İstanbul’un Ermeni Mimarları

4 Dakika Okuma Süresi


Ermenİstanbul

Nazım ALPMAN

Bu yıl İZTV’deki “Yakın Tarih” kuşağının son projesi olan İstanbul’un Ermeni Mimarları’nı çekiyoruz birkaç haftadır… Bizim ilham kaynağımızınUluslararası Hrant Dink Vakfı’nın yayınları arasından çıkan ve bir de sergisi yapılan değerli mimar Hasan Kuruyazıcı’nın aynı adı taşıyan kitabı olduğunu belirtmeliyiz.

Ermeni mimarlar tarafından yapılan bir örnek, Beyazıt Kulesi.Beyazıt Kulesi, yangınları gözetlemek ve haber vermek amacıyla Beyazıt semtinde  1749 yılında inşa edilen 85 metre yüksekliğinde kule. Gözetleme yerine kadar çıkan merdivenler 180 basamaktan ibarettir.Başlangıçta ahşap olarak inşa edildi. 1756‘daki Cibali yangınında yandı. 1826‘da yeniden yapılan kule Yeniçeri ayaklanmasında tekrar yandı. Kule üçünçü kez Sultan II.Mahmut zamanında, 1828 yılında Senekerim Balyan‘ın mimarlığı altında tekrar yapıldı.

İstanbul’da yaşayan kentleriyle ilgili “bilgi sahibi” olanların büyük bir çoğunluğu Ermeni mimarlar denildiğinde hemen “Balyan Kardeşler” derler:

-Dolmabahçe Sarayı, Ortaköy Camii falan onlar yapmıştır!

Balyan Kardeşler kaç kardeşten oluşuyor?

Bu soruya yüzde 90 oranında “iki kardeş” yanıtı verilir!

Gerçek tabii ki böyle değil. Ermenilerin “hayırlı” işlerini minimize ederek tarihe mal etmek için bilinçli bir resmi tarih yanında derinlemesine bilgi sahibi olamama da bu sonuca ulaştırıyor insanları.



Bu konunun uzmanı Prof. Dr. Afife Batur, Balyan Ailesini şöyle sıralıyor:

“1764’te İstanbul’da doğan Kirkor Amira Balyan. Kayserili Bali kalfanın oğlu Senekerim Balyan (1768), Bali kalfanın diğer oğlu Garabet Amira Balyan (1800), oğlu Nigoğos Balyan (1826) Garabet Balyan’ın oğlu Sarkis Balyan (1835) Agop Balyan (1838), Simon Balyan (1846) ve Levon Balyan.”

Bu sıralama bir başka değerli araştırmacı Kevork Pumukçuyan’ın çalışmalarına dayanıyor. Yani dört kuşak ve sekiz Balyan mimarı var İstanbul’un mimari dokusunu ihya eden…

Bizim çalışma sırasında Ermeni mimarların eserlerini de dıştan çekimlerini yapmak için bir liste oluşturduk. Sonra baktık ki, tümünü çekmemiz bu yıl mümkün olamayacak!

Ermeni mimarlardan başka bir örnek, Kuleli Askeri Lisesi. Garabed Amira Balyan tarafından yapılmıştır.

Şöyle de denebilir: Ermeni mimarların eserlerini çekip çıkartırsanız İstanbul’da geriye ne kalabilir?

Kısa listeli bir deneme yapalım isterseniz: Dolmabahçe Sarayı, Güzel Sanatlar Akademisi, Bezm-i Alem Valide Sultan Camii, Kuleli Askeri Lisesi, Selimiye Kışlası, Harbiye Askeri Müzesi, Aksaray Pertavniyal Valide Sultan Camii, Beylerbeyi Sarayı, Çırağan Sarayı, Akaretler Sıraevleri, Maçka Silahhanesi, Beyazıt Kulesi, Yıldız Sarayı, Ortaköy Büyük Mecidiye Camii, Adile Sultan Kasrı, Hereke Dokumahanesi, Beykoz Deri Kundura Fabrikası, Fındıklı Nusretiye Camii, Gümüşsuyu Kışlası, Aynalı Kavak Kasrı, 2. Mahmut Türbesi, Zeytinburnu Demir Fabrikası!

Bunlar soyadı Balyan olan mimarların yaptıklarının küçük bir bölümü… Bir de Balyanlar dışındaki Ermeni mimarların yaptıkları var. En bildiğimiz binalardan bir tutam sayalım: Kadıköy Şehremaneti binası (Yervant Terziyan), Süreyya Sinaması (Keğam Kavafyan), Kasımpaşa Deniz Hastanesi (Aram Taşçıyan), Sadberk Hanım Müzesi (Andon Kazasyan)Eski Darrüşafaka Lisesi. (Ohannes Kalfa)

Dolmabahçe Sarayı  Garabet Amira Balyan ve oğlu Nigoğos Balyan tarafından 1843-1855 yılları arasında inşa edilmiştir. 

Bunlar da küçük bir tutam, Ermeni mimarlarımızın İstanbul’a armağan olarak bıraktıkları eserlerden…

Ermeni kiliseleriniyse hiç saymıyorum. Sütun yetmez zaten…

Bu kadar hayırlı ve uğurlu çalışmaları yapan Ermenileri bu ülkede hala “affedersiniz Ermeni” diye başlayan cümleler anıyor olunması nasıl bir vefasızlıktır varın siz karar verin artık!

Daha da beterleri var! Tansu Çiller Hükümetinde bir dönem içişleri bakanı olarak görev yapan Mehmet Gazioğlu, büyük bir PKK baskını sonrasındaki sözleri başlı başına bir utanç kaynağıdır:

-Bunlar terörist değil, Ermeni!

1915’ta yaşanan Ermeni soykırımı için “özür dilemeyi” tartıştığımız dönemde İstanbul için her gün özür dilesek acaba gönüllerini alabilir miyiz?


Kaynak: Birgün

9 Yorum

  1. Haluk Savas

    Degerli Arkadaslar, tavsiyem, SOZDE (ispat edilmedikce) ERMENI SOYKIRIMI konusunu tam bilmeden, kulakdan dolma bilgiler ile Turk ve Ermeni toplumunu uzmeyelim. Bu ciddi arastirma isteyen bir konudur, samimiyetle hareket edenler icin neticesinde goz acar mantiki kesifler olabilir, ama gercek her zaman her toplum icin en iyiisidir; gercek muhakkak su ustune cikacaktir. Tum toplum bireylerimize Saygilar ve Sevgilerimle.

  2. Haluk Savas

    Assagidaki yazi Syn Sukru Server Aya (Yazar, Genocide of Truth) adina gonderilmistir:

    Bay Nazım Alpman’ın “Ermeni Mimarlar ile Soykırımı bağdaştırma” mantığını ciddiye almak mümkün değildir. Bay Alpman, “bu konuda ciddi sayılacak bilgisi olmadığından” çok yavan bir tespitte bulunmakta, öncelikle olayları kişisel “beceri-bilgi-etik-vefakârlık” ölçüleri ile değil, doğrudan din-milliyet kalıpları içinde değerlendirerek toplumun içine nifak sokmaktadır.

    Ermeni, Rum ve Musevi vatandaşların birçoğu, Osmanlı Devletine sadakatle hizmet etmiş ve kendilerine tanınan ayrıcalıklar sayesinde toplumun meslekçe en ileri, okumuş, sanayi ve ekonomide krema –zengin- sınıfını oluşturmuştur. Ancak bu aacıları kullanan Batılı Güçler yetinmeyip, Osmanlı toprağını da isteyince, maalesef bu toplumlardan evvela Rumlar, Balkan devletleri ve en son (hepsi değil – fakat bazı) maceraperest Ermeniler kendilerini kullandırarak, milletlerini felakete sokmuşlardır.

    İngiliz Dışişlerine 1391-1411-FA referansı ile 15.7.1915’te Boğos Nubar Paşa tarafından verilen Resmi Muhtıranın 171’ci sayfasında Ermenilerin İngiliz hükümetine hizmetleri, Van şehrini alışları referans olarak verilmektedir. 172 ci sayfasında da “Zeytun’daki isyancıların 20.000 kişilik bir orduyu oyaladıkları”
    anlatılmaktadır. Sayfa 173 teki bilgilere göre, ihracat-ithalat işlerindeki 316 tüccarın 263’ü Ermeni ve yalnız 36’sı Türk’tür. Mevcut 37 bankerden 32’si Ermeni, 5’i Tük’tür. Toplam 9.800 dükkân ve işyerinden 6.800’ü Ermenilere aittir, yalnız 3.000’i Türklerindir. Fabrikalarda çalışan 17.700 işçiden 14.000’i ermenidir. Anadolu’da Ermenilerin azınlık olarak yaşadığı şehirlerde Ermenilerin 785 okulu ve 82.000 öğrencisi, Türklerin ise 150 okulu ve 17.000 öğrencisi vardır.

    Osmanlı İmparatorluğunun toplam 18.000.000 nüfusu içinde Ermeniler yüzde on nüfus bile değillerdi.
    Ordunun başhekimi Ermeni, Sarayın hazine veziri de Ermeniydi… Balyan sülâlesi devleti Osmanî’ye sadakatle hizmet ederek, istisnai bilgi ve meslek becerileriyle bu eserleri para karşılığında inşa etmişlerdir. Sayın Alpman “Türklerin sanat ve mesleklerinde neden başarılı olmadıklarını” aldıkları ve şimdi bile dayatılmaya çalışılan eğitim sisteminin sonucu olduğunu görmelidir.

    Konu ne dün ne de bugün, “Ermenilerin sanki tek kabile imiş gibi” başkalaştırılması değildir. Başkalaştırma dün ve bugün bundan menfaat sağlayan Türk nüfus kâğıtlı, bir kısmı şeriat özlemli, diğerleri de abuk-sabuk liberal özentileridir. Bu tür yazılar, işinde gücünde olan kendi Türk vatandaşlarımızın (ve o kadar sığıntı kaçakların) huzurunu bozar; basit kahraman özentilerinin Hırant Dink cinayetinde olduğu gibi koskoca milletimize leke sürülmesine ve Ermeni Taşnakçıların, Türk’e karşı yaklaşık 250 terör ve 40’ın üzerinde cinayetini unutturmaya yarar.

  3. Haluk Savas

    Ermeni mimarlarin Istanbul icin yaptiklarini, Rum Mimarlarin, Kurt Mimarlarin, Cerkez, Laz vs vs vs Mimarlarin, Turk Mimarlarin, Japonlarin, Ingiliz’in, Osmanli’nin Istanbul ve Turkiye icin yaptiklari mimari eserleri saygi ile hatirliyor, sapkamizi cikartiyoruz. Bunlarin hicbiride bedava yapilmadigi icin saniyorum herkez elde ettigi karsiliktan fazlasi ile memnun kalmistir; helal olsun. Bu konuda hicbir zaman sorun olmadi.. Sorun bazi firsatcilarin SOZDE SOYKIRIM yerine GERCEK SOYKIRIM olmus gibi davranmalaridirki butun itiraz bunadir. Bizler hayatimizin cogunu Insaat ve Mimari islere verdik, bu konuda saygi nedir cok iyi biliriz. Ama Dunya’nin hicbiryerinde bagimsiz uluslararasi bir mahkemede, kanuni ve tarihi ispatlari ile kabullenilmis bir -sozde- Ermeni Soykirimi karari yoktur, 90 seneden beride olmamistir. Resmi karar olmadikca tarih one cikar ve tarihi arsivler bu konuda oldukca yaygin ve tatmin edici sekilde mahkeme gununu bekliyor zaten. Turkiye tarihi yuzlesme ve Uluslararasi mahkeme icin hazir Ermenistan tarihi yuzlesme e mahkeme icin hazir degil (ne hikmetse?) bunu belki bilmiyorsunuzdur. Dolayisi siz hangi sifatla dunyada kanuni gecerliligi olmayan bir olaya olmus gibi bakiyorsunuz? (kaldiki cok aci tarihi bir olayin bir parcasidir bahsettiginiz konu, cunku Turkler ve Ermeni toplum ceteler elinde 1876-1921 arasi cok buyuk istiraplar cekmislerdir) ister Ermeni kokenli Turk vatandasi olun, ister baska milletlerden gelmis olsun, Turk ve Ermeni toplumunun serefine yakisir Uluslararasi bir kanuni karar olmadikca sizler ve ben gibi bireyler sadece bu yazismalarda fikir yurutebiliriz. Sizin dusuncelerinize sizin oldugu icin saygi duyarim, sanirim sizlerde ayni sekilde benim fikirlerim icin saygi duyarsiniz, amma Uluslararasi alinmis bir karar yoksa bu sadece fikir teatisi olarak kalir, olmus gibi kimseye impoze edemeyiz (siz ve ben dahil)

  4. DENİZ ARKAN

    Sizin kullandığınız kalıplar, alışıldık devlet jargonu ve SÖZDE diye tefrik ettiğiniz tarihe ilişkin konularda bir tartışmaya gerek yok Haluk bey. Dünyanın bildiği bir şeyi kendi çevrenizde, kendi “yerinizde”, kendiniz gibi düşünen çoğunlukların içerisinde istediğiniz gibi adlandırabilirsiniz. Bu herkesin yaptığı bir şey nasılsa siz de bir fazla yapsanız bir şey olmaz. İstanbul’da Ermeni mimarların eserleri ise ortada. Geri kalan milliyetçilik yarıştırması olur ki kişisel olarak alanım değil, enerjim de yok. Ben de arz ederim.

  5. Haluk Savas

    Deniz Bey lutfen yaziyi tamami ile okuyun sonra fikir alis verisi yapalim. Guzel secilmis Mimarlik yazisi icine sinsice SOZDE Ermeni Soykirimi iddialarina katanlar yaptiklarinda utanmalilar bence. Bu konu sanildigindan daha onemli ve Turk Ermeni toplumununun karslikli sorunu hakikati ile anlamalari ile cozulebilecek nitelikte olmasi itibari ile kenara koseye sinsice yazilacak ufak bir detay degil maalesef. Bilginize arz ederim.

  6. Haluk Savas

    Deniz Bey siz kesin tum yaziyi okumadiniz herhalde? Ermeni Mimarlar ile sozde Ermeni Soykirimi nasil bagdasiyor acaba? yukaridaki yazida ‘1915’ta yaşanan Ermeni soykırımı için “özür dilemeyi” tartıştığımız dönemde İstanbul için her gün özür dilesek acaba gönüllerini alabilir miyiz?’ yazilmis, peki bu ne alaka? kim kimden ozur diliyor ve bunun Balyan Kardesler ile alakasi nedir acaba? aydinlatirsaniz sevinirim.

  7. DENİZ ARKAN

    Burada bir kültür ve mimarlık meselesi tartışıldığını dikkate almadan konuşmak, başka yaraları kanatarak yeni ayrılık tohumları ekmek gereksiz Haluk bey. Ermeni mimarların yaptıkları ortada. Bunları neyle örtebilirsiniz?

  8. Haluk Savas

    Ermeni ceteleri 536,000 masum Turk koylusunu katlettigi zaman saniyorum sizler dunyada yok idiniz. Tamami ile iki ayri konuyu birbirine karistirmaniz cok amatorce olmus, bellki gerceklerden bi-habersiniz! cok yazik, oyleki sanioyurm Balyan kardeslerde dogru ile carpitilmisin mesulu olmak istemezler

  9. mmrsnn

    olayı nerden nereye bağladınız.tebrik ederim.Güzel bir yazı diye okumaya başladım ama sonu iyi olmadı.Ermeni mimarların hizmetleri tamam iyi güzel de Ermeni soykırımı ne alaka! Türkler canları sıkıldığı için Ermenilerle savaşmadılar herhalde!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir