1. Ödül

Plug ve Het Peyzaj’ın “Balavca Deresi ve Yakın Çevresi Fikir Projesi Yarışması” için hazırladığı proje 1. ödülü kazandı.

  • Proje Ofisi: PLUG HET Peyzaj Kentsel Tasarım
  • Proje Tipi Grubu: 1. Ödül
  • Tasarım Ekibi: Buşra Al Hayriye Eşbah Tunçay Başak Demireş Özkul Arda Coşan
  • Danışman: Ozan Özdilek Bihter Öztürk
  • Yardımcı Mimarlar: Hilal Yivci İlayda Ömer Aybüke Yarbasan Berfin Demir Şevval Düzgün Hatice Oya Eşbah
1. Kılcaldan Dereye Suyun Sürekliliği

Balavca Deresi, mevcut durumda kent dokusundan izole olmuş, yer yer üstü kapatılarak tamamen görünmez kılınmış durumdadır. Dere ve kent etkileşim halinde değildir.

Beçin Kalesi ve Sodra Dağı’ndan hareketine başlayan su, halihazırda izleri kent içinde okunamasa da, kılcal izlerin dere havzasına kavuştuğu bütünsel bir örüntüye sahiptir. Kılcaldan nehre kademeli geçiş, Balavca Deresi’nin havzasından kentin doğusundaki kırsal dokuya uzantılar oluşturmaktadır.

Öneri, suyun kent içerisindeki bütünsel izini bir rekreatif alan örüntüsüne dönüştürmeyi amaçlamaktadır. Mahalle ölçeğinden kentin merkezindeki dereye ulaşan bir açık alan kademelenmesi yaratılmaktadır.

Güney-Kuzey yönünde hareket eden ana dere aksı ise, öneri yol düzenlemesi ve kral yolunun uzantısında Kırcağız ve Labraunda’ya devam eden tarihi rotanın arakesitinde geniş bir havza oluşturmaktadır. Batı doğu yönündeki kılcallardan hem su hem de suyla birlikte hareket eden kentli dereyi beslemektedir.

Dere kuzey yönünde ilerledikçe Sarıçay’a ulaşır. Paralelinde hareket eden kral yolu ise tarihi bir rotaya dönüşerek Milas’ın çevre yerleşimlere erişmesini sağlar.

2. Beton Kanal İçindeki Sınırlı Derenin Kamusal Omurgaya Dönüşmesi 

Mevcut dere, Ağa Cami ve Gölcüklü Zeytinyağı Fabrikası arasında yer alan doğal dere kıyısının dışında beton kanal içerisine alınmıştır, iki tarafından da araç yolu geçen dere bu nedenle yakın çevresi ve kent ile iletişimini kaybetmiştir. Merkez Cami ve Milas Müzesi’nin olduğu bölümde ise derenin üzeri tamamen kapatılmış ve suyun izi sürekliliğini kaybetmiştir.

Süreksiz ve kanal içindeki dere izi, çeperinde yeşil alan ve kamusal alanlar ile de etkileşim sağlayamamaktadır. Mevcut haliyle dere, kentin hem doğal su hareketinin, hem de kamusal akışın bir parçası olmaktan uzaklaşmıştır.

Öneri, doğa tabanlı bir derenin üretilmesini amaçlamaktadır. Dr. İsmail Hakkı Milaslı Caddesi’nden gelen ana araç yolunun İnönü Caddesi ve Atatürk Bulvarı’na bağlanması ile dere ve havzası yaya ve bisiklet kullanımına bırakılmıştır.

Bu sayede Balavca Deresi ve çeperi doğallaştırılmıştır. Derenin izi yer yer genleştirilmiştir. Bu müdahaleler dere havzasının sürekli bir kamusal omurgaya dönüşmesini sağlamaktadır.

Kamusal omurga, hem dere çevresinde yer alan kamusal alanlar ve parklarla iletişim kurmakta, hem de kent dokusu içerisine kılcallar halinde sızmaktadır.

3. Yayalaştırılmış Dere Çeperi – Rekreatif Aks

Kentin çeperinde yer alan D525 Karayolu kent merkezi ve kırsal alan arasında sınır ve eşik oluşturmaktadır. Dere ile paralel ilerleyen İnönü Caddesi ve Atatürk Bulvarı kent içi ana arteridir. Dr. İsmail Hakkı Milaslı, Barış ve Kışla Caddeleri karayolunu aşarak kent merkezinin kır ile bağlantısını sağlamaktadırlar. Mevcut durumda derenin iki yanı yollar ile çevrili olduğu için su, kent ile bütünleşememektedir. Bu nedenle Dr. İsmail Hakkı Milaslı Caddesi, İnönü Caddesi ve Atatürk Bulvarı ile bağlanmış, böylece dere havzası yaya ve doğa odaklı bir bölgeye dönüştürülmüştür.

Dere ile paralel önerilen bisiklet yolu, kral yolunun içerisinden de geçerek sürekli bir döngü oluşturur. Bisiklet yolunun ikinci ve daha geniş döngüsü ise karayolu yönünde konumlandırılarak kentin tamamında bisiklet hareketinin kesintisiz devam etmesi sağlanmıştır.

Sodra Dağı’nda dereye dik inen yollar aynı zamanda bioswale olarak düzenlenmiş, böylece suyun hareketi yol örüntüsüyle entegre hale getirilmiştir.

4. Dere ve Uzantıları – Kıyı ve Kentin Bütünleşmesi 

Kamusal omurgaya dönüştürülen dere, hem havzası hem de uzantılarıyla kent işi rekreatif alanı örgütlemektedir.

Doğallaşan dere kıyısı sadece kentli işin değil tüm canlılar işin bir yaşam alanı oluşturmaktadır. Suyun hareketi, temas ettiği bölgenin kullanımına göre çeşitlenir. Bu çeşitlilik derenin, farklı tür ve kullanıcıların uygun yaşam alanlarını bulabilecekleri zengin bir yaşam dizgesine dönüşmesini sağlamaktadır.

Dere çeperinde gelişen yeni atmosfer, kral yolu ve tarihi rota ile bütünleşerek bir döngü yaratır. Böylece doğal yaşam ve tarihi iz birbirleri içine geçerek kolektif ve sürekli bir kent mekanı üretirler.

Güney kuzey yönünde dereye paralel gelişen bu organizma. Batı- Doğu yönünde oluşturulan kılcal uzantılarla Sodra Dağı ve kırsal alan ile bütünleşir.

Sodra Dağı’ndan dereye dik gelen sokaklar bioswale olarak düzenlenmiştir. Kentin doğu yönündeki tarihi doku ve kalıntılarda kamusal omurganın uzantısı kılcal izlere dönüşmüştür. Böylece hem doğu hem batı yönünde rekreatif dere omurgası mahalle aralarına kadar sızmaktadır.

5. Farklılaşan Kıyı Kullanımları

Balavca Deresi farklı bir çok kıyı kullanımını barındıran önemli bir yaşam alanıdır.

Birbiri içerisine geçen çeşitli kullanımlar dere üzerinde bir dizge oluştururlar. Öneri, mevcutta bulunan kullanım çeşitliliğinin izini sürmektedir. Mevcutta var olanı koruyarak ve potansiyel kullanımları geri çağırarak gündelik olanı yeniden düzenlemeyi hedeflemektedir.

Kuzey yönünde karayolu tarafından kesintiye uğrayan tarımsal üretim alanları yeniden örgütlenmiştir. Bu alanın devamında yer alan ve atıl kalmış endüstri mirası alanı market ve gastronomi merkezine dönüştürülmüştür.

Tarihi merkez, Baltalı Kapı, Su Kemerleri, oda mezarı, cephanelik, Ağa Cami, vergi dairesi, Hekatomnos Anıt Mezarı ve Kutsal Alanı ve Belen Cami’ni de içerek şekilde bütünleştirilmiştir.

Ulu Cami ve Milas Müzesi önündeki kapatılan dere açılarak ve yayalaştırılarak mevcutta geçiş alanı niteliğinde olan bölge kent merkezine dönüştürülmüştür.

Derenin güney bölgesinde ise tamamen dereyle bütünleşik çalışan eğitim yapıları, kent parkı ve kamu yapıları yer almaktadır. Kent Parkı’nın Atatürk Bulvarı yönünde yeni bir Hükümet Konağı önerilmektedir. Aynı zamanda dere bu bölgede yer yer genleşerek ve farklılaşarak tüm kamu yapılarının birer parçası haline gelmiştir.

6. Kıyı Bileşenleri – Dereyle Farklı Temas Biçimleri

1. Sarı iz: Doğallaşmış dere kıyısında yer alan yeşil alan ile kent dokusu içerisine sızan uzantıların arakesitinde, tüm iskele, köprü ve kıyı birimlerini birleştiren sürekli bir iz oluşturulmuştur. Bu iz dere için bir su toplayıcı altyapı olmasının yanı sıra dere havzası ile yapı stoğu arasında kalan boşluğun mekansal düzenleyicisi görevindedir. Rengini “Milas Sarı”sından alır.

2. Kıyı Birimleri: Dere ve kent dokusu arakesitinde konumlandırılan kıyı yapıları önerilmiştir, ilişki kurduğu yere göre sera, komünite merkezi, sergi, atölye ve market işlevleri gören bu hafif strüktürlü birimler kentsel tarım laboratuvarları olarak görev alır. Dere rekreatif alanına eklemlenen bu yapılar tek katlı, esnek, çeşitli boyutlarda üretilebilir birimlerdir. Dere boyunca farklı istasyonlar olarak tasarlanmıştır.

3. Amfiler: Merkez Cami, Milas İlköğretim Okulu, Kent Parkı ve Milas Lisesi önünde genleşen dere ile entegre, dere kotuna inişi sağlayan, tüm mevsimlerde derenin kullanım alanını genişleten arakesitlerdir.

4. Köprüler: Derenin iki yanını birbirine bağlayan, araç trafiği dışında yayanın ve bisikletlinin iki yaka arasında geçişini sağlayan eklentilerdir.

5. İskeleler: Dere kesitinin dikleştiği ya da duvarlaştığı bölgelerde kamu yapılarının ve kamusal alanın dere ile temasını artıran yüzeyler tasarlanmıştır.

 

4. Mansiyon

 

  • Tasarım Ekibi: Erhan Vecdi Küçükerbaş Volkan Barboros Hüseyin Öztürk Betül Çavdar Yasin Baştürk Miraç Oskay Gökay Karakalpakoğulları Selçuk Şener Elvan Barboros Ersan Adnan Kaplan Emine Malkoç True İpek Altuğ Turan Hatice Sönmez Türel Merve Özeren Alkan Diba Şenay Dalya Hazar
  • Yardımcı Mimarlar: Ecem Ün Emre Kocakalay Buse Menteş

    MYLASA’DAN MİLAS’A BALAVCA

    Athenaios’a göre, Makhon bir eserinde Zenoposeidon’un çift karakterine atıfta bulunmaktadır:

  • “…Bir müzisyen olarak komik şair Makhon’dan şöyle bahsetmiştir: Müzisyen Dorion bir keresinde Mylasa’ya gelmişti ama kalacak hiçbir yer bulamamıştı. Bu sebepten dolayı kutsal alana oturdu, şansına burası kapıları olmadan yapılmış bir yerdi ve Neokoros’u, kurban ederken gördü, dedi ki: “Söyle bana, dürüst beyefendi, Athena ve tüm tanrılar adına!, Burada yer alan tapınak kimin tapınağı?” O cevap verdi: “Zenoposeidon Tapınağı, yabancı!” Dorion şöyle dedi: “İkisi tek bir odada yaşayan tanrıların olduğu yerde bile, nasıl olur da bir adam kalacak yer bulabilir?”…

    Müzisyen Dorion, Mylasa’da kalacak yer bulamayışını, Tanrıların çift doğasından kaynaklı olduğuna bağlayarak sitem etmektedir. Tıpkı şehrin doğasını etkileyen Tanrılar gibi, nehirlerin de doğasını değiştiren su kaynaklarından da bahsetmektedir. Milas’taki Sodra Dağı’nda kaynayan sular, Athenaios’un tarifiyle uyuşmaktadır. Sodra Dağı’nda kaynayan suların içilemeyecek kadar acı olduğu rivayet edilir. Mylasa kenti içerisinde alternatif yataklar oluşturup, bugün kent merkezi boyunca uzanan Balavca Deresi’ne dökülmektedir. Balavca Deresi’nden de Sarıçay’a dökülmektedir. Bu bağlamda, Sodra’dan Balavcaya akan sular, Balavca’nın tatlı suyuyla birleşerek, onun doğasını değiştiriyor olmalıydı. O halde Zenoposeidon kültünün de başlamasına sebebiyet veren bu sular, Zenoposeidon kutsal alanından da Balavca’ya dökülüyor olmalıydı. Zeus ve denizlerin birleşme teorisi, Mylasa’daki Zenoposeidon’un doğası için uygun gibi görünmektedir.

    Balavca Deresi; İlk çağlardan bu yana medeniyetlere başkentlik yapmış bu şehirde, Antik Dünyanın eşsiz başkenti Mylasa’da, inanışları, kültürleri, sosyal yaşamı ve yapılı çevreyi şekillendiren kültleri doğuran doğal bir fenomendir. Çağdaş dünyada ise, doğal sürecini yaşamaya çalışırken, kentin içine girdiğinde, kısmen beton kanal içine alınmış, kimi yerde tamamen üzeri kapatılmış, bir altyapı sorunu olarak görülmektedir.

    Medeniyetlerin katmanlaştığı Milas’ta, yok olmuş, değişmiş, devşirilmiş, üst üste yığılmış, somut ve soyut mirasın izlerinin takip edilebilmesi; her şeyin başlangıcında orada olan ve günümüze kadar kayıt tutan Balavca Deresi’nin tanık olduğu tüm gerçek hikayeyi bize tekrar anlatabilmesine olanak tanımakla mümkün olacaktır. Hem kahraman hem tanık olarak Balavca Deresi; Milas’ın doğasını, kültür varlığını, tarihi su yollarını keşfeden rotalara yön verecek izlerin oluşturulmasında en önemli referans olmaktadır. Milas’ın hikayesini anlamaya ve anlatmaya çalışırken, izlenecek yol haritasına, oluşturulacak kavramlara, yapılacak yatırımlara rehber olacak projenin adı Mylasa’dan Milas’a Balavca.

    Milas ilçesi, Mylasa olarak anıldığı antik dönemden günümüze içinde bulunduğu bölge/havza ile doğal ve kültürel ilişkiler kurmuştur. Kent, barındırdığı mimari, arkeolojik ve tarihi değerlerle ve içinden geçen Balavca Deresi ile çok katmanlı ilişkiler ağı oluşturmuştur. Bu ilişkilerin kurucu unsurları olan ‘su’ ve ‘kültür’, bölge/havza-yerleşim-dere bağlantısını ‘yaşam döngüsü’ ve ‘yaşam koridorları’ aracılığıyla sağlamaktadır. Tarihsel süreçte Mylasa’dan Milas’a uzanan uygarlık sürecinde çok katmanlı yaşam örüntüleri, tarihi belleği oluşturmaktadır. Kent, tarihi geçmişi, stratejik önemi ve çok katmanlı ilişkiler ağı ile UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girme potansiyeli taşımaktadır. Ancak, bölge ve kentin fiziksel, ekonomik ve sosyo-kültürel dinamiklerinde zamana bağlı olumsuz değişimler nedeniyle, Milas’ın içinde bulunduğu coğrafyayla ve kendi içinde ilişki ağları giderek zayıflamıştır. Bu durum kenti ve yaşamını sıradanlaştırmış, geçmişte güçlü ilişkilerin varolduğu Balavca Deresi ve doğal-kültürel değerlerle (miras) olan ilişkiler gerilemiştir.

    Bu ilişki ağını sağlıklaştırmanın yolu ise; ‘bölge/havza’, ‘kent-dere ve çevresi’ arasında ‘bağlantısallığı’ ve ‘yaşamsallığı’, su ve çok katmanlı uygarlık örüntüleri üzerinden yeniden kurgulamaktan geçmektedir. Burada Balavca Deresi ‘kaldıraç’ görevi üstlenerek kentle ve bölge/havza ile “Mylasa Milas” izleri üzerinden geçmişin değerinin ‘su’ ve ‘kültür’ bağlamından yeniden inşa edilmesi bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır.

    Proje çalışmasının hedefi; Balavca Deresi üzerinden kentle ve bölge/havza ile kurulacak ilişkiler sayesinde, kentin ve yaşamın kalitesini artırma, bu suretle Milas’ı UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesine girmesi için hazırlamaktır.

     

    Bölge/Havza ölçeğinde;

    Beçin ve Güllük Körfezi arasında uzanan suyun; içinde bulunduğu havza ile makro ve mikro ölçeklerde fiziksel ve ekolojik ilişkileri ve antik Karia Medeniyetinden günümüze bölgenin uygarlık örüntüleri üst üste çakıştırıldığında; çalışmanın karar dizini-stratejileri ve Balavca Deresi ile ilişkileri, Güllük Körfezi-Labranda-Beçin üçgeninde kurulmaktadır. Milas’ın ve derenin jeopolitik ve stratejik önemi, bu üçgende yeniden tarif edilmeyi gerektirmektedir. Havza ölçeğinde; suyun içinden geçtiği farklı ekosistemlerle fiziksel, ekolojik ve üretim ilişkilerinin sürekliliği, bölge/havza ölçeğinde yaşam döngüleri ve yaşam koridorları oluşturmaya dayanmaktadır..

    Bölge ölçeğinde; Karia Medeniyetinden günümüze uygarlık birikimini, tarihi izleri ve Milas’ın geçmişteki önemini yeniden tanımlayacak ilişkiler ağının kurulması gerekmektedir. Dere-kent (özelikle tarihi bölge ile) etkileşimi, fiziksel, ekolojik, mühendislik, sosyo-kültürel ilişkiler kurulmasını üst ölçekte, bölge ve havza ölçeğinde ele almayı içermektedir.

    Suyun ekosistemlerle ve tarihi katmanlarıyla olan ilişkisi; Balavca Deresi-kent etkileşimi yanında Milas çevresinde madencilik faaliyetleriyle (özellikle Akbelen’de) ve İasos Antik Kenti’nde dip tarama ve liman yapımı çalışma süreciyle sorunlu hale gelmektedir. Bu yönde gelişmeler, proje çalışması kapsamında, Milas kentinde öngörülen hedeflere ulaşmayı güçleştirmektedir.


  • Kent (kent-dere ve çevresi) ölçeğinde;

    “Kent-dere ve çevresi” ilişkisi Milas ilçesi özelinde mavi-yeşil altyapı, kültür, günlük yaşam ve ulaşım/erişim başlıkları üzerinden kurulmuştur. Kent yaşamı, yaya erişimi ve Milaslıların-ziyaretçilerin deneyimleri üzerinden yaşam kalitesini artırma, kentin çok katmanlı doğal, tarihi ve kültürel değerlerini birbirleriyle ve Balavca Deresi ile ilişkilendirerek sağlanmaktadır.

    Balavca Deresi ve içinden geçtiği kent bölümleriyle ilişkileri, kentte bağlantısallığı ve yaşamsallığı (yaşam koridorlarını) oluşturmaktadır. Dere kentin doğu ve batı kesimleri arasında sınır oluşturmasına karşın, kentin bölümleri mavi ve yeşil alt yapı kurgusuyla birbirine ve dereye (özellikle bulvar/cadde, açık-yeşil alanlar ve terk edilmiş/kamulaştırılmış alanlarla) bağlanmıştır. Kentsel yaşam kalitesinin artırılması yanında suyun yönetilmesi, konforlu yaya erişimi, hava kirliliği ile mücadele edilmesi hedeflenmiştir. Kentte özellikle dere çevresinden geçen ikinci derecede araç yollarının yayalaştırılması, otopark çözümleri ve kentsel yaşamın dereye yönlendirilmesi gibi yaklaşımlarla kent ağırlıklı olarak yaya egemen bir yapıya dönüştürülmüştür.

    Kentin çok katmanlı yapısı üzerinde; kültür mirasları arasında rotalar, mavi-yeşil altyapı, günlük yaşam ve ulaşım/erişim ilişkilerinin dere ile bağlantılı kurulması yayalaştırma yaklaşımını tarif etmiştir. Kentin farklı bölgelerinin dere ile ilişkisi kapsamında; yaya erişim olanaklarının genişletilmesi ile kentin araç trafiği yükünün azaltılması, kamusal yaşamın teşvik edilerek Milaslılar ve ziyaretçiler için yaşam kalitesinin artırıldığı bir kentsel örüntü kurgulanmıştır.

    Mavi-yeşil altyapı, kültür, günlük yaşam ve ulaşım/erişim haritaları çakıştırılarak odak ve bağlantılar değerlendirilmiş ve bu bağlamda çalışma alanı kapsamı ve etkileşimleri belirlenmiştir. Projenin tasarım yaklaşımı dere ağırlıklı odaklar üzerinde yoğunlaşmıştır. Doğal, kültürel, tarihi ve günlük yaşam öngörüsü (vizyonu), 1/1000 ölçeği üzerinden kentin Balavca Deresi odaklı iki yakasını ilişkilendirmiştir.

    Dere ve çevresi ölçeğinde;

    Balavca Deresi’nin kentin içinden geçtiği yerlerde, dere yatağı ve dere-çevresi ilişkilerine yönelik geliştirilen öneriler 10 odak bölgesinde kesit ve perspektif görünüşlerle ortaya konulmuştur. Odak bölgeleri ve birbirleriyle olan ilişkiler yaşam koridoru mantığında çözümlenmiştir. Derenin mevsimsel akışlı olması nedeniyle yılın önemli bölümünde dere yatağı büyük ölçüde kurudur. Bu duruma bağlı olarak, dere yatağı ve kent-dere ilişkisi yeniden kurgulanmıştır.

    Mavi-yeşil altyapı kurgusunda, dere sadece su toplayan ve transfer eden bir unsur değil, kentsel ve ekolojik yaşamın birlikteliğini sağlayan ana omurgadır.

    2 no’lu bölge, dere-kent ilişkisinde farklı/çeşitli yaşam izleri ve potansiyelleri içermesi nedeniyle tasarım odağı olarak seçilmiştir. Dere yatağı, zeytin tarımı ve endüstriyel miras ilişkisinin, kentte “dere ve çevresi yaşam koridoru” modelinin ilk uygulaması ve kent ölçeğinde, proje çalışmasının küçük bir modeli/laboratuvarı olması öngörülmüştür. 1/1000 ve 1/200 ölçekli çalışmalar uyarınca, 2 no’lu bölgenin tasarımı ve uygulaması, takiben derenin çevresi ve kentle olan bağlantılarının kurulması yerel idarenin yatırım programında ilk çalışma faaliyetleri olacaktır. Çalışmada yerel idarenin faaliyet sıralaması tanımlanmıştır.

    Proje bütününde;

    – Güllük Körfezi-Labranda-Beçin üçgeninde, Sarıçay ve Balavca Havzası’nda, Mylasa-Milas katmanlaşmasında, Balavca Deresi ve çevresinde yaşam döngüsü kaynaklı yaşam koridoru tasarlanması proje yaklaşımının temel içeriğini oluşturmaktadır.

    – Bölge/havza, kent, dere ve çevresi ilişkisi karşılıklı olarak, üst-alt ölçek ilişkisinde, birbirine geçişli ve farklı ölçeklerde 3 ayrı yaşam koridoru (su ve uygarlıklar izinde) olarak kurgulanmıştır.

     

    TASARIM YAKLAŞIMI

    1. ODAK

    Yarışmaya konu olan alanın en kuzeyinde yer alan 1 no.lu alan, her hafta kurulan ve Milaslıların yerel üretimlerini satışa sundukları bir Pazaryeri olarak tasarlanmıştır. Pazaryeri’nin üst örtü donatı elemanlarının tasarımında Milas’ın kent kimliğine özgün katkı sunan, geçmişte kente su taşıyan kemerlerin kalıntılarından ilham alınmıştır. Ayrıca Milas’ın meşhur dokumacılık geleneği ve kültürüne atfen, üst örtü malzemesi olarak Milas halılarının geleneksel motiflerini taşıyan, pamuklu kumaşlar seçilmiştir. Kumaşlar, rüzgârlı günlerde salınarak mekânı yatay- düşey eksende hareketlendirecektir. Pazarın kurulmadığı günlerde bu donatı elemanları , hem kullanıcılara gölge sağlayarak mekânda klimatik konforu artıran bir arkad işlevi üstelenecek, hem de 2 no.lu alanı, 1 no.lu alana bağlayarak tanımlı bir erişim aksı olarak işleyecektir.

    Bu alanda hem pazaryerinde alışveriş yapacak Milaslılar ve ziyaretçilerin hem de satış yapacak pazarcıların araçlarını park edebilecekleri 300 kişilik bir otopark tasarlanmıştır. Otopark, aynı zamanda Kültür Rotası’nın başlangıcında konumlanmıştır. Böylece Milas’a kuzeyden giriş yapan ziyaretçiler araçlarını burada park ederek Bisiklet Kiralama Noktası’ndan bisiklet kiralayarak kenti bisiklet yolları aracılığıyla deneyimleyebilecek, Kültür Rotası’nı keşfe çıkabileceklerdir.

    Otopark, Sünger Otopark yaklaşımı ile tasarlanmıştır. Yağmur suyunun yer altına sızmasına ve yer altı su kaynaklarını beslemesine olanak sağlayacak sürdürülebilir yağış suyu yönetim uygulamaları ile donatılmıştır.

    Park adaları arasında yağmur sularını toplayacak, toplanan yağmur sularının kirlilik yükünden arınmasına, filtrelenmesine ve yer altı su sistemlerine karışmasına olanak sağlayacak bitkilendirilmiş hendekler bulunacaktır. Ayrıca Sünger Otopark’ın zemini geçirimli asfalt malzeme ile kaplanacaktır. Sisteme giren fazla suyun filtrelenip temizlendikten sonra Balavca Deresi’ne aktarılması ön görülmüştür. Sünger Otopark önerisi ile yarışma alanının kuzey bölgesinde su baskın riskinin azaltılması, yüzey akışa geçen suyun filtrelenerek temizlenmesi, yer altı su kaynaklarının beslenmesi ve su döngüsünün canlandırılması hedeflenmiştir.

    2. ODAK

    Milas’ın endüstri mirasının gözlemlenebileceği, kuzeyde ve doğuda tarım alanlarıyla doğrudan ilişkili olan bir alandır. İçinde, endüstri mirası olarak tescillenmiş bir zeytinlik ve bir zeytinyağı fabrikası bulunmaktadır. Bu alan, tasarım yaklaşımı gereği gündelik yaşamın etkinliklerle canlı tutulduğu, Milas’ın kuşaklar boyu korunan gelenek ve göreneklerinin aktarıldığı, Karia Medeniyeti’nden günümüze şenlik ve kutlama alışkanlıklarının sürdürüldüğü bir çekim noktası olarak kurgulanmıştır. Yıl boyu etkinliklere ev sahipliği yapmak üzere alanda Etkinlik Çayırları ayrılmıştır. Milas’ın endüstri mirasının izlerini sürdürmek üzere mevcut Zeytinlik korunmuş, tarım alanları boyunca izi sürülen su taşıma yapılarının kalıntılarını kente taşıyan Tarihi Su Yolu ile Balavca Deresi kıyısında bağlantısı sağlanmıştır. Böylece pek çok medeniyete tanıklık eden Balavca Deresi, suyun izinde tarih ve tarımsal üretim ile buluşmuştur. Milas’ın çağlar boyu zeytin üretim geçmişi ve bu alandaki başarısından yola çıkılarak, elde edilen yerli zeytinyağı ve Sera’da yetiştirilecek yerel ürünlerle ile hazırlanacak geleneksel Milas lezzetlerinin tanıtılacağı bir Gastronomi Merkezi ve geleneksel zeytin işleme tekniklerinin aktartılacağı bir Zeytin İşliği konumlandırılmıştır. Zeytinyağı, bal gibi yerli üretim ürünlerin satışa sunulacağı Satış Birimleri de bulunacaktır. Balavca Deresi’nin 2 no.lu alanda yer alan doğu kısmı, bir deneyim paylaşım – gelenek aktarım istasyonu gibi işleyecektir.

    Milas’ın bir yaşam koridoru olarak ele alınmasıyla artan UNESCO Dünya Kültür Mirası olma potansiyelinden yola çıkılarak, alanda bir Kültür Mirası Ofisi konumlandırılmıştır. Ofis, Milas’ın Kültür Mirası’nı tanıtma ve kültür mirasını canlı tutarak gelecek nesillere ulaştırma amacını Milas Kent Tarihi Müzesi ile paylaşmaktadır.

    Alan, Baltalı Kapı üzerinden Tarihi Su Yolu’nu ve Karia Yolu’nu, çekici kültürel referanslarını birbirine bağlayan Kültür Rotası’nı ve Sodra Dağı’nın doğal yapısını, kent içinde yeni(den) kurgulanan yeşil sistemleri ve nihayetinde Balavca Havza’sının karakteristiklerini belirleyen tarım alanlarını deneyimlemeyi sağlayan Sodra-Doğa Rotası’nı bünyesinde barındırmaktadır. Bu özelliğiyle yoğun ve aktif kullanılan bir çözüm noktasıdır.

    2 no.lu alan, Balavca Deresi’nin doğal dere yatağına en yakın halinin gözlemlenebileceği bir alandır. Proje yaklaşımı gereği, dere yatağı, genişletilmiş, kentlilerin suyla temas ederek dere ile ilişkilerini artırmaları hedeflenmiştir. Kullanıcıların, dere kesitinin genişlediği bu noktada yaya köprüleri aracılığıyla karşı kıyıya varmaları mümkün olacaktır. Böylece iki kıyı arasında yaya erişiminin sürekliliği sağlanacak, yaşam koridoru oluşturma mantığı derenin doğusu ile batısı arasında yansıtılacaktır. Sünger Amfi, ani ve sağanaklarla gelişen taşkın riski durumunda derenin sönümleneceği bir çözüm önerisidir. Getirilen yeni dere kesiti önerisi ve yerel bitki türleri ile desteklenen dere kıyısı bitkilendirme önerileri ile biyoçeşitliliğin artacağı, sünger amfi çevresinde böcekler, kelebekler, kuşlar gibi polinatörlerin sayıca artacağı, canlı yaşamının çeşitleneceği öngörülmektedir.

    3. ODAK

    Ağa Camii’nin Balavca Deresi üzerinden karşı kıyıya bağlandığı bu alanda Tarihi Köprü gözlemlenebilmektedir. Baltalı Kapı’nın karşısında kurulan Pazaryeri tasarım yaklaşımı gereği 1 no.lu alana taşınmıştır. Ağa Camii – Baltalı Kapı – Tarihi Su Kemerleri Kalıntıları – Kazı Alanı Milas’ın farklı dönemlerini yansıtan kültürel odaklar arasında Balavca Deresi üzerinden yaya köprüsü aracılığıyla bir aks çözümü geliştirilmiştir.

    4. ODAK

    Tarihi bir mahalle olan Hisarbaşı Mahallesi’nde yer alan Hekatomnos Anıt Mezarı’nın Karia Yolu’na bağlandığı bölgedir. UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’nde yer alan Anıt Mezar’ı ziyaret edenler, kotlar arası fark gözetilerek tasarlanan yaya yolları aracılığıyla Tabakhane Meydanı’na, Tabakhane Meydanı’ndan da Balavca Deresi üzerinde, yayaların kesintisiz erişimi için tasarlanmış Hekatomnos Köprüsü aracılığıyla Menteşe Konağı’nın bulunduğu karşı kıyıya ulaşmaktadır. Yaya odaklı erişim-ulaşım çözümleri, Balavca Deresi’nin ikiye ayırdığı kent parçalarını birbirine bağlayarak, ziyaretçiler için kültür odakları arası gezintiyi de kolaylaştırmaktadır. Milas’ın yerlileri için ise araç kullanımındaki talebin azaltılması ve böylelikle mevcut hava kirliliği sorununun çözümüne katkı sağlanması hedeflenmiştir. Tabakhane Meydanı, geçmişte kamusal sosyal yaşamın merkezi olma işlevine uygun olarak, kentlilerin belleğindeki haline uygun olarak meydan işlevi korunarak tasarlanmıştır.

    Balavca Deresi’nin üzerinde bulunan ticari birimlerin kaldırılarak 265 m’lik kısmının günyüzüne çıkarılmasının önerildiği alandır. 14. yüzyıldan günümüze miras olan Ulu Camii ve Hamam Kompleksi, tasarım yaklaşımı gereği yaya köprüleri ile derenin doğu yakasına Aplangeç Parkı’nda bağlanmaktadır. İçinde Milas Müzesi’nin de bulunduğu park, Sünger Park yaklaşımıyla tasarlanmıştır. Aplangeç Parkı’nın su geçirim kapasitesi yüksek ve taşkın dostu bir anlayışla tasarlanmasında, yazılı ve görsel literatür aracılığıyla elde edilen Balavca Deresi’nin geçmişteki izleri yol gösterici olmuştur. Taşkın durumunda suların yükselmesi söz konusu olduğunda su yükününün bir kısmını taşımak üzere derenin doğu kıyısında Labranda Antik Kenti’nin teraslarından esinlenilerek kademeli bir yeşil alan tasarlanmıştır.

    6. ODAK

    Balavca Deresi’nin batısında yer alan, Milaslılar tarafından Üçgen Park olarak adlandırılan alanı, Milas Merkez İlkokulu’nu ve Belediye Parkı olarak da adlandırılan Kent Parkı’nı içeren bölgedir. Bu alanda Milas’ın bir yaşam koridoru olarak ele alınmasını ön gören tasarım yaklaşımı gereğince Balavca Deresi – Üçgen Park – Belediye Parkı ilişkisi İnönü ve Atarük Caddeleri bağlantıları ile sağlanmıştır. Bu alanda, entegre bir yeşil sistem anlayışıyla hareket edilmiştir.

    Günümüzde Milas’ın köyleri ile merkezi arasındaki ulaşım bağlantısını kurmak üzere çalışan minibüslerin yolcu durağı olarak kullanılan Üçgen Park, su yönetimi işlevi ile yeniden ele alınmıştır. Taşkın yönetiminin bir aracı olarak Taşkın Parkı olarak değerlendirilen park, dere kotu gözetilerek yeniden çözümlenmiştir. Taşkın durumunda suların yükselmesi durumuna göğüs gerebilecek bir yeşil sistem olmanın yanı sıra Milaslıların alışkanlıkları gereği buluşma ve sosyalleşme ihtiyaçlarına yanıt verecek bir mekân olarak yeniden işlevlendirilmiştir. Bu durumda mevcut durak, Lozan Caddesi üzerinde parkın güneyine taşınacaktır.

    Üçgen Park, getirilen öneri doğrultusunda, Belediye Parkı – Kavşak – Müştak Bey Caddesi (Sünger Bulvar) – Sodra Dağı yaşam koridorunun ilk durağıdır. Sodra Dağı’ndan yüzey akışa geçen yağış sularını yönetmek, hava kirliliği etkilerini azaltmak ve yaşam kalitesini iyileştirmek amaçlarıyla geliştirilen Sünger Bulvar (Müştak Bey Cad.), hızını kestiği, filtreleyerek arındırdığı yağış sularını Belediye Parkı’na aktaracaktır. Geçici süreyle Belediye Parkı’nda biriken su, zamanla yer altı su kaynaklarını beslemek üzere infiltre olacaktır. Sistemdeki fazla su yükü ise Balavca Deresi’ne aktarılacaktır.

    7. ODAK

    Atapark’ın Balavca Deresi’ne bakan kısmında yer alan amfinin kaldırılmasına karar verilmiştir. Bu alan, çocukların ilgi ve meraklarını cezbederek suya dayalı aktivitelerde bulunabilecekleri bir çocuk oyun alanı olarak tasarlanmıştır. Suyla ilgili deneyimleri artırmak ve çeşitlendirmek için Balavca Deresi’nin yatağı genişletilerek kademelenmiş ve yeniden doğallaştırılmıştır.

    Mevcut durumda otopark olarak kullanılan alan, adadaki yeşil sisteme katılarak yeşil alan miktarı artırılmış, Atapark’ın yeşil kimliği güçlendirilmiştir. Sodra – Doğa Rotası, Kültür Rotası ve Gastronomi Rotası’nın geçtiği bu alan, günlük yaşamın canlı olduğu bir alan olarak kurgulanmıştır.

    Atapark aynı zamanda Sünger Bulvar mantığıyla ele alınarak düzenlenecek Turgut Özal Cad. aracılığıyla yağış sularının geçici süreyle biriktiği ve zamanla yer altı su kaynaklarını beslemek üzere infiltre olacağı bir mavi-yeşil sistem parçasıdır.

    8. ODAK – 9. ODAK

    Dere kenarında yer alan çınarlar halihazırda derenin mavi-yeşil koridor karakterini güçlendirmektedir. Taşkın riskinin diğer odaklara kıyasla yoğun olduğu bölgede, esktrem yağışlı dönemlerde çınarların köklerine zarar vermeden suyun akış hızını yavaşlatmak amacıyla üçgen nişler açılmıştır. Bu sayede mevcut çınar ağaçları korunarak derenin taşıyacağı su kapasitesi de arttırılmıştır. Derenin genişletilemediği bölgelerde dere yan duvarına paralel yağmur bahçeleri oluşturularak doğu-batı aksından gelen yağmur suları yavaşlatılarak dereye sızması sağlanmıştır. Derenin batısında kalan araç yolu yayalaştırılmasının yanında önerilen yeni ağaçlar ile mavi-yeşil koridor yapısını desteklemektedir.

    Dere üzerinde çeşitli noktalarda balkonlar oluşturularak kullanıcının su ile olan ilişkisi güçlendirilmiş ve balkonların karşılıklı konumlandığı yerlerde yeni yaya köprüleri önerilmiştir.

    10. ODAK

    Kentin güney girişine yeni bir kimlik kazandırmak amacı ile insanları dere aksına ve kral yoluna yönlendiren yaya üst geçidi, landmark oluşturacak 6 noktalı dairesel yaya köprüsü şeklinde tasarlanmıştır. Milas-Bodrum yolundaki kapalı dere kesiti genişletilerek suyun daha rahat akabileceği hacme kavuşturulmuştur. Köprünün Balavca deresi ile buluştuğu noktada bisiklet kiralama noktası bisikletli ulaşımı teşvik etmektedir. Aynı zamanda kral yolunu yaya köprüsü ile bağlayan bir amfi tasarlanmıştır.

    MİMARİ TASARIM YAKLAŞIMI

    Derenin Taşıyla Derenin Kuşunu Vurmak…

    Anadolu’da çokça kullanılan tabir, aslında özünde kaynakların verimli kullanılması ve mevcut imkanların kullanılarak çözüme ulaşılabileceğini öngören bir yaklaşımı tarifliyor.

    Tam da Balavca Deresi ve Çevresi için tasarladığımız bu, zaten var olan potansiyelin ortaya çıkarılması ve tasarım yoluyla gündelik yaşama katılması durumu.

    Bu anlamda derenin kentle ilişkisi özelinde dikkatli bir şekilde ele aldığımız noktalar şu şekilde tarif edilebilir;

    Kent içinde yaşam koridoru oluşturan Balavca Deresi; mekansal anlamda genişletilerek 2. Bölge özelinde sınırları birbirine bağlayan, mekanları birbirine yaklaştıran ve suyun arınma etkisiyle mekanlara dokunan bir rol üstlenmektedir.

    Alana kuzeyden yaklaşıldığında 2. Bölgenin girişini bir saçakla tanımlayan ; kapsayan ve dağıtan bir kurguyla kentin girişini bize tariflemektedir. Dere yatağının genişletildiği noktada eski zeytinyağı fabrikalarının canlandırılması ve su yüzeyinin birlikteliğiyle mekansal olarak geliştirilen yapılar yeni fonksiyonlar yüklenerek kente eklemlenmektedir.

    Tarihi dokuya referansla, çok katmanlı yaşam örüntüleri gerek malzeme, gerekse yapısal olarak mekanlara yansıtılmıştır. Bölgenin yapım teknikleriyle inşa edilmiş kısmi olarak izler taşıyan yapılar sınırları bozulmadan ; bölgenin karakterine uygun olarak canlandırılmış olup yeni işlevler kazandırılmıştır.

    Mylasa’dan Milas’a evrilen bu yolculukta suyun sürekliliği ve akışkanlığı mekanlarda okunmakta ve alana temas etmektedir.

    Doğal taş, cam ve hafif çelik strüktür mevcut dokuyla uyum içerisinde ana malzeme olarak kullanılmaya çalışılmıştır. Bölgenin ‘Milas Beyazı’ mermerine hem dış, hem de iç mekanlarda yer verilerek doğal ürünün mekânsal sürekliliğe katkı sağlaması amaçlanmıştır.

    SUYUN İZİNDE YAŞAM

    Balavca Deresinin içinde bulunduğu Sarıçay Havzasında, dereyi D-B ve G-K yönlerde geçen 2 kesitte, derenin havza ölçeğinde su sistemi ve kentle olan ilişkileri ele alınmıştır. “Suyun sürekliliği” ve değişen hallerinin içinden geçtiği ekosistemlerle tarihi, fiziksel, ekolojik, sosyo-ekonomik ilişkileri, çalışma ölçeği kapsamında ve yaşam döngüsü mantığında (suyun izinde yaşam arayışında) kavranmaya çalışılmıştır. Örneğin; Milas Ovası-Bozdağ kesitinde, suyun (Mylasa-Milas tarihi sürecinde) belirleyici olduğu ova-dağ jeomorfolojisi ve üzerlerinde var olan tarım alanları, barajlar ve doğal bitki örtüsü arasında yaşam döngüsü tanımlanmaktadır. Su geçtiği yerlerde, bu döngüleri tanımlayarak, “yaşam koridoru” özelliğinde bu ekosistemleri etkile(n)mektedir. Ancak, Balavca Deresi ile içinden geçtiği Milas kenti birbirinden kopuk olup (dere-kent) yaşam döngüsünü tanımlamak mümkün değildir. Bölge/havzada madencilik faaliyetleri ve özellikle Akbelen örneği içinde bulunduğu dağ ekosistemi başta olmak üzere bölgeye onarılamaz zararlar vermektedir. İasos Antik Kenti’nde süreci işleyen dip tarama ve liman yapımı faaliyetleri de bir başka değişimdir. Bu örneklerde, yaşam döngüsü ve üretim ilişkileri (bölge ve yerel dinamikler) olumsuz etkilenmektedir. Bu kesitlerde, Balavca Deresinin havza su sisteminin bir parçası olarak kavranması ve dere-kent ilişkilerinin, suyun diğer ekosistemlerle olan ilişkilerde olduğu gibi, yaşam döngüsü/koridoru mantığında kavramsallaştırılması, kültür izinde yaşam gibi, çalışmanın başlangıcıdır.

    Sarıçay Havzası’nın hâkim arazi kullanım/arazi örtüsü tipini tarım alanları ile orman ve maki alanları oluşturmaktadır. 1990 yılından günümüze kadar geçen 30 yılı aşkın zamanda orman ve maki örtüsü korunmuş, tarım alanlarının oranı %5,5 azalmış olup bu alanların yerini yerleşim alanları almıştır.

    Balavca Havzası’nın hâkim arazi kullanım/arazi örtüsü tipi Sarıçay Havzası’nda olduğu gibi tarım alanları ile orman ve maki alanları ile temsil edilmektedir. Aynı zaman dilimi içinde Balavca Havzası’nda tarım alanlarının oranı %3,1 azalarak yerini yerleşim alanları almıştır. Gerek yağmur sularının yönetimi ve taşkın önleme işlevi gerekse habitat oluşturarak Milas kenti biyolojik çeşitliliğine katkıları nedeniyle orman ve maki örtüsünün bozulmadan korunmuş olması Sarıçay ve Balavca Havzaları için büyük bir şanstır. Diğer taraftan Milas kentinin kurulduğu yerin seçilmesinde etkili olan verimli tarım arazilerinin üzerinde kentsel yerleşmenin kuzey ve doğuya doğru genişlemesi tehdit oluşturmaktadır.

    KÜLTÜR İZİNDE YAŞAM

    İçinde bulunduğu Karia Bölgesinde, Milas’ın (Mylasa – Milas zaman kesitinde) kültür izleri ortaya konmuştur. Haritada geçmişin ve günümüzün kültür izleri birbirinden ayrı ifade edilmiştir. Mylasa’nın bölgede stratejik ve jeo-politik yönden taşıdığı önem ve bu duruma koşut olarak, Karia uygarlığında önemli bir ağırlığa sahipti. Günümüzde ise bu izler ve etkileri giderek yitirilmiştir. Kültürel birikimine karşın, Milas içinde bulunduğu bölgede ekonomik, sosyo-kültürel ve politik yönden geri kalmıştır. Bu durumda, Mylasa-Milas tarihi sürecinde bölge ve kent ölçeğinde sahip olunan kültürel miras ve Balavca Deresi ile etkileşimin yeniden kurgulanması gerekir.

    Milas içinden geçen Tarihi Su Kemerleri ve Karia Yolu izleri, kır-kent-dere ilişkisinde, yaya ve bisiklet yolları ile sağlanmıştır. Bu izlerin, özellikle derenin düğüm ve bağlayıcı özelliği sayesinde kentin tarihi ve geleneksel yerleriyle bağlantısı kurulmuş ve kent içinde kültür rotaları tanımlanmıştır. Bu sinerji sayesinde, UNESCO Dünya Kültür Mirası olmaya hazırlanılması, Milas’ın geleceği için anlaşılır bir yol haritasıdır.

    MAVİ YEŞİL ALTYAPI

    Tabakhane mevkiinde 4 ve 5 no’lu çalışma alanlarına denk gelen kısımda Balavca Deresi ticari amaçla kullanılan tek katlı yapılarla örtülüdür. 185 m. uzunluğundaki bu bölümün kentin mavi- yeşil altyapı sistemine yeniden katılması amacıyla söz konusu bu yapılar kaldırılarak derenin hali hazırda kaybolmuş olan bölümünün gün yüzüne çıkartılması hedeflenmiştir. Sodra Dağı oluşumundan itibaren yağış sonrası yüzeysel akışa geçen yağmur sularını Milas Ovası’na taşımaktadır. Dağın yüksek eğimi nedeniyle hızla akışa geçerek doğrudan kentsel alana giren yağmur suları, yer altı sularına karışmak üzere süzülecek yeterince açık ve yeşil alan bulamamaktadır. Bu durum Balavca Deresi çevresinde taşkınların sebeplerinden birisidir. Bunun yanı sıra ovadaki ve yamaçlara doğru ilerleyen yapılaşma yaklaşımı suyun yatayda ve düşeyde hareketini olumsuz yönde etkilemektedir.

    Kentin batısında yer alan imar planında yeşil alan olarak tanımlanmış olan potansiyel alan, uygulama sonrasında Sodra Dağı’ndan gelen yağış sularının hızını kesecek olan ilk durak olacaktır. Söz konusu bu potansiyel alanla da bağlantısı olan Müştak Bey, Turgut Özal ve Zekeriya Gümüş Kesen Caddeleri sünger bulvarlar olarak tasarlanmıştır.

    Öneri sünger bulvarların ana işlevi yüzey akışa geçen suyun hızını yavaşlatarak taşkın riskini azaltmaktır. Sünger bulvarlar aracılığıyla su, sırasıyla Belediye Parkı, Ata Park ve Milas Anadolu Lisesi bahçesinde oluşturulacak sünger parklara ulaşacaktır. Su, sünger parklarda filtrelenerek yer altı su sistemine karışacaktır. Sünger bulvar ve sünger parklar içereceği sürdürülebilir yağış suyu tesisleri ile bölgedeki taşkın sorunuyla ve yerel bitki türleri arasından seçilecek geniş taç yapan ağaçlar ile sık dokulu çalılar aracılığıyla hava kirliliğiyle mücadeleye destek olacaktır.

    Sodra Dağı’ndan kentin kuzeybatı bölümüne doğru akışa geçen yağmur suları; 19 Mayıs Bulvarı’nın Labranda Bulvarı ve Nazmi Akdeniz Caddesi ile kesiştiği bölgelerde yer alan mevcut açık yeşil alanlara ek olarak, uygulama imar planında yeşil alan olarak görülen potansiyel alanlar ve kamulaştırma ile kazanılması hedeflenen atıl durumdaki alanlarla (hali hazırda aktif kullanılmayan arsalar) karşılanacak ve tanımlanan bu yeşil alan sistemleri aracılığıyla suyun bir kısmı süzülerek yer altı sistemine bir kısmı ise Balavca Deresi’ne aktarılacaktır.

    KÜLTÜR

    Balavca Deresi yakın çevresinde kültür varlıklarının yoğunlaştığı alanlar belirlenmiştir. Sürdürülebilir yaşam kurgusu bağlamında kent içinde kültür varlıklarının okunabilirliğinin yetersiz olduğu görülmüştür. Bu nedenle sözlük anlamından yola çıkılarak Mihmandar (yol gösterici) adı verilen bilgi, yönlendirme ve iletişim görevlerini üstlenecek ve kimlik öğesi niteliği taşıyan özgün bir donatı elemanı tasarlanmıştır. Bu elemana dere aksı boyunca kültür varlıklarının yoğunlaştığı alanlarda ve düğüm noktalarında yer verilmiştir.

    Geçmişte kente su getirme görevini üstlenmiş olan ve günümüzde de kalıntıları yoluyla izleri rahatlıkla takip edilebilen tarihi suyolu, tarım alanlarının içinden geçerek kentin doğusuna ulaşmaktadır. Tarihi suyolu, Milas kenti kuzey-güney aksı boyunca izleri takip edilebilen Karya Yoluyla, Baltalı Kapı olarak adlandırılan tarihi odak noktasında kesişmektedir. Böylece tarım, su ve tarih izleri Balavca’nın doğu kıyısında buluşmaktadır. Proje kapsamında yaya yolu, bisiklet yolu ve sokak sağlıklılaştırma çözümleriyle tarihi su kemerlerinden başlayan suyolu, Baltalı Kapı ve dereye, dere üzerinden de Hisarbaşı Mahallesine ulaşmakta olup böylece kırsaldan başlayıp kent-dere tarihi bölgeye uzanan güçlü bir kültür aksı önerisi getirilmiştir. Bu aks, kent içinde yer alan diğer kültür rotaları ve günlük yaşamla birlikte bir ağa dönüşmektedir.

    GÜNLÜK YAŞAM

    Yerel halkın günlük yaşam rutinlerinin kent içindeki dağılımı incelenmiş; eğitim, ticaret, üretim ve resmi kurum-kuruluşlar belirlenmiştir. Bu oluşumların yoğunlaştığı bölgeler grup olarak ele alınıp 400 m. ve 800 m. yarıçaplı günlük yaşam alanları işaretlenmiştir. Haritada görüleceği üzere bu kurum-kuruluşların Balavca Deresi etrafında ve dere ile Atatürk Bulvarı arasındaki bölgede yoğunlaştığı tespit edilmiştir.

    Proje kapsamında kurum-kuruluşların ağırlıklı olarak dere çevresinde ve açık yeşil alanlarla bağlantılı olması itibariyle Balavca Deresi boyunca ve dereden kente olan fiziksel, ekolojik, sosyo-kültürel ilişkiler kurulmuştur. Bu durum dereyle bağlantılı günlük yaşamın kent içerisinde güçlü bir kamusal yaşam ağı oluşturmasını; kent merkezinde günlük yaşam kalitesini ve çeşitliliğini nitelik ve nicelik bakımından zenginleştirmesini sağlayacaktır.

    ULAŞIM – ERİŞİM

    Balavca Deresi çevresinde araç kullanım yoğunluğu ile uyumlu bir araç yolunun olmaması, yaya güvenliliğinin bulunmaması, hava kirliliğinin yoğun olması, yaya ile dere ilişkisinin kurulamaması, tanımlı otopark alanlarının eksikliği nedeniyle 6 ve 10 no’lu odak alanları arasını kapsayan bölgelerde yayalaştırma ağırlıklı kullanım prensibi benimsenmiştir. Buna göre dere çevresinde yer alan Lozan Caddesi ve Şair Ulvi Akgün Caddesi’nin araç kullanımına kapatılarak yayalaştırılması ve araç yükünün Atatürk Bulvarı’na aktarılması çözümü geliştirilmiştir. Kentte yaya odaklı erişim, dereden ve tarihi bölgelerden kente olmak üzere iki yönlü sağlanmaktadır. Böylece dere ve çevresindeki yaya kullanımı artırılarak yaya odaklı bir yaşam kültürü geliştirilmiş ve sosyal yaşam güçlendirilmiştir. Yaya odaklı erişim-ulaşım önerisiyle Balavca Deresi ve kentle olan ilişkisi, kentteki yaşam alanı çeşitliliğini ve kalitesini artıracaktır.

    Yayalaştırma ağırlıklı kullanım prensibi benimsenen bir diğer bölge, 1 ve 3 no’lu odak alanları arasını kapsayan bölgedir. Proje kapsamında 2 no’lu odak alanda dere yatağının doğal yapısına uygun bir biçimde genişletildiği, doğal ve kültürel mirasın bir arada bulunduğu ve kent içinde Milaslıların ve ziyaretçilerin yıl boyu aktif kullanabileceği çok katmanlı ve yaya erişimi-dolaşımı öncelikli bir alan kazanılmıştır.

    Sünger bulvar olarak tasarlanmış olan Müştak Bey, Turgut Özal ve Zekeriya Gümüş Kesen Caddeleri kentin mavi-yeşil altyapısına sunacağı katkıların yanı sıra tek şerit araç kullanımına olanak sunacak biçimde kısmi yayalaştırılması önerilmiştir. Balavca Deresi hattı boyunca yaya erişimine ek olarak bisikletle erişim için bisiklet yolları da tasarlanmıştır.Kent genelinde yaya ve bisiklet ulaşımının yaygınlaştırılması sayesinde araç kullanımının azaltılması, böylece karbon emisyonlarının kontrol altına alınmasına katkı sağlanması düşünülmüştür.

    Projede kültür varlıkları dere boyunca ana yaya omurgası ve bisiklet yolları ile bir mavi-yeşil rota / ağ ile birbirine bağlanmıştır. Alanda önerilen otoparklar, park-et devam et sistemi üzerinden yayalaştırılan yollarla kentteki taşıt ulaşımını azaltarak iklim değişikliğiyle mücadelede olumlu rol üstlenecektir. Çalışma kapsamında geliştirilen strateji ve öneriler sayesinde Balavca Deresi, geçmişi (tarihi), bugünü (günlük yaşamı, kültürü) ve doğayı odağına alan bir yaşam koridoru oluşturacaktır.

    ÖNCELİKLİ YATIRIM PROGRAMI

    1 ve 2 no’lu alan projenin demosu niteliğinde potansiyeller taşıdığı için öncelik bu alanlara verilmelidir.

    Mylasa’dan Milas’a Balavca markası ve Mihmandar totemi düşük maliyetli ve etkisi büyük olması nedeniyle önceliklendirilmelidir.

    2. Bölgede konumlanan Unesco Dünya Kültür Mirası ofisiyle birlikte sürece önem verilmelidir.

    Taşkın sorunu ve Balavca’nın kentle kurduğu ilişkinin tanımlanması açısından, dere yatağı kent boyunca önerilen kesitler kapsamında yeniden düzenlenmeli ve kent içi otopark ihtiyacı sünger yüzeylerle birlikte düşünülürek programa alınmalıdır.

    Üçgen Park gibi kent içinde mevcut ve dönüştürülmesi kolay yeşil alanların programa alınması düşünülmelidir.

    Kentte yayalaştırma bölgeleri ve bisiklet yolları önerileri bir bütün halinde uygulanarak, kazanılan alanların rekreasyon ekosistem ve günlük yaşama dahil edilmesi bu aşamada gündeme gelmelidir.

    Kadim üretim yöntemleri proje süreci boyunca aşamalı olarak teşvik edilmelidir.

    Kentin güneyi ile kopuk ilişkisini yeniden kurgulamak ve Kral Yolu’nu odağa almak için önerilen kent girişi tasarımı uygulanmalıdır.

    Balavca Deresi Antik döneminden günümüze kadar birçok medeniyetin çevresinde oluşturduğu yaşam izlerini Suyun Hafızası ile farklı tarihi ve doğal katmanlarla günümüze kadar getirmiştir.

    Su hafızasından yola çıkarak geçmişten günümüze (Mylasa) aktarımın devam ettiği Milas’ın, kurumsal kimliğinde anlatımı “expressive tipografi” teknği kullanılarak tasarlandı. Mylasa ve Milas tipografilerinde kullanılan farklı karakter tipleri katmanlar arasında devam eden diyaloga dikkat çekmektedir. Tipografi arasında yer alan mavi iz, kent hafızası olarak Balavca Deresi’nin izinden yola çıkılarak aktarıldı. Bu ana diyalogun Balavca çevresinde şekillenmesine dikkat çekmek için Balavca tipografi ile ön plan çıkarıldı.

    BALAVCA SEMBOLLERİ

    Balavca Deresi temizleme çalışmalarında çıkarılmış lahitten yola çıkarak tasarlanmıştır.

    Zenoposeidon Kült’ünü anlatan ve Milasın birçok noktasında rastlanılan “Balta ve Mızrak”ın kullanımından yola çıkarak tasarlanmıştır.

    Milas sokakları ve Beçin Kalesi’nde görülen spiralden yola çıkarak tasarlanmıştır.

    Beçin Kalesi’nde görülen tarihi eserlerde ve birçok kazı alanında çizilmiş güneş sembolü Mihmandar markalaması için yeniden tasarlandı.

    MİHMANDAR

    “Mihmandar” kelimesi “rehberlik eden, yön gösteren” anlamına gelir. Bu bağlamda, totem bilgilendirme tabelaları için tasarladığınız “Mihmandar” adı, ziyaretçilere yönlendirme ve bilgilendirme hizmeti sunan bir tasarımı ifade eder, ziyaretçilerin yolunu bulmalarına ve gereken bilgilere erişmelerine yardımcı olur.

    Mihmandar’ın uygulama yerlerinde Milas’ın tarihinden, doğasından ve tarihi eserlerinden esinlenerek oluşturulan motifler ziyaretçilere yol gösterici bir sembol oluyor.

    Mihmandar her biri 40 santim yüksekliğinde 40 santim çapında, mermer kaide üzerine sabitlenmiş, çeşitli renklerde metal silindirlerden oluşmaktadır. Bulunduğu bağlama ve işlevine göre renk, doku ve malzeme kombinasyonlarına sahiptir. Unesco Kültür Mirası olma yolunda bu kadim kentin, daha iyi algılanması ve deneyimlenebilmesi için tasarlanmıştır.

One Comment

  1. Milas için Balavca deresi geçmişte çok önemliydi ama aslında şimdi can çekişiyor. Kent büyüdükçe yuttu onu. Belediyenin bu dereyi canlandırması ve onu kente bir sosyal alan kazandıracak şekilde yarışmaya açması takdire değer.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir