I. M. Pei’nin tasarladığı İslam Sanatları Müzesi, Katar’ın başkenti Doha’yı sanatsal bir merkeze dönüştürmeyi amaçlıyor. Geçtiğimiz Cumartesi yapılan kutlamalarda, Çin asıllı viyolonsel sanatçısı Yo-Yo Ma tarafından gerçekleştirilen performans da büyük alkış aldı.

Havai fişek gösterileri gayet görkemliydi, ancak gözü asıl alan detay, müzenin muazzam geometrik detayları oldu. İslam sanatının ve mimarlığının bir dönem dünya kültürü üzerindeki etkisini hatırlatan yapı, yıllar boyunca unutulmayacağını da göstermiş oldu. Bu müzeyle birlikte, İslam mimarlığının tekrar dünya gündemine geleceğini tahmin etmek de zor olmayacak.

Dubai ve Abu Dhabi gibi körfez şehirlerinin dikkat çekici ve pırıltılı mimarîsiyle karşılaştırıldığında, Katar’daki İslam Sanatları Müzesi fazlasıyla sade kalıyor. 91 yaşındaki mimar I. M. Pei, yapıyı “kendisine ait son büyük kültür yapısı” olarak tanımlıyor. Bina, mimarî dışavurumun daha iyimser olduğu dönemleri hatırlatırken, aynı zamanda gelenekselle modern olan arasında da bir köprü vazifesi görüyor.

Müzede, 20 yıllık bir biriktirme çalışmasının eseri olan elyazmaları, dokumalar, seramikler ve diğer çalışmalar sergilenecek. Aynı zamanda İslam sanatına ait en geniş ansiklopedi arşivi de bu müzede bulunacak.

Müzede, İspanya, Mısır, İran, Irak, Türkiye, Hindistan ve Orta Asya ülkelerinden gelecek eserler sergilenecek.

Açılışta en çok göze çarpan eserler, 10. yüzyıldan kalma geyik şeklinde bir Endülüs çeşmesiyle, Perslerden ya da Mezopotamya’dan geldiği düşünülen ve yıldızların konumunu ölçmeye yarayan aletler oldu.

Müzede yer alacak eserlerin çeşitliliğinden ilham alan Pei, “İslam mimarîsinin özünü ortaya çıkartacak” bir yapı ortaya çıkartmak istemiş. Ünlü mimar, ilham almak amacıyla aylar boyunca Orta Doğu’da gezinmiş. Pei, Kahire’deki 9. yüzyıldan kalma Ahmad ibn Tulun Camii’ni ziyaret edip, Tunus’taki tarihî çeşmeleri de incelemiş.

Açılışta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Pei, “İslam, daha önce hiç tanımadığım bir dindi. Muhammed’in hayatını araştırmaya başladım. Mısır ve Tunus’u gezdim. Özellikle askerî mimarî örnekleri çok hoşuma gitti. İslam mimarîsi çok güçlü, aynı zamanda da sade formlar üzerine kurulu. Bu tarz mimarlıkta hiçbir gereksiz biçime rastlayamazsınız” diye konuşuyor.

İslam Sanatları Müzesi’nin sadeliği, çeşitli ışık ve gölge oyunlarıyla da pekiştiriliyor. I. M. Pei’nin bir korkusu, müzesinin daha sonra yapılacak binaların tehdidi altında kalması olmuş. Bunun üzerine Katar Şahı Hamad bin Khalifa al-Thani ile görüşen mimar, kendisi için özel bir ada inşa edilmesini ve yapıtının şehrin geri kalanından ayrı olmasını istemiş.

Pei, bu isteğini şu sözlerle açıklıyor:

“Benim binamdan sonra buraya ne yapılacağı, beni endişelendiriyordu. En güzel sanat eseri bile, başka bir eserin gölgesinde kalabilir, ya da onun tarafından yok edilebilir. Doha şimdilik pek çok açıdan el değmemiş bir şehir. Pazar yerine gitmediğiniz sürece, gerçek yaşamla ve genel bir bağlamla karşılaşmıyorsunuz. Bu yüzden kendi bağlamımı oluşturmak durumunda kaldım. Açıkçası bu çok bencilce bir şeydi.”

Sonuçta ortaya, merkezdeki kule etrafında şekillenen dörtgen ve beşgen bloklardan oluşan kübist bir kompozisyon çıkmış. Adaya, büyük palmiyelerin uzandığı bir yolla ulaşılıyor. Müzede 3800 metrekarelik sergi alanı bulunuyor.

Suyun öte tarafından binaya bakıp, kum rengindeki devasa kütlesine baktığınızda, ister istemez aklınıza Tunus mimarîsine özgü büyük kaleler geliyor. I. M. Pei de bu tip yapılardan etkilendiğini gizlemiyor.

Pei’nin son sözü ise şöyle:

“Bu müze bir ‘nesne’. Ona bir heykel olarak bakılmalı.”

Kaynak: New York Times
Çeviri: mimdap

5 Comments

  1. Birincisi: Katar’da hiç mi mimar yokmuş da, bizim yabancı mimar hayranlığımız gibi yabancılara proje tasarlattırıyorlar?
    İkincisi: Parayı bol bulan eline yüzüne niçin bulaştırıyor?

  2. dünyanın her tarafında bazı yaklaşımlar vardır. islam dünyasının kaynak sorunu var ve yoksulluk yeni bir mimari açılıma olanak tanımıyor çoğu yerde. pakistan ve hindistan da Kahn ve Corbusier gibi modernizmin öncüleri bazı çabaları olmuştu. sonra dünyanın bu bölgesi başka sorunlara gömüldü. şimdi petrol zengini arap ülkelerinde kaynak bolluğundan yeni bir yapılı çevre oluşturma isteği ortaya çıktı. bu durum yeni bir mimarlık sentezine doğru çekim yaratıyor. yukarıdaki örnekler bu kartagoriye giriyor bana göre.

  3. Boyle guzel bir binanin insaati ve designin da Turk mimar ve muhendislerinin de emegi oldugunu belirtmeniz gerekir.
    Tum tas cephe isleri Haz Mermer AS tarafindan yapilmistir.

    Saygilar

  4. dubai markalı “islam mimarisi” bana sanki osmanlının son zamanındaki yabancı mimarlara yaptırılan batılı ama “osmanlı” yani “islam-türk” ya da tam değimle doğulu tasarımlarını hatırlattı. onlara oryantalistler denmişti o zaman. bu islam mimarlığına da oryantalist islam mimarlığı diyebiliriz belki. batılıların doğulular için düşünerek bulduğu ve uyguladığı tasarımlar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir