Z. Hadid: Planın hala bir üstünlüğü var benim için…

11 Dakika Okuma Süresi

Yenilikçiler Röportajında Zaha Hadid

Architectural Review ‘den Hunter Douglas ile ortaklaşa üretilen bu ayki “Yenilikçiler” röportajında, Zaha Hadid ve Mimarlık yönetmeni Brett Steele Architectural Association School arasında bir tartışma düzenlenmiştir.

Tartışmanın tamamını ilgili linkte görsel olarak izlenebilir. Zaha Hadid Londra Edebiyat Festivali kapsamında Southbank Centre tarafından ağırladı.

Brett Steele
Şu anda tasarım işlerini birbirinden ayıran şeylerden biri kültürünün çok daha geniş bir formun parçası olarak sunulabiliyor olmasıdır. Sizin projelerin türleri konusuna girersek, ofisinizde hangi projeler ağırlıktadır?

Zaha Hadid
Daha geniş olsaydı iyi olurdu ama mesleki pratiğimizin son yirmibeş yılında çok çeşitli işlerle belli bir mimari hayal yakalandı. Mimarlar bir hizmet sektörünün düşman adamları olarak görülürdü ve ancak onlara saygı vardı, saygı görürlerdi. Ben şu anda durum çok değişti diye düşünüyorum. İşimizin çoğu kamu işleri ama ağırlıklı olarak kamuya iş yapmayı tercih etmedim doğrusu. Orijinal; belli bir kalitenin üzerindeki özel sektör ya da kamu kurumu işlerinin çoğu yarışmalar yoluyla kazanılan bu projelerin gerçekleştirilmesiyle olmuştur.
BS : Sizin gibi başlayan kariyerler bugünkü nesil için, birçok yönüyle tahrik edicidir. Programlar ve süreler açısından açıkça çok zordur. Uzun bir süre, üzerinde araştırmalarla, derin çabalarla geçirdiniz. İlk yıllarınızda fikirlerinizi geliştirmek için izlediğiniz yolları ve zorlukları anlatır mısınız?
ZH :1970’lerin sonu ve 80’lerin başında kadar, daha büyük oranda binadan çok proje üzerine eğilmiş, projelerle çalışmıştım. Ancak, bu kadar uzun süre inşa etmemek benim seçimim değildi; söylemek zorundayım. Sadece olasılığı yoktu.
Cardiff Bay Opera House binam hatta çok eleştirildi. Çizimlerin işin gelişimi için kritik olduğunu kabul ederim, bu açıdan çizimlerle bina yapımı el ele gitmiştir. Çizim bir proje olunca ilginç idi. Vitra İtfaiye İstasyonu ile bazı şeyler bizim için değişti. O zaman meslek pratiğimizde büyük bir kayma oldu.
BS: Senin tabloların çok erken çalışmalarının odağı haline gelebilecek ve binaların inşasına yol açabilecek bir potansiyel taşımaktaydı. Peki bu kadar yıl stüdyonda ilginç sayılan resimlerinde bir mimari projenin olması süreci nasıl oluştu?


ZH :Onlar vardı ve bir çok araştırma bizi çekmekteydi. Ne olursa olsun proje kentsel durum içine vardı, çünkü, bizim şehircilik ve kent araştırmalarımız vardı. Hepimiz için bu yaklaşım çok heyecan vericiydi. Üzerinde yarışmalara giriyor, aynı zamanda üçüncü boyutta modellerini yapma yöntemini geliştirmeye, çizim ise inşa yöntemini belirgin hale getirmek için geliştiriyorduk. Örneğin, pleksiglas modelleri yapmaya başladık, onlar ile dış ve için durumunu gördük. Bu çalışma örneğin binaların içinde şeffaflığa giden yolu açtı. Bu deneysel yol bazı sonuçlara varmamızı sağlardı. Bir konferans verdiğim zaman bu şeylerin nasıl çalıştığını görür ve kavrar; bir anlamda manipüle olur, bir çalışmanın alanının nasıl düzenleneceğine dair fikirler ortaya çıkardı.
BS: Bir mekan hakkında düşünme den bahsedersek [Queen Elizabeth Hall] örneği açısından, siz muhtemelen Londra’daki gibi bir gelişme ve kariyer tanımlarsınız. Ancak bu yapınız ve düşünceniz diğer şehirlerdeki işlerinizde değişti; gelişti mi?
ZH: Ben daha çok Londra gibi olduğunu düşünüyorum. Çok uluslararası olmasına rağmen Architectural Association (AA), aynı zamanda çok Londra merkezli oldu çünkü benim eğitimim, daha çok Londra merkezli ve düşüncesinde gibiydi. Ben AA’ya gittiğim zamanlar Londra benim için çok sıkıcıydı; bunun diğer şeylerle ilgisi yoktu, işlerin devamı anlamıyla da hiçbir şey yoktu. Tasarım anlamındaki değişim bu sürecin sonunda oldu. 1990’lı yıllarda, Londra’da büyük bir müzik sahnesi, tüm rave partiler, bütün gece hayatları vardı.
Kent yaşamında bazı bölgelerde düşük kiralar vardı, bir kamusal alan kurma fikri ortaya çıkmaya başladı böylece. Ayrıca bankaların birçoğu kapanıyordu. Bir banka bir bar olarak değiştirildi ve bu şehri daha gözenekli ve daha ulaşılabilir hale getirdi mesela. Benim ofisten sabahtan akşama kadar bu geniş alana baktığımda bir çok fark görülebiliyordu. Karanlıkta kullanılan sokaklar, yavaşça aydınlanıyordu. Birisi bir kentsel çalışma yaptı ve ‘bu alanlar daha gözenekli hale gelmelidir’ dedi, ama ekonominin durumu o sırada o kadar iyi durumda değildi.
BS: Eğer Londra gibi bir şehrin geleceği hakkında spekülasyon yapılacaksa ortaya birçok şey çıkıyor. Peki, ne hayal ediyordunuz?


ZH :Hala burada çok şey olabilirdi diye düşünüyorum. Ben kentsel geometri ve kentsel matrisi değiştirmek ve konutların farklı bir şekilde görünmesi için savaş sonrası dönemde bir girişim vardı diye düşünüyor; kabul ediyorum. Ama bunlar daha çok gettolarda vardır. Ben Southbank’ın 1960 ve 70’li yıllarda çok iyi bir örnek olduğunu düşünüyorum ve hala buradaki değişimin büyük bir proje olduğunu düşünüyorum.
Ben şahsen onların Royal Festival Hall tarafına eklemelerle yaptıklarını sevmiyorum ama onlar stratejik bir şekilde bu alanı dönüştürmekte başarılı oldular. Son 30 yılın bir çok değişim çalışmasına zemin oluşturan temel araştırma projesi niteliğindedir aslında. Bu çalışma görmezden gelinecek bir iş değildir.
Biz bu alanların dönüşümünü düşünüyor ve tasarlıyoruz yoksa onları Brezilya gibi doldurmak için çaba sarf etmiyoruz. Londra bu söylemde baz olarak alınmalıdır. Şu anda Crossrail proje için yıkılıyor. Bu şeklide Londra’da büyük siteler var, bu yüzden bu sitelerde çok büyük binalarla nasıl başa çıkılacağı hakkında bir soru var.
Okullar gerçekten bazı radikal çalışmalar ile meşgul olmalıdır. Elbette yıllar içinde bazı konular sulandırıldı ama genel öğreti içine bu düşünceleri yerleştirmek gerekir. Zira bu çalışmaların olası sonuçları için 20 veya 30 yıl beklemek gerekebilecektir. Ben Londra hakkında fanatik de olabilirim ancak bu kentte muazzam bir potansiyel var ve daha radikal fikirlerin hayata geçmesi için dünyadaki başka yerlere göre burası daha uygun.
BS: Mimarlık mesleğinde sizin görüşleriniz nelerdir?
ZH: Ben mesleğin ve eğitimin birbirine çok bağlı olduğunu düşünüyorum. İlginç olan ise, bu uygulamanın şimdi gerçek bir dönüm noktası olduğunu düşünüyorum. Eğitim aslında daha maceralı olmalıdır. Eğer 30 yıl öncesi ile karşılaştırılmak mümkün olsa mutlaka başka bir yol bulunacaktır. Meslek içinde, çok daha dostluk ve tartışma için fikirler ve daha çok forumlarda fikir alışverişi olmalıdır. Herkes ben dahil yaşlanıyor. Çünkü ayrıca bazı yeni insanlar ortaya çıkmaktadır.
Bazıları bunun simgesini sonunda söyleyecek. Ama son 20 yılda ne oldu diye düşünüyorum ve mimar olmayan kişilerin mimariye ilgisinin arttığını ve artık bu konuda konuşulmakta olduğunu şimdiden söylemeliyiz.
Mimarlık sadece refah için değil, aynı zamanda aydınlatıcı olmalıdır ve insanı iyi hissettirmelidir. Ben dünyanın sonunu düşünmek için bir yere gitmek gerektiğini sanmıyorum. Sorumluluk taşıyanların mimarisinin suratsız ve sert olması gerektiğini gibi bir fikir vardı. Ama bu da başka bir yoldur. Tabii ki insanlar da bir sokak olsun isterler, eğlenmek için bir kuaför, bir dolaşma yeri veya bir tiyatro, iyi bir konut, hastane ve okullar, çeşitli ihtiyaçları için mekanlar beklerler.


BS: Sizin gibi kariyer için mühendislik bu tasarımları mümkün kılmıştır diyebilir miyiz? Bu anlamda meslek pratiği ve geleneğinizi tartışabilir miyim?
ZH: Ben AA içinde eğitim görevim olduğu için iki sebepten dolayı Londra’da kaldım. Çünkü mühendislik de önemliydi. Londra’da her zaman büyük mühendis ve birçok büyük danışmanlarımız olmuştur. Siz isterseniz hemen hemen her şey hakkında bir danışman bulunabilir. Peter Rice ile benim deneyim oldukça tatmin ediciydi.
Ben bir öğrenci gibi oldum ona. O erişilebilir, mütevazi bir adamdı. Sizde bir strateji olmasa ve çalışmalarda bir mühendis olmasa bile, bir binanın sağduyuya ihtiyacı olduğunu anlamak zorunda olduğumuzu bize öğretti. Bugün Londra’da gibi Arup, Buro Happold, Hanif Kara ve tüm mühendislik grupları normatif tutumdan uzaklaşmışlardır. jane Wernick gibi daha büyük bir mühendis vardır.Bu mühendislerin konuya ilgiler vardı ve çalışmalarımızda ortak bir inanç oluşurdu.
BS: Sizin öğrencilik deneyimlerinize göre, bugün öğrencilerle birlikte çalışmak nasıl bir şeydir, karşılaştırır mısınız?
ZH: Bir öğrencinin çeşitli kapsamlarda hedefleri olmalıdır. Sadece bir şey çevresinde dönmekle olamaz. Bir odak olması gerekir. Bir öğrenci olarak ben yolun sonunda ne olacağını bilmiyordum. Bütün deneyler projeyi mükemmelleştirmek içindi. Yolun sonunda bir şey olacağını biliyordum. Yani iş yapmak benim için hırs oldu ve bu süreci taşıdı.
Bu iki boyutlu bir kroki çalışmasının bir alana dönüşmesi bazen 10 yıl sürer ve bir bina böylece ortaya çıkabilir. Onlar baştan öngörülebilir değildir çünkü bu süreç benim için çok heyecan verici olduğunu şimdi baktığımda düşünüyorum. Örneğin, benim çizimler üzerinde yumurtadan hatları üretmek için modeller kullanmam, sonunda Roma’da MAXXI sanat müzesi için diyagram haline geldi. İşte böyle basit bir fikir oldukça uzun bir yolculuğa götürecek Sonuçları tasarımcıyı taşıyabiliyor.
BS Bugünlerde acil olarak yapmak zorunda olduğunuz işler var mı?
ZH: Muazzam konsantrasyon ve hassasiyet gerekli işlerim var; çünkü benim çizimler, yavaş yavaş yapılabilir. Ben bilgisayarda çalışamam ama bugün çok farklı bir zaman ve süreç var ve bu süreç daha şeffaf. Tüm sistem, çizimdeki bozulma binanın bozulmasına yol açabilecek bir katmanlama sürecine gider. Lider bir şekilde ters bir arkeolojik form gibi, başka bir yere bir levha koyarak izleri takip ederek, fikirlere yol vererek çizimi tamamlar. Veya ekstrüde çizimlerle binalardaki çekilmiş bölümleri oluşturabilirler.
Öğrenilmiş olanların ne olabileceğini görmek için bir charrette çizimi yapmak ne güzel olurdu. Ben yine aynı şeyleri yapmak istemiyorum ama belki başka yöntemler de zaman içinde olacaktır.
Bugün kimse gerçekten bir planı çizmenin, insanların en zor perspektifi çizmeye çalışmalarının, bir ordu ile üç boyutlu olarak her şeyi yapmaya ikna etmek için 20 yılı uğraştığımı bilmez. Şimdi de herkes üç boyutlu programlar kullanıyor ve planın yatay bir bölüm olduğunu düşünüyor. Planın bana göre gerçekten organizasyona ihtiyacı var. Planın bana göre bir üstünlüğü var hâlâ.

Kaynak: Architectural Review
Çeviri: Mimdap

9 Yorum

  1. Lahcen

    Hmmm…can’t say I’m familiar with that one. Maybe anomynous meant ALF (Alien Life Form).To clarify my position, which I didn’t necessarily try to push in this post but inadvertantly did to some extent, there’s certainly nothing wrong with architects hawking goods and/or services, though my basic dislike of advertising makes me critical of the what and the how over the why, which is all too obvious. And while I may consider advertising shallow and surface-oriented (I left out one-sided), to put it that way is a bit unimaginative.In a way this specific ad makes sense, as so many architects use phones to carry on business with employees, contractors, and so forth away from the office, at the job site, etc. I’m sure that Blackberry is presenting Couture and other personalities from other professions to show how everybody gains from using those devices, hitting the most targets and making the most on sales. But this is a bit too much of the tail wagging the dog, as Blackberry and other mobile communications companies tell us what successful professionals must do to remain competitive these days. Eventually it fulfills its intention, as one must get one to keep up with the next person. Sure, I’ll probably end up with one of those things some day, but for now I’m not a fan.

  2. ömer eken

    yenilikçilik tanımına, onun ruhuna çok uyan bir mimar Hadid. onun çağdaşıyız ve mimarlık tarihinde ileride çok önemli bir yer tutacak.

  3. Ersin Yurt

    Zaha’nın çizgiyi kırık dökük, prizmatik-geometrik kullanmaktan çıkarışı en büyük özelliği bana göre. Kendisi bu durumu çizgiyi deforme etmek, çizime yeni bir form vermek gibi mütavazı bir şekilde açıklamış olsa da yaptığı bir tür devrim.

  4. Çiğden Önal

    Zaha Hadid öncelikle kadın mimar ve kendisini bu derece kabul ettirebilmiş olan dünyada bir başkası yok. Üstelik bunu sadece mimarlığı ile yapıyor.

  5. Ahmet Alkan

    Bizim çağdaş bir mimarlığa ulaşabilmemiz için gerekenler:
    .Mimarlar odasının mimarların odası olması,
    .üniversitelerde mimarlık fakültelerinin meslekle ilişkili hale gelmesi,
    .yarışmaların kurumlaşması,
    .mimarların değişmesi niteliklerinin artması,
    .halkımızın okur yazar hale gelmesi gerekmektedir.
    Yoksa daha çok koskoca bir proje güzide ve çalışkan halkımızın elinde Aziz Nesinlik olur.

  6. Hasan Basri Kolcu

    Evet Zaha Hadid’in projesini Kartal Ahalisi acaba bizim imar hakları ne kadar artacak diye izlemişti. Sonuçta artma bir yana yarı yarıya azalma olduğunu görünce hemen Hadid’in iyi bir mimar olmadığı konusunda görüş birliğine varmışlar, durumu “Arabın mimarı böyle olur” gibi cümlelerle açıklamışlardı.

  7. necmi yazgan

    Zaha Hadid bugünün mimarlık dünyasının üstadları, güncel değimle starları. Star biraz günlük değim gibi duruyor fakat bir hakikati de ifade ediyor diğer taraftan. Mimarlık üretimleri dünyayı sarsıyor. Bir ekol gibi örneğin Hadid. Daha önemli bir süre de bu önderlikleri sürecek gibi görünüyor.

  8. Necati Korkmaz

    Zaha Hadid yarattığı formlardaki özgünlükle öne çıktığı gibi fonksiyonları bu forma uygun hale getirmekte de usta, bir mimarlık öğretmeni.

  9. Metin Altınöz

    Zaha’nın hep bir aurası, hep yaratıcı üstün tarafı var. Farklı biri ve çok üretken. Bunu nasıl bir çalışmayla elde ettiğini ders gibi anlatmış.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir