Yeni Şehircilik Akımı

6 Dakika Okuma Süresi

Teknoloji hayatlarımızdaki en büyük paradokslardan biri, çünkü geliştikçe iklimin değişmesine, küresel ısınmaya sebep oluyor, ama bir yandan da, bundan kurtulabilmemizin tek yolunu oluşturuyor. Hibrid otomobiller, biogaz, rüzgâr tribünleri gibi teknoloji kullanılarak oluşturulan çözümler, hayatımızın “karbon tortusu” olmadan sürebilmesine yardımcı oluyor. Ancak, yeni dünyanın en derin sorunlarından biri, gelecekte nerede ve nasıl yaşayacağımız olsa gerek.


Duany’nin planladığı Rosemary Beach / Florida

Amerika kentleşmesine baktığımızda ise, birbirinden ayrı, kendi kendine yetebilecek banliyöler içerisinde bulunan büyük, bahçeli evlerle karşılaşırız. Bu banliyöler, büyük çapta bir karbon salınımına sebebiyet veren fosil yakıtlarla ısınırlar. Bu yüzden de, Amerika’da, karbon salınımını en aza indirgemeyi vaat eden teknolojiler oldukça kabul görmüştür.

Yeni Şehircilik

Miami temelli mimar ve Amerika’daki Yeni Şehircilik akımının Andres Duany, TİME’a modern Amerikan yaşamı, bu yaşımın hangi yönde değişmesi gerektiği hakkında konuştu.

Duany ve eşi Elizabeth’in başını çektiği Yeni Şehircilik Akımı’ndan bahsedecek olursak, bunun, yalnızca birbirine uygun binaları tasarlamak olmadığını, çevreyle birlikte inşa edilen bir kent olduğunu teslim etmemiz gerekir. Duany ve Yeni Şehircilik Akımını savunan meslektaşları, banliyölerdeki çalışma, rekreasyon, alışveriş ve konut alanlarının birbirine yürüme mesafesinde olması gerektiğini, böylelikle otomobil bir tür mecburiyet olmaktan çıkıp, bir tercih meselesine dönüşebilecek. Duany, konuyla ilgili olarak, “Arabayı tercih edenlerin de daha az kirlilik yaratan, hibrid benzeri arabaları tercih etmeleri teşvik edileiblir.” Şeklinde konuşuyor. Duany, Amerikan kentlerinde arabanın büyük bir mecburiyet olduğunu ve bu mecburiyetin, yürüme alışkanlığının kaybedilmesine yol açtığını belirtiyor. Amerika’da, günde ortalama 4 dakikaya düşen yürüme zamanı aynı zamanda sağlıkla ilgili problemlerin de habercisi.

Bu denli yerleşik bir hayatın yarattığı sorunları, obezite başta olmak üzere, son yıllarda artan hastalıklarla görebiliyoruz. Bununla beraber, arabada daha çok zaman geçirmek, daha fazla sıkışık trafik içerisinde zaman geçirmek anlamına geliyor ve bu da insanları stresle yükleyerek, stres kaynaklı hastalıkların ortaya çıkmasına neden oluyor. Ama tabii ki, tüm bunların bize en büyük etkisi, çevremizin harap olması sayesinde ortaya çıkıyor. Duany, konuyla ilgili olarak oldukça çarpıcı bir açıklama yapıyor: “Küresel ısınmanın sebebi, Amerikan orta sınıf yaşam tarzıdır. Bu, insan yaşamı ve doğal çevre için korkun bir yaşam tarzı.”


Duany’nin planladığı Rosemary Beach’in planı

Yeni Şehircilik Akımı’nın en önemli özelliği, basitlik… Duany, tasarımlarında bu akımın kurallarına tamamen sadık kalmış. Onun tasarladığı sokaklarda yürürken, insan kendini yıllar öncesine aitmiş gibi hissediyor. Evler daha bir “insancıl”, çünkü tasarımlar hareketli ve yaya trafiğine elverişli kamusal alanlar oluşturuyor. Zaman içinde Amerikan evlerinde konut başına yaşayan kişi sayısı azalırken, ortalama metrekare boyutu 1972’de 128 iken, bu rakam 2000’de 198’e çıkmış. Duany’ye göre, bu rakamın yükselmesi, kamusal alanların şehrin çeper bölgelerine kaydırılmaya başlamasıyla alakalı. “Şehirlerde eksik olan şey topluma ait olma hissi. Bu sosyal ihtiyaçları karşılamamız gerekiyor” diyor Duany.

Yeni Şehircilik Akımı’nın son zamanların moda yapısı olan yeşil binalardan farklı olduğunu da unutmamak gerekiyor. Duany, yeşil bina standartlarını belirleyen tek elemanın, çatıda güneş paneli olması olduğunu belirterek, bunun çevreyi korumaya yaramayacağının altını çiziyor. Ona göre, bir bina en yüksek LEED (ABD’de binaların enerji tasarrufunu notlayan kuruluş) notuna ulaşsa dahi, çevreye tam olarak duyarlı olamıyor. Olamamasının sebebi de şu: Binalar ne kadar çevreye duyarlı yapılırsa yapılsın, etrafındaki sokaklar özel araç kullanımını azaltacak şekilde tasarlanmıyor. Duany, bu konuda şunları söylüyor: “Evinizden çıkıp özel aracınıza atlayarak seyahat ediyorsanız, evinizin ne kadar ‘yeşil’ olduğu önemli değildir.”

Yeni Şehircilik Akımı’nın Amerika’da giderek yaygınlaşmaya başladığını da gözlemliyoruz. Duany ve arkadaşları, şehrin planlamasında çalışan plancılara özel araç bağımlılığını ortadan kaldırmak konusunda yardımcı oluyor. Tüm ülkede, bu tür uygulamalar gözlemlenebiliyor.

Yine de bu zor bir mücadele. İnsanlar her ne kadar yeşil ve yaşanabilir bir çevrede yaşamak isteseler de, özel araçlar etrafında dönen yaşam stillerini de bırakmak istemiyorlar. Yeni Şehircilik Akımı’na karşı çıkacak tek bir şehir varsa, o da Atlanta olacaktır. Atlanta’da, insanlar evlerinden işyerlerine ulaşmak için çok büyük mesafeler kat etmek zorunda kalıyorlar. Aynı araba bağımlılığı, şu sıralar Çin’de de görülüyor. Duany, Çin iktidarının halkına yaşamak istediği Amerikancı yolun, ülkenin geleceğini tehlikeli biçimde etkileyeceğini söylüyor.

Eğer şehircilik konusunda yeni adımlar atmayı başarabilirsek, hem kendimizi, hem de dünyanın geri kalanını koruyabiliriz. Bunda, tüm yaşantısını Yeni Şehircilik kavramına adayan Duany gibi mimarların da başı çekmesi gerekiyor. Ancak bize düşen görevler de azımsanacak gibi değil: Özel araç kullanımını azaltmak, onun yerine aile bireyleriyle vakit geçirmek ve bu amaca uygun yerleşim birimlerinde yaşamayı tercih etmek. Eğer bu gerçekleşirse, iklim değişikliğine karşı verilen savaşta büyük bir cephede başarı kazanacağız demektir.

[Podcast: “Yeni Şehircilik Akımı” nedir? (Duany ile röportaj, İngilizce)]

Kaynak: Time
Çeviri: mimdap

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir