İstanbul Modern Sinema’da 13-29 Haziran tarihleri arasında, Tasarım Kentleri sergisine paralel düzenlenen “Tasarımın Üç Hali” programının ikinci bölümünde, birbirinden ilginç üç belgesele yer verecek. Programda, dünyanın önde gelen fotoğrafçılarından Annie Leibovitz’in sanatı ve özel yaşamını konu alan, yönetmenliğini kızkardeşi Barbara Leibovitz’in yaptığı portre-belgesel “Annie Leibovitz: Objektiften Yansıyan Bir Yaşam”, Kanadalı yönetmen Pablo Aravena’nın grafitinin gayri resmi tarihini aktardığı, duvarları birer sanat eserine dönüştüren sokak sanatçılarını yansıttığı “Sonrası: Bir Sokak Sanatı Rehberi” ve Alman sinemacı Thomas Riedelsheimer’in İngiliz heykeltıraş ve fotoğrafçı Andy Goldsworthy’i anlattığı “Andy Goldsworthy: Nehir ve Medcezir” başlıklı belgesel ücretsiz olarak gösterime sunulacak.

tasariminuchali1.jpg

Annie Leibovitz: Objektiften Yansıyan Bir Yaşam

Annie Leibovitz: Life Through A Lens, 2007

Yönetmen: Barbara Leibovitz

142”, Siyah Beyaz ve Renkli, İngilizce

Objektiften Yansıyan Bir Yaşam’da ünlülerin fotoğrafçısı Annie Leibovitz’in sanatını ve özel yaşamını kızkardeşi Barbara Leibovitz perdeye aktarıyor, sanatçının 1972’den bugüne Vogue, Rolling Stone, Vanity Fair gibi dergiler için çağımız kültür coğrafyasından çektiği ‘unutulmaz’ karelerden oluşan fotoğraf serüvenini izliyor.

Annie Leibovitz, 1981’de John Lennon’ın suikasta kurban gidişinden birkaç saat önce çekilen Yoko Ono-John Lennon portresi; Demi Moore’un hamileyken verdiği ünlü poz, çamurlar içindeki Sting ve süt dolu küvetin içindeki Whoopi Goldberg gibi kariyeri boyunca sayısız ünlüyü en özel, en samimi anlarında fotoğrafladı. Özgün, doygun renk anlayışı ve şaşırtıcı yerleştirmeleriyle portre fotoğrafçılığının çehresini değiştirdi.

Belgeselde, Leibovitz’in portre fotoğrafçılığına nasıl bir şekil verdiğine ve çekimlerin perde arkasına, özel yaşamının duygusal yanlarına ünlü Amerikalı yazar, eleştirmen, insan hakları savunucusu Susan Sontag ile yaşadığı 15 yıllık ilişkinin, geç yaşta çocuk sahibi olma kararının ayrıntılarına tanıklık ediyoruz. Ayrıca, kariyeri boyunca Leibovitz’in objektifine yansıyan sayısız şöhrete de yer veriliyor: Hillary Clinton, Mick Jagger, Julia Roberts, Robert Downey Jr., Barışnikov ve diğerleri.

Objektiften Yansıyan Bir Yaşam, 2007 Deauville Amerikan Film Festivali, Karlovy Vary Film Festivali, Hong Kong Film Festivali ve Varşova Film Festivali’nde gösterildi.

tasariminuchali2.jpg

Sonrası: Bir Sokak Sanatı Rehberi

Next: A Primer On Urban Painting, 2006

Yönetmen: Pablo Aravena

95”, Renkli, İngilizce- Fransızca- İspanyolca- Portekizce- Japonca

Kanadalı yönetmen Pablo Aravena, New York, Paris, Londra, Barselona, Berlin, Amsterdam, San Paolo ve Tokyo sokaklarında grafitinin izini sürerek, izleyiciyi renkli, heyecan verici görsel bir şölenle dünya turuna çıkarıyor. 35. yaşını kutlayan grafitti, görüntü kirliliği mi, vandalizm mi yoksa şehirlerin arka sokaklarında doğup sanat galerilerinin yeni gözdesi haline gelmiş bir sanat akımı mı?

Günümüzde modadan reklamcılığa, müzikten sinemaya etkisi birçok alana yayılan bir küresel kültür biçimi olan modern grafitti üzerine Pablo Aravena ile yapılan ‘dünya grafitti turu’,1970’lerin Brooklyn’inden başlıyor. Bu yolculukta izleyici, değişik, hiç görülmeyen yaratıcı çalışmalara; Berlin ve Amsterdam’dan geometrik yerleştirmelere, maskeli Japon grafiticilerin yaptığı Kanji biçimi “tag”lara, çalışmalarını yeraltı mezarlarında gerçekleştiren Parisli sanatçılarla çıkılan gizli bir yolculuğa, üç boyutlu resimlere tanık oluyor.

Andy Goldsworthy: Nehir ve Medcezir

Andy Goldsworthy: Rivers and Tides, 2001

Yönetmen: Thomas Riedelsheimer

90”, Renkli, İngilizce

“Bu filmi izlemek gündüz düşü görmek gibi bir şey.”
Roger Ebert

İngiliz heykeltıraş Andy Goldsworthy, doğada ve doğal malzemelerle “zamansız” eserler yaratan nadir sanatçılardan. Kum, taş, buz, yaprak gibi malzemelerini doğadan seçiyor ve doğanın içinde büyülü güzellikler yaratıyor. Alman sinemacı Thomas Riedelsheimer, hem fotoğrafladığı hem de kurguladığı bu filmde, Andy Goldsworthy ile birlikte Güney Fransa’dan Kanada’ya uzanan bir yolculuğa çıkıyor. Belgeselde, sanatçının çalışmalarını gerçekleştirme sürecini; dağlarda eski taş bir duvarı yeniden inşa etmesini, yaprakları birbirine bağlayarak dizdiği “kolye”yi ırmağın akıntısında yüzdürmesini izliyoruz. Doğayı yontan bu ‘arazi sanatçısı’ için, yarattıklarının doğa tarafından bozulması da doğal sürecin bir parçası. Goldsworthy’ye göre, estetik, ürün değil, delilikler açma, anıtsal boyutta kartopu yuvarlama, hendek kazma sürecidir. “Çamur Kaplı Taş”ları ve kardan, buzdan yaptığı heykelleri zamana karşı koyamayarak yok olur. Türkiye’de ilk kez gösterilecek olan bu filme eşlik eden çağdaş müzikler ise birçok aleti çalabilen, doğaçlamanın en önemli gitaristlerinden Fred Frith’e ait.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir