Kadıköy Belediyesi Hizmet Binası Mimari Proje Yarışması Sonuçları

35 Dakika Okuma Süresi

Kadıköy Belediyesi Hizmet Binası Mimari Proje Yarışması

1. Ödül

Özgür Bingöl, Mimar (Ekip Temsilcisi), İlke Barka, Mimar, Merve Şen, Mimar, A. Günkut Barka, İnşaat Mühendisi “Kadıköy Belediyesi Hizmet Binası Mimari Proje Yarışması” için tasarladığı proje ikinci ödülü kazandı.

Danışmanlar

Cem Özer, İnşaat Mühendisi
Ohannes Gül, Makine Mühendisi
Nuran Erdoğan, Elektrik Mühendisi
Nermin Tirben, Peyzaj Mimarı

Yardımcılar
Şevval Yılmaz, Mimar

Kadıköy Belediyesi Hizmet Binası Mimari Proje Yarışması

2. Ödül

 

Hüseyin Kahvecioğlu, Nurbin Paker, Melike Ekin Saraçgil Ateş, Eren Vardar ve Bahadır Özcihan’ın “Kadıköy Belediyesi Hizmet Binası Mimari Proje Yarışması” için tasarladığı proje ikinci ödülü kazandı.

Proje Raporu:

Mimari tasarımın temel ekseni; “yerin”, “işlevin” ve “mekanın” konu bağlamında yorumlanması doğrultusunda oluşmuştur.

“yere” dair;

Proje alanının konumu, ekstremlerin ve potansiyellerin bir aradalığıyla sıra dışı sayılabilecek özelliklere sahiptir. Öncelikle, var olan ve planlanan toplu ulaşım akslarının düğüm ve aktarma noktasında olması yakın çevreye büyük bir yoğunluk getirmekte ve aynı zamanda alanı tüm kent için son derece erişilebilir bir noktaya çevirmektedir. Taşıt ve insan trafiğinin yüksek yoğunluğu, alışılagelmiş bakış açısına göre çözülmesi gereken bir sorun gibi algılansa da, aslında muhtemel sorunlar kadar kente, kültüre ve sosyal hayata dair büyük potansiyeller yaratır. Bu tespitin tasarımdaki karşılıkları, olabildiğince zengin ancak yalın kentsel, kamusal mekanlar oluşturmak, insan ve taşıt trafiğini en rasyonel ve verimli bir şekilde çözmek ve özellikle yaya dostu bir çevre hedeflemektir.

“Yerin” bir diğer nesnel özelliği, yoğun bir yapılaşma alanı içinde, kuşatılmış bir boşluğun parçası olmasıdır. Alan, devamındaki açık otopark ve Nikah Salonu parselleri ile birlikte, iki yönde yapılardan oluşan duvarlar, diğer iki yönde ise demiryolu ve karayolu ana arterleri ile sınırı keskinleşmiş büyük bir boşluğun bir dilimi konumundadır. Bu durum alanın fiziksel ve kentsel açıdan değerlendirilmesinde göz ardı edilemeyecek bir özelliktir. Bu tespitin tasarımdaki karşılığı, yapılaşma kararlarının sadece proje parselini değil, parçası olduğu yakın çevrenin olası gelişimi ve potansiyellerini gözeterek alınması gereğini göz ardı etmemektir. Yapının arsada konumlanması, yönelimi, ve biçimlenmesinde yakın çevre ile bütünleşerek daha güçlü ve verimli kent mekanları oluşturma olasılığı göz ardı edilmemiştir.

“Yerin” görünenin yanında, hafızadaki izlerle varlığını sürdüren katmanları ayrıca önem taşır. Bu bölge, şehrin en eski yerleşim alanlarından biridir ve bu nedenle tarihi ve kültürel derinliklerin mekanı olarak güncel hayatta güçlü ve yoğun bir kamusal kullanıma olanak yaratılmaktadır.

“işleve” dair

Yerel yönetim kavramı halkın yönetime doğrudan katılımı ile güçlü bir ilişki içindedir ve bu yüzden demokrasinin temel katmanlarındandır. Çağdaş ve demokratik değerler, yöneten ile yönetilen arasındaki ilişkiyi açıklık ve şeffaflık çerçevesinde kurmayı gerektirir. Diğer yandan yerel yönetimlerin işlevi sadece idari hizmetlerin sunulması değil, aynı zamanda sosyal, kültürel ve ekonomik alanlardaki sürdürülecek faaliyetlerle toplumun yaşam kalitesini yükseltmektir. Bu iki tespit doğrultusunda, yerel yönetimin her daim kapıları halka açık, erişilebilir, şeffaf, dinamik yapılar olması gerektiği söylenebilir. Böyle olması beklenen bir kurumun mekanı da, idari hizmetlerle birlikte güçlü ve dinamik kamusal hayatın da mekanıdır.

Kısaca özetlenen bu tespitlerin tasarıma yansıması; belediyenin esnek, dönüşebilir, gelişebilir rasyonel bir kurgu içinde temel işlevlerini sürdürürken, aynı zamanda bina içinde ve çevresinde halkın her kesimi için davetkar olabilecek, kentsel yaşam konforunu yükseltecek mekânsal düzenlemelerin hedeflenmesidir. Diğer bir husus, açıklık ve şeffaflığın, soyut ve somut anlamda değerlendirilmesi ve çalışanın verimini ve güvenliğini olumsuz etkilemeyecek şekilde halkın kurumla yakın, iç içe olabileceği mekânsal deneyimler öngörülmesidir. Bunun mekânsal karşılığında, meydandaki seyir basamakları boyunca devam eden rampadan ulaşılan ve kamuya bırakılmış terasa ulaşan düşey sirkülasyon çekirdeği, şeffaf bir tüp olarak rasyonel ofis bandının kuşattığı atrium içinden yükselmekte, böylece kullanıcılar belediyenin kontrollü alanına girmeksizin kurumun çalışma ortamını görme, deneyimleme imkanı bulmaktadır.

“mekâna” dair

Mekan, mimarlığın temel nesnesidir. Sadece düşünce ve kavram düzleminde kalmayı tercih eden mimari bakış için de fiziksel mekan düşüncenin kaynağıdır. Kısaca, mimarlığın çok geniş bir yelpazeye dağılan nesnel ve soyut üretimlerinin ortak paydasıdır. Bu yüzden de inşa edilen mekan, kendini gerekli kılan koşulların ürünü olsa da, aslında bunun ötesinde anlam ve değer taşır. Bu tespit çerçevesinde, tasarlanan mimari ve kentsel mekanların temel işlevlerini en iyi bir şekilde yerine getirmenin ötesinde kullanıcısı ve kentli üzerinde olumlu etliler yaratması hedeflenmiştir.

Rasyonel, ekonomik, verimli çalışan kurgu içinde aynı zamanda etkileyici, imgesel değeri yüksek, yer yer alışıldık dışı deneyimler yaşatabilecek mekânsal çevreler hedeflenmiştir. Bunun tasarımdaki karşılığına, yapının arazide konumlanışı ile yarattığı dış mekanların yapının bir bütün olarak farklı yönlerden algılanmasına imkan sağlaması ve böylece yapının güçlü bir imgesel etki yaratması örnek verilebilir. Dış mekanların aktif yeşil alanlar, meydan, aktivite alanı gibi farklılık içeren kullanım alanlarını kesintisiz bir bütünlük içinde sunması da kentsel mekanı güçlendirmekte, kentte bir odak alana dönüşme potansiyeli yaratmaktadır. İç mekanda ise, binanın merkezinde oluşturulan boşluk, atrium, iç ve dış arasındaki dengeli ilişkisi ve boşlukta yer alan platformların farklı kullanım alternatifleri ile alışıldık bir belediye veya ofis mekanı ortamı yerine farklı etkileşim ve deneyimlere imkan tanıyan bir iç mekana dönmektedir. Gün içinde değişecek doğal ışık koşulları da iç mekanı zenginleştirici bir unsur olarak değerlendirilmiştir.

Yukarıda özetlenen mimari tasarım ekseninin yanında, çağdaş mimarinin temel yaklaşım ve değerleri, tasarım kararlarının gelişmesinde ve olgunlaşmasında etkili olmuştur. Başta “insan – çevre – doğa” ilişkisi, “teknolojik sistemler ve insan sağlığı” ilişkisi, “enerji verimliliği ve ekolojik denge”, “yapım sistemi ve sismik tedbirler”, “mekansal esneklik ve uyabilirlik” olmak üzere farklı konular göz önünde tutularak, ekonomik ve uygulanabilir çözümler aranmıştır.

 

 

Kadıköy Belediyesi Hizmet Binası Mimari Proje Yarışması

3. Ödül

Lorien Mimarlık‘ın “Kadıköy Belediyesi Hizmet Binası Mimari Proje Yarışması” için tasarladığı proje 3. ödülü kazandı.

Proje Raporu:

Günümüzde belediye binaları yalnızca kamuya hizmet veren ofis yapıları değil, katılımcı demokrasinin mekânsal karşılığı olarak ortaya çıkmalıdır. Toplumun tüm kesimlerini kucaklayıcı olma, dışlayıcı değil kapsayıcı mekansal organizasyonlar kurma, şeffaf yönetim ve açık bilgi paylaşımına olanak verme, toplumsal etkileşim, buluşma ve sergi salonları, etkinlik alanları gibi sosyalleşme mekanlarına sahip olma, kentsel bağlamla bütünleşme, geçirgen ve ulaşılabilir olma, ekolojik duyarlılığa sahip bir anlayışla tasarlanma ve inşa edilme, 21. yüzyılda kamusal yapı mimarisinin ulaşmaya çalıştığı noktalar olmalıdır.

Kadıköy Belediyesi Hizmet Binası tasarımı da yukardaki ilkelerden yola çıkılarak tasarlanmıştır. Yapı, Kadıköy gibi İstanbul’un kültürel ve sosyal açıdan en yoğun ve zengin ilçesinde yer almaktadır. Tasarımın hem simgesel bir kamusal yapı olması hem de yerel ölçekte erişilebilir bir merkez olarak aktif kamusal yaşamın yoğunlaştığı bir düğüm noktası olması fikirleri üzerine mimari senaryo kurgulanmıştır.

Kadıköy Belediyesi Yeni Hizmet Binası tasarımı, kamu yapılarının 21. yüzyılda nasıl dönüşmesi gerektiğine dair çok yönlü bir yanıt üreterek, şeffaflık, erişilebilirlik, çevre duyarlılığı ve çok işlevlilik ilkelerini içselleştirmeye çalışmıştır. Kentliye ait, davetkâr bir yaşam alanı sunmakta, yapısal inovasyonu ve sürdürülebilir teknolojileri kullanarak kent içinde örnek teşkil etmekte, simgesel değil, işlevsel bir kamusal odak olarak kentsel dokuda konumlanmaktadır. Kentle kurduğu ilişki, insan ölçeğini önceleyen yaklaşımı, nitelikli açık alan tasarımları ve mimari sadeliğiyle bu proje; katılımcı, yenilikçi ve geleceği düşünen bir belediyecilik anlayışının mekânsal karşılığı olmaya çalışmaktadır.

1. Kentsel Bağlam ve Yerleşim Kararları

Yapı, Fahrettin Kerim Gökay Caddesi ile Kurbağalıdere Caddesi keşisiminde, Söğütlüçeşme metrobüs durağının yanında ve Kadıköy Evlendirme Dairesi’nin karşısında yer alan, etrafı ile kesintisiz bir ilişkisi olan, merkezi bir ada üzerinde konumlanmaktadır. Yapı, aynı zamanda ulaşım açısından oldukça yoğun ve kamusal kullanımın yüksek olduğu bir bölgededir. Bu bağlamda yapı, kentsel dokuda varlığıyla yönlendirici bir kamusal yapı kimliği taşımaktadır. Öncelikle, yapı belirgin bir yöne açılmak ve ön-arka ilişkisi yaratmak yerine, etrafını saran tüm yollara doğru açılmış ve yapının kendisi adanın merkezinde konumlandırılmıştır. Yatayda yaygın yerleşimiyle mahalle ölçeğiyle uyum kuran yapı, çevresindeki kentsel alanlarla doğrudan ilişki içindedir. Yapının 4 kollu formu ise çevresindeki diğer kütlesel odak noktaları olan stadyum, evlendirme dairesi ve gazhane gibi yapılarla tasarımın kentsle doku içindeki ilişkisini güçlendirmektedir. Yaya ulaşımını önceleyen yerleşimi, açık ve yarı-açık alanlarla desteklenmiş geçiş senaryoları ve kentlinin yapıya farklı yönlerden erişimini mümkün kılan açıklıklar ve avlular ile kamusal bütünleşme sağlanmaya çalışılmıştır. 4 yönde avluları tanımlayan, merkezi yapıyı çevreleyen dörtgen kütlenin yer yer boşatılması açık, yarı açık ve kapalı mekan hiyerarşisini güçlendirmektedir. Bu avlular, belediye girişi avlusu, başkanlık girişi avlusu, belediye çalışanlarına hizmet veren servis (kreş, yemekhane) avlusu, ve çok amaçlı salon ve konferans salonununa açılan sosyal birimlerin avlusudur.

2. Mimari Kurgu

Kadıköy Belediyesi Hizmet Binası projesi için güçlü ve net bir dikdörtgen çerçeve üzerine oturan 4 kollu merkezi form ve modüler ve simetrik bir plan şeması yaratılmıştır. Ortogonal 4 kollu odaktaki yapının planı, merkeziyetçi organizasyon kurgusu sayesinde yönlenmeyi kolaylaştırmakta ve erişilebilirliği artırmaktadır. Yapının dört kolunun ucunda yer alan iç avlular, hem ışık ve hava geçirgenliği hem de mekânsal hiyerarşi açısından başarılı biçimde değerlendirilmiştir. Mimari kurguda tüm mekanların doğal havalandırma ve ışık alması hassasiyeti kütle ve plan kurgusunu şekillendiren unsurlardan biridir. Kütlenin genel biçimlenişi sade, güçlü ve zamansız bir duruş sergilerken; açıklık, geçirgenlik ve avlu organizasyonu ile kamu yapılarında giderek daha fazla önem kazanan şeffaflık, katılımcılık ve kapsayıcılık ilkelerine doğrudan karşılık verilmeye çalışılmıştır.

3. Cephe Karakteri ve İnsan Ölçeği

Cephe tasarımı, düşey elemanlarla zenginleştirilmiş ve yapının ritmini vurgulayan, hem işlevsel hem estetik bir dille geliştirilmiştir. Bu düşeylik, gün ışığını filtrelerken aynı zamanda cepheye hareket kazandırmakta ve güneş kontrolü sağlamaktadır. Ahşap strüktürle birlikte kullanılan açık renkli doğal malzemeler, hem sıcaklık hissini hem de şeffaflık ve açıklığı destekleyen bir ifade sunmaktadır. Yapının öncelikle bir ofis yapısı olması ve yıllar içinde iç mekanın birçok dönüşüme uğrama ihtimali, yapının cephesinin bu dönüşümlere olanak verecek esneklikte olmasını gerektirmiştir. Cephenin ritmik karakteri iç mekan dönüşümlerine kolayca uyum sağlayabilecektir. Katmanlı kütle organizasyonu, binayı kollara ayırarak ölçeksel olarak kentliye yakınlaştırmakta, cephedeki yatay-düşey dengesi ise binaya sade ve güçlü bir karakter kazandırmaktadır.

4. İç Mekân Kalitesi ve Kamusal Deneyim

İç mekânlar; doğal ışığın bolca girdiği, kullanıcıyı yönlendiren ve karşılaşmayı teşvik eden galeri boşlukları, avlular ve geçirgen ofis alanlarıyla şekillenmiştir. Görsel süreklilik sağlayan açık ofis çözümleri ve cam bölmeler sayesinde hem iç mekânda yön bulmayı kolaylaştırılmış, hem de hiyerarşik sınırlar yumuşatılarak daha demokratik bir çalışma ortamı yaratılmıştır. Kamusal kullanıma açık alanlar, avlular, toplantı ve bekleme salonları, dinlenme noktaları, yemek alanları ve sosyal buluşma alanları ile belediye binasının bir hizmet merkezi olmanın ötesine geçerek bir kamusal yaşam alanına dönüşmesi hayal edilmiştir. Kamunun sıklıkla kullanacağı birimler zemin kata yerleştirilmiştir. Ardından, mekanların kamu tarafından kullanım sıklığına göre zeminden üst katlara doğru bir yerleşim tercih edilmiştir.

5. Avlu ve Kamusal Mekân Kalitesi

Yapının 4 köşesinde yer alan avlular, yalnızca bir iç boşluk değil; çeşitli toplumsal kullanımlara açık, güçlü bir kamusal mekân kullanımı için kurgulanmıştır. Belediye giriş avlusu Kurbağalıdere Caddesi üzerinde Boğa Heykeli’ni ve Metrobüs çıkışını karşılamaktadır. Özellikle bu avlunun konumu gereği çok farklı ve bazen de spontane kentsel aktivitelere ev sahipliği yapması hayal edilmiştir. Ek olarak Söğütlüçeşme metrobüs girişinde yer alan ticari birimler ile yapının bu yüzü ve belediye giriş avlusu ilişki içerisindedir. Zemin katta yapıdan geçişlere izin veren pilotiler, su öğesi ile zenginleştirilmiş oturma alanları ve geniş dolaşım koridorları bu mekâna sakin ve deneyimsel bir nitelik kazandırmaktadır. Suyun ve ahşap malzemenin birlikte varlığı, kamusal mekâna hem fiziksel hem duygusal bir derinlik katmakta, bu alanı kentlinin gündelik yaşamının doğal bir uzantısı hâline getirmektedir.

6. Ofis Kullanımı ve Esneklik

Ofis alanları, esnek planlanabilirliği destekleyen açık ofis sistemleri ile tasarlanmış, gün ışığı alımına özen gösterilmiştir. Modüler mobilya yerleşimi ve geçirgen ara bölmeler sayesinde kullanıcılar arası iletişim ve birlikte üretim kolaylaştırılmış, farklı birimlerin değişen ihtiyaçlarına adaptif çözümler sunulmuştur. Ahşap tavan strüktürü, akustik paneller ve doğal ışık kullanımı ile birlikte mekânsal konfor yükseltilmiş; hem çalışanlar hem de ziyaretçiler için davetkâr ve insan ölçekli bir çalışma ortamı yaratılmıştır.

7. Yapısal Sistem ve Malzeme Yaklaşımı: CLT (Çapraz Lamine Ahşap)

Yapının zemin üstü taşıyıcı sisteminde tercih edilen CLT (Cross Laminated Timber), çağdaş kamu yapılarında giderek daha fazla karşılaştığımız sürdürülebilir ve çevreci bir yapı teknolojisidir. Bu tercih ile karbon emisyonu düşmekte, ahşabın karbon depolama kapasitesi sayesinde çevreye duyarlı bir bina ortaya çıkmaktadır. Yapım sisteminin prefabrik üretim imkânı sayesinde hızlı ve kuru inşaat süreci, kentsel merkezde şantiye etkisini minimize etmektedir. Ahşabın termal ve akustik yalıtım kapasitesi, iç mekân konforuna doğrudan katkı sunmaktadır. Ahşabın doğallığı, kullanıcı üzerinde psikolojik rahatlama, doğayla bağ hissi ve mekânsal aidiyet yaratmaktadır. Ahşap malzeme, yapının yalın ama güçlü mimari ifadesiyle uyum içindedir: CLT, sadece taşıyıcı değil, aynı zamanda estetik bir unsur olarak da mekâna dâhildir.

 

 

Kadıköy Belediyesi Hizmet Binası Mimari Proje Yarışması

 1. Mansiyon

Sinan Şerifoğlu Mimarlık‘ın “Kadıköy Belediyesi Hizmet Binası Mimari Proje Yarışması” için tasarladığı proje, 1. mansiyon ödülünü kazandı.

Proje Raporu:

Genel Giriş

Yarışma alanı ve çevresi, kentsel açıdan yüksek yoğunluklu, karma kullanımlı ve dinamik bir bölge olarak tanımlanabilir. Çevresinde yoğun konut dokusu, ticari yapılar ve kamusal alanlar bulunmaktadır. Alan, Marmaray ve metrobüs gibi kentsel ölçekte yüksek kapasiteye sahip toplu ulaşım hatlarının kesişim noktasında bulunmaktadır.

Bununla birlikte bölgede yapılması planlanan Maltepe-Üsküdar tramvay hattı projesi ve Yenidoğan-Söğütlüçeşme metro hattı bölgeyi önemli bir aktarma merkezi hâline getirecektir. Bu bağlamda yarışma alanı, çevresindeki iş merkezleri ve kentin cazibe noktalarına olan yakınlığı nedeniyle yoğun bir kentsel odak noktası olma potansiyeline sahiptir.

Kütle Yerleşimi

Tasarım yaklaşımı, yarışma alanının yaya yoğunluğu yüksek bir bölgede yer almasını dikkate alarak, kentsel kamusal alanlarla belediye ofislerini belirli bir mekânsal düzen içerisinde bütünleştirmeyi hedeflemektedir. Bu doğrultuda, yukarıda bahsi geçen ulaşım hatlarının kesişim noktasında – yarışma alanının güneydoğusunda – kamusal bir meydan oluşturulmuştur. Sosyal işlevlerin alanın çeperine, belediye ofislerinin ise merkeze konumlandırılması ise iki temel ilkeye dayanmaktadır:

 

1. Kamusal ve Kurumsal Alanların Ayrıştırılması

Yarışma alanının çevresindeki yoğun yaya hareketi göz önünde bulundurularak, sosyal işlevler halkın doğrudan erişimine açık, kamusal kullanımı teşvik eden bir yapı içinde tasarlanmıştır. Bu işlevler, kafe, sergi alanı, etkinlik mekanları ve halkın yararlanabileceği sosyal donatıları içermektedir. Bu yaklaşım, belediye hizmetlerinin kentle etkileşimini artırırken, kamusal alanları daha erişilebilir kılmayı hedeflemektedir.

Öte yandan, belediye ofisleri, belirli bir düzen ve işleyiş gerektiren kurumsal mekânlar olduğundan, kontrollü giriş çıkışa sahip, daha içe dönük bir organizasyonla merkeze yerleştirilmiştir. Bu yerleşim, çalışanların daha verimli bir çalışma ortamına sahip olmasını sağlarken, belediye hizmetlerine ihtiyaç duyan vatandaşların da yönlendirilmesini kolaylaştırır.

2. Kullanıcılar Arasında Mekânsal Hiyerarşi Oluşturulması

Bu yerleşim düzeni, kullanıcıları farklı mekânsal katmanlara ayırarak kontrollü bir geçiş süreci oluşturur:

Tamamen Kamusal Alanlar (Sosyal İşlevler): Alanın dış çeperinde konumlanan ve herkesin serbestçe erişebileceği mekanları içerir. Burada, halka açık sosyal aktiviteler ve belediyeye bağlı kültürel işlevler bulunabilir.

Yarı-Kamusal Alanlar: Geçiş bölgesi olarak işlev gören hem belediye çalışanlarının hem de vatandaşların kullanabileceği mekanları kapsar.

Kurumsal Alanlar (Belediye Ofisleri): Merkezde yer alarak daha kontrollü bir erişim düzenine sahip olan bu alanlar, belediye çalışanlarına yönelik işlevleri barındırır. Bu düzenleme, çalışanların daha verimli bir çalışma ortamına sahip olmasını sağlarken, halkın belediye hizmetlerine erişimini belirli noktalarda odaklar.

Bu mekânsal organizasyon, belediyenin kamu hizmetleriyle halk arasındaki etkileşimi dengeli bir şekilde kurgulamasını sağlarken, kurumsal işleyişin de kesintisiz devam etmesine olanak tanır.

Başkanlık binası, alanın kuzeydoğusunda konumlandırılmıştır. Tramvay hattı bu bölgede doğal bir sınır oluştururken, tasarımda öngörülen peyzaj düzenlemeleri de bina çevresinde güvenliği destekleyici bir tampon alan işlevi görmektedir.
Tasarımda, mevcut bina girişlerinin konumları korunarak, kentsel hafızayla süreklilik sağlanmıştır.

Planlama Kararları

Tasarıma yön veren temel prensiplerden biri, yalın ve esnek bir mekânsal organizasyon oluşturmak olmuştur. Bu doğrultuda, yapı iç avlulu ve galerili bir plan şemasıyla kurgulanmıştır. Merkezde yer alan avlu, hem doğal ışık ve havalandırma açısından bir çekim noktası yaratırken hem de iç mekânlarda açıklık ve ferahlık hissini güçlendirmektedir.

Ofis hacimleri modüler bir sistemle tasarlanarak, zaman içinde farklı ihtiyaçlara cevap verebilecek şekilde esneklik sağlanmıştır. Bu modüler yapı sayesinde mekânlar, değişen işlevsel gereksinimlere kolayca uyum sağlayabilir; büyüyebilir, bölünebilir ya da yeniden organize edilebilir.

Plan şeması, yalın bir kare form üzerinden geliştirilmiş, böylece hem mekânsal algıyı sadeleştirerek ziyaretçilerin ve dış kullanıcıların yapıyı kolayca kavraması sağlanmış hem de güçlü bir mimari kimlik oluşturulmuştur. Kare planın sağladığı düzenli ve net mekânsal kurguyla, kullanıcı deneyimi sezgisel ve akıcı hale getirilmiştir. Bu yaklaşım, erişilebilirlik, esneklik ve zamansızlık gibi önemli tasarım kriterlerini bir araya getirerek, mekânın uzun vadeli işlevselliğini desteklemektedir.

Ofis yapısında, iç avlu ve dışarıya açılan teraslar ile zengin bir mekânsal deneyim oluşturulmuştur. İç avlu, yapı içinde doğal ışık ve hava akışını destekleyerek hem çalışanlar hem de ziyaretçiler için ferah ve dingin bir atmosfer sunar. Gün içinde değişen ışık oyunları, avlunun yaşayan bir mekân haline gelmesini sağlarken, buradaki yeşil dokular ve oturma alanları çalışma ortamına doğallık ve huzur katar.

Dışa açılan teraslar hem bireysel hem de ortak kullanımlara uygun esnek alanlar sunarak ofis yaşamına çeşitlilik kazandırır.

Çalışanlar için açık havada çalışma, sosyalleşme veya dinlenme imkânı sağlayan bu mekânlar, yoğun iş temposu içinde nefes alabilecekleri alternatif noktalar yaratır. Ayrıca, ziyaretçiler için ofis mekanını daha davetkâr ve erişilebilir hale getirerek mekânsal deneyimi zenginleştirir.

Bu mekânsal kurgu, kapalı ve açık alanlar arasında akışkan bir ilişki kurarak, monoton çalışma düzenini kıran, ilham verici ve esnek bir iş ortamı oluşturur. Böylece hem bireysel verimlilik hem de sosyal etkileşim desteklenerek, kullanıcıların fiziksel ve zihinsel konforu ön planda tutulmuştur.

 

 

 

 

Kadıköy Belediyesi Hizmet Binası Mimari Proje Yarışması

  2. Mansiyon

 

Bark Architects’in “Kadıköy Belediyesi Hizmet Binası Mimari Proje Yarışması” için tasarladığı proje, 2. mansiyon ödülünü kazandı.

Proje Raporu:

TARİF / ÖLÇEK – KENTSEL SÜREKLİLİKLER / FIRSATLAR

Kadıköy’ün İkilemi: Metropol-Sayfiye Algısında Bir Kent Parçası

*Kadıköy üzerine düşünmeye başladığımızda, kentsel mekânı bir çırpıda tarif etmek kolay olmasa da ‘metropolleşmekte olan bir sayfiye yeri’ ifadesinin yersiz olmadığını düşünüyoruz. Bu tanımın rahatsız edici bir yönü olduğu kadar, Kadıköy’ün hâlâ kendine has ve nitelikli bir kentsel mekân için müdahale imkânı sunduğunun farkında olduğumuzu da tanımladığını düşünüyoruz ve anlatı boyunca detaylanacak olan yaklaşımımızda önemli bir çerçeve çizici tanım olarak akılda kalmasını önererek başlamak istiyoruz.

Bir Zamanların Ölçekli Kıyı Yerleşimi * Pasajlar / Bahçeler / Çayırlar

Bugünün Kadıköy’ü yoğun dönüşüm ve göç ile kimlik karmaşası yaşasa da, mahalle ölçeğinde katman katman çeşitlenen ve kıyıyla sürekli bağ kurmaya çalışan bütüncül bir kent parçasını tarifliyor, Haydarpaşa / Rıhtım aksından başlayarak Bostancı’ya kadar devam eden 21km’lik kıyı hattı boyunca süren yaşantı ve bu yaşantının kısa kesitlerde iç mahallelere bağlanacak sinir uçlarını açması belki de hala ‘Kadıköy Ölçeğinin’ en önemli tarifleyicisi durumunda. Kıyı-kent kurgusundaki bu güçlü sinir uçları / kentsel akslar Kadıköy’ün ölçekli bir kıyı yerleşimi olduğu dönemlerden bu yana pasajlar – bahçeler – çayırlar gibi çeşitli mikro kent parçalarıyla ilişki kurarak kentsel mekanın zenginliğini daha da arttırıyor. Bu bütüncül / girift kentsel yaşantı, tüm kontrolsüz dönüşüme rağmen mekânsal belleği bir şekilde koruyor ve özgün bir kent kimliği tarifliyor.

Bize göre Yarışmanın temel meselesi olan Kadıköy Belediyesi Hizmet Binası, hem mahalle hem de ilçe ölçeğinde önemli bir büyüklüğü tariflediği için, yapıya dair çözümlerimize geçmeden önce bahsettiğimiz kentsel nüvelerle ilişki kurma / onarma potansiyellerini aradık. Dolayısıyla doğru olanın bu kentsel sinir uçlarını bulmak ve inşa etmek istediğimiz yapıyla kuracağı ilişkileri tarifleyerek kentsel yaşamı zengileştirmek olduğunu düşünerek kararlarımızı aldığımızı söyleyebiliriz.

Kentsel Kararlar

2000 ölçekte verdiğimiz ana karar; Kurbağalıdere Vadisi ve ‘Rıhtım- Gazhane’ doğrultusu arasındaki kopuklukların kısa kesitler ve kentsel odak alanlar tanımlayarak birbirine ve proje alanına bağlamak oldu.

Bu doğrultuda halihazırda yaya odaklı bir yürüyüş alanı sunmayan rıhtım-gazhane doğrultusu boyunca geliştirdiğimiz öneri kısa kesitlerle etaplı bir ‘yaya yürüyüş promenadı’ üretmeyi amaçlıyoruz. Bu promenadı geliştirirken temel motivasyonumuz yukarda da bahsettiğimiz kıyı boşluğunun kentin içine kadar yaya sürekliliği ile nüfus etmesini sağlamak oluyor. Bu yürüyüş hattına paralel Kadıköy’ün çayırlarını – bahçelerini ve yeşil alanlarını tarifleyen ve geçmişte olduğu gibi kent yaşamına katmayı amaçlayan, Kurbağalıdere Vadisi boyunca Salı pazarına kadar uzanan bir ‘eko-hat’ önerdik, bu ekolojik hat ve yaya sirkülasyon hatlarını 3 odakta kentsel bağlar ile birbirine bağlamayı amaçlıyoruz.

-Kentsel Bağ 1 // Kuşdili Caddesi: Rıhtım-Boğa aksı ile Yoğurtçu Parkı Bağı

-Kentsel Bağ 2 // Kütüphane Meydanı – Kültür Sokağı: Eko Hat ile boğa-gazhane aksı bağı

-Kentsel Bağ 3 // Hasanpaşa Çayırı: Hasanpaşa-Gazhane aksı ve Eko Hattın bağı

 

Yaklaşımlar / Meydanlar / Zemin Yaşantısı

500 ölçek kentsel kararlar ve zemin yaşantısını tariflerken, yukarda değindiğimiz kentsel bağların proje alanındaki sürekliliklerini arayarak işe başladık.

Bu doğrultuda yakın gelecekte tamamlanması planlanan metro ve tramvay hatlarıyla birlikte alanın yoğun bir insan topluluğu hareketine maruz kalacağını düşünmekteyiz. Bir topluluk her zaman aynı hızda / frekansta ve aynı doğrultuda hareket etmiyor oluyor dolayısıyla topluluğun durması, hareketinden önce soluklanması belki bir afişe bakacak boşluğu araması onu kendi içerisinde alt katmanlara / frekanslara bölüyor bu nedenle zemin akışını tanımlarken rasyonel akslarla işe başlamak yerine ilk önce topluluğun aktarma eylemine ve yapı ile kuracağı alternatif ilişkilere teşne olacak kentsel boşlukları/ meydanları tanımlamanın daha doğru olacağını düşündük.

Bu doğrultuda yeni Üsküdar Tramvay Hattı Duraklarının yer aldığı ve aslında Hasanpaşa Mahallesi’nin de bir çeper olarak etrafını sardığı boşluk alana ‘TRAMVAY MEYDANI’, heykelin mevcut yerinde tanımlı bir kentsel öğe ve önemli bir yönelimi tariflemesi dolayısıyla vaat ettiği kamusal / bürokratik yüzün tuttuğu boşluğu önemseyerek bu hafızayı korumayı önerdik ve boşluk alana ikinci meydan olarak ‘BELEDİYE MEYDANI’ dedik. Yeni metro durağıyla beraber üst ölçekte önerdiğimiz ‘kentsel bağ’ ile de kentsel sürekliliklerini yeşil alan ekseninde kuracak olan boşluğu tutan ve öneri kütüphane programıyla tanımlanmış alanı da ‘KÜTÜPHANE MEYDANI’ olarak tarifledik.

 

 

 

Kadıköy Belediyesi Hizmet Binası Mimari Proje Yarışması

  3. Mansiyon

 

KAA Works‘ün “Kadıköy Belediyesi Hizmet Binası Mimari Proje Yarışması” için tasarladığı proje, 3. mansiyon ödülünü kazandı.

Proje Raporu:

Kadıköy’ün demokratik, özgür ve insan sever kimliğini yansıtacak, kente bir belediye binasından öte toplumsal bir değer kazandıracak bir öneri amaçlıyoruz.

Rıhtımdan gelen Söğütlüçeşme Caddesiyle, Kurbağalıdere vadisi arasında kalan çok kritik bir bölge proje alanı.. Hem “ticaretin ve doğanın” getirdiği önemli iki aksın kesişim kümesinde olması, hem metrobüs, marmaray, yeni tramvay ve metro hatlarının oluşturduğu düğümün merkezi olması sebebiyle hem çok önemli hem de çözülmeyi bekleyen bir yumak…

Kurbağalıdere ve çevresini incelediğimizde geçmişte var olan yeşilin yerini günümüzde betonlaşmaya bırakması problemlerden biri…

Farklı zamanlarda inşa edilen yapılar ve ulaşım ağlarının zeminde yarattığı kopuk ilişki, bozulan kamusal süreklilik ve zemin bütünlüğünün yok olması ise bölgedeki manevi diyaloğu koparan nihai durum.

“Amaç”

Kadıköy’ün kültür-sanat yaşamıyla, demokratik ruhuyla, cıvıl cıvıl insanıyla, ortak paylaşım alanları ve kamusallığıyla sokaklarından taşıyıp getirdiği güçlü diyaloğu devam ettirebilmek, yeşiliyle, meydanlarıyla, ticaret aksı, kültürel fonksiyonları, açık kapalı kullanım alanlarıyla bölgeyi halkın mekanı yapabilmek ana amaç. Bu amaca yönelik olarak;

-Gazhane tarafından gelen ve rıhtıma uzanan ticaret aksını devam ettirebilecek bir yapı önerisi sunabilmek ve limana kadar nitelikli, geniş ve yeşillendirilmiş yaya kaldırımı ile sürekliliği sağlamak,

-Dere kenarını doğal dokusuna kavuşturup rekreasyon alanı haline getirerek Kurbağalıdere vadisinden gelen yeşili proje alanına doğru sızdırabilmek, dere, ekolojik koridor, park, meydanlar ve çevre dokuyla ilişkilerini güçlendirmek,

-Her bir ulaşım istasyonunun sadece kendisine ve kendi kullanıcısına hizmet etmesi değil, ortak zeminde buluşarak, ulaşım ağları arası geçişin anlamlı, kolaylaştırıcı ve nitelikli rotalar haline getirilmesini, yapının ve yapı uzantılarının bu ilişkilerde olumlu rol oynamasını sağlamak,

-Belediye binası ve yeni metronun alt kottan da bağlantısının önerilmesi,

-Çeşitli fonksiyonlara hitap edebilen farklı kotlarda meydanlar, amfi, park alanları, kafe, sergi, çok amaçlı salon gibi sosyal işlevlere yer verip bir yandan da insanların toplu taşıma duraklarına sirkülasyonları gözetilerek akslar arası bağlantıların kurgulanması,

-Kent ölçeğine saygılı ve uyum gösteren bir belediye yapısını kente entegre etmek,

-Güçlü bir kamusal zemin yaratmak,

-Sürdürülebilirlik konularını önemseyen, doğa ve insanlık için önemli adımları fikrinde barındıran faydalı bir yapı kazandırabilmek,

-Hem ihtiyaçlara cevap veren bir belediye binası tasarlamak hem de kentin diğer unsurlarının yoğun ve bir arada olduğu bu bölgede, kentle bağlanan, sekteye uğramış ilişkileri yeniden kuran, kamusal işlev, zeminde geçirgenlik, kentsel bağlam ve bağlantılar anlamında ufak ama etkili müdahalelerle tasarım yapmak,

-Sadece kamusal kullanım zenginliği sunmak değil, belediye yapısının çalışanları için de sosyal mekanlar, kat arası amfiler, gün ışığı ve doğal havayı alan çalışma ortamları, çatı terasları ve etkinlik alanları gibi iyilikleri bünyesinde bulunduran, erişilebilir ve kolay işletilebilir bir yapı yapmak belirlediğimiz temel prensipler.

Program / kurgu

 

Tasarım önce kent ölçeğine entegre olma, sonra çevresindeki tüm girdileri ele alıp bütünleştirici bir zemin olma ve çevresini de olumlu yönde dönüştürme amacı güder. Tüm zemine yayılmak yerine, zemin düzlemini olabildiğince kente ve kentliye bırakır.

Fonksiyonu ve mimari kimliğinin ötesinde geleceğe dair bazı iyilikleri temsil eder. Doğaya daha az zararla yapma, kentin deprem gibi afet problemleriyle güvenli ve teknolojik yöntemlerle başa çıkma, sosyal kentleşme, kamusallık, doğaya ve doğal mirasa sahip çıkma, yeşili ve ağaçları koruma, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik ilkelerine cevap verme konularını ilke edinir.

Tüm bu ilkeler ışığında alana yerleşim ve kamusal zemin yönetimi adına çevresel verileri değerlendirdiğimizde bizim için çok önemli iki yönlendirici unsur var;

1- Rıhtımdan başlayarak boğa heykelini takip eden güçlü bir cadde ve ticaret aksı

2- Kuşdili Çayırı ve dere hattını takip edip Marmara denizine uzanan Kurbağalıdere Vadisi, yani öneri ekolojik koridor aksı

Bu kritik iki aks arasına yerleşen yapı bütününe baktığımızda sırtını yola yaslayan, vadiden gelen öneri yeşilin ise olabildiğince proje alanına yayılmasına izin veren bir öneriyi hem parka ve yeşile doğru gevşeyerek kaliteli kamusal zemin sağlama, hem de vadiye hakkı olan alanı verebilme açısından doğaya ve insana karşı verilmiş hakkaniyetli bir karar olarak görüyoruz.

Bu sırta takılan kütle hem ölçek hem cephe karakteri ile kente uyum sağlar biraz daha solid ve sert tavırlıdır. Parka doğru ise cepheler çözünür, kütleler arası açılan yırtıklar daha fazla doğal hava ve ışığı içine alır ve ahşabın yeşille uyumuna bırakır kendini.

Alışageldiğimiz şekilde, belediye yapısının caddeden epey bir geri çekilip yola ve gürültüye teslim olmuş pasif meydanlar yaratmasını efektif bulmuyoruz. Bunun yerine rıhtımdan gelen ticari aksı devam ettiren ve sokak ölçeğinde çevresiyle ilişki kuran, vadiyle birlikte önerilen parkı ise içine alan ve arkada açtığı meydanlarıyla dere kenarına kadar birlikte çeşitli kamusal zeminler kurgulayan bir plan öneriyoruz.

Zemin kurgusunda ise cadde yüzünde dükkanların hat boyunca devam ettiği planda, yapının tam karnından girdiğimizde genişçe bir fuaye karşılıyor bizi. Hemen önündeki amfi, yapının ana fuayesiyle bir alt kottaki etkinlik meydanını birbirine bağlar. Bu etkinlik meydanına bakan sergi alanı ve salonların giriş ve fuaye yapıları ile kafe etkinlik meydanının kullanım amacını destekler niteliktedir. Daha sonra bu alt meydan açık etkinlik amfisiyle tören alanına bağlanır, oradan da parka, metroya ve dere kenarı teraslara doğrudan erişir. Cadde ve park arasında dinamik bir kurgu yaratır.

Tramvay / marmaray aksları arasında ise erişim senaryosu şöyledir; tramvayın cadde tarafındaki çıkışı doğrudan yapı girişine yönlendirirken, park tarafındaki çıkışı ise meydandan doğrudan marmaray aksına yönlendirir. Bu aks üzerinde kafe, park alanları, çocuk oyun alanı ve çeşitli düzlemlerde oturma alanları eşlik eder.

Böylelikle ana meydan tüm ulaşım ağları için birleştirici bir zemin olurken, Marmaray, tramvay, metro ve metrobüs arası sirkülasyon ilişkisi anlamlı bir şekilde kurulmuş olur.

Yapı içerisindeki atriuma bakan kat holleri katlar arası amfilerle birbirine bağlanır. Bu sayede aslında hem holler hem de holleri bağlayan merdiven ve amfiler belediye çalışanları için de sosyalleşme mekanlarına dönüşür. Son kata erişen amfi, park tarafındaki terasa çıkar. Bu teras etkinlik terası olarak kurgulanmıştır. Vadi ve yeşil manzaraya sahip çatı terası, kafesi, oturma alanları, yeşil kurgusu, oyun alanlarıyla mola mekanı haline gelir.

Malzeme ve sürdürülebilirlik

Mevcut ağaçların korunması vs.

Betonun ana bileşeni olan çimento, tüm insan kaynaklı karbon emisyonlarının yaklaşık %8’ini oluşturmaktadır. Ahşap ise binanın ömrü boyunca salınan karbonu kendi bünyesinde depolayabildiği gibi ömrü bittiğinde doğanın dönüşüm döngüsüne katılabilir. Yapının bodrum katlar haricinde ana strüktürünü lamine ahşap oluşturmaktadır. Bölme duvar ve döşemeler için ise çapraz lamine ahşap (CLT) kullanılmıştır. Bu da karbon salınımını azaltırken, insan ürünü olanın doğayla daha sağlıklı bir uyum içinde varlığını devam ettirmesini sağlar.

Günümüzde yaşanan birçok planlama / yapılaşma sorununun, kent ve doğa kavramlarının birlikteliği ön planda tutulamadan ilerletilmesinden kaynaklı olduğunu düşünüyoruz. Kenti üretme eyleminin, herhangi bir tarafta tahribata yol açmadan, kenti kuran ögeleri, doğaya duyarlı olarak yapabilmenin mümkün ve hatta günümüz çağında gereklilik olduğunu düşünüyoruz.

Kadıköy Belediye Binasının, doğayla birlikte varlığını sürdürebilmeyi hedefleyen, kaynakları akılcı biçimde kullanan bir yapı olmasını amaçlıyoruz. Bu amaçla mevcut ağaçları koruyarak konumlandırdığımız ve Kurbağalıdere Vadisini betondan arındırıp yeşil dokusuna geri kavuşturmayı önerdiğimiz yapının parkla pozitif ilişki kurduğu ‘herkes için’ bir yaşam alanı planlıyoruz.

Yağmur sularının toplanması, geçirimli yüzeyler oluşturulması, yeşil çatılar ve doğal zeminlerle ısı adası etkisinin minimuma indirilmesi konularını içeren enerji verimililiği yüksek mekanlar kurgulanması amaçlanmıştır. Cephe tasarımı ile gün ışığı kontrolünün ve çapraz havalandırmanın sağlandığı ve pasif sistemlerin kullanımın desteklendiği yapıda, harcanan enerjinin bir kısmını ise çatıya yerleştirilen güneş enerjisi panelleriyle depo eder.

Yapı Ekonomisi ve Maliyet

Yapının ana strüktürünü oluşturan lamine ahşabın tutkallanması, emprenye edilmesi işlemlerinden de kaynaklı olarak betonarme yapıya göre maliyeti artırıyor gibi gözükse de, yapı boyunca aynı ebatlardaki kolon, kiriş boyutları düşünüldüğünde, atölyede hızlı bir üretim sonucu ortaya konulabileceğinden, zamanı kısaltarak ve lojistiği azaltarak, maliyeti etkileyen bu iki önemli faktörden verim sağlamaktadır.

Ayrıca inşaat sektöründe, yapıda kullandığımız boyuna lamine ve çapraz lamine ahşap uygulamasını destekleyen Avrupa fonları ve bir takım projeler olduğunu biliyoruz. Bu doğrultuda yapı maliyetinin önemli bir kısmının ulusal karbon katkısına ulaşma amacıyla destek fonlarından sağlanabileceğini düşünüyoruz.

Ek olarak, pasif sistemlerin kullanımının desteklendiği yapıda;

– mevsimsel olarak düşünülmüş doğal ışık yönetiminin kurgulanması, tüm birimlerin doğal havadan faydalanması, çapraz ventilasyon oluşturulması ile enerjiden tasarruf edilmesi,

-yağmur suyu toplama ve depolama sistemi ile su tüketiminden tasarruf edilmesi,

-güneş enerji panelleriyle kendi enerji üretimini sağlaması yapı ekonomisine katkıda bulunan önemli etkenlerdir.

Peyzaj

“İnsanın sürekliliği yalnızca doğanın sürekliliği ile mümkündür.”

Sürdürülebilirlik mevcutta bulunan ya da yeni oluşanın geleceğe olan sağlıklı devamlılığı olmakla birlikte, malzemesel sürdürülebilirlik, biyoçeşitlilik, ısı adası oluşumları ve dengeleri, organik üretim sürdürülebilirliği, su koruması, alanda bulunan kuş türlerinin yaşam alanlarını destekleyici yaklaşımlar, böcek türleri arasındaki denge ve yaşam sürdürülebilirlikleri gibi önemli konuları da içermektedir.

Tüm alanda bitki dokusu olarak, minimumda su ihtiyacı duyan, vadiye özgü bitki türlerinin de çoğaltılarak, ekosistemler arası dengenin tekrar sağlanması ve kır-kent dokusunun birbiri içerisinde eriyen düzeninin oluşması amaçlanmıştır.

Ayrıca azot ve karbon bağlanmasını alanda artıracak ve alandaki atmosferi iyileştirecek çeşitli yeni türler de bitkisel tasarıma entegre edilmiştir. Böylece bu türler Kurbağalıdere hattı boyunca yeşil koridorun devamlılığına katkıda bulunur.

1 Yorum

  1. Coşkun Arı

    Kararlı bir şema ve kurumsal kimliği ifade edecek bir proje kazanmış kutlarım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir