“İngiltere’nin en çirkin binası” koruma altına alınıyor!

4 Dakika Okuma Süresi

İngiltere’nin Birmingham şehrinde öyle bir bina var ki, ne şehirde yaşayanlar, ne yerel yönetim, ne de politikacılar ondan zerre haz etmiyor! Birminghamlılar, binayı “göze zulmetmekle” suçlarken, Prens Charles yapının kütüphaneden çok “ölü yakma fırınları”nı andırdığını söylüyor! Kısacası, Birmingham’daki Merkez Kütüphane’yi hiç kimse sevmiyor.

Kütüphanenin durumu, son yaşanan gelişmelerle birlikte bir kere daha tartışma konusu oldu. Pek çoklarınca “İngiltere’nin en çirkin binası” olarak anılan yapı, İngiltere Kültür Mirası Komisyonu tarafından koruma altına alınması amacıyla önerildi. Yazılan raporda, kütüphanenin “şehrin tarihinde önemli bir yerinin olduğu” belirtildi.

1974 yılında inşa edilen kütüphanenin, 1 milyar sterlinlik yenileme projesi kapsamında yıkılması gündeme gelmiş, ancak şehirdeki sivil toplum kuruluşları bunun aksi yönünde fikir beyan edince, yıkımdan vazgeçilmişti. Fakat öyle bir binadan bahsediyoruz ki, onu destekleyenler bile bu kütüphaneyi fazlasıyla “saldırgan” bulduklarını itiraf ediyorlar.

Kütüphanenin yöneticilerinden Freddie Gick, binanın “devrim sonrası Rusya’dan fırlamış gibi durduğunu” belirterek, kentin mimarî bellediğinden silinmesi gerektiğini ifade ediyor. Birmingham Şehir Konseyi’nin yenileme sorumlusu Clive Dutton da, kütüphaneyi yıkmamanın “absürt” bir karar olacağını söylüyor. Dutton, İngiltere Kültür Mirası Komisyonu’nu, binanın yenilenmesi için harcanması gereken 100 milyon sterlinlik bedeli hesaba katmamakla suçluyor.

Ancak unutulmaması gereken nokta şu ki, dünyada şu sıralar modernist binaların geleceğine dair fazlasıyla ateşli bir tartışma devam ediyor. Hatırlayacağımız gibi, Boston Belediye Binası’nın yıkılıp yıkılmaması konusunda büyük tartışmalar yaşanmış, sonuçta belediye binası (şimdilik) korunarak modernist mirasın hanesine +1 puan yazılmıştı.

Birmingham Kütüphanesi’nin mimari john Madin, 74’te inşa ettiği binayı tasarlarken, 68’de yapılan Boston Belediye Binası’ndan fazlasıyla ilham almıştı. Günde 5000 kişiyi ağırlayan, yılda 670 bin eser ödünç veren kütüphane, Avrupa’nın en büyük ve işlek kütüphanelerinden bir tanesi olarak anılıyor.

İngiltere Kültür Mirası Komisyonu’ndan bir sözcü ise, kütüphanenin kimi sorunlarının bulunduğunu kabul etse de, şunları söylüyor: “Ne olursa olsun bu yapının Birmingham şehrinin tarihinde önemli bir yeri bulunuyor. Amacına uygun tasarlanmış, güneş ışığını iyi kullanmış, kitapların korunması konusunda hassasiyet gösteren bir yapı olduğu gerçeğini herkes kabul etmeli.”

Bölge milletvekili Margaret Hodge ise, komisyonun bu önerisini yılsonuna doğru dikkate alacağını açıkladı.

Kütüphaneyle ilgili bilgiler:

– Kütüphanedeki rafların toplam uzunluğu 160 km. 8 katlı yapıda, toplam 5 milyon kitap bulunuyor.

– Kütüphanede aynı zamanda “Birmingham Shakespeare Kütüphanesi” isimli özel bir bölüm var. Bu özel kütüphanenin, dünyadaki en geniş Shakespeare arşivine sahip olduğuna inanılıyor.

– Kütüphanenin en ufak kitabı, 1850 yılında basılan, 2,5 cm büyüklüğündeki “Bijou Series”.

– Kütüphanenin en büyük kitabı ise, 1827’de john james Audubon tarafından yazılmış olan Birds of America (Amerika’nın Kuşları). Kitabın ebatları, 97,5 x 65 cm.

– Arşivdeki en eski kitap, 1479 tarihli “Cordiale or For Last Thinges”.

Kütüphanenin mimarı john Madin, tasarımında Boston Belediye Binası’ndan etkilenmişti.

The Guardian’ın ünlü mimarlık eleştirmeni jonathan Glacey ise, kütüphane hakkında şunları söylüyor:

“160 km’lik rafları, tapınakvari görüntüsü ve modernist bakış açısıyla, Birmingham Kütüphanesi gerçek bir ticarî başarısızlıktır. İç avlusu, zevksiz çarşılar ve stantlarla doludur. Binanın mimarı john Madin, Birminghamlı yetenekli bir mimar olarak, tasarımında Kalman, McKinnell ve Knowle’un Boston Belediye Binası’ndan fazlasıyla ilham almıştır. Her ne kadar fazlasıyla ‘saldırgan’ dursa da, binanın elden geçirilmesi halinde canlı ve yaşayan bir merkez olabileceğini düşünebiliriz.

john Madin, kütüphanenin zevksiz çarşılar ve McDonalds’larla değil, yeşillikler ve su bahçeleriyle dolup taşmasını istiyordu. Ancak parası bitince, çevre düzenlemesini yapma fırsatı kalmamıştı. Binanın maliyeti de az değildi: Özel betonlar kullanılmış, çatısındaki kaplamalar için özel malzemeler imal edilmiş, iç dekorasyonunda ünlü mimarlar tarafından tasarlanan mobilyalar kullanılmıştı.”

Kaynaklar: Mail Online, Wikipedia
Derleme: mimdap

5 Yorum

  1. Selçuk Kandemir

    Boston Hükümet Konağı örneğinin ülkemiz mimarlığı için çok önemli olduğunu düşüyorum. Çünkü bu örneğin yapılması, cezalandırılmadan kalmış olması ülkemizde inanılmayacak kadar az sayıda çağdaş ve özgün mimarlık örneği ile sonuçlandı.
    Bundan bir kaç yıl önce bir stadyom projesinin arkasında kendi projeleri olduğu iddiasıyla resim çektiren mimarlara karşı bir başka meslektaşımız projenin kendisine ait olduğu konusunda mimarlar odasına şikayette bulunmuştu. (ki onun projesi olduğuna ben şahidim) Mimarlar odası da isimlere bakıp ilerde bir baskı aracı olarak da kullanabilirim düşüncesiyle “kesin sonuca varılamamıştır” türünden bir sonuca bağlamıştı.
    Özgünlük mimaride tek olmazsa olmaz kıstastır. Bugün doğru mimari diye anlatılan şeylerin hepsi aslında görecelidir. Çoğu kez de son derece başarılı tam tersleri yapılmıştır. Tek bir şeyin istisnası yoktur özgünlüğün. Eğer projeniz bir başkasından alıntıysa bu uygar ülkelerde meslekten ihraçın tek nedenidir.
    Mimarlar Odası bu ikili politikayı çok sık uygulamaya başladı. Yakında da Mimarlar Odası yönetiminin ikiyüzlülüğünün Kadıköy Meydanında 14 katlı bir anıtı olacak. “Dava açacaktık ama tüh gününü geçirmişiz” şeklinde özetleyebileceğimiz bu ikiyüzlülük aslında mesleki denetimin de bugünkü işgal yönetimi tarafından ne için yapıldığını kanıtlamakta. İkinci bir örnekte Trumph Tower. İncelemenizi öneririm. Saygılarımla.

  2. Cem Sevil

    iskinin aksaray binası vet, bu o, saklanacak tarafı yok, hiç esinlenme filan gibi değil, tam üst üstte o zamanlar için söyleyelim aydınger konmuş ve ‘tasarlanmış’

  3. Hayati Binler

    Resimlerden anlaşıldığı kadarıyla öyle kötülüğüyle meşhur olacak bir niteliği yok. Ancak şehrin ve yakın dokusunun bünyesinde değerlendirildiğinde konuyu yeniden irdelemek lazım. İsraf edilmemesi hususunda tüm dünyanın müttefik olduğu bir zamanda basit gerekçelerle dünya servetini heba etmek ne derece doğru? Dahası bu bina buraya gökten inmedi herhalde. Projesi, yarışması, bunu tasdik eden idaresi, belediyesi var tabii. Bunları yok sayarak değerlendirmede bulunmak da yanlış.

    Ancak deniliyorsa ki, bu bina şehir içindeki konumu, fonksiyonalitesi, yakın doku içerisindeki uyumu itibariyle kesinlikle yıkılması gerekir. Bu durumda da zaten gerekli koruma kararı alarak bir nevi tersinden örnek ve koruma getirmişler. Kötüyü örnek göstermek suretiyle ders vermek. Yıllar önce biz ADMMA’da mimarlık bölümünde okurken okulun hali yürekler acısıydı. Ortalıkta betonlar, kötü çözümler vardı. Biz de “Bu kötülüklerden ders alın, sakın böyle yapmayın!” demek istiyorlar diyorduk.

  4. Sena Artuk

    Bu bence de İSKİ nin Aksaray daki binası. Boston Belediye binasını kasdediyorum. Modern zamanların kopyalaması o dönemde böyle oluyormuş demek ki. Bir de İzmir Konak meydanında bu binaya benzer bir binamız vardır.
    Ama bu ilham kaynağının “en çirkin bina” ya dönüşmesi ve kopyalarından birinin çirkin bina seçilmesi çok iyi olmuş. Neyin ne olduğu anlaşılmış bence.

  5. Azmi İzmirli

    Bu bizim Aksaraydaki İSKİ binası değil mi? Hani birde üstüne ilaveten şu kaçak katları çıkılmadan ve maviye boyanmadan önceki hali.
    Şimdi bir kaç sorum var.
    Kim kimden kopya çekti?
    İski İstanbul’un hükümet konağı mıdır?
    Üste kaçak (bu durumda zorunlu olarak kaçak oluyor) kat çıkarken ilk yapının mimarından görüş ve izin alınmışmıdır?
    İlk yapının mimarının projesinin kullanıldığından haberi varmıdır? Daha sonradan birde projesinde tadilat yapılmasına izin vermişmidir?
    Yoksa imzalaması zor olur diyerek onun yerine “habersiz bir imza” mı atılmıştır?
    Deli saçması gibi geliyor bütün bunlar ama malesef ülkemiz için gerçek.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir