Herzog de Meuron, Porta Volta’da taihle yoğrulmuş bir bölgeye modern bir tasarım yapıyor.

Porta Volta bölgesinin yeniden tanımlanması projesinin bir parçası olarak, Fondazione Giangiacomo Feltrinelli Group, kurumun pek çok aktivitesi için uygun bir çevre olarak gördüğü Milano’nun bu kuzey yakasına yerleşmeyi planlıyor. İçerisinde Fondazione, iyi yeni ofis binası ve geniş yeşil alan da bulunan tüm Porta Volta master planının, çevresine olumlu yönde bir etki yapması bekleniyor.

Fondazione’nın zemin katında, ana giriş, kafeterya ve kitabevi bulunurken, birinci katta iki kat yüksekliğinde bir çok amaçlı mekan, ikinci katında ise ofis alanı bulunacak. Fondazione’nin en üst katında bulunan okuma salonu, araştırmacılar ve ilgili halk için, bodrum katta bulunan arşivde depolanan tarihi koleksiyondan dokümanları inceleme olanağı sağlıyor.

Yeni binalar, Milano’nun, tıpkı Ospedale Maggiore, Rotonda della Besana, Lazaretto ve Castello Forzesco’da da olduğu gibi sade ve cömert tarihi mimarisinden ilham alınarak tasarlandı. Ayrıca, Aldo Rossi’nin çalışmalarında da izleri görülebilen, Lombardiya’daki geleneksel kırsal mimari yapıdaki uzun ve düz Cascina binalarından da ilham alındı. Herzog & de Meuron, kentin tarih boyunca tanınmasını sağlayan sembolik binalarından meydana gelen Milano kentleşmesi ve mimarisini yapıda ortaya çıkarmak istedi.

Porta Volta’nın kentsel organizasyonu, Mura Spagnole olarak bilinen, Roma dönemlerinden itibaren kentin genişleyen sınırlarını tanımlayacak şekilde bir dizi yenilemeden geçen antik 15. yy kent duvarlarına dayanır. 19. yy sonlarında kalenin açılışının ardından Via Alessandro Volta, kentin antik duvarların ötesine genişleyerek yeni ve belirgin bir kentsel merkez ekseninin Cimitero Monumentale’ye bağlanmasını sağlamıştır.

Yazı: World Architecture News
Görseller: Herzog de Meuron
Çeviri: Mimdap



1 Yorum
Coşkun Kılıç
zamana bir açılım getirip tarihin orta yerine ciddi bir var olma biçimi olarak ancak korkup benzemeye bağlam kurmaya falan çalışmadan kendi duruşuyla yerleşmiş net bir fikir