Çankaya Belediyesi tarafından Turan Güneş Bulvarı üzerinde yapılacak olan Ulvi Cemal Erkin Konser Salonu ve Kültür Merkezi için düzenlenen Ulusal Proje Yarışması sonuçlandı.

Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık düzenlediği basın toplantısıyla yarışmayı kazananları açıkladı. Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde yapılan toplantıya yarışma jürisi, Çankaya Belediyesi Meclis Üyeleri de katıldı.
46 projenin katıldığı yarışmada birincilik ödülünü, ekip başlığını mimar Ramazan Avcı, Mimar Seden Cinasal Avcı ve mimar Evren Başbuğ’un, danışmanlığını ise mimar Umut Başbuğ, mimar Suzan Bahtiyar, mimar Özcan Kaygısız, makine mühendisi Ekrem Evren, elektrik mühendisi Kemal Güravşar, inşaat mühendisi O. Ali Ünsal, peyzaj mimarı Elvan Ender’in danışmanlığını yaptığı ekip kazandı.
30 bin metrekareyi aşkın kullanım alanı olan, bünyesinde 2000 kişilik konser salonu, 500 kişilik tiyatro ve küçük salon, etkinlik merkezi, prova salonları, sergi salonu, halka açık hobi ve sanat atölyeleri ile derslikler, medya ve müzik kütüphanesi, kent konseyi ve sivil toplum temsilcilik mekanları bulunduracak olan Ulvi Cemal Erkin Konser Salonu ve Kültür Merkezi ile ilgili konuşan Başkan Tanık; ”Ankara’nın böyle bir merkeze yoğun ihtiyacı var. Sanatseverlerin de projeye destek vereceklerini biliyorum. Birkaç yıl içinde tamamlamayı düşündüğümüz bu Kültür Merkezi ile dünyada iz bırakan sanatçıları da buraya çekmek istiyoruz. Çaba harcayarak projeleriyle yarışmaya katılan herkese ve jüri üyelerimize sonsuz teşekkür ederim” diye konuştu.

Ankaralılar Vakfı adına Ayhan Sümer, Sevda Cenap And vakfı adına Mehmet Başman’ın da renk kattığı toplantıda konuşan jüri Başkanı Suha Özkan ise ’Projelerin her biri çok güçlü ve Çankaya Belediyesi’nin yükselen değerlerini yansıtan bir proje’ dedi.Önümüzdeki günlerde yarışmacıların bir araya geleceği ödül töreninin ardından uygulama projesi çalışmalarına başlanacağını belirten Başkan Tanık, Ayhan Sümer’in yaşını kastederek ‘açılışını görebilir miyim’ sözüne “Açılış konserinde de, onuncu yıl konserinde de yine bir arada olacağımıza inanıyorum,” şeklinde yanıt verdi.
13 Kasım 2010 Sergi Başlangıcı
21 Kasım 2010 Kolokyum (Çağdaş Sanatlar Merkezi, Kavaklıdere / Ankara, 18:00)
1. Ödül
Ramazan Avcı Mimar (DEÜ) – Ekip Temsilcisi
Seden Cinasal Avcı Mimar (Gazi Ü.)
Evren Başbuğ Y. Mimar (ODTÜ / İst. Bilgi Ü.)





Danışmanlar:
Umut Başbuğ Mimar (ODTÜ)
Suzan Bahtiyar Mimar (DEÜ)
Özcan Kaygısız Mimar (ODTÜ)
Teknik Danışmanlar:
Ekrem Evren Makina Müh. (Ege Ü.)
Kemal Güravşar Elektrik Müh. (ADMMA)
O. Ali Ünsal İnşaat Müh. (Osmangazi Ü.)
Elvan Ender Peyzaj Mimarı (Çukurova Ü.)
2. Ödül
Adnan Aksu Y. Mimar (GÜMMF) – Ekip Temsilcisi
Zehra Türkcan Aksu Mimar (GÜMMF)
Ezgi Başar Mimar (GÜMMF)




Teknik Danışmanlar:
Mehmet Zafer Kınacı İnşaat Müh. (ODTÜ)
Melih Özöner Makina Müh. (ODTÜ)
Kemal Aykaç Elektrik-Elektronik Müh. (GÜMMF)
Doç. Dr. Cüneyt Kurtay Mimar (ADMMA)
Aslı Tokcan Hüseyinoğlu Peyzaj Y. Mimarı ve Kentsel Tasarımcı (Bilkent Ü.)
Yardımcılar:
Mehmet Arıdoğan Mimar (GÜMMF)
Vasili Zlatovcen Öğrenci (GÜMMF)
Atilla Aksu jeofizik Müh. (AÜ Fen Fak.)
M. Raşit Ayparçası Öğrenci (GÜMMF)
Serkan Nurman Teknik Ressam (İskitler End. Meslek Lisesi)
3. Ödül
Ata Kurt Mimar (ODTÜ) – Ekip Temsilcisi
Dide Dinç Mimar (İYTE)
Necmeddin Selimoğlu Y. Mimar (KTÜ)
Teknik Danışmanlar:
Taşkın Topal İnşaat Müh. (İÜ)
Osman Yetkin Elektrik Müh. (YTÜ)
Duyal Karagözoğlu Akustik Y. Müh. ()
Yardımcılar:
Ali Hakan Yolcu Mimar (ODTÜ)
Elif Simge Fettahoğlu Mimar (Yeditepe Ü.)
Elvin Erkut Y. Mimar (Yeditepe Ü.)
Merve Babalı Mimar (Trakya Ü.)
Seçil Tezer Mimar (MSGSÜ)
1. Mansiyon
Erhan Vural Mimar (YTÜ) – Ekip Temsilcisi
Hakkı Can Özkan Mimar (YTÜ)
Dilek Topuz Derman Mimar (YTÜ)




Teknik Danışmanlar:
Erdinç Özkara İnşaat Müh. (YTÜ)
Mehmet Karadurak Elektrik Müh. (İTÜ)
Başak Taş Peyzaj Mimarı (İÜ)
Zühtü Ferah Makina Müh. / Akustik Danışmanı ()
Mehmet Çalışkan Makina Müh. / Akustik Danışmanı ()
Yardımcılar:
Semih Arslan Mimar (Uludağ Ü.)
Yusuf Uyar Mimar (Uludağ Ü.)
2. Mansiyon
Oral Göktaş Y. Mimar (İTÜ)
Sevince Bayrak Y. Mimar (İTÜ)
Ilgın Avcı Mimar (İTÜ)
Emine Derya Ertan Mimar (İTÜ)




Teknik Danışmanlar:
Ceyda Özbilen Peyzaj Mimarı (Yeditepe Ü.)
Gülsun Parlar İnşaat Müh. (YTÜ)
Mehmet Karadurak Elektrik Müh. (İTÜ)
Cafer Aktürk Makina Müh. (YTÜ)
3. Mansiyon
İpek Yürekli Mimar (İTÜ) – Ekip Temsilcisi
Suna Birsen Otay Mimar (İTÜ)
Arda İnceoğlu Mimar (İTÜ)




Teknik Danışmanlar:
Hakan Çatalkaya (İTÜ)
Belgin Merey (İTÜ)
Sarper Giray (İTÜ)
Deniz Aslan (İTÜ)
Cem Altun (İTÜ)Yardımcılar:
Fulya Eliyatkın ()
Eylem Yılmaz ()
Sevda Ağcakale ()
Gürkan Okta ()
Mehmet Gören ()
Benek Çinçik ()
4. Mansiyon
Tolga İltir Mimar (Gazi Ü.) – Ekip Temsilcisi
R. Kıvılcım Duruk Y. Mimar (ODTÜ)
B. Kaan Duran Mimar (İYTE)
Kadir Öztürk Y. Mimar (İYTE)


Teknik Danışmanlar:
Necdet Demirel İnşaat Müh. (DEÜ)
L. Hulusi Satoğlu Makina Müh. (İTÜ / Sakarya Müh. Fak.)
Namık Onmuş Elektrik Müh. (İDMMA)
Sercem Murat Sağın Y. Mimar (DEÜ)
Bilgen Öztopçu Peyzaj Mimarı (AÜ)
Yardımcılar:
Fatih Taş Mimar (İYTE)
5. Mansiyon
Onur Sağkan Mimar (MSÜ) – Ekip Temsilcisi
Hakan Karaman Mimar (MSÜ)
A. Erdem Tüzün Mimar (İTÜ)
Mihriban Duman Mimar (İTÜ)




Teknik Danışmanlar:
jacques Pocho ()
Müjdem Vural ()
Celal Çavuşoğlu ()
Erhan İşözen ()
Cem Ercan Makina Müh. (Koç Ü.)
Süleyman Emre Pusat İnşaat Müh. (YTÜ)
Mustafa Buğra Yerliyurt Peyzaj Mimarı (İÜ)
Aslı Özçevik Y. Mimar (YTÜ)
Yardımcılar:
Yelta Köm ()
Hayrettin Günç ()
Erinç Okudan ()
Guillaume Rousseau ()
6. Mansiyon
Ozan Özdilek Mimar (YTÜ) – Ekip Temsilcisi
Bilge Altuğ Mimar (YTÜ)



Teknik Danışmanlar:
Tuğba Alper Elektrik Müh. (Kocaeli Ü.)
Eray Gül Makina Müh. (İTÜ)
Cafer Aktürk Makina Müh. (YTÜ)
Ala Leman Cemali Peyzaj Mimarı (İÜ)
Özgür Önsel İnşaat Müh. (İTÜ)
Yardımcılar:
Elif Aksayan Mimar (YTÜ)
Gülnar Ocakdan Mimar (YTÜ)
Kaynak: cankaya.bel.tr
Proje Görselleri: kolokyum.com



30 Yorum
Kemal Usal Karagözoğlu
Ve nihayet Çağlayan Adliyesi Cumhuriyet Baş Savcılığı; ünlü Prof Dr Duyal Karagözoğlu’nu Sarıyer Asayiş Polislerince ön sorgulamadan sonra sorguladı.
Dr. Duyal “evet ben lise diplomasından başka hiçbir lisans ve üniversite diplomasına veya savcılığa sunacak sertifikaya sahip değilim!!! Benden hizmet alan dev inşaat şirketleri REKLAMLARINI YAPMAK İÇİN, ADIMIN BAŞINA Dr., Yük. Mh. ve PROF. ünvanlarını kendi çıkarları doğrultusunda ekliyorlar!!!
YANİ DOLANDIRICILIK MASASI VE SAVCILIK ONLARCA DEV ŞİRKETİN PEŞİNDE! İstiyene Cumhuriyet Baş Savcısı Sayın Güner’in imzasını taşıyan bu TAKİPSİZLİK kararını yollıyabilirim. Özellikle Ayşe Sabah adlı hanım mimar balerin piyanist ablaya ve Yapı.com isimli firmanın Dr. Duyal ile röportaj yapan ve dört yıl önce tlf ile uyardığımda ” Sen manyakmısın kimden bahsettiğini biliyormusun? Dünya çapında bir bilim adamı Prof. Dr. DUYAL KARAGÖZOĞLU ndan konuşuyorsun. Bir daha arama seni savcılığa veririz. “
Erkan Özegeli (0090)5359694941/Türkei
Das war die gute Zeiten in Göttingen Universitet und Goethe Jahren
İch Habe sehnsucht für altige Zeiten ,war doch sehr erfolgreich und dann Universitat an der Hochschule ,bzw Fachochschule mein examen Prüfung vom Prof Wolfgang Grass bekommen bzw kenne İch Prof Dr
Tomass Brock
mit freundlichen Grüssen
doch war Stad Krefeld
Erkan Özegeli (0090)5359694941/Türkei
Goethe İnstitut und Manegement und Marketing diplom
mitfreundlichen Grüssen
Diplom Chemie İngenieur,
Erkan Özegeli
Sehr geehrte Damen und Herren habe İch von Goethe İnstitut Diplom schon bestanden und wie mutte sprache kann İch deutsch sprehen
mit Freundlichen Grüssen
Kemal Usal Karagözoğlu
Aylar geçti ….. Ve Arkitera’cilardan Proff. Dr. Duyal Karagözoğlu nun:
1. İstanbul da türkücü ve pop’cularin ses kayıtlarını yaparken ve de abenim yanımda çalışırken aynı anda boyut değiştirerek İtalya! da üniversite bitirip, asistanlık, doktora tezleri, doçent ve bir alay Araştırma sunumları sonucunda Proff. Oluyor ve hangi İtalyancasi ile makarnacilara Akustik … Yalıtım …. Gürültü ve ne ise okutuyor? Bu kadar yalan ve sahtekarlık ancak filimlerde olur…yok olmaz be !
2. Diplomalar nerde ? Eğitimci kimlikleri nerde ? İtalyanca doktora tezleri v.s. v.s. … nerde veya sahtelerini yapan kimse bizde bir düzine alalım ve ….
3. Ben kimya son sınıftan 2 ders ve vizeler eksik oldugu icin diplomam yok ama para kazandıgım tekniklerde dünya çapında birisiyim aynen Bill Gate gibi… O da Müh. Dr. Proff. gibi unvanlarla bizleri uyutmuyor.
Bu konu artık siz mimarların, inşaat mühendis ve Akustik disiplinin diploma sahiplerinin ve savcıların ilgi alanı, ben kimyager olarak bundan fazla sizlerin kıymetli vaktinizi almak istemiyorum.
Hepinize saygılar ve başarılar diliyorum,
K. Usal Karagözoğlu
Skype usaltech 05399450027 05552396973
Kemal Usal Karagözoğlu
Sayın Demet Turun, Mimdap ile Arkitera’yı kıyaslayan yazınızı okuyunca bir çift söz söyleme gereğini duydum. Arkitera lise diplomalı Duyal Karagözoğlu’nu Prof. Dr. Akustik mühendisi diye lanse ediyor; hemde İtalya eğitim aldığını ekleyerek. Merak ederseniz Incity projesini tanıtan http://www.raf.com.tr/project.php?ID=23 bakın derim. İnternet yayıncılığı hiç bir araştırma yapmadan sallamak demekse, diyecek bir şey yok.
Kemal Karagözoğlu
Baylar ve Bayanlar,
Kestirmeden konuya girecem, kusura bakmayınız.
3. Ödülü alan projede yıllardır görüşmediğim ağabeyim Duyal Karagözoğlu’ nun ismini Akustik Yük. Müh. Dr. !!! ünvanları ile görünce gülmekten yerlere yattım. Lise diploması mimarlar tarafından Yük. Müh. Dr. olarak mı tefsir ediliyor ! Bravo ! Bazen de birader Prof. Dr. olarakta imzalar atıyor !
Hepinize iyi günler ve çalışmalar,
Kemal Usal Karagözoğlu
[email protected] 0539-9450027 skype usaltech
düzgündüzen
Kültür sanayisinin var olan karmaşası hakkında mekansal bir ölçek olarak “geniş” kaynağının kullanılmasını haklı bulamıyorum ama bütünlük ve gerçeklik tanımlarının yerleşkelerinin belirlenmesine sizin kadar bende önem veriyorum, haklısınız. Benzetmelerin (metafor) bellekte yarattığı kırık ayna etkisinin ise çözülmesi gereken bir vaka olarak değil virilon’un iyimserliği ile yaklaşılması gereken bir hata olarak göz gezdirilmesi ekibiniz açısından olumlu olur.
Gerçeklik tanımının proje yarışması sürecine indirgenmesi dediğiniz gibi hepimiz için iyi olacak bir kütleleşmeye götürecek.
Gerçeğe ulaşan bir bakış açısı için benzetme yaratacak olursak; faili meçhul cinayetlerde şüphelinin çok, gerçeğin yok olduğu bir süreçte tartışmaların yaşanması gibi Çankaya Belediyesi Başkanlık Hizmet Binası, Sanat Merkezi ve Ulvi Cemal Erkin Konser Salonu bir faillerden biri midir yoksa katledilen midir? sorusunun çözümü önem kazanır.
Belediye başkanlık ve hizmet işlevlerinin sanatsal yapılarla şenlendirilmesi, verimlilik güdümlü bakış açıları için olağan bir tanımlama yapıyor olması olasıdır. Yarışma altlığı ile ortaya çıkarılan işlevlerin, gönderilen projelerde ortaya konan bedensel ayrışmaya dönüşmesinin, verimlilik ya da ilkeler arası bir yaklaşımla değil cami içine devlet kurumu yerleştirmek gibi bir hata ile örtüştüğü kanasındayım.
Yarışma katılımcılarında yarattığı dönüşüm açısından Başkanlık, Belediye Hizmetleri ve Sanatsal etkinlik işlevleri faillerden biri gibi görünüyor olabilir ama bu durum sadece 1. ödül, 1. mansiyon, 4. mansiyon, 5. mansiyon ve 6.mansiyon için geçerlidir. Bu projelerin iktidar yapılarıyla bedensel ayrışmaya gittikleri, böylece sanatın iktidar yapılarının karşısındaki karşıtlığını iyi niyetli bir süreçte sürdürmeye çalıştıkları anlaşılıyor. 1. ödül ve 1. mansiyon ile ortaya çıkan ara sokağa, boşluksuz, her açıdan benzer bir algılama yaratan dev kütlelere, iktidar yapısının sanatsal yapının içlerine kadar baskın bir panoptik bir bakış attığı ortadadır. Bu ara sokakta ziyaretçilerin ve sanatçıların iktidar yapısının gözetlemesi altında kendi kendilerini katı düzene sokacakları ve bu açıdan uyumlu bedenler olarak etkinliklerini keskin sorumlu bakış açılarıyla sınırlayacakları açıktır. Bu açıdan 2. mansiyonun tül perdeye gerili yarı geçirgen yapısı ve köprüleri bu denetleme süreçlerini güçlendirecektir. 4. mansiyon, 6. mansiyon bu bedensel ayrışma açılarından katılaşmış yapılar ortaya çıkarıp olağanlaşmış ve kendilerini düzenleyecek bir sorumluluk etrafında şimdiden örgütlenmiş oldukları gözlenmektedir.
Evet 5. mansiyona gelirsek bedensel ayrışmanın dengeli bir şekilde oluşturulduğu ve eril-dişil ayrışalar ortaya çıkarmak yerine bütünsel bir örgütlenmeye gitme çabası içerisinde yapıların gövde gösterisine dönüşmüş bir arsızlığın hissedilmesi beni projenizde rahatsız eden süreç olmamıştır. Yarattığı kendine ait iç meydan avlu, uzun kanat boyunca uzanan köprüsel rampa, kullanılabilir boşluk olarak işlevli bina yüzeyi ve olanak verdiği gökyüzü boşluğu gibi açılardan projeniz gördüğüm projeler arasında başarılırdır. Hele uçlaşan yapısıyla bir fail- maktul ilişkisinden çıkıp, kültür yaratıcısı olan uzaysal biçimler ortaya çıkardığı bile söylenebilir ama ben kişisel tercih olarak iktidar yapısını sanat yapısı etrafında kol kanat geren bir anlam ilişkisinden kaçırıp, iktidar değişimlerine karşı kendi anlamını yeniden üretebilecek eklemsel hareketi, yer değiştirmeyi içeren bir işleyişi planlamaya çalışırdım. Sivrilen kütlenin tek düzeliği ile çarpıcı bir etki oluşturmalarına karşın dış geniş yüzeyin benzer ışık doygunlukları ve içine girdiği yalnızlık kendi kütlesinin beklenmedik mekan yaratma olasılığını azaltmaktadır.
2. ödül, 2. mansiyon ve 3. mansiyon alan projeler için söylenilecek sözler kendinde yapılar olmaları ile bir yere gelerek dayanmaktadır. Yapıyı yaşayan tarihsel süreç olarak ele aldıkları ve işlevlerini belirledikler çok açık.
Özellikle 3. mansiyonun yarattığı şaşırtıcı mekanlar, hava bacaları, ara toplanma mekanları tatmin edicidir. Bu açılardan kütleleşmesini yerleştirdiği katı kütle bir devlet yapısı gerçekliği sorumluluğu taşıma çabasında ve işlevsiz anlamların peşinde koşmadan yapı oluşturma kaygısındadır. Benim için mimari gözlerinde eksik olan, cieslewicznin bakışıyla; insanı sarsmayan bir görüntünün hiç bir değeri yoktur
2. mansiyonun dramatikleşen sarsıcılığı az olandan daha çok içerisinde barındırdığı karmaşayı saklama yönündedir. Bu şekilde kütlenin seyreltilmiş bir görünüm kazanması yerine ışık geçirmeyen bir duruş sergilemesi çok daha can alıcı olacaktır.
2. ödülün hız ile olan ilişkiyi ana yola dönük yüzünde köprü önerisiyle belirginleştirdiği ancak yakın kent yapılarına dönük yüzeylerinde yavaş bir kentin ihtiyacı olan yaşam alanlarını sunmak yerine ona arka bahçe işlemi yapmaları anlaşılır gibi değildir. (kullanıcıların haber düzeyinde tv-haber kuşaklarının evlerinin içine soktuğu anındalığın sanki bir iletim yapıyormuş gibi gözüken ama güncel şokların ardından gelen süreçte hiçbir şey değiştirmediğinin fark edilmesine rağmen) Grup üyelerinin, ön görünüşte baskın geçirgen cephe ile kentsel anındalıktan medet umması başka bir kavramsal çökme görüntüsüdür. Çünkü baudrıllardın medya kuramında söz ettiği canlı yayın yerine (bire bir doğayı temsil eden yapılar yerine) yaşamı yeniden üreten yayımlama bakışı burada değerlendirilirmesi gereken bir duruma gelmiştir. Bu açıdan da 1 mansiyonun ara sokak yüzeylerinde gerçekliği temsil etme, yayınlama çabası kayda değerdir. 1. mansiyon kapsamında geliştirilmesi gereken güçlü bir özdür.
Genel bozuk gerçeklik yaklaşımını simülaklar üzerinden sürdürmenin pek bir anlamının olacağını düşünmüyorum. Sonuçta her süreç yeni bir simülakr gerçekliği oluşturma eğiliminde. 2 mansiyon ve 5. mansiyonun yarattığı gerçeklik bozulmalarından 5. mansiyonda üretileni değerli buluyorum. 2. mansiyon, yine kişisel bir yorum olarak, buyurganlık konusunda dilini katılaştıramayıp heykelsiliğini yitirmiştir.
Tüm bu açılardan 3. mansiyon, 4. mansiyon ve hatta 2. mansiyon ve 6. mansiyon sanat etkinliğini sorgulamaktan daha çok unutturma eğilimindedir. Bu durum projeler üzerindeki düş selliğin erkin kültürünü oluşturan bir yapıya dönüşmesi tehlikesini taşımaktadır. Proje süreçlerine katılan görseller uygulanmamış olsa dahi internetin gözü ile yok olmaz bir biçimde yapılandıracaktır.
Bu kütleler görsel kültür alıcısı biz internet kullanıcıları tarafından dahil olunan (popüler kültür ürünleri gibi farklılaşmış gibi gözüken nesnelerin süreç içerisinde kütleleştiklerini fark eden bireyler olarak) alımlama sürecine bir öykünme taşımakta ve internet görselleri içerisinde görseldaşları ile aynı kalıba girme çabası içine girmektedir. 5. mansiyonun aktardığım görsel dünyada sahip olduğu eksikliklerin yeri belli olmakla birlikte, birinci projenin AVM projeleriyle her yerde tanıdıklaşan baskısına karşın, kentsel ifademiz için daha açık bir kültür yapıcısı olduğu açıktır.
onur sagkan
Sayin duzgunduzen, soylemek istediklerinizi biraz daha sadelestirip yazar misiniz lutfen (metaforlardan arindirarak). zira ben ve ekibimin katilimci olup odul aldigimz yarismada, odul alan projeler hakkindaki yorumarinizi anlayabilmek istiyorum. Ote yandan bu yorumlarinizi lutfen BUTUN projeler uzerinden gerekli argumanlarla destekler misiniz ? Ornegin gerceklik taniminiz nedir? Virilio’nun bahsettigi gerceklik kavramina mi referansiniz var? ya da kultur sanayisi derken bu kavramin ne kadar genis bir durumu tanimladigini farkindasiniz eminim. Cevaplariniz icin simdiden tesekkurler.
düzgündüzen
Genel haliyle çalışmalar gerçekliğin yamuk bir temsilini gösteriye dökme kaygısından daha çok, katı değişmez, alışıldık bir tek göz bakışıyla (konvansiyonel sözcüksüsüyle tanımlamaya çalıştıkları bu olsa gerek) temsilin sahte, basit imgelerinin gerçekliğin yerini tutma iddiasıyla yola çıkmış gibi duruyorlar. Kültür sanayisinin gösteri toplumunu oluşturduğu tüm süreçlerin yansımaları çalışmaların tümünde içselleştirilmiş ve onaylanmış konumda. Bir kere erdemi yok eden sahte bir eşitliği getiren iktidarların bu şekilde meşruluk kazanması korkunçtur, ölüdür.
Özne olarak ihtiyaçların nesnelleştirilmesinde kullanılan mimari yöntemlerin kendi dışında bir iktidarın varlığını kabullenip, kaygılarını görsele dökmeleri son yüzyıl içerisinde mimari ifade şekillerinin (kuş bakışı çizimler, görünüşler, düzleme üzerine düşürülen üç boyutlu ışınsal çizimler ) içine girdiği kısır döngüyü tekrarlamaktadır.
Geçmişten beri sürdürülen çarpık toplumsal yapıların devamlılığına olan inancın, insanlığın gelecekteki güzel günlerini kurgulamayı göz boyar bir şekilde yaşamsal öneme sahip gereksinimleri kütleleşmiş, donuk yaşamayan cisimler haline dönüştürdüğü çalışmalarda gözüme batan en büyük etkilerdir. Yoksa çalışmalarda seçilen çizgiler harika, renkler çoşturucu ve anlatımlar büyüleyici görünüyor.
Tüm iktidar yapılarında olduğu gibi, ses dinleme alanının işlerliğinin katmanlar, yükseklikler ve yönelimler arasında eleştirisinin çoktan geride kaldığını düşünüyorum.
Ütopik bakış açılarının yerini boyun eğmiş bir saydam gerçekliğe bıraktığı beyaz ekranda, gerçekliğin yerini alan basit temsil imgelerinin altından bize el sallayan sadeliğin ortaya çıkarılıp, gösterinin merkezine konulması gelecek günlerin devrimci mimarisini şekillendirecek ana kavram olacağını düşünüyorum.
Bu açıdan seçilen çalışmaların hiç biri karmaşanın altında yatan gerçekliği ortaya koyabilecek bir hareketliliğe ulaşamadıkları gibi, böyle bir kaygıyı dışa vurmamaktadırlar.
Seçilen gösterinin altın çağın yapıları şeklinde kütleleştirilmeleri, gittikçe dışlanan temel yapının saklanması yetmiyormuş gibi onları geniş yüzeyler ile saklama çabası; varlığı mükemmelleştirme barbarlığına düşmüş batı utkusuna düşe yazma halindeki, bedenlerin yok edildiği (pornografik) bir süreç olduğu ortadadır.
goethe’nin sonunda dediği gibi (!) hareket, biraz daha hareket.
Esra Güral
Yorumlardaki tartışma beni oldukça rahatsız etti. “demet torun” o bahsettiği sitenin adının hemen yanında duran “açık kaynak” sözünün ne anlama geldiğini bilmiyor sanırım. Üstelik internette ücretsiz olarak yayınlanan herhangi bir şeyin “kaynak belirtilerek” yayınlanmasının ne kötülüğü olduğunu anlamadım gerçekten. Bir tartışmanın daha fazla kişiye ulaşmasından rahatsızlık duymalarının sebebi ne olabilir? Yorum yazarken insan ister istemez görüyor, Mimdap yayın hakkını ne güzel belirtmiş “Kaynak gösterilmeden kopyalanamaz.” Yani buyrun alın, yeter ki kaynak gösterin diyorlar… İnternet böyle birşeydir zaten, bir şeyin yayınlanmasını istemiyorsanız internete açık olarak koymamalısınız.
lemi güngör
Bu yarışmanın kolokyumunda olmayı düşünüyorum. Jüri raporunu okumadım ama jüri sanki bu birbirinden farklı duran projelerde hem fikir olamamış parçalanmış gibi bir duyguya sahip oluyorum.
İlk sıradaki projenin mimarlarını kutlarım. Sanki diğerlerinden biraz daha ayrılıyor gibi görünüyor ama ana bulvara bu denli yabancılaşmış sağır bir kütleye sahip olması bugünkü çağdaş salonlardan bana doğru söylemek gerekirse aykırı geldi. Jüri bu olumsuzluğu atlamamıştır şüphesiz ama nasıl oldu da ilk sırada yer almış oldu o halde ya da çekinceleri nedir acaba?
Sergide gördüğüm kadarıyla genel olarak bir kaç proje çok aceleyle yapılmış ve ilk turda elenmiş bunları saymazssak ödül grubuna alınmamış en az mansiyonlar kadar iyi ve hatta 2 ve 3 . projelerden daha iyilerini gördüm. Demek oluyor ki jüri bir karar vermiş kütle yapısı şöyle olsun, yola açılım şöyle olsun gibilerden.
Eğer Çankaya belediyesinin bu yarışmayla elde ettiği proje buysa jüri biraz daha projeye el atmalı, bazı çekinceler koymalı, uygulama projesine yön vermelidir.
ahmet atalık
1. proje, yerden çok yüksekte yoldan çok geride o merdivenleri kim çıkar çok masif çok sağır iki kütle arasında bırakılan yarık ve boşluğu apartman boşluğundan az. planda fuayede kesin istenenden daha az bir yer bırakılmış, sahneler ve salonlar küçük. bu kadar sorun var bence.
2. proje açık salon açık sahne ile ölçeksiz. bir mimari form algılamasından uzak.
3. proje sergide gördüğüm kadarıyla eskiz safhasında. konvansiyonel yöntemle parçalardan oluşturulmaya çalışılmış bir mimari nosyondan uzak.
1. mansiyon kendi dilinde daha tutarlı bir sonuca varmış. 3. mansiyon da bir dile sahip. 5. mansiyon farklı gerçekten. diğer mansiyonlar için niteleme bulmak zor.
ilk üç derece mansiyona getirilmeliydi bence. fazladan olmuş.
demet turun
Çok haklısınız. Uzatmıyorum daha fazla, okuyan ne demek istediğimi anlar zaten. Size iyi takipler bu portalda. Güzel bir ortam yakalamışsınız bozulmasın. Yukarıdan sizin için seçtiğim çok güzel bir yorumla veda ediyorum buraya; iyi günler… “bugün sergiye baktım. ilk üç bana sağlam proje olarak görünmedi açıkçası. birinci eh işte. ikinci cam cemakan salonla nasıl bir şey öyle? üçüncü kime niyet kime kısmet, okunmuyor bile proje. mansiyonlarda 6. hariç tutarsak daha fazla ışık var. ödül almayan dört kadar proje bunlar ödül aldıysa nasıl elendiler sorusunu sorduracak cinsten. jüri heterojen davranmış galiba.”
Refik İmranlı
Demet hanım mimdap’la ilgili bir sorununuz varsa öncelikle orayı arayın ya da siz o kanalın bir şeyi iseniz bu işin hukukuna dayanarak sorun o zaman sorunuzu. Biz burada yıllardır takip ettiğimiz bir portal içinde sizin yakışıksız sözlerinize herhalde muhatap değiliz. Buna benzer bir çekememezlik laflarını bu ortamlarda ben şahsen hiç duymadım, ilk kez karşılaşıyorum.
Ne demek “Ya proje sahipleri projelerinin burada yayınlanmasını istemiyorlarsa? Ya sadece ve özellikle o malum siteye gönderdilerse projelerini” söylemi. Çok sağlıklı sözler mi bunlar? Projesine açılabilir kaydı koyan ve sergisinde zaten açık olan bir projenin şu yayın kurumunda olmasını istemek diğerinde istememek gibi özel birşey mi var? Ve hem de mimdap’ta? Bunu varsaymanız beni hem şaşırttı hem de açık söylemek gerekirse korkuttu. Asıl manipülasyon bu davranıştır bence. Sonra yorum yapanların yorumlarını “yüzeysel ve komik” bulmak da herhalde sizin haddiniz olmasa gerek, varsa bir cevabınız onu verin, karşı sözünüzü söyleyin.
Bir görev yüklenmişsiniz gibi geldi bana, siz de kusura bakmazsanız Demet hanım.
Saygılar
demet turun
Güldürdünüz beni Refik Bey. Lütfen şuradaki 10 tane yorumu bir daha okuyun. Bunlar mı eleştiri? Yorumların çapından da belli olduğu üzere kimsenin gidip projeleri kaynağında (sitenin ismini vermiyorum yanlış anlaşılıyor) incelediği yok. Hepsi sadece burada yayınlandığı kadarıyla (2-3 görsel) projeyi inceleyip bilgi eksikliğiyle yazılmış anlamsız yazılar. Bazıları komik bile. Ciddiye alınır tarafları yok. Bana yayıncılık öğretmeye kalkmışsınız ama size tekrar şu yorumları okumanızı tavsiye ederim. Kaç tanesinin haberi var bu imajları asıl yayınlayan sitenin burası olmadığından sizce? Kaynak verilince her şey çözülüyor yani öyle mi? Ya proje sahipleri projelerinin burada yayınlanmasını istemiyorlarsa? Ya sadece ve özellikle o malum siteye gönderdilerse projelerini? Neden tüm projeler Arkitera’da yok? Mimdap Arkitera’dan daha mı iyi biliyor internet yayıncılığının ne demek olduğunu? Fanatizmden bahsetmişsiniz. Yok benim diğer herhangi bir siteyle bağım. Eleştiriye meraklıysanız ve buradaki yüzeysel yorumlarla yetinecek kadar bu işlerden uzaksanız size söyleyecek lafım yok. Diğer kanalları incelediğinizi söylüyorsunuz ama incelemeyi bilmiyorsunuz o zaman kusura bakmayın. Başka platformlarda projeler buradakinden çok daha “mimarca” yerden yere vuruldu. Üstelik yargısız infaz da yok buradaki gibi. 2 görsel üzerinden değil oradaki eleştiriler. Uzatmaya gerek yok, Google’da istediğiniz şeyi aratın ve istediğiniz kanaldan mimarlık gündemini takip etmeye devam edin kimse size karışamaz, ama manipülasyon yapmayın. Herşey ortada.
Refik İmranlı
Ben bu yarışma için yapılan eleştirileri asıl olarak başka kanallarda görmedim, bana daha sahici geldi. Birinci proje ile ilgili eleştiriler, ilk üç için getirilen eleştiriler gerçekten kayda değer. Eleştiri var bir kere.
Yukarıda Demet hanım birşeye takılmış ama neye takıldığı anlaşılmıyor. Baktım alıntı yapılan kolokyum isimli yayınına ve belediye yayınına referans verilmiş, daha ne yani yok yayıncılıkmış kopyacılıkmış. İnternet yayıncılığı nedir bilmiyoruz galiba? O bahsettiğiniz sadece yarışma projesi veren kanal yayınladı diye mimarlık portalları daha çok mimara ulaştıkları halde ve daha doğru dürüst eleştiri ve yorum aldıkları halde yayınlamasınlar mı yani? Nedir bu şimdi, kıskançlık mı, cimrilik mi yeni çıkmış bir kanalın fanatikliği mi? Siz yine mimdap’ın hakkını yemeyin, mimarlık sadece yılda sekiz on kez çıkabilen yarışma projesi furyası ve onun “yayıncılığı” değil. Yurtdışı yarışmaları da izliyoruz burada örneğin.
Bu yarışmanın ismini yazıp google da bir aratın bakalım kimler çıkıyor Demet hanım.
demet turun
Evet doğru Arkitera’da yok bu projelerin bazıları. Çünkü Arkitera bu şekilde proje yayınlamıyor. Proje müellifleriyle tek tek iletişime geçiyor ve projeleri istiyor. Aynı buradaki proje görsellerinin kopyalandığı sitenin (kolokyum.com) yaptığı gibi. İki yöntem var gördüğünüz gibi bu işlerde. 1 – Yayıncılık, 2 – Kolaycılık. Ama Mimdap’ın hakkını yememek lazım, diğer sitelere yeni bir proje geldiği zaman vakit geçirmeden buraya da alıyorlar. Tebrikler.
celal salik
bu site ne kadar iyiymis ya! tum projeleri yayinlamislar. cok tesekkurler mimdab. emekleriniz icin. arkiterada bile yok bu projelerin bazilari. tekrar tesekkurler size.
orçun kuzey
daha olgun bir proje alabilirdi gördüğüm kadarıyla. küt-sağır bir proje bugünkü şeffalık trendine uymayan bir biçimde ilk sıraya yerleşmiş. 1960 model bürtalist bir yaklaşım sanki. her iki bulvara kapalı, mat bir proje nasıl ilk yapılmış anlamadım. ön bahçe ve çekme mesafesi mi istenen kamusal alanı karşılıyor yani? yapının içine bir derinliği yok bir kere. kepenklerini indirmiş, son dönem avm leri gibi.
Mustafa Duygulu
1. projenin acayip bir yüksekliği var okulun yanında. perspektif hatası değilse bu kadar masif sağır kütle dışı ahşap kaplandı diye mi birinci oluyor yani?
burada eksik görseller var bazı projeler tanıtılmıyor yayıncı kuruluş hepsini göstermeli. ödüle layık bulunmayanlara da bir bakın bakalım.
ilk üçü dereceye sokar mısınız? 1. mansiyon olan proje en önde bana göre. 2.lik verilen proje değişik anlayışından dolayı bir mansiyon belki alabailir. 3. proje bana göre bir şey almaz.
Mehmet Ekiz
bugün sergiye baktım. ilk üç bana sağlam proje olarak görünmedi açıkçası. birinci eh işte. ikinci cam cemakan salonla nasıl bir şey öyle? üçüncü kime niyet kime kısmet, okunmuyor bile proje. mansiyonlarda 6. hariç tutarsak daha fazla ışık var. ödül almayan dört kadar proje bunlar ödül aldıysa nasıl elendiler sorusunu sorduracak cinsten. jüri heterojen davranmış galiba.
demir güleç
en güzel proje 6. mansiyon. birinci proje ise bana göre ikinci derecede güzel. dümdüz yapılacak projeler varken tutmuş bazıları bıdık bıdık iş çıkarmışlar kendilerine.
Mustafa Duygulu
2. proje ve 6.mansiyonu tutmadım, bana göre bu skalada olmaması gerekirdi. 5. mansiyon en farklı form denemelerinden biri daha üstlerde olabilirdi. 1. proje kerameti jüriden menkul, hepsinin en iyis dediklerine göre ne demeli soumlu onlar sonuçta.
Osman Çoban
Bu memlekette yarışmalar az bir sürü proje bu azlık yüzünden yarışmalara yığılıyor ve o kadar emek telef olup gidiyor.
Jüriler bir iki günlük çalışma ile kendilerini bu kadar insan emeğini elimine ederken acaba neler hissediyor merak ediyorum.
Bazı projelerin durumunu eleştirmek zorundayım. 2. mansiyon projesi yani bir kevgir doku, delikli yüzey elemanı ters çevrilmiş bir küp bu denli mi etkili?
6. mansiyon. Nedir yani şimdi bu bloklar. Mimarlığa bir katkı ı getirmiş durumdalar.
Kolokyumda bulunmak bu projelerin nasıl sıyrılıp geldiğini sormak gerekir.
Nuri Sağlam
Önce kazanan herkesi kutlarım.
1. proje başta olmak üzere diğerleri de çok iri kütleler çıkmışlar. Yandaki okula göre bakınca okulun üçüncü katı bunların plato alanları olmuş örneğin. 2. proje de çok cam cama ve o da aykırı kütlesiyle fazla bir anlam içermiyor bana göre. 1. mansiyon çevreyle ilişki kurmadan kendinde şey olarak tasarlanmış bu anlamda kendine hitap eden bir kütle ve daha başarılı. 4. mansiyon konvansiyonel bir çözüm. Bilindik ve fakat bir kültür alanı için az tabi. 6. mansiyon nedir öyle? bu proje ödül grubuna neyiyle girmiş olabilir anlaşılmaz açıkçası.
firuzan
iyi proje kutlarım. diğer proejeleri açıklamanızı bekliyoruz. hepsini bir arada görelim.
perran su
cumhur beyin değerlendirmelerine bir açıdan katılıyorum. öteki projeleri de görelim, demek ki en iyi durumda olan buymuş bana göre de sorunlu duruşuna rağmen derim o zaman.
bir şey daha dikkat çekici. birinci projeyle 1. mansiyon ruh ikizi gibi. bu kütle kuruluşu benzerliği nedir böyle? kalbel vuku…
cumhur inan
bütün projeleri görelim derim buradan pek fazla bir şey anlamıyoruz. jürini davranışı çok belli olmuyor. tercihler nasıl kullanılmış fark edemiyoruz. 1. proje ana bulvara yan dönmüş gibi örneğin. nedir bu projenin yana ya da sırtını ana bulvara dönmesinin hikmeti? yönlenme mi çözülemedi anlaşılamıyor? sayalım dünyadaki bütün kültür merekezlerini konser salonlarını böyle yüzünü saklayan bir öneri var mıdır?
bu kadar kısa mesafede esas salon ve fuayeyi bu kadar havaya kaldırmak peki, 3 boyutlularda yumuşatılmış gibi olsa da ana fuaye ne kadar yüksekte değil mi? nedir o dış merdivenler mesela? yoldan geçenlere göre konser salonu uzak ve yüksek yanı amaçladığı kamusallık iddiasını belki zımnen reddeden bir kartal yuvası şeklinde tasarlanmasına jüri bir eleştiri vermiş midir?
gibi sıralanabilecek bir dizi soru var herhalde…
Lalehan
Güzel bir yarışma oldu sanırım. Projelerin tümünü daha göremedik görünce daha da iyi anlayacağız. Katılanları kutluyorum.