genel kurul’da, sergi-ödül yönetmeliğinde değişiklik yapıldı ve sergiye kabul için, mesleki denetim, ÇED denetimi ve yapı ruhsatı şartı artık zorunlu hale getirildi. bu konuda yapılan tartışmaları ayrıca (band çözümlerini de yayımlayarak) değerlendirmek gerek. oda bürokrasisine koşulsuz bağımlılığın nasıl “akıl tutulmalarına” yol açabileceğinin ibretlik ifadeleriyle karşılaşacaksınız.

    işte, düzgün işleyen mekanizmalar böyle bozulur ve bir daha da tamiri çok zor olur. bu projeyi bu hale devşirenler ciddi hata yaptılar ve bence daha vahimi, yaptıkları işin sonuçlarını değerlendiremiyorlar. çok yazık!!

  4. orhan eriş

    Odanın dar seçici anlayışı anlaşılmaz bir darlığı meslek dünyamıza taşıyor. Mimarlığı belgeye, denetlemeye endekslemek gibi. Ödülü ben veriyorum benim istediğim proje olacak demek bu sergi ve ödüllerin başındaki “ulusal” kelimesine eziyet demektir. Oda deyin örneğin, istemediğiniz projeleri sokmayacaksanız.
    Saygılar

  5. lale sim

    Yetmiş projeyi saf dışı bıraktıktan sonra kalanlarla yapılan bir ulusal mimarlık seçkisi. Neymiş, mesleki denetimden geçmemiş, “denetimsiz mesleki ürünlerin” olmadığı çok denetimli, oda kontrollu bir sonuç. Bu sergide yer alanları kutluyor ve ödül alanalara başarılar diliyorum. Ancak bu çarpıklığa da değinmek istedim

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir