KAPADOKYA TÜRKMENLİK SPA OTEL

7 Dakika Okuma Süresi

Tasarım: GAD Architecture

GAD, Kapadokya’da özlemle terkedilmiş ve yıkılmış bir taş ocağını otel tesisine dönüştürerek, yeni bir tasarım süreci ve otel yapma fikriyle bütünleşmiş muhteşem bir atmosfere sahip bir termal turizm konaklaması yarattı. Otel, konuklarına bu eşsiz coğrafyada ayrıcalıklı bir deneyim yaşamaları için doğal taştan oyulmuş mağara odaları ve termal lagün deneyimi sunuyor.

 

 

 

 

Avanos, Türkiye’nin orta kesiminde Kapadokya’da Hitit, Frig, Pers, Asur, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı uygarlıklarının izlerini taşıyan bir bölgede yer almaktadır. En az 4000 yıl öncesine dayanan tarihiyle İç Anadolu bölgesinde önemli bir siyasi ve dini merkez olan Avanos, MS 18 yılında Roma döneminde çok zengin ve gelişmiş bir kent olarak ortaya çıkmıştır. Avanos ve çevresinin doğal güzellikleri ve kültürel zenginlikleri yüzyıllardır tarihçilerin ve gezginlerin ilgisini çekmiştir. Bölgenin jeolojik yapısı ve özellikle tarih boyunca sürekli insan yerleşimine sahip olan oyma-kaya yerleşimleri bu bölgeyi Kapadokya’nın en özel yerlerinden biri yapmaktadır.

 

 

 

 

GAD, Kapadokya’da özlemle terkedilmiş ve harap olmuş bir taş ocağını otel tesisine dönüştürerek, yeni bir tasarım süreci ve otel yapma fikriyle bütünleşmiş muhteşem bir atmosfere sahip bir termal turizm konaklaması yarattı. Aslında GAD’ın bu eşsiz bölgede ilk projesi değil ama bu sefer amaç yıkılan bir dağı turizm varlığı olarak restore etmekti. Proje, bu eşsiz coğrafyada, komşu dağla doğrudan bağlantılar oluşturan tasarım stratejileriyle tasarlandı. Otel, konuklarına bu eşsiz coğrafyada ayrıcalıklı bir deneyim yaşamaları için doğal taştan oyulmuş mağara odaları ve termal lagün deneyimi sunuyor. Çevresinin kültürel ve sosyal değerlerinin arttırılması amacı ile yıl boyu kullanılması planlanmaktadır.

 

 

 

 

 

Proje alanı Nevşehir’de Taş Ocakları ilçesi Türkmenlik Tepe mevkiinde yer almaktadır. Alan için daha önce alınan maden ruhsatının iptal edilmesinin ardından alanın turizm odaklı koruma ve kullanım etrafında planlanmasına karar verildi. Tasarım sürecinde, daha önce taş ocağı olarak çıkarılmayan alanlarda arkeolojik alanlar tespit edildi. Alanın en yüksek kotunda yer alan ve Kapadokya’da ender görülen tarihi bir eser olan bir sunak yapısı, Koruma Kurulu arkeologları tarafından keşfedilerek koruma altına alındı. Site alanında yapılan araştırmalar sonucunda; bölgenin kendine has fiziksel dokusu, tarihi yerleri ve termal yeraltı suyunun varlığı projenin şekillenmesinde ana unsurlar olarak ortaya çıktı. Bu mimari konseptte amaç, doğa ile eski ve yeni yapılar arasındaki sınırları ortadan kaldırmak ve bu kavramları bütüncül olarak birbiriyle kaynaştırmaktı.

 

 

 

 

 

Mevcut kayaya oyulmuş yapının izin verdiği derinlik ve yüksekliklere bağlı kalınarak plan kurgusu, bir ana eklem ve bu birleşmeye bağlı birbiriyle ilişkili mağara boşluklarından oluşmaktadır. Projenin yapım tekniği GAD tarafından “kaya oymacılığı” olarak tanımlanmaktadır. Kaplıca bölümündeki kapalı havuz ile sıcak lagün arasında bağlantı kurulması önerildi. Özel etkinlikler için yapay olarak oluşturulmuş sıcak su havuzunun ortasında bir sahne ve ocak boşluklarında olası bir teras ile daha büyük etkinlik ve organizasyonları barındırabilecek bir restoran planlandı.

 

 

 

 

 

Otel için plan, mümkün olduğunca gün ışığı sağlamak ve ana iç koridorda “sokak benzeri” bir atmosfer yaratmak için 20 mağara odaya sahip olmaktır. Teraslı odalar mevcut manzaralara yönlendirilerek toplam 50 oda da planlanmıştır. Birincil sirkülasyon rotası iç mekanları birbirine bağlarken, tasarımın doğal kaya dokusuyla iç içe geçmesi ve tepe ışıklıklarıyla dışa doğru açılmasıyla da tarihi bir peyzaj yaratılıyor. Fiziksel ve kültürel veriler kullanılarak, “yer”in dehası bir loci yönü olarak mimari stratejide doğal ve yeni arasındaki sınırlar ortadan kaldırılmış ve bu eski ve yeni bağlamlar iç içe geçmiştir. Tasarım, farklı ölçek ve mekansal özelliklerdeki tüm birimleri sitenin mevcut dokusu ile bütünleştirerek özgün dokuyu korumayı amaçlamıştır.

 

 

 

 

GAD, keşfedilen sitenin benzersiz fiziksel özelliklerini göz önünde bulundurarak Spa Otel’i hayata geçirdi. Arkeolojik alanlar, alanın mevcut parametreleri ve yerel özellikleri ile birlikte ana tasarım faktörü haline geldi. Projenin tasarım sürecinde, Mimar Alpaslan’ın “Mimaride Cetvel Düzeni” adlı kitabında yaptığı araştırmadan hareketle, birimlerin orantısal ilişkilerde artması ve yükselmesiyle oluşan bir sistem. Bu şekilde Ataman’ın daha önce diğer GAD mimari tasarımlarında görülen mekansal tasarım yaklaşımı, projede inşa etmek yerine mekan oyularak uygulanıyor. Klasik bir mimari duvar sisteminde, bir iç mekan oluşturmak için dışarıya bir kabuk örülür ve bu dış kabuk, içeride negatif bir boşluk oluşturur. Çevre ile iç kısım arasında bulunan bu kabuk, bir zar görevi görür.

 

 

 

 

 

GAD Kapadokya Türkmenlik’in tasarım stratejisinde amaçlanan, kabuk yapmak yerine, büyük bir kalıptan kopan parçalardan kalan negatif boşluklarda bir iç mekan yaratmaktır. Burada bahsedilen parçalar kayadan kesilirken, geleneksel mimaride mekan elde etme ritmi, ölçü sistemleri ve cetveller, böyle bir iç mekan elde etmenin bu yöntemine oldukça uygundur. Çarpımsal uzamsal oranlar ve uygulanan diğer katlarla bir sentez oluşturuldu. Modern yapım teknikleriyle oluşturulabilecek tüm formlarla denemeler yapıldı. Bu deneyler sonucunda negatif mekanlardan bir kalıp oluşturulmak ve kalıpların içindeki boşlukları insanların deneyimleyebileceği mekanlara dönüştürmek amaçlanmıştır. Projede yer alan küp modüller, Roma ve Osmanlı dönemlerinde olduğu gibi organik bir gelişim ve büyüme sergileyerek birbirine eklenerek oluşturulan bir katkı sistemi oluşturuyor. Bu modüller sayısal algoritmalarla tasarlanarak gerekli ihtiyaçları karşılayan bir yapı oluşturulmuştur.

 

 

 

 

 

Mekânlar yatay ve dikey olarak eklenerek yaşam alanları değiştirilmiştir. Amaç, kuantum mekaniğinden türetilen algoritmik dalga fonksiyonu çöküşünü kullanarak organik bir şehir yaratmaktı. Girilen veriler doğrultusunda oluşturulan görsel ve grid sistemleri, yapıların şehirlerde yerleşimi, mimari planların oluşturulması gibi teknik konularda tasarım süreçlerinde etkilidir. WFC algoritmasına girilen komutlar ile belirli modüllerin hesaplanması sonucunda sonsuz seçenekler arasından tasarım, kullanıcı ve tüketici parametreleri göz önünde bulundurularak en optimal sonuç elde edilir. Farklı ölçeklere ve mekânsal özelliklere sahip olan tüm bu birimlerin tasarımında sadece mevcut dokunun bir parçası olması değil, özgün kurgusunun da korunması hedeflenmiştir.

 

 

 

 

Arazinin taş ocağı olarak kullanılmasıyla kısmen tahrip olan kayalık yamaçların doğu aksında yer alan otelin girişi ve lobisi. Bu proje için, Kapadokya bölgesinin turizm açılımlarında önemli bir yer tutan proje müşterisi Indigo şirketler grubu tarafından hazırlanan özel bir koleksiyon olan “Halı Dokuma Müzesi”nin oluşturulması planlanmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak: www.architectmagazine.com

2 Yorum

  1. Arda Tezkan

    Bence kayda değer bir başarı. Tebrikler Avcıoğlu ve ekibi.

  2. nusret aydın

    doğayla kurduğu ilişki çok iyi. tebrikler bu güzel tasarım için.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir