Mimar: Hakan Dölgen, İnci Olgun, Ayşegül Kuruç
Sürdürülebilir Ekolojik Yerleşim Önerisi: Nordhavnen
Kentle ve mimarlıkla ilgili yarışmalar neyi hedefler? Yarışmak, bu alanlara müdahale sürecinde, bir tartışma zemini yaratma düşüncesi midir? Yoksa sadece bir konuyla ilgili söz söyleme pratiği ve iz bırakma isteği midir? Yarışmalar gerçekte politik, sosyal, kültürel ve teknolojik değişimlerin hikayesini barındıran pandora kutularıdır; geçmişin günahları ve geleceğin hayallerini, tasarımlarını oluşturacak çıkış noktalarında beklerler.
Kentsel alanı “düzenleme”nin, çağdaş bir dile ve teknolojiye sahip, yeni ama aynı zamanda akla yatkın bir hikayesi olmalıdır. Aristoteles, Poetika’nın üçüncü bölümünde taklit ayrılıklarından biri olan “tarz”dan bahseder; aynı taklit araçlarıyla aynı nesneler farklı olarak taklit edilebilirler. Bu da bir yandan hikaye etme yoluyla yürütülür… öte yandan da taklit edilen bütün kişileri “etkinlik ve eylem” içinde gösterme yoluyla olur.1 Sürdürülebilir kent başlığı altında toplanabilecek tüm hikayelerin ortaya serildiği, gözden geçirildiği bu yarışma, her katılımcının aynı araçları ve nesneleri kullanarak, kendi düşüncesini anlatacak “yaklaşımın” peşine düştüğü önemli bir etkinlik alanı olarak tanımlanabilir.
İnsanın bir yanda “yaparken” diğer yanda doğal denge içinde sonsuza kadar “varolma” isteği, mimarlıkta sürdürülebilirlik kavramının yerine işaret etmektedir; taklit edilen bütün sistemlerin, doğal, kültürel ve sosyal örüntülerin, benzer “etkinliklerdeki” olabilirliği, uygulanabilirliği öne çıkmaktadır/önem kazanmaktadır.
Phyllis Richardson, derlediği “XS Green: Big Ideas, Small Buildings” başlıklı kitabının önsözünde bir motto kullanarak -“think globally, act locally”* dünyadaki son dönem mimarlık anlayışının sürdürülebilirlikle bağlantılı reçetesini önemli bir eklemeyle önümüze sunar. Mimarlıkta üretim ve tüketim ilişkisine bakıldığında bu öneri her projeye uygulanabilecek denli basit bir çıkış yolu gibi görünür; sonuç olarak üretici ve kullanıcı gereksinimlerini karşılar gibi görünen barışçıl ve hassas bir çözüm önerilmektedir.Yatırımlar ve üretim küreseldir ve bu anlamda gerçektir, ancak cümlenin ikinci yarısında bir davranış taklidi sözkonusudur; yerel-miş gibi davranmak.Kentsel dönüşüm projelerinde en çok üzerinde durulması gereken bir konu başlığı olarak yerellik, varolan ve gelişecek olan kültürel, sosyal ve biyolojik örüntüler, kent ölçeğinde alınan ekonomik temelli kararlarla önerilen gerçekliğin içine bir davranış şablonu olarak yerleştirilmektedir. Tersine, bu gerçeklik, içinde yeni oluşumların eklenebileceği bir ara alanda yeniden türetilmeli ve yeşermelidir. “Nordhavnen,Copenhagen:The Sustainable City of the Future”başlıklı uluslararası kentsel tasarım yarışması, bu yaklaşımların sorgulanabileceği, tartışılabileceği bir çalışma ortamı olarak değerlendirilmiştir.
CPH City and Port Development’ın açtığı, The Architects Association of Denmark (AA) tarafından duyurulan bu yarışmada, 40.000 kişilik konut ve 40.000 kişilik çalışma birimlerinin yayılacağı yaklaşık 4 milyon metrekarelik bir alan düzenlemesi istenmiştir. Bu amaçla, elektronik ortamdan indirilebilen, geniş içeriğiyle alanı, konuyu, katılımcılardan istenenleri, beklentileri, hedefleri açıklayan, potansiyel kullanıcılarla yapılan toplantı süreçlerinin yer aldığı, “yarışma öncesi danışılacak” son derece detaylı bir belge katılımcılara sunulmuştur. Bu belge, henüz oluşmamış bir kentsel alan için, varolan biyoklimatik özellikleri, kentin tarihsel özellikleri doğrultusunda korunacak yapıları, kentin planlama politikası olan fingerplan (Kopenhag’in ‘suburb’leri 1947’deki ‘fingerplan’a göre biçimlenmiştir. Bu plan suburbleri elin parmakları formunda böler. Yeşil bölgeler ve ‘highway’ler araya kama gibi girerken parmak formunun üzerinde tren hatları yer alır) ve birtakım üst ölçek kararlarıyla ilgili bilgiler içermektedir. Aynı zamanda alanda yer alacak fonksiyonlar, kaplayacakları yaklaşık alanlar, yerleşim kararları, tasarım sürecinde bağlayıcı ve güçlü bir altlık oluşturmasını sağlamıştır. Sürdürülebilirlik, yeşil tasarım, organik tarım, karma kullanım gibi güncel yaklaşımları vurgulayan bu altlık böylece katılımcıların tasarım sürecinde kullanacağı aletleri, araçları ve dili belirlemiştir.




Eskizler
KOPENHAG – NORDHAVNEN
Kopenhag tarihi boyunca kuzeyin en büyük ve önemli ticaret limanı, dolayısıyla en zengin ve gelişmiş kentlerinden biri olmuştur. İskandinavya’nın en önemli iş ve bilim merkezlerinden olan kent aynı zamanda 2008 yılında yapılan sıralamalara göre Avrupa’nın yaşanabilir kentler listesinde yer alarak, en iyi tasarıma sahip kentler arasına da girmiştir. Kentin geleceğe dönük gelişme planları da bu yaklaşım çerçevesinde şekillenmektedir; topografyanın dayattığı yatay kimliğin dikkate alındığı ve yüksek kalitedeki çevresel standartları koruyarak, ticaret ve iş alanlarının desteklediği, yaratıcı ekonomiler çerçevesinde gelişmenin sağlandığı senaryolar ön plana çıkarılmaktadır.
Üst ölçek kentsel gelişme stratejilerinin şekillendirildiği Kopenhag kentinde özellikle Nordhavnen bölgesi önemli bir odak noktası niteliği taşımaktadır. Bu alan, kentsel büyüme açısından stratejik bir konumda olup, kentin merkezi ile olan bağlantısı ve deniz kenarındaki konumu, yaşama alanı olarak tasarlanmasında önemli bir yarar sağlamaktadır.
Bu açıdan beklenen tasarımın hem yeni gelişme alanının gereksinimlerini karşılayacak nitelikte olması hem de Kopenhag kent kimliğine katkıda bulunması düşüncesi, çalışmayı “yer”le “hayalin” kesiştiği bir kavram arayışına yöneltmiştir. Nordhavnen-sürdürülebilir kent tasarımının çıkış noktasını oluşturacak, İki yaşam biçimi arasındaki geçiş alanını ifade eden ‘Ecotone’ kavramı, yazının konusu olan projenin konsepti olarak belirlenmiştir.

ŞARTNAMENİN SUNDUĞU YARIŞMAYA İLİŞKİN BELİRLEYİCİLER
Proje anlayışı ve konsept dört belirleyici üzerine kurulmuştur;
1- Alanın mevcut fiziksel, sosyal ve kültürel özellikleri:
Sanayinin hızlı gelişimi ve modern liman kavramına bağlı olarak ele alındığında, Nordhavnen, deniz-yük taşımacılığı, limanla ilişkili diğer fonksiyonlarla birlikte Kopenhag’ın 19.yüzyıl sonu – 20. yüzyıl başına tarihlenmiş bir kent parçası olması projeye yaklaşım açısından önem taşımaktadır. 200 hektarlık bu alanın ana kara ile bağlantısını sağlayan, eşik olma özelliğine sahip Innerhavnen olarak adlandırılan kısmı ise projede fiziksel olduğu kadar sosyal ve kültürel boyut açısından da önemli bir belirleyiciliğe sahiptir.
2- Ulaşılmak İstenen Hedefler:
Kopenhag merkezine yakın, farklı bir çeper özelliği taşıyan alanın, 40.000 kişilik konut gereksiniminin karşılaması beklentisi; alanın sadece konut kullanımı yönünden değil, karma kullanım kavramı doğrultusunda, ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda da kullanıcılar (yerel halk ve dışarıdan gelip kullanacak olanlar) için sürdürülebilir bir yaşam alanı olarak ele alınmasını gerektirmektedir. Burada yaşayan tüm canlıların göz önünde bulundurulacağı ekolojik yaklaşım kriterlerinin sağlanması ise öncelikli maddeyi oluşturmaktadır.
3- Ekonomik Gelişme:
Yerel ölçekte hizmet veren kuruluşlar, girişimciler ve yatırımcılar için bir çekim noktası olması düşünülen Nordhavnen’da uluslararası boyutta ticaret ve ona hizmet eden yan sektörlerin (finans, reklam, vb.) de yer alması hedeflenmektedir.
Yerel halkla birlikte uluslararası ölçekte çalışan ve bu ölçekte hareketliliği sağlayan yaratıcı sektörlerin bu alana çekilmesi, kentin parçası olan bu alanın sosyal ve ekonomik açılardan çeşitliliğe sahip olan odak niteliğini kuvvetlendirmesini sağlayacaktır.
4- Tasarım Stratejisi:
Yarışma bütünü içinde, Innerhavnen’ın eşik olma özelliği ve kara-deniz ilişkisi kapsamında, çift yönlü bir beslenmenin vurgulandığı bir sürdürülebilirlik yaklaşımı temel alınmıştır. Burada sözü geçen beslenme, Kopenhag ile alan arasında bir ‘hayat kordonu’ niteliği taşıyan aktif bir yeşil omurganın sürekliliğinin sağlanması ve alan boyunca vurgulanmasıdır. Yeşil omurga, toprağın denizden karaya doğru sürülmesi ve birikmesiyle oluşmuş toposun tümünde enerjiyi sürekli ve canlı tutmaktadır. Böylelikle alanın tümü, Kopenhag merkezine açılan bir Ecotone City olarak karşımıza çıkmaktadır.

ECOTONE CITY PROjESİ
Kopenhag’ın konut gereksinimini 2050 yılına yayılan bir zaman diliminde karşılaması beklenen yeni senaryosuyla Nordhavnen, kültürel, sosyal, çevresel ve teknoloji alanında yaşanan ve yaşanması muhtemel sorunların, ekoloji ve sürdürülebilirlik kavramları çerçevesinde çözüme ulaştırılabileceği yeni bir olası habitatı öncelemektedir.
Bu oluşum kentsel tasarım ölçeğini aşan, “ekolojik planlama ölçeğinde bir bakışı” zorunlu kılar. Danimarka ölçeğinde biricik bir çalışma olan Nordhavnen projesi, dünya ölçeğinde de sayılı örneklerde deneyimlenmek istenen kent ölçeğine “ekolojik planlama” çerçevesinde bakışı gütmesi açısından bu nedenle ayrı bir öneme sahiptir.
Yarışma şartnamesinin katılımcılardan beklentileri çerçevesinde iki aşamada ele alınan Ecotone Projesi’nde ilk aşamayı kültürel ağırlıklı fonksiyonların tanımlandığı Arhusgade bölgesindeki kültürel ve tarihsel miras niteliği taşıyan yapıların tümünü içeren alanın dönüşümü oluşturmaktadır. İkinci aşama ise ağırlıklı olarak konut yerleşim, servis, ticaret alanları ve geniş rekreatif alanların tasarımına yöneliktir.Her iki aşamada da önerilen yapılaşmada kültürel ve yapısal açıdan korunması gerekenler korunmuş, yıkılan binalardan elde edilen malzemelerin ise yeni yapılaşmada tekrar kullanılması öngörülmüştür.Önerilen teknoloji ile 50 yıllık bir döneme yayılan tüm uygulama sürecinde yeniden kullanım malzemelerinin kalite ve değerlendirmelerinde önemli artışlar olabileceği de varsayılmaktadır.
Yarışma alanı bütünü için “kentsel strüktür tasarımı”nı yönlendiren iki başat faktör belirlenmiştir. Alanın denizle ilişkisi ve bu ilişkiye bağlı oluşan hareketlerin izleri doğrultusunda değişerek devam etmesi, sürdürülebilirlik kavramıyla örtüşmektedir.

1. Olgu – Topo(s)ustain: Kara ve Denizin Sürdürülebilir Bağı, Nordhavnen
Yapay dolgu bir arazi olan Nordhavnen yarımadasının yeni bir kentsel yaşam birimi olarak öncelikli fonksiyonu gereği denize ve ufka doğru özgürce açılan düzlemsel yapısı, özellikle ekolojik planlama anlayışına dayandırılan ve tasarımın hareket noktasını oluşturan kavramın belirlenmesinde de yardımcı olmuştur: Topos.Kopenhag’ın yükseltisiz topoğrafik oluşumuna bir devinim katacağına inanılan yerleşim alanının tasarımında, yapay eşyükselti eğrileriyle oluşturulacak yeni bir topos yaratma fikri, kentsel mekanın kullanıcısına ekolojik duyarlılığı kazandırma becerisinin gerekliliğiyle önemli ölçüde örtüşmektedir. Duyarlılığın yanı sıra mekansal kimliğin de vurgulayıcı öğesi olarak Topos’un, yaşam çevresinin anlamsal ve mekansal bütünlüğünü sağlaması hedeflenmektedir.

Önerilen yapılaşma, merkezle ilişki kuran InnerNordhavnen’den itibaren fraktal bir yapıya bürünen ve denizin oluşturduğu sınırlara doğru dinamik, yumuşak bir hareketle açılan bir morfolojiye sahiptir. Bu morfolojiyi, bir el tarafından sürülen/çekilen toprağın birikmesiyle oluşmuş bir coğrafya olarak tanımlayabiliriz.Parmakların taradığı yüzeyler kanallara dönüşerek, tasarım yaklaşımındaki fraktal biçimlenişi oluşturmaktadır.Daralan ve genişleyen açılar oluşturan bu hareket, doku içerisinde farklı perspektif etkiler kazandırarak kentsel mekanı kullanıcısı için sürprizli bir yaşam alanı haline dönüştürmektedir.
Dolgu alanlarındaki kıyı morfolojisinde fractal form arayışı ile , ekosistemin daha hızlı yapılanması amaçlanmıştır. Yaklaşık 10 metre genişliğinde fraktallar deniz canlıları için doğal yaşamın hızlıca geri kazanılmasını sağlayacaktır.
Bu biçimleniş bir anlamda denizin ve rüzgarın yarattığı salınıma dayalı yeni bir topos olarak da tanımlanabilir ve sürdürülmesi öngörülen ekolojik oluşumun omurgasını saran bir niteliğe sahiptir.
2. Olgu – Ecotone: Gelecek için Sürdürülebilir Bir Geçiş
Yapay Topos’a ait bir gateway olarak nitelendirilebilecek yeşil omurga, fraktal yapıya entegre olur ve ileride varolacak yeşil yaşamı filizlendirme özelliğine sahiptir. Kuşların göç yolu üzerindeki konaklama noktası olan alan, koruma altındaki kara-kurbağalarının yaşamlarını sürdürdükleri lagünleri de barındırmaktadır.
Tasarımdaki Eko-yaklaşım bu anlamda balıkların, kuşların, kurbağaların, kelebeklerin, böceklerin, amphibianların (suda ve karada yaşayabilen hayvanlar), su ve kara bitkilerinin doğal yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli, tümel bir yaklaşım olarak kabul edilmiştir.
Bu yaklaşımın, alanda yaşayan diğer canlı sistemleriyle empati oluşturma yoluyla kullanıcıların sürdürülebilirlik bilincinin artırılmasında etkili olacağı düşünülmüştür.Bu nedenle kıyı alanları için üretilen tasarım stratejisinde deniz-kara arasındaki sürdürülebilir ekolojik yaşamda türlerin birlikteliğine vurgu yapan ‘ecotone’ kavramı önem taşımaktadır.
KAVRAMSAL GİRDİLER
Doğal-yapay Bağlantı
Projenin ana ilkeleri arasında ‘habitat’a ve ‘morfoloji’ye ilişkin alınan tasarım kararlarında Doğal-yapay bir yaklaşımdan bahsedilebilir.
Bu anlamda bir doğal-yapay tasarım kararı olarak nitelendirilebilecek yeşil omurga, sulak alanların ana kara ile bağlantısını sağlamakta, kent içi ekolojik temasları kuvvetlendirerek, ekolojik sürdürülebilirliği desteklemektedir.
Gelecek ile geçmişi bağlayan bir hayat-kurdelesi (göbek bağı) niteliğindeki bu yeşil omurga, hem algısal hem fiziksel yönlerden şehir merkeziyle ilişkiyi sürdüren ve alana yayılmasını sağlayan en önemli tasarım kararlarından biridir. Bu omurganın denize kavuşan uç noktası, 2050 yılına dek sürecek kademeli inşaat sürecinde yeni teknolojilerin kullanılacağı, diğer “eko kent”lerdeki sembol niteliğinin ötesinde, Nordhavnen bölgesi için gerçek anlamda bir nirengi oluşturması düşünülen yat limanı ve eko-kule ile tamamlanmaktadır.

Kopenhag genelinde de nirengi özelliği taşıyacak olan eko-kule, sürdürülebilir çevre ve ekolojik yaşam biçimlenişinin ifadesi olarak değerlendirilmektedir. Yeşil omurganın denize kavuştuğu noktada ufuk çizgisini vurgulayan yapı, Kopenhag kentinin belleğini gelecekteki kimliğine taşımada katkıda bulunacaktır.
Yeşil omurga, Svanemollehavnen’da ve Arhusgade’deki kesişim noktasında yeraltına alınan taşıt ulaşımı ve Svanemollen-Osterport istasyonları arasındaki tren yolunun alta alınmasıyla kesintiye uğramadan ve engelsiz bir şekilde tasarlanan yeni kıyıdan başlayarak, Kopenhag merkezine ulaştırılmaktadır. Böylece merkezle kültürel ve sosyal bağ kuvvetlendirilmektedir. Benzer şekilde otomobille alana ulaşım da alta çekilerek, 20.000 araçlık bir bölge yeraltı otopark alanına dönüştürülmektedir. Otopark çıkışları, yeşil omurganın beslediği konut ve işyeri dağılma noktalarına yerleştirilmiştir.Fosil yakıt tüketen araçların Nordhavnen’in altında tutulması ulaşım çözümlerinde ana hedef olmuştur.Yer üstü tamamen yayalara, bisiklet kullanıcılarına, elektrikli ve hibrid sistem kullanılan araçlara ve ‘monorail’e bırakarak, metro ve bütün diğer araçlar yeraltına alınmıştır.Araba kullanımını azaltmak için otopark kapasitesi özellikle Kopenhag kentinin standartlarından farklı olarak 100 m2 1 olan park alanı yerine, 300 m2’lik alana 1 park alanı düşünülerek tasarlanmıştır.
Bağlantılar
Yeni açılacak su kanalları yoluyla, halen varolan denizle ilişkili fonksiyonların (liman, yat limanı, balıkçı limanı, su sporları, vb) korunması ve alanla bağlarının kuvvetlendirilmesinin yanı sıra, deniz taşımacılığı olanaklarının değerlendirilmesi ve yeşil omurgadaki ağın suyla ilişkilendirilmesi hedeflenmiştir.Dokunun hareketine paralel olarak, gezinti iskelesi ile Fiskerihavnen arasında açılan bu kanallar, insan ve araç hareketine (deniz-taksi, kanal turu tekneleri, gezinti tekneleri ve diğerleri) bir alternatif oluşturmaktadır. Bu kanallar Kopenhag merkezinin kanallardan oluşan yapısının morfolojik bağlamda devamlılığının da bir ifadesidir

Karma-Kullanım
Dokunun karma-kullanım özelliği gözetilerek alanda gündüz ve gece dengesi oluşturmaya çalışılmış, her fonksiyon içerisinde de sosyal çeşitlilik olmasına dikkat edilmiştir: Konutların yanı sıra, eğitim yapılarına yakın yurtlar, öğrenci konaklamaları, sosyal konutlar ve toplumda zayıf statüleri olan gruplar için de konut olanağı yaratılmaya çalışılmıştır. Koheziv bir topluluğun oluşması bu anlamda proje genelinde sürdürülebilir habitatı gerçekleştirmede en temel veri olarak kabul edilmiştir.Tüm alanda karma-kullanım üzerine oturtulan bu sistem, kültürel ve sosyal hayat enerjisinin sürekliliğini sağlar.Yeşil omurga boyunca, dokunun suyla birleştiği noktalara yerleştirilen eğitim yapıları, birbirine açılan sokaklar sistemi olarak tasarlanan ve konut dokusuyla yatayda ve düşeyde kaynaşan, süreklilik oluşturan ticaret ve perakende satışın bulunduğu alanlar, gün ve gece boyunca kalabalıkları kendine çekmekte ve dağıtmaktadır.
Salınan Modüller (Alan Stratejisi)
Tasarım bütününde temel alınan, sürdürülebilir mimarlığın ilkelerinden biri olan modüler olma gerekliliğine bağlı olarak, yapılar 20 x 20 m’lik modüllerle tasarlanmıştır.Farklılaşan yükseklikleri, geçirgen yapıları ile yerleşim imajları ve kullanımları, alanı zenginleştirmektedir. Çoğunlukla güneye doğru yönlenen avlular, güney cephelerinde de kış bahçeleri ve çatı bahçeleri, binaların yaşam konforunu yükseltirken kişi başına düşen yeşil alan metrekaresini de artırmaktadır. Özelikle güneş ışığından daha fazla yararlanmayı sağlayan güneydeki eğimli cepheler bu yeşil alanı önemli oranda beslemektedir.
Yeni bir topos içerisinde yer alan aktif yeşil alanın sadece yatayda değil düşeyde de tasarlanması başka mekansal oluşumlarla da desteklenmiştir. Örneğin düşeyde yer alankentsel dokunun yeşille olan bağı düşey bahçelerle kuvvetlendirilmiştir. Çatılarından başlayarak yeşil giydirilen ve ‘salinan moduller’ geometrik biçimlenişi içinde yeşil bir topoğrafik yükselti parçası haline gelen binalar, alan-stratejisi açısından önemli bir zenginlik sağlamaktadır. Bu bağlam içerisinde bazı binalardaki kat alanları sadece yenilebilir bitki yetiştirmek için kullanılacaktır.

Alan içinde kültürel ve yapısal değer taşıyan ve kısmen korunan endüstriyel miras niteliğine sahip binaların yanı sıra önerilen ritmik sistem içinde Innerhavnen’daki irregular dokuya göndermeler yapan, şaşırtmalar, atlamalar, düzensizlik etkisi yaratabilen dağılma toplanma alanları, belli aralıklarla serpiştirilmiş eko-hücreler, daha alt ölçekli yaratılmış mikrokozmozlar, tasarlanan yeni topoğrafik oluşumda yer alır. Bu mikrokozmozlar yerleşim genelinde yaratılmaya çalışılan “mahalle birimleri”ne renkli kamusal alanlar sunulması açısından da önemlidir.
Ekolojik Yaklaşım
Çevre konusunun temel unsurları olan ‘toprak’, ‘hava’, ‘su’yun kirletilmemesinde amacıyla, enerji elde edimi için kullanılan yenilenebilir kaynak üretimi alan genelinde her ölçekte ele alınmıştır.
Yeni dolgu alanlarında tekrardan temelli atılacak eko-sistemin mantığını oluşturan fraksallar bölgesinde rüzgarın kuvvetli estiği bölgelerdir ve yapay adalar yoluyla dalgaların salınım enerjisi su altındaki mekanizmalarda biriktirilecek ve bu potansiyel enerji daha sonra kullanılabilir enerjiye dönüştürülecektir. Yine eko-hücreler, rüzgar tribünleri, güneş panelleri adası önerilen alternatif enerji kaynaklarından birkaçıdır. Paneller güneşten maksimum yarar sağlayabilmek için yon değiştirebilme özelliğine sahip olacaktır.

Diğer taraftan adanın kuzeydoğu tarafında kalan dönüşüm merkezi, yerleşim bütününe yeraltı sistemi yoluyla bağlanan, yerleşime ait atıkların da ayrıştırılacağı bir alandır. Atıklar bu merkeze bağlı iskelelerden deniz araçlarına yüklenmektedir. Bu iskeleler alüminyum, plastik, çelik, ahşap ve diğer malzemelerin ayrıştığı, yerleşim bütününde sistemli katı atık değerlendirme üniteleri olarak planlanmaktadır. Organik atıklar için kompostlama bölgeleri önerilmiştir.
Ayrıca projede organik tarım alanları ve bu alanlardan elde edilecek ürünlerin satılacağı “üretici marketler” öngörülürken, ekolojik duyarlılığın devamını sağlayacak müzeler ve kültür merkezlerine ilişkin mekansal oluşumlar da tasarım genelinde değerlendirmeye alınmıştır.
SONUÇ
Proje, tasarım sürecinde yarışmanın kuralları içinde yer alan ortak dil ve araçların kullanılması yoluyla, tüm projelerin okunmasını sağlayan ağın parçası haline gelmiştir. Problemin bütününün ele alınmasında, öncelikli olduğu düşünülen konuyu öne çıkarabilmek, gerçekte saklı olmayan bir durumu gözler önüne sermek, bir ikna sürecini de beraberinde getirmiştir. Gelecek için önerilen yapılaşmaların ve yaşam biçimlerinin hikayeleri, etkileyici ve kendi içinde tutarlı önermeler barındırmaktadır; ‘umut’, ‘mutluluk’ ve ‘süreklilik’. Önermeler, projelerin okunmasında kullanıcıların geleceğin şehrine dair algılarının yanısıra duygularının üzerinden gerçekleşmektedir. Projelerde insanlar, bitkiler ve hayvanlar sağlıklı ve birarada temsil edilmiştir.Yapılar ise bu panoramada gerçekte yaygın ve yoğun olmasına rağmen ön plandaki bu yeni düzeni tamamlayan ve gözleyen dinamikler olarak yer almaktadır.

“Yer’i Sürmek-Ecotone City” projesinde ise insan elinin müdahale ettiği / sürdüğü alanda, sonrasında kendiliğinden devam edecek sosyal, kültürel ve biyolojik bir yaşam öngörülmektedir. Bu yaşam, mutlak bir bitmişlik önermez; dolayısıyla bu alan için yapılan önermeler de kesinlik taşımaz. Bu nedenle sürdürülebilir kentin, sadece sınırlar içerisinde problemleri çözülmüş bir yer değil, çevresini de bu kavramla etkileyen bir ecotone alanı olarak görülmesi büyük önem taşımaktadır. Nordhavnen için belirlenen bu hedefler, ekolojik duyarlılığa sahip sürdürülebilir bir kentsel mekan kazanımı yönünde öncü ve ayrıcalıklı bir seçim sunmaya çalışmıştır.

(Paftaların büyük halleri için üzerlerine tıklayınız)
Notlar
1 Aristoteles, Poetika, İsmail Tunalı (çev.), Remzi Kitabevi, İstanbul, 2007, s. 14.
2-Phyllis Richardson,publisher: Thames & Hudson ,july 2010
PROjE EKİBİ
Müellifler
Hakan Dölgen / Mimar (Ekip başı)
İnci Olgun / Mimar
Ayşegül Kuruç / Mimar
Ayşe Özyetgin / Şehir Plancısı
Danışmanlar
Dr. Bahar Aksel Enşici / Şehir Plancısı
Prof. Dr. Semih Eryıldız
Ayhan Ertuğrul/Y. Mimar
Yardımcılar:
Meltem Yılmaz / Mimarlık Lisans Öğrencisi
Ayşe Hatipoğlu / Mimar
Özlem Yenimazman / Mimarlık Lisans Öğrencisi
Ceren Çağlı / Mimarlık Lisans Öğrencisi
Nadire Ertuğrul / Tasarımcı
Ahmetcan Alpan / Şehir Plancısı
Doğan Bakır-Grafiker
Aylin Yiğit-Grafiker
* Doxa Dergisi ve https://europaconcorsi.com/ ‘da da yayınlanmıştır.







7 Yorum
coşkun ateş
Güçlü proje yaklaşımlarından dolayı Hakan bey ve ekibini kutluyorum.
rabia
çok güzel bir proje. ölçek büyük, kavramlar önemli ve sonuç başarılı. tebrikler yarışmacı ekibe.
Asuman Yeşilırmak
Başta Hakan Dölgen ve İnci Olgun olmak üzere bütün proje ekibini “yapmak” ve sürdürmek” kavramlarının çelişkisini de tartışmaya açan bu etkili çalışmaları için kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.
Hasan Kıvırcık
Değerli dostum, meslektaşım Hakan’ın bizden uzak kaldığı zamanlarda mimarlık adına önemli şeyler yaptığını görmek gerçekten heyecan verici. Ulusal alanın dışında yapılanların daha bir önemi olduğunu tabi ki biliyorum ve sevgili Hakan seni kutluyorum. Elbette İnci Olgun’u ve diğer kardeşlerimizi de.
Bu kez kent ölçeğinde bir tasarıma el atmışsınız.
Haberlerinin, mimari dilde üretimlerinin devamlı olması dileği ile tekrar tebrik ederim.
Hasan Kıvırcık
Meral OĞUZ
Mutluluğu umut etmek, mutluluğu yakalamak ve mutluluğu sürdürmek günümüz insanının en temel gereksinimi, gerçekliği… Projenin bu temadan hareketle duygulara odaklanması ve eskizler çok etkileyici… Ellerinize sağlık, güzel çalışmalarınızın devamını başarıyla dilerim…
sena türkyılmaz
çok güçlü bir çıkarımla başlandığı ilk eskizlerden görülüyor. haritadan alt bölgeye oradan bölgeye ve tasarım alanına iniş ve oradan tekrar bütüne ulaşma anlatımı çok diyalektik gidiş ve dönüşleri içeriyor, etkileyici. “yeri sürmek” ile ekoloji üzerinde ve sürdürülebilirlik kavramlarıyla yapılan tartışmaya bir kakı verilmiş bence.
ellerinize sağlık, ekip başı sn dölgen ve mimari grup.
tarık sürcan
teorik yaklaşım, konuya giriş, kabullerin sıralanması, tezin ortaya konup işlenmesi, ve sonuç. perdeyi açmak ve kapamak arasında fikri olaylar sinsilesi.
hakan dölgen ve ekibinin başarılarının devamını dilerim.